10129/04

WyrokETPCz2009-03-10ECLI:CE:ECHR:2009:0310JUD001012904

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy 30-dniowy zakaz nadawania nałożony na stację radiową za odczytanie artykułu prasowego stanowił nieproporcjonalną ingerencję w wolność wyrażania opinii, naruszając art. 10 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że ingerencja w wolność wyrażania opinii skarżącej stacji radiowej, polegająca na 30-dniowym zakazie nadawania, nie była "konieczna w społeczeństwie demokratycznym". Stwierdzono, że radio jedynie bez komentarza cytowało artykuł prasowy, który sam w sobie nie doprowadził do postępowania karnego. Trybunał podkreślił, że choć niektóre fragmenty mogły być interpretowane jako wrogie, nie stanowiły one pochwały przemocy, zbrojnego oporu ani buntu, ani też mowy nienawiści. Kara uznana została za surową i nieproporcjonalną do ściganego celu.
Stan faktyczny
Skarżąca, Özgür Radyo, to stacja radiowa z Stambułu. 27 sierpnia 2003 roku, podczas programu "Konuşan Sayfalar", odczytano artykuł z gazety "Evrensel" zatytułowany "Katliam gibi saldırı". Turecka Rada Radiofonii i Telewizji (RTÜK) uznała, że treść artykułu narusza zakaz publikacji podżegających do przemocy, terroryzmu lub nienawiści etnicznej, i nałożyła 30-dniowy zakaz nadawania.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna. 2. Stwierdza naruszenie art. 10 Konwencji. 3. Zasądza na rzecz skarżącej 4000 Euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 3500 Euro tytułem zwrotu kosztów i wydatków. 4. Odrzuca pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ÖZGÜR RADYO-SES RADYO-TELEVĐZYON YAYIN YAPIM VE TANITIM   A.ꢀ. -TÜRKĐYE DAVASI (no:3)   (Baꢁvuru no: 10129/04)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Mart 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (10129/04) no’lu davanın nedeni Ses Radyo   Televizyon Yayın Yapım ve Tanıtım Anonim ꢀirketi’nin (baꢁvuran) Avrupa Đnsan Hakları   Mahkemesi’ne 19 Mart 2004 tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına   iliꢁkin Sözleꢁme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢁmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢁ   olduğu baꢁvurudur.   Baꢁvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından F.N. Ertekin, K.Öztürk, F. Kılıçgün ve T.Aycık   tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢀULLARI   Baꢁvuran Đstanbul’da radyo ve televizyon yayıncılığı alanında faaliyet gösteren bir ꢁirkettir.   Ağustos 2003 tarihinde, saat sekiz kırkta baꢁvuran ꢁirketin radyosu Özgür Radyo canlı   yayında, gazetelerden özetlerin okunduğu “Konuꢁan Sayfalar” isimli bir program   gerçekleꢁtirmiꢁtir. Yayın sırasında, aynı tarihli Evrensel gazetesinden “Katliam gibi saldırı”   baꢁlık bir yazı okunmuꢁtur.   Aralık 2003 tarihinde, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, 3984 sayılı Kanunun 33. maddesi   uyarınca baꢁvurandan savunmasını istemeye karar vermiꢁtir, zira Đzleme ve Değerlendirme   Dairesi Baꢁkanlığı, sözkonusu yayının içeriğinin, aynı kanunun 4. maddesinin b) bendinde   (4765 sayılı Kanunun 2. maddesi ile düzenlendiği ꢁekli ile) ifade edilen toplumu ꢁiddet, terör   ve etnik ayrımcılığa sevk eden veya toplumda nefret duyguları oluꢁturacak yayınların   yasaklanması ilkesine aykırı olduğuna kanaat getirmiꢁtir. 22 Aralık 2003 tarihinde, sözkonusu   karar baꢁvurana tebliğ edilmiꢁtir.   Mart 2004 tarihinde, RTÜK, 24 ꢀubat 2004 tarihinde, 3984 sayılı Kanunun 4 b) ve 33.   maddeleri uyarınca, 30 Mart 2004 tarihinden itibaren otuz gün süreyle sözkonusu radyonun   yayınının durdurulmasına karar verdiği hususunda baꢁvuranı bilgilendirmiꢁtir.   Baꢁvuran, kararın iptali ve dava süresince yürütmenin durdurulması talebiyle Ankara Đdare   Mahkemesi’nde dava açmıꢁtır.   Mart 2004 tarihinde, idare mahkemesi geçici tedbirler yönünden baꢁvuranın talebini haklı   bulmuꢁ ve 24 ꢀubat 2004 tarihli kararın yürütmesini durdurmuꢁtur.   Haziran 2004 tarihinde, Ankara Bölge Đdare Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını   bozmuꢁ ve yürütmenin durdurulması talebini reddetmiꢁtir.   Temmuz 2004 tarihinde, RTÜK baꢁvurana 19 Ağustos 2004 tarihinden itibaren yayınların   durdurulması yönünde verdiği kararı bildirmiꢁtir.   ꢀubat 2005 tarihinde, idare mahkemesi baꢁvuranın talebini haklı bulmuꢁ ve 24 ꢀubat 2004   tarihli RTÜK kararını iptal etmiꢁtir. Mahkeme, yayın sırasında, ihtilaflı makalenin yorumsuz   okunduğunu, gazete hakkında ceza davası açılmadığını ve 3984 sayılı Kanunun 4 b)   maddesinin ihlal edilmediğini belirtmiꢁtir.   Ekim 2005 tarihinde, RTÜK tarafından yapılan baꢁvuru üzerine, Danıꢁtay, ihtilaflı   makalenin içeriğinin halkı kin ve ꢁiddete teꢁvik edecek nitelikte olduğu gerekçesi ile idare   mahkemesinin kararını bozmuꢁtur. Mahkeme, özellikle, “mahalleli, çok iyi tanıdıklarını   belirttikleri saldırganların sivil polis olduğunu belirtmiꢁtir” ifadesinin, güvenlik güçlerinin   toplumun bir kesimine karꢁı baskı kurduğu ve sözkonusu kesimi korkuttuğu mesajı taꢁıdığını   tespit etmiꢁtir. Mahkeme, bu tarz ifadelerin toplumun bir kesiminde güvenlik güçlerine karꢁı   nefret uyandırabileceğini belirtmiꢁtir. Yorum yapılmamasının mesajların niteliğini   değiꢁtirmediğini de sözlerine eklemektedir.   ꢀubat 2006 tarihinde, idare mahkemesi, Danıꢁtay kararına uymuꢁ ve aynı gerekçelerle   baꢁvuranın talebini reddetmiꢁtir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢁvuran, otuz gün süreyle yayınların durdurulması kararının, AĐHS’nin 10. maddesi ile   öngörülen bilgi ve fikir verme özgürlüğüne yönelik keyfi bir müdahale oluꢁturduğunu ileri   sürmektedir.   A. Kabuledilebilirliğe iliꢁkin   Hükümet, AĐHM’ye baꢁvuruda bulunulduğu tarihte sözkonusu davanın ulusal merciler   önünde halen derdest olduğu gerekçesi ile baꢁvurunun kabuledilemez ilan edilmesi yönünde   AĐHM’ye çağrıda bulunmaktadır. Ayrıca Hükümet, AĐHM’den, baꢁvuranın 28 ꢀubat 2006   tarihli idare mahkemesinin kararına karꢁı temyiz baꢁvurusunda bulunmamasından dolayı iç   hukuk yolları tüketilmediği gerekçesi ile de baꢁvurunun kabuledilemez ilan edilmesini talep   etmiꢁtir.   Baꢁvuran bu iddialara karꢁı çıkmaktadır.   Altı ay süresine riayet edilmemesine iliꢁkin olarak, AĐHM, baꢁvuru yollarının son aꢁamasının,   AĐHM’nin kabuledilebilirliğe dair kararını vermeden önce tamamlanması kaydıyla AĐHM’ye   baꢁvurunun yapılmasından sonra nihayete ermesine müsamaha ettiğini hatırlatmaktadır (bkz,   mutatis, mutandis, Ringeisen- Avusturya, 16 Temmuz 1971 tarihli karar ve E.K.-Türkiye,   baꢁvuru no: 28496/95, 28 Kasım 2000 tarihli karar). Sonuç olarak Hükümet’in bu baꢁlık   altındaki itirazı reddedilmektedir.   Đç hukuk yollarının tüketilmesine iliꢁkin olarak, AĐHM, Hükümet’in, idare mahkemesinin 28   ꢀubat 2006 tarihli kararında yalnızca 5 Ekim 2005 tarihli Danıꢁtay kararını yerine getirmesi   nedeniyle, idare mahkemesinin sözkonusu kararını temyiz etmenin hangi ölçüde etkili, yeterli   ve ulaꢁılabilir olacağını hiçbir ꢁekilde göstermediği kanaatindedir. Bu itibarla AĐHM,   Hükümet’in bu baꢁlık altındaki itirazını reddetmektedir.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢁvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢁka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢁvuru kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esas   Hükümet, ihtilaflı müdahalenin yasa ile öngörüldüğünü, demokratik bir toplumda gerekli   olduğunu ve kamu düzeninin korunması gibi meꢁru amaç izlediğini savunmaktadır.   Hükümet’e göre, devletin bu konuda takdir yetkisi bulunmaktadır ve baꢁvuran hakkında   önceden verilen çok sayıdaki cezaların ardından uygulanmıꢁtır. Ayrıca Hükümet, radyo   yayınlarının etkisi göz önüne alındığında, ifade özgürlüğünü kullanırken baꢁvurana önemli   görev ve sorumluluklar düꢁtüğü kanaatindedir. Son olarak Hükümet, izlenen amaç göz önüne   alındığında otuz gün süreyle yayınların durdurulmasının baꢁvuranın ifade özgürlüğü hakkına   yönelik orantılı bir müdahale oluꢁturduğunu savunmaktadır.   Baꢁvuran, sözkonusu iddiaya karꢁı çıkmaktadır. Baꢁvuran, öncelikle, 3984 sayılı Kanunun 4   b) ve 33. maddelerinin, AĐHS’nin 10. maddesinin öngördüğü öngörülebilirlik koꢁullarını   karꢁılamadığını iddia etmektedir. Baꢁvuran, bilahare, hiçbir yorum katmadan aktardığı   haberin yazılı basında geniꢁ ꢁekilde yer aldığını ve bunlardan hiçbiri hakkında herhangi bir   ceza kovuꢁturmasının baꢁlatılmadığını ifade etmektedir. Son olarak, baꢁvuran, otuz gün süre   ile yayınların durdurulması tedbirinin bilgi ve fikir verme özgürlüğüne yönelik keyfi bir   müdahale oluꢁturmasından ꢁikayetçidir.   AĐHM, öncelikle, ihtilaflı tedbirin, AĐHS’nin 10/1 maddesi ile güvence altına alınan   baꢁvuranın ifade özgürlüğü hakkına yönelik bir müdahale oluꢁturduğu hususunun taraflar   arasında ihtilafa neden olmadığını kaydetmektedir.   AĐHM, müdahalenin öngörülebilirliğine iliꢁkin baꢁvuranın itirazına rağmen, Özgür Radyo   (no:1) kararında tespit ettiği üzere, sözkonusu müdahalenin yasa ile öngörüldüğünü ve   AĐHS’nin 10/2 maddesi anlamında kamu düzeninin korunması gibi bir meꢁru amaç izlediğini   gözlemlemektedir. AĐHM, mevcut davada farklı bir görüꢁü benimsemek için hiçbir neden   görememektedir.   Müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli olup olmamasının” incelenmesi AĐHM’ye   düꢁmektedir. Bu bağlamda AĐHM, konuya iliꢁkin içtihadından doğan genel ilkelere atıfta   bulunmaktadır (Bkz, Handyside- Birleꢁil Krallık, 7 Aralık 1976, Özgür Radyo (no:1), Radyo   France ve diğerleri-Fransa, baꢁvuru no: 53984/00 ve Radyo Twist, A.S. –Slovakya, baꢁvuru   no: 62202/00…). AĐHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan davaları   incelediğini ve AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢁtığını hatırlatmaktadır   (Özgür Radyo (no:1) ve Özgür Radyo-Ses Radyo Televizyon Yayın Yapım ve Tanıtım A.ꢁ.-   Türkiye (no:2), baꢁvuru no: 11369/03, 4 Aralık 2007).   Mevcut davada AĐHM, öncelikle, ihtilaf konusu yayının, yazılı basında yer alan ve hakkında   hiçbir kovuꢁturma baꢁlatılmayan bir makaleyi yorumsuz olarak aktarmaktan ibaret olduğunu   tespit etmektedir. Bilahare AĐHM, sözkonusu yayında baꢁvuranın, alıntı yapıldığını belirterek   ve alıntı yapılan gazetenin adını ve yayınlandığı tarihi vererek ihtiyatlı davrandığını tespit   etmektedir; AĐHM, bu noktada gazetecilerden sistematik olarak ve açıkça, yapılan alıntının   içeriği ile aralarına mesafe koymalarını istemenin, belli bir dönemde var olan olay ve fikirler   konusunda basının toplumu bilgilendirme görevi ile bağdaꢁmadığını hatırlatmaktadır (Bkz,   Thoma-Lüksemburg, baꢁvuru no: 38432/97). Son olarak AĐHM, her ne kadar sözkonusu   yayın sırasında okunan bazı cümlelerin anlatılan olaya düꢁmanlığa sevk eden bir anlam   yüklemiꢁ olsa da sözkonusu bölümlerin alıntısı, ꢁiddet kullanımına, silahlı direniꢁe veya   baꢁkaldırıya yönelik bir övgü niteliği taꢁımamaktadır ve kin içeren bir söylem sözkonusu   değildir; AĐHM’ye göre asıl dikkate alınması gereken de bu unsurdur (Bkz, Özgür Radyo   (no:1) ve bu kararda aktarılan içtihatlar).   AĐHM, yapılan müdahalenin orantılılığının belirlenmesinde verilen cezanın niteliği ve   ağırlığının göz önüne alınacak unsurlar olduğunu hatırlatmaktadır. Mevcut davada AĐHM,   baꢁvuranın yayın hakkının otuz gün süreyle durdurulduğunu gözlemlemektedir. AĐHM,   sözkonusu cezanın ağır olduğuna kanaat getirmektedir.   Sonuç olarak AĐHM, geçici yayın yasağını haklı kılmak için ileri sürülen gerekçelerin,   baꢁvuranın ifade özgürlüğü hakkını kullanmasına yönelik yapılan müdahalenin “demokratik   bir toplumda gerekli olduğu” hususunda AĐHM’yi ikna etmek için yeterli olmadığı   kanaatindedir. Ayrıca, sözkonusu yasak zorunlu bir sosyal ihtiyacı karꢁılamamaktaydı ve   izlenen meꢁru amaçla orantılı değildi.   Sözkonusu görüꢁler ıꢁığında AĐHM, AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği sonucuna   ulaꢁmaktadır.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat   Baꢁvuran, 5.840 TL’si faaliyet masrafları ve 2.600 TL’si gelir kaybı olmak üzere toplam   maddi zararını 8.440 TL (yaklaꢁık 4.959 Euro) olarak açıklamaktadır. Baꢁvuran, bir masraf   makbuzunu ve RTÜK’e yaptığı aylık reklam geliri beyanını belge olarak sunmaktadır.   Baꢁvuran, ayrıca, 60.000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmaktadır.   AĐHM, dosyada bulunan kanıt unsurlarının, AĐHS’nin 10. maddesinin ihlali nedeniyle   baꢁvuranın maruz kaldığı gelir kaybını kesin olarak belirleyebilmesine imkan tanımadığı   kanaatindedir. (bkz, bu anlamda, Özgür Radyo (no: 2)). Buna karꢁın AĐHM, baꢁvurana 4000   Euro manevi tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢁvuran, ulusal mahkemeler ve AĐHM önünde yapmıꢁ olduğu yargılama masraf ve giderleri   için sırasıyla 728 Euro ve 7.653 Euro talep etmektedir. Baꢁvuran, mahkeme önünde RTÜK’ün   avukatlık masrafları için ödediği 564 TL’lik ödemeyi (olayların meydana geldiği dönemde   Euro), a minima (en az) 9.500 TL (yaklaꢁık 4.500 Euro) veya baꢁvuran açısından olumlu   bir sonuç elde edildiğinde baꢁvuran tarafından alınan tazminatın %25 üzerinden yapılan bir   avukatlık ücret sözleꢁmesini ve Đstanbul Barosu avukatlık ücret tarifesini belge olarak   sunmaktadır.   Hükümet, bu taleplere karꢁı çıkmaktadır.   AĐHM, içtihadına göre bir baꢁvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak   gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul olduğu ortaya konduğu sürece elde edebilir. Bu   bağlamda AĐHM, ulusal mahkemeler ve AĐHS organları önünde yapılan harcamaların,   AĐHS’nin ihlal edildiği iddiasını telafi etme amacı taꢁıdığı kanaatindedir. Mevcut davada,   sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alarak AĐHM, tüm   masraflar için baꢁvurana 3.500 Euro ödenmesinin makul olacağı kanaatindedir.   C. Gecikme faizi   Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç   puanlık bir artıꢁ eklenerek belirlenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢁvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢁtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet   tarafından baꢁvurana aꢁağıdaki miktarların ödenmesine:   (i) her türlü vergiden muaf tutularak 4000 Euro (dört bin Euro) manevi tazminat   ödenmesine;   (ii)baꢁvuran açısından her türlü vergiden muaf tutularak yargılama masraf ve giderleri   için 3.500 Euro (üç bin beꢁ yüz Euro) ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç   puan fazlasına eꢁit oranda basit faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢁkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢁbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢁ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 10 Mart 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢁtir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło