10985/02;10993/02

WyrokETPCz2008-04-08ECLI:CE:ECHR:2008:0408JUD001098502

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy niewykonanie przez władze krajowe ostatecznych orzeczeń sądowych nakazujących wydanie aktów własności narusza prawo do rzetelnego procesu sądowego (art. 6 ust. 1 Konwencji) oraz prawo do poszanowania mienia (art. 1 Protokołu nr 1)?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że niewykonanie prawomocnych orzeczeń sądowych przez władze administracyjne, zwłaszcza przez okres ponad ośmiu lat, pozbawia art. 6 ust. 1 Konwencji i art. 1 Protokołu nr 1 wszelkiego sensu. Stwierdził, że skarżący mieli "uzasadnione oczekiwanie" na uzyskanie aktów własności, co stanowiło "mienie" w rozumieniu art. 1 Protokołu nr 1. Trybunał podkreślił, że prawo do sądu, gwarantowane przez art. 6 ust. 1, obejmuje prawo do wykonania prawomocnego orzeczenia.
Stan faktyczny
Skarżący, Arif i Sevil Yerlikaya, zakupili działki od Gminy Metropolitalnej Stambułu w 1985 roku, uiszczając pełną cenę do 1996 roku. Pomimo tego, gmina odmówiła wydania im ostatecznych aktów własności. Sądy administracyjne w Stambule anulowały decyzje gminy w 1997 roku, a orzeczenia te stały się prawomocne w 1998 i 1999 roku po odrzuceniu apelacji przez Radę Stanu. Mimo prawomocnych wyroków, gmina przez ponad osiem lat nie wykonała obowiązku wydania aktów własności.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: połączył skargi; uznał skargi za dopuszczalne; stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji i art. 1 Protokołu nr 1; nakazał państwu pozwanemu podjęcie niezbędnych środków w celu pełnego wykonania orzeczeń Stambulskiego Sądu Administracyjnego z 27 marca i 16 kwietnia 1997 r. (które stały się prawomocne 17 czerwca 1999 r. i 25 maja 1998 r.); zasądził każdemu skarżącemu 3000 EUR z tytułu szkody niemajątkowej; zasądził skarżącym łącznie 2000 EUR z tytułu kosztów i wydatków; odrzucił pozostałe żądania zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ÜÇÜNCÜ DAĐRE   YERLĐKAYA -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:10985/02 ve 10993/02)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Nisan 2008   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (10985/02 ve 10993/02) no’lu davanın nedeni   (T.C. vatandaꢀları) Arif Yerlikaya ve Sevil Yerlikaya’nın (Tekin) (baꢀvuranlar) Avrupa Đnsan   Hakları Mahkemesi’ne 19 Kasım 2001 tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini   güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca   yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuranlar, sırasıyla 1924 ve 1966 yılı doğumlulardır ve Đstanbul’da ikamet etmektedirler.   yılında baꢀvuranların her biri, Đstanbul Büyükꢀehir Belediyesi’ne ait birer arsayı taksitle   satın almıꢀlardır. Büyükꢀehir Belediyesi de baꢀvuranlara geçici tapu tahsis belgesi vermiꢀtir.   Haziran 1996 tarihinde hisse bedellerinin tamamını ödeyen baꢀvuranlar, Đstanbul   Büyükꢀehir Belediyesi’nden tapularının verilmesi talebinde bulunmuꢀlardır. Bu talep zımnen   reddedilmiꢀtir. Bu durumda baꢀvuranlar, sözkonusu ret iꢀlemlerinin iptali ve yürütmenin   durdurulması talebiyle Đstanbul Đdare Mahkemesi’ne ayrı ayrı baꢀvurularda bulunmuꢀlardır.   Kasım 1996 tarihinde baꢀvuranların talebi üzerine mahkeme, yürütmenin durdurulmasına   karar vermiꢀtir.   Büyükꢀehir Belediyesi’nin tapuları vermeyi reddetme kararını dayandırdığı mevzuat   değiꢀikliğinin ihtilaflı hisseler için öngörülen bedellerinin tamamını ödeyen baꢀvuranların   durumuna uygulanamayacağı gerekçesiyle sırasıyla 27 Mart ve 16 Nisan 1997 tarihli   kararlarla Đdare Mahkemesi, dava konusu ret iꢀlemlerini iptal etmiꢀtir.   Büyükꢀehir Belediyesi’nin temyiz baꢀvurusu 25 Mayıs 1998 tarihinde Danıꢀtay tarafından   reddedilmiꢀtir. Tarafların karar düzeltme baꢀvurusunda bulunmamaları nedeniyle, Sevil   Yerlikaya ile ilgili karar nihai hale gelmiꢀtir.   Haziran 1999 tarihinde, Arif Yerlikaya ile ilgili karar hakkında Büyükꢀehir Belediyesi   tarafından yapılan karar düzeltme talebi Danıꢀtay tarafından reddedilmiꢀ ve karar nihai hale   gelmiꢀtir.   Baꢀvuranlar, tapularının verilmesi için bir kez daha talepte bulunmuꢀlardır ancak bu talepleri   sonuçsuz kalmıꢀtır. Büyükꢀehir Belediyesi, 15 Aralık 1997 tarihinde durdurulan ꢀehircilik   planı uyarınca sözkonusu hisselerin spor kompleksi inꢀaatı içinde yer aldığını ileri sürmüꢀtür.   Baꢀvuranlara halen tapuları verilmemekte dolayısıyla da baꢀvuranlar, sözkonusu hisseler   üzerinde hiçbir hak iddia edememektedirler.   HUKUK   Baꢀvuranlar, tapularının verilmesine hükmeden nihai mahkeme kararlarının ulusal merciler   tarafından ifa edilmemesinden ꢀikayetçilerdir.   I. DAVALARIN BĐRLEꢁTĐRĐLMESĐ   Olaylar ve esasa iliꢀkin ortaya koydukları sorun bakımından davaların benzerliğini dikkate   alan AĐHM, iç tüzüğün 42/1 maddesi uyarınca davaların birleꢀtirilmesine kanaat   getirmektedir.   II. KABULEDĐLEBĐLĐRLĐĞE ĐLĐꢁKĐN   Hükümet’e göre, baꢀvuranlar, konuya iliꢀkin baꢀvurularını altı aylık süre içerisinde   sunmamıꢀlardır. Baꢀvuranların, 13 Temmuz 1999 (Arif Yerlikaya) ve 6 Temmuz 1998 (Sevil   Yerlikaya) tarihlerinde ellerine ulaꢀan Danıꢀtay kararlarını müteakip altı aylık süre içerisinde   AĐHM’ye baꢀvuruda bulunmuꢀ olmaları gerekirdi. Oysa mevcut davada baꢀvurular, 19 Aralık   tarihinde yani nihai kararların baꢀvuranlara tebliğ edilmesinden altı ay sonra   sunulmuꢀtur.   Ayrıca Hükümet, iç hukuk yolları tüketilmediği gerekçesiyle AĐHM’ye baꢀvuruları   reddetmesi çağrısında bulunmaktadır. Hükümet, baꢀvuranların, ulusal mahkemeler önünde   ꢀikayetlerini sunmadıklarını ve yargı kararlarının yerine getirilmemesi nedeniyle mağdur olan   kimselere tazminat ödenmesini öngören Đdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2577 sayılı   yasasının hükümleri uyarınca idare aleyhinde tazminat davası açmadıklarını belirtmektedir.   Baꢀvuranlar, sözkonusu argümanlara karꢀı çıkmaktadırlar. Baꢀvuranlar, iddia edilen ihlallerin,   yargı kararlarının yerine getirilmemesi ve mülkiyet haklarının tasarrufuna yönelik yapılan   müdahale ile ilgili olduğunu savunmaktadır. Baꢀvuranlara göre, halen devam eden bir durum   sözkonusu olduğunda yargı kararlarının yerine getirilmesini güvence altına alan etkili bir   baꢀvuru yolu bulunmamaktadır. Altı ay süresi, sözkonusu durumun sona ermesinden itibaren   iꢀlemeye baꢀlamaktadır.   AĐHM, önceki kararlarında benzer itirazları reddettiğini hatırlatmaktadır (Lemke-Türkiye,   baꢀvuru no: 17381/02, 5 Haziran 2007). AĐHM, önceden ulaꢀmıꢀ olduğu sonuçlardan baꢀka   bir sonuca ulaꢀmak için hiçbir gerekçe görememekte ve Hükümet’in altı ay kuralı ve iç hukuk   yollarının tüketilmediğine dair yapmıꢀ olduğu itirazları reddetmektedir.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   III. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐ VE 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN   ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuranlar, tapularının verilmesine hükmeden nihai kararların ulusal makamlar tarafından   ifa edilmemesinden ꢀikayetçilerdir. Baꢀvuranlar, AĐHS’nin 13. maddesi ile birlikte 6/1   maddesine ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesine atıfta bulunmaktadırlar.   AĐHM, baꢀvuranlar tarafından dile getirilen olayların özellikle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ve 1   No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin kapsamına girdiği kanaatindedir.   Hükümet, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin yalnızca mevcut mallar için geçerli olduğu   ve mal edinme hakkını güvence altına almadığı gerekçesiyle bu maddenin mevcut davaya   uygulanamayacağını savunmuꢀtur.   AĐHM, 27 Mart ve 16 Nisan 1997 tarihli kararlarla, Büyükꢀehir Belediyesi tarafından   belirlenen yöntemlere uygun olarak baꢀvuranların ödemelerini yapmalarının ardından,   Belediye’nin, baꢀvuranlara tapularının verilmesinin reddine iliꢀkin iꢀlemlerinin iptal edilmesi   taraflar arasında ihtilaf konusu olmadığını hatırlatmaktadır. Ancak, sözkonusu kararlar halen   yerine getirilmemektedir.   Mevcut davada, baꢀvuranların taꢀınmazları üzerindeki mülkiyet hakkından istifade etme   meꢀru beklentisini ileri sürmelerine neden olan mamelek bir değer mevcuttur. Dolayısıyla   baꢀvuranlar, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında bir “mülk” sahibidirler (Bkz.   diğerleri arasından, Kopecky-Slovakya, baꢀvuru no: 44912/98, 28 Eylül 2004 ve Tacea-   Romanya, baꢀvuru no: 746/02, 29 Eylül 2005).   Baꢀvuranların, söz konusu nihai kararların yerine getirilmemesi nedeniyle AĐHS’nin 6/1   maddesinin ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği kapsamında yapmıꢀ   oldukları ꢀikayete iliꢀkin olarak ise AĐHM, özellikle de mevcut davadaki gibi, sözkonusu   kararın yerine getirilmesi yükümlülüğü idari bir makama ait olduğunda, makul süre içerisinde   yetkililerin nihai karara uygun hareket etmemelerinin AĐHS’nin 6/1 maddesinin ve 1 No’lu   Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlaline neden olabileceği kanaatine vardığını hatırlatmaktadır   (Bkz. örneğin, Bourdov-Rusya, baꢀvuru no: 59498/00; Romachov-Ukrayna, baꢀvuru no:   67534/01, 27 Temmuz 2004, Tacea-Romanya, sözü edilen Tunç-Türkiye, baꢀvuru no:   54040/00, 24 Mayıs 2005 ve Kuzu-Türkiye; baꢀvuru no: 13062/03, 17 Ocak 2006 ve   Sipchenko-Rusya, baꢀvuru no: 38368/04, 1 Mart 2007).   AĐHM, mevcut davayı incelemiꢀtir ve Hükümet’in farklı bir sonuca ulaꢀmasını sağlayacak   ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatine varmıꢀtır. AĐHM, idarenin baꢀvuranlara   tapularını vermediğini ve ulusal mahkemelerin de idarenin bu tutumlarını onaylamadığını   tespit etmektedir. 18 Kasım 1996 tarihinde, baꢀvuranların talebi üzerine mahkeme,   yürütmenin durdurulmasına karar vermiꢀtir. Bu ꢀekilde hareket ederek mahkeme ilk aꢀamada,   baꢀvuranlar lehine geçici bir tedbir almıꢀ ve idareden, esas hakkındaki kararı beklerken bu   karara uygun davranmasını istemiꢀtir. Ardından sırasıyla 27 Mart ve 16 Nisan 1997   tarihlerinde, mahkeme, esas hakkındaki kararını vermiꢀ ve idarenin tapuların verilmesinin   reddine iliꢀkin iꢀlemleri iptal etmiꢀtir. Sözkonusu nihai ve icrası kabil kararlar, Arif Yerlikaya   için 17 Haziran 1999 (Danıꢀtay’ın karar düzeltme baꢀvurusunu reddettiği tarih) tarihinden beri   ve Sevil Yerlikaya için 25 Mayıs 1998 tarihinden beri (karar düzeltme baꢀvurusu yapılmadığı   için nihai hale gelen Danıꢀtay kararı tarihi) yani sırasıyla sekiz ve dokuz yıldan fazla   zamandır halen yerine getirilmemiꢀtir. Sözkonusu ihmalkarlık, AĐHM’yi, geçen süre   boyunca, mevcut davada verilen nihai kararlara uygun hareket etme hususunda gerekli   tedbirleri almayan Türk yetkililerinin, AĐHS’nin 6/1 maddesi ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1.   maddesinin hükümlerini manasız kıldığı yönünde düꢀünmeye sevk etmektedir.   Sonuç olarak, sözkonusu hükümler ihlal edilmiꢀtir.   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat   1. Maddi tazminat   Baꢀvuranlar, 300.000 Euro maddi tazminat talebinde bulunmaktadırlar.   Hükümet, bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, ihlal tespiti olan bir kararın, Savunmacı Devlet’e, ihlale son verme ve önceki haline   gelecek ꢀekilde ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırma yükümlülüğü getirdiğini hatırlatmaktadır   (Iatridis-Yunanistan, (adil tatmin), baꢀvuru no: 31107/96).   AĐHM, mevcut davada, baꢀvuranlar lehine verilen nihai yargı kararlarının ifa edilmemesi   nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği   tespitine ulaꢀtığını hatırlatmaktadır. Böylece, baꢀvuranlar, meꢀru olarak beklenti içine   girdikleri taꢀınmazlarının tapularından yoksun bırakılmıꢀtır. Sonuç olarak AĐHM, 13 Temmuz   ve 6 Temmuz 1998 tarihlerinde nihai hale gelen kararlar uyarınca baꢀvuranların, halen   tapularını elde etme haklarının bulunduğu kanaatindedir. AĐHM, AĐHS’nin 6. maddesinin   ihlal edildiği sonucuna ulaꢀtığında, ilke olarak en uygun telafi yolunun, baꢀvuran için,   sözkonusu hükmün gerekleri yerine getirilmiꢀ olsaydı baꢀvuranın içinde bulunacağı duruma   olabildiğince tekabül eden bir durum yaratmak olduğu kanaatindedir (Bkz, Basoukou-   Yunanistan, baꢀvuru no: 3028/03, 21 Nisan 2005; Ahmet Kılıç-Türkiye, baꢀvuru no: 38473/02,   Temmuz 2006; Sipchenko-Rusya; Piersack-Belçika, 26 Ekim 1984 tarihi karar; Gençel-   Türkiye, baꢀvuru no: 53431/99, 23 Ekim 2003). AĐHM, ihlal tespitlerini göz önüne alarak,   sözkonusu ilkenin mevcut davaya da uygulanabileceği kanaatindedir. AĐHM, Savunmacı   Devlet’in, gerekli tedbirleri alarak, sırasıyla 27 Mart ve 16 Nisan 1997 tarihli Đstanbul Đdare   Mahkemesi’nin kararlarının (kararlar, sırasıyla 17 Haziran 1999 ve 25 Mayıs 1998   tarihlerinde nihai hale gelmiꢀlerdir) idare tarafından tam olarak ifa edilmesini sağlaması   gerektiği kanaatindedir.   2. Manevi tazminat   Baꢀvuranlar, ayrıca manevi tazminat talebinde de bulunmaktadırlar. Baꢀvuranlar, manevi   tazminat miktarını AĐHM’nin takdirine bırakmaktadırlar.   Hükümet, hiçbir hukuki mesnedi bulunmadığı gerekçesiyle bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.   Hakkaniyete uygun olarak, AĐHM, baꢀvuranların her birine 3.000 Euro manevi tazminat   ödenmesine karar vermektedir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuranlar, ulusal mahkemeler ve AĐHM önünde yapmıꢀ oldukları masraf ve harcamalar   için 10.390 Euro talep etmektedirler. Baꢀvuranlar, davalarının hazırlanmasının 21 saatlik bir   çalıꢀma gerektirdiğini belirtmekte ve davalarının sunum masrafı olarak 10.000 Euro talep   etmektedirler. Telefon, faks, yazıꢀma, kırtasiye ve çeviri masrafları gibi genel masraflara   iliꢀkin olarak ise baꢀvuranlar 390 Euro talep etmekte ve yapmıꢀ oldukları bu harcamaları,   makbuzların bir nüshası ile desteklemektedirler.   Hükümet, hiçbir hukuki mesnedi bulunmadığı gerekçesiyle bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.   Konuya iliꢀkin içtihadını göz önüne alarak, AĐHM, tüm yargılama masraf ve giderleri için   baꢀvuranlara ortaklaꢀa olarak 2.000 Euro verilmesinin uygun olacağı kanaatindedir.   C. Gecikme faizi   Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç   puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE;   1. Baꢀvuruların birleꢀtirilmesine;   2. Baꢀvuruların kabuledilebilir olduğuna;   3. AĐHS’nin 6/1 maddesi ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;   4. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde   Savunmacı Devlet tarafından, gerekli tedbirleri alarak, sırasıyla 27 Mart ve 16 Nisan   tarihli Đstanbul Đdare Mahkemesi’nin kararlarının ( kararlar, sırasıyla 17 Haziran   ve 25 Mayıs 1998 tarihlerinde nihai hale gelmiꢀlerdir) idare tarafından ifa   edilmesinin sağlanmasına;   b) Savunmacı Devlet tarafından, yine aynı üç aylık süre içerisinde, ödeme tarihindeki   döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirasına çevrilmek suretiyle;   i. baꢀvuranların her birine, 3.000 Euro (üç bin Euro) manevi tazminat ödenmesine;   ii. baꢀvuranlara ortaklaꢀa olarak yargılama masraf ve giderleri için 2.000 (iki bin) Euro   ödenmesine;   iii. sözkonusu miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;   c) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   5. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve   3. paragraflarına uygun olarak 8 Nisan 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło