11564/02

WyrokETPCz2008-03-27ECLI:CE:ECHR:2008:0327JUD001156402

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy zatrzymanie skarżącego na okres blisko sześciu dni bez niezwłocznego postawienia przed sędzią stanowiło naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał, odwołując się do swojego utrwalonego orzecznictwa, w szczególności do sprawy Brogan i inni przeciwko Zjednoczonemu Królestwu, przypomniał, że zatrzymanie bez kontroli sądowej przez cztery dni i sześć godzin zostało już uznane za przekraczające ścisłe ograniczenia czasowe art. 5 ust. 3 Konwencji. W niniejszej sprawie skarżący był zatrzymany przez prawie sześć dni bez interwencji sądowej. Trybunał uznał, że nawet biorąc pod uwagę powagę zarzucanych czynów, tak długi okres zatrzymania bez kontroli sądowej nie był dopuszczalny.
Stan faktyczny
Hacı Zeki Uzun, ginekolog z Izmiru, został aresztowany 19 października 1999 r. pod zarzutem wspierania PKK, na podstawie zeznań zatrzymanych i informatora. Twierdził, że został upokarzająco aresztowany, znieważany i bity przez policję, a także poddany złemu traktowaniu (wstrząsy elektryczne, duszenie, bicie, groźby) podczas zatrzymania, oraz że przez pierwsze trzy dni odmawiano mu jedzenia, leków i snu. Jego zatrzymanie było dwukrotnie przedłużane, łącznie trwało prawie sześć dni, zanim został postawiony przed sędzią i zwolniony 25 października 1999 r. Postępowanie karne przeciwko niemu zakończyło się uniewinnieniem 23 maja 2000 r., a prokuratorskie śledztwo w sprawie jego skarg na złe traktowanie zostało umorzone.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. uznaje skargę dotyczącą długości zatrzymania za dopuszczalną; 2. uznaje pozostałą część skargi za niedopuszczalną; 3. stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji; 4. zasądza na rzecz skarżącego 1000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową; 5. oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   A V R U P A   OF E U R O P E   KONSEYİ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   HACI ZEKĐ UZUN – TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 11564/02)   KARAR   STRAZBURG   Mart 2008   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 11564/02 baꢀvuru numaralı davanın nedeni T.C.   vatandaꢀı Hacı Zeki Uzun’un (“baꢀvuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 21 Mart   tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesinin (“Sözleꢀme”) 34. maddesi uyarınca   yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından A. Bingöl ve G. Kartal tarafından temsil   edilmiꢀtir.   OLAYLAR   DAVANIN KOꢁULLARI   Bir jinekolog olan baꢀvuran 1956 doğumludur ve Đzmir’de ikamet etmektedir.   Yasadıꢀı silahlı bir örgüt olan PKK’ya (Kürdistan Đꢀçi Partisi) yönelik bir soruꢀturma   zarfında, söz konusu örgüte üyelikten sanık birkaç tutuklu ve itirafçı bir mahkum, baꢀvuranın   örgüte yardım sağladığını söylemiꢀtir.   Ekim 1999 tarihinde, saat 18:30 civarında, baꢀvuran, muayenehanesinde   yakalanmıꢀ ve gözaltına alınmıꢀtır. Baꢀvuran, personeli ve hastaları önünde aꢀağılayıcı bir   ꢀekilde yakalandığını ve polis arabasında kendisine küfür edildiğini ve dövüldüğünü iddia   etmiꢀtir.   Ekim 1999 tarihinde, baꢀvuranın evi ve muayenehanesi aranmıꢀtır. Baꢀvuran, polis   memurlarının, arama sırasında, kendisine küfretmeye, tehdit etmeye ve aꢀağılamaya devam   ettiklerini ileri sürmüꢀtür.   Hükümet, baꢀvuranın gözaltında tutulma süresinin ilk olarak 21 Ekim 1999 tarihinde   savcı tarafından iki gün daha uzatıldığını, daha sonra 23 Ekim 1999 tarihinde Devlet Güvenlik   Mahkemesi’nde görevli bir hakim tarafından üç gün daha uzatıldığını belirtmiꢀtir.   Baꢀvuran, gözaltındayken kötü muamele gördüğünü iddia etmiꢀtir. Bilhassa, kendisine   elektrik ꢀoku verildiği, nefessiz bırakıldığı, dövüldüğü ve tehdit edildiği konusunda ꢀikayetçi   olmuꢀtur. Ayrıca, gözaltında tutulma süresinin ilk üç gününde kendisine yemek ve ilaç   verilmediğini ve uyumasının engellendiğini iddia etmiꢀtir.   Ekim 1999 tarihinde, baꢀvuranın tanıklığı ilk olarak Cumhuriyet Savcısı ve daha   sonra Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde görevli bir hakim tarafından dinlenmiꢀtir. Đzmir   Devlet Güvenlik Mahkemesi hakimi baꢀvuranın tahliyesine karar vermiꢀtir.   Baꢀvuranın ꢀikayeti üzerine, Đzmir Cumhuriyet Savcısı, olaylara yönelik bir   soruꢀturma baꢀlatmıꢀtır. 26 Kasım 1999 tarihinde, Đzmir Cumhuriyet Savcısı, Đzmir Emniyet   Müdürlüğü Terörle Mücadele ꢁubesi’nde görevli polis memurları hakkında takipsizlik kararı   vermiꢀtir. Đddia makamı, kararında, baꢀvuran tarafından tanık olarak sunulan kiꢀilerden   hiçbirinin baꢀvuranın olaylara iliꢀkin ifadesini doğrulayamadığını, baꢀvuranın iddia edilen   failleri teꢀhis edemediğini ve olaylardan on beꢀ gün sonra 11 Kasım 1999’da aldığı sağlık   raporu hariç 19 Ekim 1999, 23 Ekim 1999 ve 25 Ekim 1999 tarihli sağlık raporlarından   hiçbirinde kötü muameleye dair fiziksel bir bulgunun yer almadığını kaydetmiꢀtir. Baꢀvuran   bu karara itiraz etmemiꢀtir.   Baꢀvuran hakkında yasadıꢀı bir örgüte yardım ve yataklık yapmak suçundan Đzmir   Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde baꢀlatılan cezai kovuꢀturma 23 Mayıs 2000 tarihinde   baꢀvuranın beraatıyla son bulmuꢀtur.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, gözaltında tutulma süresinin AĐHS’nin 5/3 maddesine aykırı olduğu   konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur. Söz konusu madde ꢀöyledir.   “Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koꢀullara uyarınca yakalanan veya tutulu durumda   bulunan herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıꢀ diğer bir görevli   önüne çıkarılır.”   A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin   Hükümet, AĐHM’den, baꢀvuruyu, AĐHS’nin 35/1 maddesi uyarınca iç hukuk   yollarının tüketilmesi ꢀartına uymadığı gerekçesiyle reddetmesini talep etmiꢀtir. Bu bağlamda,   baꢀvuranın gözaltında tutulma süresi hakkında Ceza Kanunu’nun 128/4 maddesi, 2845 sayılı   Kanun’un 13/2 maddesi ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 297-304 maddeleri   uyarınca itirazda bulunabileceğini ileri sürmüꢀtür. Ayrıca, 466 sayılı Kanun uyarınca kanun   dıꢀı yakalanmıꢀ ve tutuklanmıꢀ olma karꢀılığı tazminat talebinde bulunabileceğini iddia   etmiꢀtir.   Baꢀvuran, Hükümet’in bu baꢀlık altındaki iddiaları ile spesifik olarak ilgilenmemiꢀtir.   AĐHM, geçmiꢀte benzer davalarda Hükümet’in ön itirazını incelemiꢀ ve reddetmiꢀ   olduğunu yinelemiꢀtir (bkz., özellikle, Ayaz ve Diğerleri – Türkiye, no. 11804/02, 22 Haziran   2006; Hacı Özen – Türkiye, no. 46286/99, 12 Nisan 2007; Keklik ve Diğerleri – Türkiye, no.   77388/01, 3 Ekim 2006; Ferhat Berk – Türkiye, no. 77366/01, 27 Temmuz 2006). AĐHM, söz   konusu davada, bu baꢀvurulardaki kararlarından sapmasını gerektirecek özel bir durum   görmemiꢀtir.   Yukarıda belirtilenler ıꢀığında, AĐHM, Hükümet’in ön itirazını reddetmiꢀtir.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀvurunun baꢀka açılardan bakıldığında da   kabuledilemezlik unsuru taꢀımadığını tespit etmiꢀtir. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir   niteliktedir.   B. Esas   1. Tarafların görüꢀleri   Hükümet, baꢀvuranın gözaltında tutulma süresinin olay sırasında yürürlükte olan yerel   mevzuat ile tamamen uyumlu olduğunu ileri sürmüꢀtür. Ancak, Türk hukuku uyarınca   belirlenen tutukluluk sürelerinde daha sonra AĐHM içtihadına uygun olarak değiꢀiklik   yapıldığını belirtmiꢀtir.   Baꢀvuran iddialarında ısrar etmiꢀtir.   2. AĐHM’nin değerlendirmesi   AĐHM, baꢀvuranın gözaltında tutulma süresinin altı günden biraz az sürdüğünü   gözlemlemiꢀtir. Brogan ve Diğerleri – Đngiltere davasında (29 Kasım 1988 tarihli karar),   yargı denetimi olmaksızın dört gün altı saat süren gözaltında tutulma süresinin, her ne kadar   amacı teröre karꢀı toplumu genel olarak korumak olmuꢀsa da, AĐHS’nin 5/3 maddesinin katı   süre kısıtlamalarının dıꢀına çıktığı kararını vermiꢀtir (bkz., diğerlerinin yanı sıra, yukarıda   anılan Keklik ve Diğerleri).   Brogan davasında ortaya konan ilkeler ıꢀığında, AĐHM, baꢀvuranın, suçlandığı   eylemler her ne kadar ciddi olsa da, yargı müdahalesi olmaksızın o kadar uzun süre gözaltında   tutulmasının gerekli olduğunu kabuledilebilir bulmamıꢀtır.   Dolayısıyla, AĐHS’nin 5/3 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐA EDĐLEN DĐĞER AĐHS MADDELERĐ   Baꢀvuran, baꢀvuru formunda ve sonraki görüꢀlerinde, ayrıca, AĐHS’nin 3., 5., 6. ve 8.   maddeleri uyarınca ꢀikayetçi olmuꢀtur. Bilhassa, yakalanması ve gözaltında tutulması   esnasında kötü muamele gördüğü, kendisini yargılayan Devlet Güvenlik Mahkemesi   heyetinde askeri hakim bulunması nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından   davasının makul bir süre içinde görülmediği, evinin kanun dıꢀı bir ꢀekilde arandığı ve telefon   hatlarının kanun dıꢀı bir ꢀekilde dinlendiği konularında ꢀikayetçi olmuꢀtur. Baꢀvuran, ayrıca,   yakalanma ꢀekli nedeniyle yakalanmasının kanun dıꢀı olduğunu ve yakalanma nedenlerinin   kendisine hemen bildirilmediğini iddia etmiꢀtir. Son olarak, basın tarafından ön soruꢀturmanın   yayınlanması sonucunda masumiyet karinesine iliꢀkin hakkının ihlal edildiğini ve yerel   mahkemenin kendisinin sunduğu tanıkların ifadelerini dinlemediğini ileri sürmüꢀtür.   Hükümet bu ꢀikayetlerin kabuledilebilirliğine iliꢀkin birtakım itirazlarda bulunmuꢀtur.   Ancak, AĐHM, bu itirazları incelemeyi gerekli görmemiꢀtir. Zira, AĐHM, elindeki tüm   belgeler ıꢀığında, baꢀvuranın yukarıda genel hatlarıyla belirtilmiꢀ olan görüꢀlerinin, AĐHS   veya Protokollerinde ortaya konan hak ve özgürlüklere iliꢀkin bir ihlal oluꢀturmadığı   görüꢀündedir.   AĐHM, baꢀvurunun bu kısmının, AĐHS’nin 35. maddesinin 1., 3. ve 4. paragrafları   uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabuledilemez olduğuna karar   vermiꢀtir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   Sözleꢀme’nin 41. maddesine göre “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal   edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen   telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören   tarafın adil tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuran, toplam 50.000 Euro maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuꢀtur.   Hükümet, bu miktara itiraz etmiꢀtir.   AĐHM, talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı   görmemiꢀ ve bu nedenle bu talebi reddetmiꢀtir. Diğer taraftan, AĐHM, hakkaniyet temelinde   karar vererek, baꢀvurana, 1.000 Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuran, ayrıca, hem yerel mahkemelerde hem de AĐHM’de yapılan mahkeme   masraflarına karꢀılık 10.000 Euro talep etmiꢀtir.   Hükümet, bu miktara itiraz etmiꢀtir.   AĐHM Đç Tüzüğü’nün 60. maddesi uyarınca baꢀvuranın bu talebini doğrulayamadığı   gerekçesiyle AĐHM tazminat ödenmemesine karar vermiꢀtir.   C. Gecikme faizi   Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı   orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE   1. Baꢀvuranın gözaltında tutulma süresinin uzunluğuna iliꢀkin ꢀikayetin kabuledilebilir   olduğuna; baꢀvurunun kalanının kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’nin 5/3. maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç   ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve   her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvurana   manevi tazminat olarak 1.000 Euro (bin Euro) ödenmesine;   b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa   Merkez Bankası’nın o dönem marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve   3. paragrafları gereğince 27 Mart 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   Françoise Elens-Passos   Katip Yardımcısı   Françoise Tulkens   Baꢀkan   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło