11840/02

WyrokETPCz2006-10-10ECLI:CE:ECHR:2006:1010JUD001184002

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy skazanie redaktora naczelnego gazety za artykuł dotyczący kwestii kurdyjskiej, pod zarzutem podżegania do nienawiści, stanowiło naruszenie jego wolności wyrażania opinii gwarantowanej w art. 10 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że uzasadnienie sądów krajowych dla skazania skarżącego było niewystarczające do usprawiedliwienia ingerencji w jego wolność wyrażania opinii. Stwierdził, że artykuł, choć poruszał kwestię kurdyjską i opresji osób pochodzenia kurdyjskiego, wzywając do równości, nie promował przemocy, buntu ani zaprzeczania zasadom demokratycznym. Surowość nałożonej kary (kara pozbawienia wolności zamieniona na grzywnę oraz tymczasowe zawieszenie publikacji gazety) została uznana za nieproporcjonalną do zamierzonych celów i niekonieczną w społeczeństwie demokratycznym.
Stan faktyczny
Bülent Falakoğlu, redaktor naczelny gazety „Yeni Evrensel”, został oskarżony przez prokuratora Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Stambule o podżeganie do nienawiści na tle rasowym i regionalnym, na podstawie art. 312 § 2 tureckiego kodeksu karnego, w związku z artykułem „Yedekle ve Kullan” opublikowanym 3 grudnia 2000 r. Został skazany na dwa lata pozbawienia wolności (zamienione na grzywnę w wysokości około 1780 Euro), a publikacja gazety została zawieszona na dwa dni. Wyrok został utrzymany w mocy przez Sąd Kasacyjny.
Rozstrzygnięcie
Stwierdza naruszenie art. 10 Konwencji. Stwierdza, że pozostała część skargi jest niedopuszczalna. Zasądza na rzecz skarżącego 1.780 Euro tytułem szkody majątkowej, 3.000 Euro tytułem szkody niemajątkowej oraz 1.500 Euro tytułem kosztów i wydatków, wraz z odsetkami. Odrzuca pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   FALAKOĞLU- TÜRKĐYE DAVASI (No:2)   (Baꢀvuru no:11840/02)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Ekim 2006   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   bazı düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın   adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri   Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari   olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve 11840/02 baꢀvuru no’lu davanın nedeni bu   ülke vatandaꢀı olan Bülent Falakoğlu’nun (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne   (AĐHM) 18 ꢁubat 2002 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin Temel Đnsan Haklarını   güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından K.T. Sürek tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   Baꢀvuran 1974 doğumlu olup Đstanbul’da ikamet etmektedir. Olayların meydana   geldiği dönemde baꢀvuran, merkezi Đstanbul’da bulunan Yeni Evrensel gazetesi yazı iꢀleri   müdürüdür.   Aralık 2000 tarihinde Yeni Evrensel gazetesinin 791. sayısının 6. sayfasında   “Yedekle ve Kullan” baꢀlıklı bir yazı yayınlanmıꢀtır.   Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Baꢀsavcısı 13 Aralık 2000 tarihli bir   iddianameyle, gazetenin yazı iꢀleri müdürü olan baꢀvuran hakkında ceza davası açmıꢀtır.   DGM Cumhuriyet Baꢀsavcısı sözkonusu maddeye dayanarak, baꢀvuranı Türk Ceza   Kanunu’un 312 § 2. maddesi uyarınca halkı ırk ve bölge farklılığı gözeterek kin ve   düꢀmanlığa tahrik etmekle suçlamıꢀtır.   Baꢀvuran Đstanbul DGM’de görülen davasında, dava konusu makale yazarının Kürt   sorunu hakkında kiꢀisel bakıꢀ açısını yansıttığını belirterek, ırk veya bölge ayrımcılığı   gözeterek halkı kin ve düꢀmanlığa tahrik etmek gibi bir amaç gütmediğini ileri sürmüꢀ ve   özellikle AĐHS’nin 6. ve 10. maddeleri ile sağlanan güvenceye atıfta bulunmuꢀtur.   Temmuz 2001 tarihinde, üç sivil hakimden oluꢀan Đstanbul DGM heyeti, TCK’nın   § 2 maddesi uyarınca baꢀvuranı suçlu bularak, iki yıl hapis cezası ile birlikte 182.520.000   Türk Lirası para cezasına çarptırmıꢀ, ardından hapis cezasını para cezasına çevirerek   baꢀvuranı 2.403.180.000 T.L (yaklaꢀık 1780 Euro) ödemeye mahkum etmiꢀtir. Mahkeme   ayrıca 5680 sayılı Basın Kanunu’nun 2 § 1. maddesi gereğince gazetenin iki gün süreyle   geçici olarak yayınını durdurmasına karar vermiꢀtir.   Karar gerekçelerinde iddianamede yer alan dava konusu makalenin ilgili kısımlarına   atıfta bulunan Đstanbul DGM, Kürt sorununu ve Kürt kökenli insanlara uygulanan baskıyı   tartıꢀma konusu yapan bu türden makalelerin, TCK’nın 312 § 2. maddesi uyarınca ırk ve   bölge ayrımcılığı gözeterek halkı kin ve düꢀmanlığa sevk ettiğine kanaat getirmiꢀtir.   Yargıtay, ilk derece mahkemesinin gerekçeleri ile dosyanın içeriğini dikkate alarak 21   Kasım 2001 tarihinde temyiz edilen kararı onamıꢀtır.   HUKUK AÇISINDAN   I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran Yeni Evrensel gazetesi yazı iꢀleri müdürü sıfatıyla mahkum edilmesinden   ꢀikayetçi olmakta ve AĐHS’nin 10. maddesine gönderme yapmaktadır.   AĐHM bu ꢀikayetin AĐHS’nin 35 § 3 maddesine göre açıkça dayanaktan yoksun kabul   edilemeyeceğini saptamıꢀtır. Bunun dıꢀında baꢀka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile   karꢀılaꢀılmadığından Mahkeme, sözkonusu ꢀikayeti kabuledilebilir bulmuꢀtur.   Baꢀvuran Yeni Evrensel gazetesi yazı iꢀleri müdürü sıfatıyla mahkum edilmesinin   ifade özgürlüğü hakkını ihlal ettiğini ileri sürmektedir.   Hükümet baꢀvuranın bu savına karꢀı çıkmaktadır. Baꢀvuranın ifade özgürlüğü   hakkında yönelik bir müdahalenin varlığını kabul etmekle birlikte Hükümet, bunun AĐHS’nin   10. maddesinin 2. paragrafıyla haklı kılındığını savunmaktadır.   AĐHM sözkonusu mahkumiyet kararının, Sözleꢀme’nin 10 § 1 maddesi ile güvence   altına alınan ifade özgürlüğü hakkına yönelik bir müdahale teꢀkil ettiği hususunun taraflar   arasında bir ihtilafa yol açmadığını belirtir. AĐHS’nin 10 § 2 maddesi uyarınca müdahalenin   yasa ile öngörüldüğüne ve toprak bütünlüğünün korunması gibi meꢀru bir amaç güttüğüne   yönelik bir itirazda da bulunulmamıꢀtır (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye, no: 29590/96, 4 Haziran   2002). Bu durumda anlaꢀmazlık, müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli” olup   olmadığı sorusuna dayanmaktadır.   AĐHM, dava konusu makalede, makale yazarının “Türk-Kürt ve diğer milliyetlerden   tüm emekçilere” çağrıda bulunarak “ inkar ve baskı politikası” konusuna değindiğini “hukuki   eꢀitliğin tanınması” ꢀeklindeki açıklamalara yer verdiğini tespit etmektedir. Makale yazarına   göre “Anayasal ve fiili eꢀitliğin sağlanması önündeki tüm yasakların son bulması, asimilasyon   hedefli politikalardan vazgeçilmesi (…)” gerekmektedir.   DGM, Kürt sorununu ve Kürt kökenli insanlara uygulanan baskıyı tartıꢀma konusu   yapan bu türden makalelerin, TCK’nın 312 § 2. maddesi uyarınca ırk ve bölge ayrımcılığı   gözeterek halkı kin ve düꢀmanlığa sevk ettiğine kanaat getirmiꢀtir.   AĐHM iç mahkemeler tarafından belirtilen gerekçeleri dikkatle incelemiꢀ ve bu   gerekçelerin tek baꢀına, baꢀvuranın ifade özgürlüğü hakkına yapılan müdahaleyi haklı   kılmaya yeterli olamayacağı sonucuna varmıꢀtır (Bkz., mutatis mutandis, Sürek-Türkiye no:   24762/94, 8 Temmuz 1999). Ayrıca, yapılan incelemeden, bu makalenin ꢀiddeti, isyanı ya da   demokratik ilkelerin her türlü inkarını teꢀvik ettiği ꢀeklinde bir değerlendirilme yapılması için   bir neden görememektedir.   Diğer yandan AĐHM daha önce bu davanınkine benzer soruları gündeme getiren baꢀka   davalar da incelediğini ve AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır   (Bkz. özellikle, Đbrahim Aksoy-Türkiye no: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, Kızılyaprak-   Türkiye, no: 27528/95, 2 Ekim 2003). AĐHM mevcut davayı içtihatları ıꢀığı altında incelemiꢀ   ve terörle mücadeleye bağlı zorluklara karꢀın, Hükümetin davayı farklı ꢀekilde   sonuçlandıracak hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiꢀtir. (Bkz. Đbrahim Aksoy, ve   Đncal-Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Derleme Kararlar ve Hükümler).   AĐHM ayrıca, baꢀvuran hakkında verilen mahkumiyet kararında sözkonusu durumda   verilebilecek olan en ağır cezanın, yani para cezasıyla beraber iki yıl hapis cezasının- bu ceza   daha sonra para cezasına çevrilmiꢀtir- verildiğini tespit etmektedir. Ayrıca, sözkonusu   gazetenin yayınının iki gün süreyle durdurulmasına karar verilmiꢀtir.   Sonuç olarak, baꢀvuran hakkında verilen mahkumiyet kararının amaçlanan hedeflerle   orantısız olduğuna ve demokratik bir toplumda gerekli olmadığına kanaat getirmektedir.   Bu nedenle AĐHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat   Baꢀvuran maddi tazminat olarak 2.000 Euro talep etmektedir. Baꢀvuran para cezasının   ödendiğine dair yirmi-üç adet makbuz sunmaktadır. Baꢀvuran aynı zamanda manevi tazminat   olarak 4.000 Euro talep etmektedir.   Hükümet talep edilen miktarların aꢀırı olduğunu ileri sürerek bu iddialara karꢀı   çıkmaktadır.   Maddi tazminatla ilgili olarak AĐHM, baꢀvurana verilen para cezalarının AĐHS’nin 10.   maddesinin ihlalinin doğrudan bir sonucu olduğunu tespit etmektedir. Bu nedenle ödenen   miktarların, baꢀvurana geri ödenmesi uygun olacaktır. AĐHM, elindeki mevcut bilgilerden   hareketle hakkaniyete uygun olarak baꢀvurana 1.780 Euro ödenmesinin makul olduğu   kanaatindedir.   Manevi tazminata iliꢀkin olarak ise AĐHM, baꢀvuranın, davanın koꢀulları nedeniyle bir   tür karmaꢀaya maruz kalmıꢀ olabileceğine kanaat getirerek, AĐHS’nin adil tazmin öngören 41.   maddesi gereğince ve bu alandaki içtihatlarını dikkate alarak, baꢀvurana 3.000 Euro tutarında   manevi tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.   B. Masraf ve Harcamalar   Baꢀvuran, AĐHM ve yerel mahkemeler nezdinde yaptığı masraf ve harcamalar için   3.000 Euro tazminat talebinde bulunmaktadır. Baꢀvuran bu harcama miktarını kanıtlayıcı   hiçbir belge sunmamıꢀtır.   Hükümet bu talebe karꢀı çıkmaktadır.   Mahkemenin bu konudaki içtihadı ve mevcut unsurlar doğrultusunda, AĐHM tüm   masraflarla birlikte baꢀvurana 1.500 Euro ödenmesini kararlaꢀtırmıꢀtır.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun geri kalanının kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay   içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı   Hükümet tarafından baꢀvurana:   i. maddi tazminat için 1.780 Euro (bin yedi yüz seksen) ödenmesine;   ii. manevi tazminat için 3.000 Euro (üç bin) ödenmesine;   iii. masraf ve harcamalar için 1.500 Euro (bin beꢀ yüz) ödenmesine;   iiii.yukardaki miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar,   Hükümetin, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eꢀit   oranda basit faizi uygulamasına;   4. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   karar vermiꢀtir.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77§§ 2 ve 3   maddesine uygun olarak 10 Ekim 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło