11424/03

WyrokETPCz2008-01-24ECLI:CE:ECHR:2008:0124JUD001142403

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy brak rozprawy przed sądami krajowymi w sprawie karnej naruszył prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że brak publicznej rozprawy przed sądami krajowymi, zarówno w pierwszej, jak i drugiej instancji, stanowił naruszenie prawa skarżącego do rzetelnego procesu zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał podkreślił, że zawieszenie wykonania kary nie pozbawiło skarżącego statusu ofiary, ponieważ nie doszło do automatycznego usunięcia skazania i związanych z nim konsekwencji. Trybunał odrzucił również zarzut rządu dotyczący niezachowania sześciomiesięcznego terminu, uznając datę wysłania wniosku faksem za wiążącą.
Stan faktyczny
Skarżący, Emin Karakaya, został oskarżony o posiadanie nielegalnych publikacji po przeszukaniu siedziby partii HADEP w Güngören, gdzie znaleziono czasopisma, plakaty i ulotki. Sąd Pokoju w Bakırköy skazał go na karę pozbawienia wolności zamienioną na grzywnę, z zawieszeniem wykonania kary. Sąd Apelacyjny w Bakırköy utrzymał wyrok w mocy. W obu instancjach postępowanie odbyło się bez rozprawy, co uniemożliwiło skarżącemu osobiste przedstawienie obrony.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną; 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku rozprawy; 3. Uznał, że nie ma potrzeby odrębnego badania skargi na podstawie art. 13 Konwencji; 4. Stwierdził, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową; 5. Oddalił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   KARAKAYA - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 11424/03)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Ocak 2008   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafında belirtilen koꢀullar çerçevesinde   kesinleꢀecek olup bazı ꢀekli düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 11424/03 no’lu davanın nedeni T.C vatandaꢀı   Emin Karakaya’nın (“baꢀvuran”) Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması   Sözleꢀmesinin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca 25 Mart 2003 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları   Mahkemesi’ne (“AĐHM”) yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından M. Đriz tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   doğumlu olan baꢀvuran Đstanbul’da ikamet etmektedir.   Mart 2002 tarihinde Güngören Đlçe Emniyet Müdürlüğü’ne telefonla isimsiz   ihbarda   bulunularak HADEP Đlçe Baꢀkanlığı tarafından Nevruz kutlaması bahanesiyle ‘Molotof’   kokteylleri hazırlandığı bildirilmiꢀtir. Đhbarda bulunan ꢀahıs ayrıca, adıgeçen ilçe   baꢀkanlığında dağıtılmayı bekleyen çok sayıda yasadıꢀı yayın ve el ilanı bulunduğunu da   belirtmiꢀtir.   Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi hakimi 20 Mart 2002’de, Eski Ceza Muhakemeleri   Usulü Kanununun 97. maddesi uyarınca HADEP Güngören Đlçe Baꢀkanlığında arama   yapılması izni vermiꢀtir.   Polis adıgeçen ilçe baꢀkanlığında 20 Mart 2002 tarihinde yaptığı aramada ‘Yeni Özgür Halk’   dergisinin beꢀ nüshasını, ‘Genç Bakıꢀ’ dergisinin 13 nüshasını, ‘Özgür Halk’ dergisinin 35   nüshasını ve bir adet ‘Vest Özgürlük Halk Kültür Sanat Özel’ ekini ele geçirmiꢀtir. Polis   ayrıca üzerinde ‘Newroz Piroz Bê Kutlu Olsun – Barıꢀtır – Özgürlüktür – Kardeꢀliktir –   Birliktir Đstanbul Đl Baꢀkanlığı’ ibaresinin yer aldığı yüz adet afiꢀ ve ‘Đnsan Hakları Bülteni   (Hadi Newruza) baꢀlıklı 135 adet el ilanı ele geçirmiꢀtir.   Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı 3 Nisan 2002 tarihli iddianamesinde   baꢀvuran aleyhinde aralarında yasadıꢀı yayın bulundurma suçunun da bulunduğu bazı   suçlardan ceza davası açmıꢀtır.   Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesi dosya üzerinden inceleme yaparak baꢀvuranı üç ay hapis ve   1.000 Türk Lirası para cezasına çarptırmıꢀ daha sonra da hapis cezasını 381.682.144 TL para   cezasına çevirmiꢀtir. 647 sayılı kanununun 6. maddesi uyarınca mahkeme baꢀvuranın   cezasının ertelenmesine karar vermiꢀtir.   Baꢀvuran 23 Ağustos 2002 tarihinde Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi önünde bu karara   itiraz etmiꢀtir.   Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi 23 Ağustos 2002 tarihinde aldığı kararla itiraz edilen kararı   onamıꢀtır. Bu karar 17 Eylül 2002 tarihinde baꢀvurana tebliğ edilmiꢀtir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, ulusal mahkemeler tarafından bir duruꢀma yapılmadığı cihetle davasının adil bir   ꢀekilde görülmediğini iddia etmektedir. Baꢀvuran bu nedenle müzakerelere katılma hakkından   yoksun bırakıldığını ve savunma haklarını tam manasıyla kullanamadığını iddia etmektedir.   Baꢀvuran bu hususta AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunmaktadır.   Hükümet bu sava karꢀı çıkmaktadır.   A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin   1.Mağdur niteliği   Hükümet sulh ceza mahkemesi tarafından baꢀvuran hakkında verilen kararda cezanın   infazının ertelenmesine hükmedildiğini açıklamaktadır. Baꢀvuran para cezasını zaten   ödememiꢀ olduğundan bu karardan herhangi bir biçimde etkilenmiꢀ değildir. Hükümet   baꢀvuranın mağdur sıfatını haiz olmadığını savunmaktadır.   Baꢀvuran bu konuda görüꢀ belirtmemektedir.   AĐHM, Hükümet’in verdiği, Türk mevzuatının AĐHS’nin gereklerine cevap verecek ꢀekilde   değiꢀtirildiği bilgisini not etmektedir. Öte yandan, AĐHM kendi görevinin mevcut dava   olaylarını değerlendirmekle sınırlı olduğunu ve bu nedenle de ilgili dönemden bu yana bir   takım geliꢀmeler meydana geldiği gerekçesiyle bir davanın artık baꢀvuran açısından geçerli   bir hukuki yararının kalmadığı sonucuna varmasının beklenmemesi gerektiğini belirtir (bkz.   mutatis mutandis, Karkın – Türkiye, no: 43928/98, prg. 43, 23 Eylül 2003, Sadak ve diğerleri   – Türkiye (no:1), no: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, prg. 38, Lutz – Fransa (no:1),   no: 48215/99, prg. 20, 26 Mart 2002, ve Kudla – Polonya, no: 30210/96, prg. 152).   AĐHM bu konudaki içtihatını hatırlatır: ꢁayet yetkili ulusal makamlar açıkça ya da özü   itibarıyla AĐHS’nin ihlalinin varlığını kabul ederek bu durumu telafi etme yoluna gitmemiꢀ   iseler baꢀvuran lehinde verilen bir karar ya da alınan bir tedbir ilke olarak baꢀvuranın mağdur   sıfatının ortadan kalkması için yeterli olmaz (AĐHS’nin 10. maddesiyle ilgili olarak, bkz.   bilhassa Öztürk – Türkiye, no: 22479/93, prg. 73).   Elindeki dosya unsurlarını göz önünde bulunduran AĐHM mevcut davada sözkonusu   ertelemenin, ihtilaf konusu mahkumiyete bağlı yasakların kaldırılmasını öngörmek suretiyle   ceza mahkumiyetinin ve mahkumiyetle bağlantılı cezaların otomatik bir ꢀekilde silinmesini   beraberinde getiren bir mekanizma teꢀkil etmediğini tespit etmektedir (Abdullah Aydın (no:2),   no: 63739/00, 24 Mart 2005). Bu itibarla Hükümetin itirazının reddedilmesi yerinde olacaktır.   2. Altı ay süresi kuralı   Hükümet altı ay süresi kuralına riayet edilmediği itirazında bulunmaktadır. Hükümet, sulh   ceza mahkemesi kararının baꢀvurana 23 Eylül 2002 tarihinde tebliğ edilmesine karꢀın   baꢀvuran tarafından yapılan baꢀvurunun AĐHM’ye 19 Haziran 2003 tarihinde ulaꢀtığını   belirtmektedir.   Baꢀvuran bu hususta görüꢀ belirtmemektedir.   AĐHM, 19 Haziran 2003 tarihinin baꢀvuru formunun AĐHM’ye gönderilme tarihi değil   Mahkeme kalemine ulaꢀtığı tarih olduğunu tespit etmektedir. Buna karꢀın baꢀvuran, baꢀvuru   formunu 25 Mart 2003 tarihinde faksla göndermiꢀtir. Bu tarih dava baꢀvurusunun yapıldığı   tarih olarak değerlendirilmiꢀtir. Bu nedenle baꢀvuran AĐHS’nin 35/1 maddesine uygun olarak   baꢀvurusunu altı ay içinde yapmıꢀtır.   Netice itibarıyla Hükümetin bu itirazı kabul edilmeyecektir.   AĐHM baꢀvurunun AĐHS’nin 35/3 maddesi bakımından açıkça dayanaktan yoksun olmadığını   tespit etmektedir. AĐHM ayrıca baꢀvurunun baꢀka herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesinin   bulunmadığını tespit etmiꢀtir. Dolayısıyla baꢀvuruyu kabuledilebilir ilan etmek yerinde   olacaktır.   B. Esasa iliꢀkin   AĐHM baꢀvuran tarafından dile getirilen ꢀikayete benzer bir ꢀikayeti daha önce incelediğini ve   baꢀvuranın ulusal mahkemeler önünde duruꢀması yapılmadığı cihetle davasını alenen   savunma hakkından yararlanmadığı için AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği hükmüne   vardığını anımsatır (Karahanoğlu – Türkiye, no: 74341/01, prg. 37, 3 Ekim 2006, ve Tanyar   ve Küçükergin – Türkiye, 74242/01, prg. 26-28, 5 Aralık 2006).   Mevcut davayı inceleyen AĐHM, halihazırda farklı bir neticeye varabilmesi için Hükümet   tarafından ikna edici bir olgu ya da argüman sunulmadığını değerlendirmektedir.   Bu itibarla mevcut davada AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran AĐHS’nin 6. maddesi yönünden yaptığı ꢀikayetleri sunabilmesi için iç hukukta bir   baꢀvuru yolu bulunmadığını iddia etmektedir. Baꢀvuran bu hususta AĐHS’nin 13. maddesine   atıfta bulunmaktadır.   Hükümet bu hususta görüꢀ belirtmemektedir.   AĐHM bu ꢀikayetin yukarıda incelenen ꢀikayetle ilintili olması hasebiyle aynı ꢀekilde   kabuledilebilir ilan edilmesi gerektiğini tespit etmektedir. Bununla birlikte AĐHS’nin 6.   maddesi çerçevesinde yaptığı tespiti göz önünde bulunduran AĐHM, mevcut davada AĐHS’nin   13. maddesinin ihlal edilip edilmediği meselesini ayrıca incelemeye yer olmadığı   kanaatindedir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat   Baꢀvuran 1.000 Euro maddi ve 3.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.   Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.   Baꢀvuranın maddi tazminat taleplerini reddeden AĐHM, baꢀvuranın belli bir manevi zarara   uğradığı ve bu zararın telafisi için ihlal tespitinin yeterli olduğu kanaatindedir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuran ayrıca, AĐHM önünde yaptığı masraf ve harcamalar için 3.875 Euro talep   etmektedir.   Talep edilen meblağın herhangi bir belegeyle desteklenmediği gerekçesiyle Hükümet bu   talebe itiraz etmektedir.   AĐHM’nin içtihadına göre, yargılama masraf ve giderlerinin iadesi ancak bu masraf ve   giderlerin gerçekliğinin, gerekliliğinin ve makul oranda olduğunun kanıtlanması ile   mümkündür. Mevcut davada baꢀvuranın talebini destekleyici mahiyette herhangi bir belge   sunmadığını göz önünde bulunduran AĐHM bu talebi reddeder.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna ;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin duruꢀma düzenlenmemesi sebebiyle ihlal edildiğine ;   3. AĐHS’nin 13. maddesi yönünden yapılan ꢀikayeti ayrıca incelemeye gerek olmadığına ;   4. Đhlal tespitinin manevi zarar için baꢀlı baꢀına yeterli bir adil tatmin teꢀkil ettiğine ;   5. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine ;   Karar vermiꢀtir.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve   3. paragraflarına uygun olarak 24 Ocak 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło