11369/03
WyrokETPCz2007-12-04ECLI:CE:ECHR:2007:1204JUD001136903
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy 365-dniowy zakaz nadawania programu radiowego, nałożony za wyemitowanie piosenki o charakterze politycznym, stanowił naruszenie wolności wyrażania opinii z art. 10 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że wolność wyrażania opinii, będąca jednym z podstawowych filarów społeczeństwa demokratycznego, obejmuje również informacje i idee, które mogą szokować, obrażać lub niepokoić. Ingerencja w tę wolność musi być "konieczna w społeczeństwie demokratycznym", co oznacza istnienie "pilnej potrzeby społecznej". W niniejszej sprawie Trybunał stwierdził, że 365-dniowy zakaz nadawania był nieproporcjonalny do celu ochrony porządku publicznego, zwłaszcza że piosenka była publicznie dostępna za zgodą Ministerstwa Kultury i odnosiła się do wydarzeń sprzed około trzydziestu lat, co osłabiło jej potencjalny wpływ na podżeganie do nienawiści. Uzasadnienia przedstawione przez władze krajowe nie były wystarczające, aby wykazać "konieczność" tak drastycznej ingerencji.Stan faktyczny
Skarżąca, Özgür Radyo-Ses Radyo Televizyon Yayın Yapım Ve Tanıtım A.Ş., to firma radiowo-telewizyjna z Stambułu. 9 lipca 2000 roku wyemitowała piosenkę "Önsöz", która odnosiła się do wydarzeń z 1971 roku i krytykowała siły bezpieczeństwa. Turecka Rada Radiofonii i Telewizji (RTÜK) uznała, że piosenka narusza prawo zakazujące audycji podżegających do przemocy, terroryzmu i dyskryminacji etnicznej, nakładając na skarżącą karę 365-dniowego zakazu nadawania. Skarżąca podkreślała, że piosenka była dostępna publicznie za zgodą Ministerstwa Kultury i że RTÜK nie posiadała listy zakazanych utworów.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: stwierdza, że skarga jest dopuszczalna; stwierdza naruszenie art. 10 Konwencji; stwierdza, że nie ma potrzeby odrębnego rozpatrywania skargi dotyczącej art. 14 w związku z art. 10 Konwencji. Trybunał zasądza na rzecz skarżącej 5 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową oraz 5 200 EUR tytułem kosztów i wydatków. Pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia zostają odrzucone pięcioma głosami przeciwko dwóm.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
ÖZGÜR RADYO-SES RADYO TELEVĐZYON YAYIN YAPIM VE TANITIM A.ꢀ. -
TÜRKĐYE DAVASI
(B a ꢀvuru no: 11369/03)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Aralık 2007
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup
bazı ꢀekli düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (11369/03) no’lu davanın nedeni Özgür Radyo
Ses Radyo Televizyon Yayın Yapım Ve Tanıtım A.ꢀ.’nin (baꢁvuran) Avrupa Đnsan Hakları
Mahkemesi’ne (AĐHM) 11 Mart 2003 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin
Korunması Sözleꢁmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢁ oldukları baꢁvurudur.
Baꢁvuran, AĐHM önünde Đstanbul Barosu avukatlarından F. N. Ertekin ve T. Ayçık tarafından
temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢀULLARI
Baꢁvuran Đstanbul’da radyo ve televizyon yayıncılığı alanında faaliyet gösteren bir ꢁirkettir.
Özgür Radyo’da 9 Temmuz 2000 tarihi saat 13:30 itibariyle ‘Önsöz’ adlı programda bir ꢁarkı
yayınlanmıꢁtır.
Baꢁvuran 28 Temmuz 2000 tarihinde, Kültür Bakanlığı tarafından satıꢁına izin verilmiꢁ
olanlar dahil olmak üzere, yayınlanması radyo yayıncılığına iliꢁkin mevzuata aykırı olan
müzik albümlerinin listesini Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’ndan (RTÜK) talep etmiꢁtir.
RTÜK, 8 Ağustos 2000 tarihinde baꢁvurana gönderdiği mektupta, böylesi bir listeyi temin
edemeyeceğini ve bu meselenin kendi yetki alanında değil Kültür Bakanlığının yetkisinde
olduğunu belirtmiꢁtir. Ağustos 2000 tarihinde RTÜK bu ꢁarkıda geçen sözlerin 3984 sayılı kanunun 4. fıkrasının
g) bendinde ifade edilen, toplumu ꢁiddet, terör ve etnik ayrımcılığa sevk eden ve toplumda
nefret duyguları oluꢁturacak yayınlara imkân verilmemesi ilkesine aykırı olduğu kanaatine
varmıꢁtır. Baꢁvuran hakkında daha önce de bu ilkeye aykırı hareket ettiği gerekçesiyle uyarı
cezası verildiğini tespit eden RTÜK, 3984 sayılı kanunun 33. maddesi uyarınca yayınının 31
Temmuz 2001 tarihinden itibaren baꢁlamak üzere 365 gün süreyle durdurulmasına karar
vermiꢁtir.
Baꢁvuran, kararın iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Ankara Đdare Mahkemesine
baꢁvurmuꢁtur. Bu maksatla ifade özgürlüğüne atıfta bulunan baꢁvuran, Türkiye’de serbestçe
üretilerek satıꢁa sunulmuꢁ ve hakkında hiçbir yasaklama kararı olmayan bir albümde yer alan
bir müzik parçasını yayınladığına dikkat çekmiꢁtir. Baꢁvuran ayrıca, 1971 yılında meydana
gelmiꢁ olaylarla ilgili olan bu ꢁarkının halihazırda ꢁiddet, terör ve etnik ayrımcılığa sevk
edecek ya da toplumda nefret duyguları oluꢁturacak nitelikte olmadığını ileri sürmüꢁtür.
Baꢁvuran ayrıca ihtilaf konusu yayın durdurma cezasının keyfi ve orantısız olduğunu iddia
etmiꢁtir.
Đdare Mahkemesi yürütmenin durdurulması talebini 6 Ekim 2000 tarihinde reddetmiꢁtir.
Sözkonusu ꢁarkının içinde yer aldığı kaset ve CD’lerin satıꢁına izin verilmesinin ihtilaf
konusu kararın iptalini haklı çıkaracak nitelikte bir unsur olmadığına dikkat çeken Mahkeme
kararın iptali talebini 20 Ekim 2000 tarihinde reddetmiꢁtir.
Danıꢁtay 7 Mayıs 2002 tarihinde aldığı kararla ilk derece mahkemesinin kararını onamıꢁtır.
Bu karar 12 Eylül 2002 tarihinde baꢁvurana tebliğ edilmiꢁtir.
HUKUK
Baꢁvuran AĐHS’nin 10. maddesinde öngörülen ifade özgürlüğü hakkını kullanması
noktasında kendisine ayrımcılık yapıldığını iddia etmektedir.
Bu hususta baꢁvuran ayrıca AĐHS’nin 14. maddesine atıfta bulunmaktadır.
Hükümet bu sava karꢁı çıkmaktadır.
A. Kabuledilebilirliğe iliꢁkin
Hükümet, altı ay süresi kuralına riayet edilmediği gerekçesiyle AĐHM’yi bu ꢁikayeti
reddetmeye davet etmektedir. Hükümet bu hususta, 11 Mart 2003 tarihli baꢁvuru formunun
üzerine AĐHM tarafından vurulan damgadan da görüleceği üzere 14 Mart 2003 tarihinde
AĐHM’ye ulaꢁtığını, oysa ulusal mahkemeler tarafından son kararın 7 Mart 2002 tarihinde
verildiğini belirtmektedir. Hükümet, kararın baꢁvurana tebliğ edildiği tarihin altı ay süresinin
baꢁlangıcı olarak alınması durumunda -12 Eylül 2002- dahi baꢁvurunun 12 Mart 2003
tarihinden önce yapılması gerektiğini belirtmektedir.
Bu iddialara itiraz eden baꢁvuran, altı ay süresinin kararın tebliğ edildiği 12 Eylül 2002
tarihinden itibaren iꢁlemeye baꢁladığına dikkat çekmektedir. Ancak baꢁvuran, 11 Mart 2003
tarihinde faksla baꢁvuruda bulunduğunu ve böylelikle altı süresi kuralına riayet ettiğini
belirtmektedir.
AĐHM, yerleꢁik içtihadı uyarınca, bir baꢁvurunun yapıldığı tarih için, baꢁvuranın baꢁvuruda
bulunma niyetinde olduğunu belirterek baꢁvurma nedenleri hakkında bilgi verdiği ilk
irtibatının esas alındığını hatırlatmaktadır (Chalkley – Birleꢀik Krallık, no: 63831/00, 26 Eylül tarihli karar). Halihazırda baꢁvuran ilk baꢁvurusunu 11 Mart 2003 tarihinde yani 12
Eylül 2002 tarihinde tebliğ edilen 7 Mayıs 2002 tarihli Danıꢁtay kararından itibaren altı ay
içerisinde faksla yapmıꢁtır. Bu nedenle AĐHM, Hükümetin altı ay süresine uyulmaması
yönünden yaptığı itirazı reddeder.
AĐHM bu ꢁikayetin AĐHS’nin 35/3 maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını
tespit etmektedir. AĐHM ayrıca ꢁikayetin baꢁkaca bir kabuledilemezlik gerekçesinin
bulunmadığını tespit etmektedir. Bu nedenle ꢁikayetin kabuledilebilir ilan edilmesi yerinde
olacaktır.
B. Esasa iliꢁkin
Hükümet ihtilaf konusu müdahalenin mesnetli olduğunu ve kamu düzeninin korunması meꢁru
hedefini gözettiğini savunmaktadır. Bu müdahale ayrıca Devletin takdir hakkına değgin olup
baꢁvuran hakkında daha önce verilen cezaların devamı niteliği taꢁımaktaydı. Hükümet ayrıca
ihtilaf konusu ꢁarkının kin ve düꢁmanlığa sevk ettiğine dikkat çekmektedir. Hükümete göre,
radyo yayınlarının etkisi dikkate alındığında daha önemli ödev ve sorumlulukları olduğunun
kabul edilmesi gereken baꢁvuranın bu hususlara dikkat ederek ifade özgürlüğünü kullanması
gerekirdi.
Medya FM ve Đletiꢀim Hizmetleri A.ꢁ. – Türkiye davasını (no: 3284/02, 14 Kasım 2006) emsal
gösteren Hükümet, baꢁvuran hakkında daha evvel verilen cezalar dikkate alındığında ihtilaf
konusu müdahalenin orantılı olduğunu savunmaktadır. Son olarak radyoların tamamının aynı
mevzuata bağlı olduğunu belirten Hükümet ayrımcılık yapıldığı yönündeki tüm iddiaları
reddetmektedir.
Baꢁvuran ihtilaf konusu ꢁarkının 29 yıl önce 1971 askeri darbesi sırasında meydana gelen
olaylara atıfta bulunduğuna dikkat çekmektedir. Baꢁvuran, Kültür Bakanlığı tarafından satıꢁa
sunulmasına izin verilmiꢁ, herkesin ulaꢁabileceği bir müzik albümünde yer aldığını
anımsatmaktadır. Baꢁvuran ayrıca, yayınlanması sakıncalı olabilecek müzik albümleri
konusunda RTÜK’ten bilgi talebinde bulunduğuna dikkat çekmektedir. RTÜK’ün elinde
yayınlanmasında sakınca bulunan müzik albümlerini gösteren bir liste olmamasından yakınan
baꢁvuran hangi ꢁarkıların yayınlanmasının sakıncalı olduğunu bilmesi için elinde herhangi bir
imkan olmadığını belirtmektedir.
AĐHM, ihtilaf konusu tedbirin baꢁvuranın AĐHS’nin 10. maddesinin 1. fıkrasıyla korunan
ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluꢁturduğu hususunda tarafların hemfikir olduğunu
kaydetmektedir. Ayrıca bu müdahalenin 10. maddenin 2. fıkrası anlamında kamu düzeninin
korunması gibi meꢁru bir hedef gözettiği ve yasayla öngörülmüꢁ olduğu hususlarında da bir
ihtilaf mevcut değildir (bkz., Yağmurdereli – Türkiye, no: 29590/96, prg. 40, 4 Haziran 2002).
AĐHM (bu hususlarda taraflarla aynı kanaattedir. ) bu değerlendirmelere iꢁtirak etmektedir.
Halihazırda ihtilaf, sözkonusu müdahalenin ‘demokratik bir toplumda zorunlu’ olup olmadığı
meselesine dayanmaktadır.
AĐHM bu husustaki içtihadından doğan genel ilkeleri esas almaktadır (bkz., diğerleri arasında,
Handyside – Birleꢀik Krallık, 7 Aralık 1976 tarihli karar, prg. 49, Özgür Radyo-Ses Radyo
Televizyon Yayın Yapım ve Tanıtım A.ꢁ., adıgeçen, prg. 77-78, Radio France ve diğerleri –
Fransa, 53984/00, prg. 32-33, ve Radyo Twist, A.S. – Slovakya, no: 62202/00, prg. 47-53).
Đfade özgürlüğü demokratik bir toplumun asli temellerinden olup toplumun ilerlemesinin ve her
bireyin geliꢁmesinin baꢁlıca koꢁullarından birini oluꢁturur. AĐHS’nin 10. maddesinin 2.
fıkrasına tabi olmak kaydıyla bu özgürlük, yalnızca olumlu karꢁılanan ya da zararsız veya
önemsiz olarak algılanan ‘bilgi’ ve ‘fikirler’ için değil; ꢁok edici, zedeleyici yahut kaygı verici
bilgi ve fikirler içinde geçerlidir. ‘Demokratik toplumun’ vazgeçilmezleri olan çoğulculuğun,
hoꢁgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri bunlardır. AĐHM, bu ilkelerin yalnızca yazılı basın için
değil aynı zamanda radyo yayıncılığı için de özel bir önemi haiz oldukları kanaatindedir
(Groppera Radio AG ve diğerleri – Đsviçre, 13 Ekim 1998 tarihli Komisyon raporu, prg. 138).
AĐHS’nin 10/2 maddesi bağlamında ‘zorunlu’ sıfatı ile ‘acil bir toplumsal ihtiyacın’ varlığı
kastedilmektedir. Đfade özgürlüğünün kullanılmasına yönelik bir müdahalenin ‘zorunluluğu’
ikna edici surette ortaya konulmalıdır. Kuꢁkusuz, müdahaleyi haklı kılacak nitelikte bir
ihtiyacın var olup olmadığını değerlendirmek ilk elde ulusal mercilerin görevidir ve ulusal
merciler bu konuda belli bir takdir payına sahiptir. Ancak bu takdir hakkı, AĐHM’nin mevzuat
ve mevzuatı uygulayan mercilerin kararları üzerinde uyguladığı denetimiyle birlikte
değerlendirilir.
Denetim yetkisini kullanırken AĐHM, müdahaleyi davanın bütünlüğü içinde ve ihtilaf konusu
ꢁarkının sözlerinin muhtevası ve ꢁarkının yayınlandığı bağlam dikkate alınmak suretiyle
değerlendirmelidir. Özellikle de nizalı tedbirin ‘izlenen meꢁru hedeflerle orantılı’ olup
olmadığı ve müdahaleyi haklı kılmak için ulusal mercilerce dile getirilen gerekçelerin ‘uygun
ve yeterli’ gerekçeler olup olmadığını belirlemek AĐHM’nin görevidir. Bu maksatla AĐHM,
ulusal makamların sözkonusu olayları makul bir ꢁekilde değerlendirmek suretiyle 10. maddede
belirtilen ilkelere uygun kuralları uyguladıklarından emin olmalıdır.
Halihazırda AĐHM, baꢁvuranın FM bandında yayın yapan bir radyoda bir ꢁarkı yayınlamaktan
dolayı mahkum edildiğini tespit etmektedir. 31 Mayıs 1971 tarihinde bir çok THKO üyesinin
ölmesini konu alan lirik bir ağıt olan bu ꢁarkının güvenlik güçlerini eleꢁtirmesi sebebiyle siyasi
bir simgeye dönüꢁtüğü hususu inkar edilmez. Ölenlere saygı anlamı taꢁıyan anıꢁtırıcı ve
betimleyici nitelikteki bu ꢁarkının angaje olmakla kalmayıp güvenlik güçlerine karꢁı belli bir
sertlik içerdiği de gözlenmektedir. Bununla birlikte ꢁarkının Kültür Bakanlığı tarafından satıꢁ
izni verildiği dolayısıyla herkes için ulaꢁılabilir nitelikte olduğunu tespit etmek gerekir. Üstelik
bu ꢁarkı anlattığı olayların üzerinden yaklaꢁık otuz yıl kadar bir süre sonra yayınlanmıꢁtır.
Dolayısıyla ꢁarkıdaki mesajın etkisi ve ꢁarkının kin gütme niteliği inkar edilemez bir biçimde
zayıflamıꢁtır.
Bu itibarla AĐHM, baꢁvuran hakkında kovuꢁturma baꢁlatıldığı dönemde, halk tarafından bilinen
ihtilaf konusu ꢁarkının 365 gün yayın yasağı konulmasını haklı çıkaracak düzeyde Hükümetçe
iddia edildiği gibi ‘kin’ ve ‘düꢁmanlık’ duyguları oluꢁturacak nitelikte bir ꢁarkı olduğu
hususunun ortaya konulamadığı ve bu cezanın son derece ağır olduğu kanaatine varmaktadır.
Netice olarak AĐHM, baꢁvuran hakkında verilen geçici yayın yasağını desteklemek üzere
sunulan gerekçelerin ilgilinin ifade özgürlüğü hakkını kullanmasına yönelik müdahelenin
‘demokratik bir toplumda zorunlu’ olduğu konusunda ikna etmek için yeterli olmadığı
kanaatindedir. Bu cihetle AĐHM, sözkonusu yayın yasağının acil bir toplumsal ihtiyaca cevap
vermediğini ve izlenen meꢁru hedefle orantılı olmadığını değerlendirmektedir.
Bu mülahazaların ıꢁığında AĐHM AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği sonucuna
varmaktadır.
Vardığı bu sonucu göz önünde bulunduran AĐHM AĐHS’nin 14. maddesi yönünden yapılan
ꢁikayeti ayrıca incelemeye gerek olmadığı kanaatine varmaktadır (Özgür Radyo-Ses Radyo
Televizyon Yayın Yapım ve Tanıtım A.ꢁ., adıgeçen, prg. 86).
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Baꢁvuran maddi tazminat olarak 150.000 YTL (yaklaꢁık 84.662 Euro) talep etmektedir.
Baꢁvuran bu talebini ꢁöyle ayrıntılandırmaktadır: Yayında olmadığı halde iꢁleyiꢁini sürdürmek
üzere yaptığı masraflar (elektrik masrafı, maaꢁ ödemeleri, sigorta harcamaları, kira) için
120.000 YTL (yaklaꢁık 67.736 Euro) ve reklam sözleꢁmelerinin iptalinden doğan zararın
tazmini için 30.000 YTL (yaklaꢁık 16.926 Euro) tazminat talep etmektedir. Baꢁvuran bu
iddialarını belgelemek için bir masraf makbuzuyla birlikte için RTÜK’e yaptığı reklam geliri
beyanını sunmaktadır. Kapatılmasından üç ay öncesine dayanan bu beyanından baꢁvuranın
reklam gelirinin 200.000.000 TL olduğu görülmektedir.
Baꢁvuran ayrıca 100.000 YTL (yaklaꢁık 56.779 Euro) manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.
AĐHM, dosyada bulunan kanıt unsurlarının AĐHS’nin 10. maddesinin ihlali nedeniyle
baꢁvuranın maruz kaldığı zararın ya da gelir kaybını kesin olarak belirleyebilmesine imkan
tanımadığı kanaatindedir (bu anlamda bkz., Özgür Radyo-Ses Radyo Televizyon Yayın Yapım
ve Tanıtım A.ꢁ., adıgeçen, prg. 100). Buna karꢁın AĐHM manevi tazminat olarak baꢁvurana
5.000 Euro ödenmesinin yerinde olacağına hükmetmektedir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢁvuran ulusal mahkemeler önünde yaptığı masraf ve harcamalar için 1.353 YTL (yaklaꢁık Euro) talep etmektedir.
Baꢁvuran AĐHM önünde yaptığı masraf ve harcamalar için ise 11.573 YTL (yaklaꢁık 6.571
Euro) talep etmektedir.
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.
AĐHM’nin içtihadına göre bir baꢁvurana yaptığı masraf ve harcamaların iadesi ancak bu
masraf ve harcamaların gerçekliği, zorunluluğu ve makul oranda olduğu ortaya konulduğu
müddetçe mümkündür. Bu hususta AĐHM, ulusal mahkemeler ve AĐHM organları önünde
yapılan masrafların AĐHS’nin iddia edilen ihlalinin telafisine dönük olduğu görüꢁündedir.
Elinde bulunan bilgileri ve yukarıda ifade edilen ölçütleri göz önünde bulunduran AĐHM
mevcut davada baꢁvurana tüm masrafları için 5.200 Euro ödenmesinin makul olacağına
hükmetmektedir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç
puanlık bir artıꢁ eklenerek belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM,
1. Oybirliğiyle baꢁvurunun geriye kalanının kabuledilebilir olduğuna;
2. Oybirliğiyle AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
3. Oybirliğiyle AĐHS’nin 10. maddesiyle bağlantılı olarak 14. madde yönünden yapılan
ꢁikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına ;
4. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢁtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet
tarafından, baꢁvurana manevi tazminat olarak 5.000 Euro (beꢁ bin Euro) ve yargılama
masraf ve giderleri için miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak 5.200
Euro (beꢁ bin iki yüz Euro) ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢁit oranda basit faiz uygulanmasına;
6. Đkiye karꢁı beꢁ oyla adil tatmine iliꢁkin diğer taleplerin reddine;
Karar vermiꢁtir.
Đꢁbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢁ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve
3. paragraflarına uygun olarak 4 Aralık 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢁtir.
7
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło