003-4400033-5284712

WyrokETPCz2013-06-14

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy nowo utworzony krajowy środek odwoławczy, mający na celu rozwiązanie problemu strukturalnego niewykonywania orzeczeń sądowych, może uzasadniać uznanie skargi za niedopuszczalną z powodu niewyczerpania środków krajowych, nawet jeśli skarga została złożona przed wejściem w życie tego środka?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że choć zasadą jest ocena wyczerpania środków krajowych na dzień złożenia skargi, to w wyjątkowych okolicznościach można od tej zasady odstąpić. W niniejszej sprawie, nowa ustawa nr 6384 w Turcji, ustanawiająca komisję odszkodowawczą dla spraw dotyczących niewykonywania orzeczeń sądowych, stanowi dostępny i potencjalnie skuteczny środek. Trybunał zauważył, że ustawa ta ma na celu rozwiązanie problemu strukturalnego, odciąża Trybunał i wspiera zasadę subsydiarności. W związku z tym, skarżący powinni najpierw skorzystać z tego nowego środka, co prowadzi do uznania skargi za niedopuszczalną z powodu niewyczerpania środków krajowych.
Stan faktyczny
Skarżący, pracownicy tureckiej gminy Baltaşı, wygrali dwie sprawy sądowe przeciwko swojemu pracodawcy w marcu i listopadzie 2009 roku, uzyskując orzeczenia nakazujące wypłatę zaległych wynagrodzeń i premii oraz dodatkowych odszkodowań. Pomimo wszczęcia postępowania egzekucyjnego, orzeczenia te nie zostały wykonane przez gminę. Skarżący złożyli skargę do ETPCz, zarzucając naruszenie prawa do rzetelnego procesu i prawa do własności z powodu niewykonania orzeczeń sądowych.
Rozstrzygnięcie
Stwierdza, że skarga jest niedopuszczalna.

Pełny tekst orzeczenia

Mahkeme Yazı İşleri Müdürü   Basın Bildirisi   AİHM 178 (2013)   14.06.2013   Başvurucular 6384 nolu kanunla kurulan Tazminat   Komisyonu’na basvurmalıdırlar   Demiroğlu ve diğerleri / Türkiye (Başvuru No. 56125/10) kararında, Avrupa İnsan   Hakları Mahkemesi, oybirliğiyle, başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.   Mahkeme, 23 Eylül 2013 tarihinden önce önüne getirilen bazı başvuruların iç hukukta   tazminat verilmesi suretiyle çözümüne yönelik 6384 sayılı kanunun Türkiye Büyük Millet   Meclisi tarafından kabul edildiğini tespit etmistir. Mahkeme, başvuru bu kanunun   yürürlüğe girmesinden önce önüne getirilmiş olmasına rağmen, 6384 sayılı kanunun   niteliğini ve kabul edilişi sırasında içinde bulunulan bağlamı dikkate alarak, iç hukuk   yollarının tüketilmesi şartının başvurunun yapıldığı anda değerlendirilmesi genel kuralına   bir istisna yapılmasının haklı görülebileceğini düşünmektedir. Bu karar kesindir.   Başlıca Olaylar   Başvurucular Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olup Baltaşı (Türkiye) Belediyesi’nde   çalışmaktadırlar.   Mart 2009 tarihinde başvurucular bir kısım maaş ve prim alacakları için işverenlerine   karşı dava açmıştır.   Temmuz 2009 tarihinde ulusal mahkeme başvurucuları haklı bularak belediyeyi talep   edilen meblağları ödemeye mahkum etmiştir.   Kasım 2009 tarihinde başvurucular ilk davada tespit edilen alacaklarıyla ilgili munzam   zararlarının tazmini için yeniden dava açmışlardır. 26 Şubat 2010 tarihinde ulusal   mahkeme belediyeyi bu munzam zararları da ödemeye mahkum etmiştir.   Başvurucular tarafından başlatılan icra takibine rağmen, bu iki mahkeme kararı halen   uygulanmamıştır.   Şikayetler, usul ve Mahkeme’nin oluşumu   Başvuru Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önüne 16 Ağustos 2010 tarihinde getirilmiştir.   Başvurucular Sözleşme’nin 6. maddesini (adil yargılanma hakkı) ve 1 nolu protokolün 1.   maddesini (mülkiyetin korunması) ileri sürerek kendi lehlerine verilen mahkeme   kararlarının belediye tarafından uygulanmamasından şikayet etmektedirler.   Karar aşağıdaki yedi yargıçtan oluşan bir daire tarafından verilmiştir :   Guido Raimondi (İtalya), başkan,   Danutė Jočienė (Litvanya),   Peer Lorenzen (Danimarka),   Dragoljub Popović (Sırbistan),   Işıl Karakaş (Türkiye),   Nebojša Vučinić (Karadağ),   Paulo Pinto de Albuquerque (Portekiz), yargıçlar,   ve Stanley Naismith, daire yazı işleri müdürü.   Basın Bildirisi   Mahkeme’nin Kararı   İç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediği, kural olarak, başvurunun Mahkeme önüne   getirildiği tarihte değerlendirilir. Ancak, bu kuralın, olayın özel şartlarıyla haklı   gösterilebilecek istisnaları da yok değildir.   Mahkeme, 23 Eylül 2013 tarihinden önce önüne getirilen, yargı kararlarının   uygulanmaması ve geç uygulanması ile ilgili olanlar da dahil olmak üzere, bazı   başvuruların iç hukukta tazminat verilmesi suretiyle çözümüne yönelik 6384 sayılı   kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edildiğini tespit etmistir. Bu   kanunla kurulan tazminat komisyonu önüne başvurular, kanunun yürürlüğe girme   tarihinden itibaren altı ay veya Mahkeme’nin kabul edilmezlik kararından itibaren bir ay   içinde yapılmalıdır.   Dolayısıyla bu hukuk yolu başvurucular için erişilebilir bir yoldur.   sayılı kanunla getirilen hukuk yolu, davalı Devletin, mahkeme hakkı ve/veya   mülkiyet hakkı aykırılıklarını telafi etmesine, hatta bu yapısal sorunla ilgili Mahkeme   önündeki başvuruları tamamen sonlandırmasına imkân tanıma amacı taşımaktadır.   sayılı kanunla öngörülen hukuk yolu Ümmühan Kaplan davasında pilot karar   usulünün uygulanmasından sonra alınan önlemler çerçevesinde yer almaktadır.   Mahkeme, davalı Devletin, Avrupa Konseyi tavsiye kararları ve Interlaken, İzmir ve   Brighton konferanslarının sonuç bildirgeleri ışığında iç hukuk düzeyindeki bu tip sorunları   çözerek Sözleşme sisteminde üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini ilgiyle not   etmektedir. Böylece Devlet, ilgili kişilere daha hızlı bir telafi imkanı sunarak Sözleşme’de   belirlenen hak ve özgürlükleri Sözleşme’nin 1. maddesinde öngördüldüğü gibi tanımakta   ve çok sayıdaki benzer başvuruyu incelemek durumunda olan Mahkeme’nin iş yükünü   hafifletmektedir. Aynı yapısal sorundan kaynaklanan çok sayıdaki bireysel başvuruya   ulusal düzeyde bir çözüm sunarak, davalı Devlet Sözleşme sisteminin temelinde bulunan   ikincillik ilkesini de işletmiş olmaktadır   Sonuç olarak Mahkeme, başvuru bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce önüne   getirilmiş olmasına rağmen, 6384 sayılı kanunun niteliğini ve kabul edilişi sırasında içinde   bulunulan bağlamı dikkate alarak, iç hukuk yollarının tüketilmesi şartının başvurunun   yapıldığı anda değerlendirilmesi genel kuralına bir istisna yapılmasının haklı   görülebileceğini düşünmektedir.   Mahkeme, başvurucuların, ilk kabulde erişilebilir bir yol olan ve şikâyetlerini sonuca   bağlamak için makul perspektifler sunan 6384 sayılı kanunla kurulmuş tazminat   komisyonuna başvurmaları gerektiğine hükmetmiştir. Başvuru, iç hukuk yollarının   tüketilmemesi nedeniyle reddedilmelidir. Bununla birlikte, bu hüküm, tazminat   komisyonu ve ulusal mahkemeler tarafından verilecek kararlar ışığında bu kanunla açılan   hukuk yolunun etkinliği ve gerçekliğinin denetlenebilmesi ihtimalini hiçbir şekilde   etkilememektedir. Her halükârda bu hukuk yolunun etkinliğiyle ilgili ispat yükü davalı   Devlete düşecektir.   Bu karar sadece Fransızca olarak mevcuttur.   Bu basın bildirisi Yazı İşleri Müdürlüğü tarafından kaleme alınmış olup, Mahkeme’yi   bağlayıcı nitelikte değildir. Mahkeme tarafından verilen kararlar ve mahkeme hakkında   ek bilgiler www.echr.coe.int internet adresinden elde edilebilir. Mahkemenin basın   açıklamalarına abone olmak için lütfen şu adrese üye olunuz: www.echr.coe.int/RSS/fr   veya bizi Twitter'da takip ediniz @ECHR_Press.   Basın iletişim bilgileri   [email protected]e.int | tel: +33 3 90 21 42 08   Denis Lambert (tel: + 33 3 90 21 41 09)   Tracey Turner-Tretz (tel: + 33 3 88 41 35 30)   Basın Bildirisi   Nina Salomon (tel: + 33 3 90 21 49 79)   Jean Conte (tel: + 33 3 90 21 58 77)   Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 1950 tarihli Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin   ihlal edildiği iddiaları hakkında karar vermek üzere Avrupa Konseyi’ne üye devletler   tarafından 1959 yılında kurulmuştur.   3

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło