11855/04
WyrokETPCz2008-06-17ECLI:CE:ECHR:2008:0617JUD001185504
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość tymczasowego aresztowania skarżącego naruszyła jego prawo do wolności i bezpieczeństwa osobistego, gwarantowane przez art. 5 ust. 3 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że łączny okres tymczasowego aresztowania skarżącego, wynoszący sześć lat i pięć miesięcy, był nadmierny i naruszał art. 5 ust. 3 Konwencji. Stwierdził, że krajowe sądy wielokrotnie odrzucały wnioski skarżącego o zwolnienie, posługując się ogólnikowymi i stereotypowymi uzasadnieniami, takimi jak „charakter przestępstwa”, „stan dowodów” czy „ciągła ważność podstaw aresztowania”. ETPCz podkreślił, że choć istnienie uzasadnionego podejrzenia jest warunkiem wstępnym aresztowania, to z czasem staje się niewystarczające, a władze krajowe muszą przedstawić „odpowiednie” i „wystarczające” powody dalszego pozbawienia wolności oraz wykazać szczególną staranność w prowadzeniu postępowania, czego w tej sprawie zabrakło.Stan faktyczny
Skarżący, Okan Tüm, urodzony w 1977 roku, został aresztowany 17 października 1996 roku i tymczasowo aresztowany 31 października 1996 roku pod zarzutem przynależności do nielegalnej organizacji. Był wielokrotnie aresztowany i zwalniany, a następnie ponownie aresztowany w związku z zarzutami rzucania materiałów wybuchowych. Łączny okres jego tymczasowego aresztowania wyniósł sześć lat i pięć miesięcy. Krajowe sądy, w tym Państwowy Sąd Bezpieczeństwa w Stambule (DGM), konsekwentnie odrzucały jego wnioski o zwolnienie, powołując się na ogólne uzasadnienia. W 2002 roku został skazany, ale wyrok ten został uchylony przez Sąd Kasacyjny w 2003 roku, co doprowadziło do kolejnego okresu aresztowania przed jego zwolnieniem w 2005 roku.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie uznał skargę za częściowo dopuszczalną w zakresie okresu tymczasowego aresztowania od 1 czerwca 1998 r., a w pozostałym zakresie za niedopuszczalną. Stwierdził, sześcioma głosami do jednego, naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji. Sześcioma głosami do jednego zasądził skarżącemu 4 500 EUR tytułem szkody niemajątkowej oraz 2 660 EUR tytułem kosztów i wydatków. Odrzucił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
TÜM - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 11855/04 )
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Haziran 2008
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup bazı
ꢀekli düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (11855/04) no’lu davanın nedeni (T.C.
vatandaꢀı) Okan Tüm’ün (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 18 ꢁubat tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleꢀmesi’nin
(AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ oldukları baꢀvurudur.
Baꢀvuran, AĐHM önünde Đstanbul Barosu avukatlarından M.A. Kırdök ve M. Kırdök tarafından
temsil edilmektedir.
OLAYLAR doğumlu olan baꢀvuran Kocaeli’nde ikamet etmektedir.
Yasadıꢀı bir örgüte mensup olduğu gerekçesiyle 17 Ekim 1996 tarihinde yakalanan baꢀvuran Ekim 1996’da tutuklanmıꢀtır.
Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı baꢀvuran hakkında yasadıꢀı bir
örgüte mensup olmak ve bu örgüte yardım ve yataklık etmek suçlarından bir ceza davası
açmıꢀtır. ꢁubat, 9 Nisan, 27 Haziran, 1 Eylül, 5 Kasım ve 26 Aralık 1997 tarihlerinde yapılan
duruꢀmalarda DGM baꢀvuranın tutuksuz yargılanma taleplerini reddetmiꢀ ve ‘dosya
durumunu ve kanıt unsurlarını göz önünde bulundurarak’ tutukluluğunun devamına karar
vermiꢀtir.
DGM 23 ꢁubat 1998 tarihinde baꢀvuranın tutuksuz yargılanmasına karar vermiꢀtir.
DGM savcılığı 22 Haziran 1998 tarihli ikinci bir iddianameyle patlayıcı madde atma gibi yeni
bazı suçlardan bir ceza davası açmıꢀtır.
Baꢀvuran hakkında açılan ceza davaları 2 Ekim 1998 tarihinde birleꢀtirilmiꢀtir.
DGM 4 Aralık 1998, 19 ꢁubat ve 16 Nisan 1999 tarihli duruꢀmalarda ‘dosya durumunu ve
kanıt unsurlarını göz önünde bulundurarak’ baꢀvuranın tutukluluğunun devamına karar
vermiꢀtir.
DGM, 30 Haziran, 28 Ağustos, 5 Kasım ve 29 Aralık 1999 tarihli duruꢀmalarda baꢀvuranın
tutuksuz yargılanma taleplerini reddetmiꢀ ve ‘dosya durumunu ve yargılamanın seyrini göz
önünde bulundurarak’ tutukluluğunun devamına karar vermiꢀtir. Mart, 12 Mayıs ve 4 Ekim 2000 tarihli duruꢀmalarda DGM baꢀvuranın tutuksuz yargılanma
taleplerini reddetmiꢀ ve ‘dosya durumunu ve kanıt unsurlarını göz önünde bulundurarak’
tutukluluğunun devamına karar vermiꢀtir. Temmuz, 1 Aralık 2000, 27 Haziran 2001 ve 10 Mayıs 2002 tarihli duruꢀmalarda DGM
‘suçun vasfı ve cinsini, kanıt unsurlarını ve suçun iꢀlendiği tarihi ve tutuklanma tarihini göz
önünde bulundurarak’ baꢀvuranın tutukluluğunun devamına karar vermiꢀtir.
Temmuz 2001 tarihli duruꢀmada DGM ‘delillerin durumunu ve tutuklanma gerekçelerinin
halen geçerli olduğunu göz önünde bulundurarak’ baꢀvuranın tutukluluğunun devamına karar
vermiꢀtir.
DGM 10 Mayıs 2002 tarihinde aldığı bir kararla yasadıꢀı bir örgüte mensup olduğu ve bu
örgüte yardım ve yataklık ettiği gerekçesiyle baꢀvuranı on iki yıl altı ay hapse mahkum
etmiꢀtir.
Yargıtay 7 Temmuz 2003 tarihinde aldığı bir kararla itiraz edilen kararı bozmuꢀtur.
Baꢀvuranın davasını inceleyen Đstanbul DGM 1 Temmuz 2003 tarihinde aldığı bir kararla
baꢀvuranın tutukluluğunun devamına karar vermiꢀtir. Aralık 2003, 21 Nisan 2003, 1 Eylül 2004 ve 28 Eylül 2005 tarihlerinde yapılan
duruꢀmalarda DGM ‘suçun vasfını, kanıt unsurlarını ve suçun iꢀlendiği tarihi ve tutuklanma
tarihini göz önünde bulundurarak’ baꢀvuranın tutukluluğunun devamına hükmetmiꢀtir. Aralık 2004, 13 Ocak, 3 Mart, 31 Mart ve 18 Nisan 2005 tarihli duruꢀmalarda DGM
‘suçun vasfını, kanıt unsurlarını ve suçun iꢀlendiği tarihi ve tutuklanma tarihini ve tutuklanma
gerekçelerinin halen geçerli olmasını göz önünde bulundurarak’ baꢀvuranın tutukluluğunun
devamına karar vermiꢀtir.
Baꢀvuranın 12 Ocak 2004 tarihli tutuksuz yargılanma talebi 29 Ocak 2004 tarihinde DGM
tarafından reddedilmiꢀtir.
DGM 28 Aralık 2005 tarihinde baꢀvuranın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına
karar vermiꢀtir.
Taraflarca verilen bilgiye göre davanın görülmesine DGM önünde halen devam edilmektedir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐNĐN ĐHAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran tutuklu yargılanma süresinin uzunluğundan ꢀikayetçi olmaktadır.
A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin
Hükümet, baꢀvuranın 18 ꢁubat 2004 tarihinde AĐHM’ye baꢀvuru yaptığı cihetle yakalandığı Ekim 1996 tarihinden tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığı 23 ꢁubat 1998
tarihine kadar geçen dönem bakımından AĐHS’nin 35. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen altı
ay süresi kuralına riayet edilmediği itirazında bulunmaktadır. Hükümet aynı itirazı 1 Haziran
1998’den 10 Mayıs 2002’ye kadar geçen dönemle ilgili olarak da gündeme getirmektedir.
Hükümet, yalnızca 7 Temmuz 2003 tarihinden 28 Aralık 2005’e kadar geçen dönemin dikkate
alınması gerektiğini savunmaktadır.
Baꢀvuran Hükümet tarafından dile getirilen kabuledilemezlik itirazlarına karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM baꢀvuranın ilk tutukluluk döneminin yakalandığı 17 Ekim 1996 tarihinde baꢀlayarak
DGM tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığı 23 ꢁubat 1998 tarihinde sona
erdiğini, buna karꢀın baꢀvuranın 18 ꢁubat 2004 tarihinde baꢀvuruda bulunduğunu tespit
etmektedir. Bu itibarla baꢀvuranın ilk tutukluluk dönemi altı ay süresi kuralına riayet
edilmediği gerekçesiyle AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmelidir.
Diğer iki tutukluluk dönemine iliꢀkin olarak ise AĐHM daha önce buna benzer bir itirazı
reddettiğini anımsatır. Bu çerçevede AĐHM, AĐHS’nin 5. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen
sürenin sona erdiği tarihin ‘isnat edilen suçun ilk derece mahkemesi tarafından bile olsa sabit
bulunduğu tarih’ olduğunu vurgulayarak (Wemhoff – Almanya, 27 Haziran 1968 tarihli karar,
prg. 9 ; Labita – Đtalya, no: 26772/95, prg. 147) mevcut davadaki gibi arada hiçbir serbest
bırakmanın olmadığı birden çok tutukluluk döneminin olması halinde sözkonusu tutukluluk
dönemlerinin tamamının dikkate alınması gerektiğini hatırlatır (Baltacı – Türkiye, no: 495/02,
prg. 46, 18 Temmuz 2006 ; Solmaz – Türkiye, no: 27561/02, prg. 34-37). Halihazırda
baꢀvuran 18 ꢁubat 2004 tarihinde AĐHM’ye baꢀvuruda bulunmuꢀtur. Halbuki baꢀvuran bu
tarihte halen tutuklu bulunmakta olup DGM baꢀvurana isnat edilen suçların sübut bulup
bulmadığı konusunda henüz bir hükme varmamıꢀtı. Bu itibarla AĐHM Hükümetin itirazını
reddeder.
AĐHM baꢀvurunun AĐHS’nin 35. maddesinin 3. fıkrası bakımından açıkça dayanaktan yoksun
olmadığını ve baꢀka herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesinin bulunmadığını tespit
etmektedir. Dolayısıyla baꢀvurunun kabuledilebilir ilan edilmesi yerinde olacaktır.
B. Esasa iliꢀkin
Hükümet, baꢀvuranın 7 Temmuz 2003 tarihinde baꢀlayarak 28 Aralık 2005 tarihinde sona
eren tutululuk süresinin aꢀırı olmadığını savunmaktadır. Hükümete göre baꢀvuranın
tutukluluğunun devamı yönünde verilen karar suçun niteliği, dosyanın içeriği ve baꢀvurana
isnat edilen suçların ağırlığı gibi nedenlerle haklı bir karardı. Baꢀvuran ‘molotof kokteyli’
atma suçundan takibata uğramıꢀtı. Hükümet tutuksuz yargılanmak üzere serbest
bırakılmasından üç ay sonra baꢀvuranın bir bombalı saldırı olayına karıꢀtığını ve
tutuklandığını belirtmektedir.
Hükümetin argümanlarına itiraz eden baꢀvuran iddialarını yinelemektedir.
Dikkate alınması gereken dönemle ilgili olarak AĐHM içtihadından doğan ilkeleri anımsatır
(bkz., diğerleri arasında, adıgeçen, Wemhoff, Labita, Baltacı ve Solmaz kararları). Mevcut
davada olduğu gibi birden çok tutukluluk dönemi olması halinde sözkonusu tutukluluk
dönemlerinin tamamını dikkate almak gerekir (Baltacı, adıgeçen, prg. 45–46).
Halihazırda AĐHM, baꢀvuranın AĐHM’nin incelemesine konu olabilecek ilk tutukluluk
döneminin yakalandığı tarih olan 1 Haziran 1998’de baꢀlayarak DGM’nin hakkında
mahkumiyet kararı verdiği 10 Mayıs 2002 tarihinde sona erdiğini tespit etmektedir. Bu ilk
dönem üç yıl on bir ay sürmüꢀtür.
Baꢀvuranın bu bağlamda incelenecek ikinci tutukluluk dönemi Yargıtay’ın 10 Mayıs 2002
tarihli kararı bozduğu 7 Temmuz 2003 tarihinde baꢀlamıꢀtır. Böylelikle AĐHS’nin 5.
maddesinin 3. fıkrası anlamında ikinci bir tutukluluk dönemi baꢀlamıꢀtır. Bu dönem
DGM’nin baꢀvuranın tutuksuz yargılanmasına karar verdiği 28 Aralık 2005 tarihinde sona
ermiꢀtir. Bu ikinci dönem altı ay sürmüꢀtür.
Baꢀvuran toplam olarak altı yıl beꢀ ay tutuklu kalmıꢀtır.
Bir davada sanığın tutukluluk süresinin makul sınırı aꢀmamasını sağlamak aslen ulusal adli
mercilerin görevidir. Bu çerçevede ulusal adli merciler masumiyet karinesini göz önünde
bulundurarak kamu menfaati bakımından bireysel özgürlüğe saygı kuralına bir istisna
getirmeyi haklı kılacak gerçek bir ihtiyacın olup olmadığını belirlemek için tüm koꢀulları
incelemeli ve verecekleri kararlarda tahliye taleplerini de dikkate almalıdırlar. Bu kararlarda
yer verilen gerekçeler ve ilgilinin baꢀvurularında belirttiği itiraza yol açmayan olaylar
temelinde AĐHM, AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edilip edilmediğini belirlemelidir.
Yakalanan kiꢀinin bir suç iꢀlemiꢀ olduğuna dair makul sebeplerin devam ediyor olması o
kiꢀinin tutukluluk halinin sürdürülmesinin olmazsa olmaz koꢀuludur. Ancak bu belli bir
süreden sonra yetersiz hale gelir. Bu durumda AĐHM, adli merciler tarafından benimsenen
diğer gerekçelerin özgürlükten yoksun bırakma iꢀlemini haklı kılmaya devam edip etmediğini
belirlemelidir (bkz. Assenov ve diğerleri – Bulgaristan, 28 Ekim 1998 tarihli karar, prg. 154).
Bu gerekçelerin ‘uygun’ ve ‘yeterli’ olduğunun tespit edilmesi halinde AĐHM, yetkili ulusal
makamların ‘yargılamanın devamına özel bir önem atfedip atfetmediğini’ araꢀtırır (bkz.,
diğerleri arasında, Mansur – Türkiye, 8 Haziran 1995 tarihli karar, prg. 52, Ali Hıdır Polat –
Türkiye, no: 61446/00, prg. 26, 5 Nisan 2005, ve Baltacı, adıgeçen, prg. 48).
Mevcut davada yetkili makamların baꢀvuranın lehine iꢀleyen zamanı dikkate aldığını
gösterene herhangi bir unsur yoktur. Baꢀvuran tarafından sürekli yinelenen salıverilme
taleplerinin, DGM tarafından, ‘isnat edilen suçun cinsi ve vasfı’, ‘delillerin durumu’, ‘suçun
iꢀlendiği tarih ve tutuklanma tarihi’ ya da ‘tutukluluk gerekçelerinin halen geçerli olması’ gibi
neredeyse birbirinin aynı hatta basmakalıp gerekçelerle reddedilerek baꢀvuranın
tutukluluğunun devamına hükmedildiği dosya unsurlarından anlaꢀılmaktadır. DGM
baꢀvuranın tutuksuz yargılanma talebini iki kez de herhangi bir gerekçe göstermeden
reddetmiꢀtir.
Oysa AĐHM’ye göre, ‘delillerin durumu’ suçluluğa iliꢀkin ciddi emarelerin varlığına ve
sürekliliğine iꢀaret eden unsurlar olarak mütalaa edilebilirse de ve bu unsurlar halihazırda
genel olarak uygun etkenler teꢀkil ediyorlarsa da, baꢀvuranların bu denli uzun bir süre
boyunca alıkonulmalarını tek baꢀına meꢀru kılamaz (Ali Hıdır Polat, adıgeçen, prg. 28, ve
Baltacı, adıgeçen, prg. 50).
Baꢀvuranın uzun tutuklu yargılanma süreleri göz önünde bulunduran AĐHM bu koꢀullarda
AĐHS’nin 5. maddesinin 3. fıkrasının ihlal edildiği neticesine varmaktadır.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Baꢀvuran uğradığı manevi zararın tazmini için 10.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu talebe itiraz etmektedir.
Hakkaniyete uygun bir karara varan AĐHM manevi tazminat olarak baꢀvurana 4.500 Euro
ödenmesinin yerinde olacağına hükmetmektedir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuran AĐHM önünde yaptığı masraf ve harcamaların iadesi için 4.600 YTL (yaklaꢀık
2.660 Euro) talep etmektedir. Baꢀvuran bu doğrultuda bir avukatlık sözleꢀmesi ve avukatının
verdiği hizmetin süresini gösteren bir makbuz sunmaktadır. Baꢀvuran ayrıca iletiꢀim, tercüme
ve fotokopi masrafları için 210 YTL (yaklaꢀık 118 Euro) talep etmektedir. Baꢀvuran bu
talebiyle ilgili herhangi bir belge sunmamıꢀtır.
Hükümet bu meblağlara itiraz etmektedir.
AĐHM’nin içtihadına göre bir baꢀvurana yaptığı masraf ve harcamaların iadesi ancak bu
masraf ve harcamaların gerçekliği, zorunluluğu ve makul oranda olduğu ortaya konulduğu
takdirde mümkündür. Mevcut davada elindeki bilgileri ve yukarıda anılan kıstasları dikkate
alan AĐHM, baꢀvurana AĐHM önündeki yargılama için 2.660 Euro ödenmesinin makul
olacağına hükmetmektedir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç
puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM,
1. Baꢀvurunun, baꢀvuranın 1 Haziran 1998 tarihinden itibaren baꢀlayan tutukluluk süresine
iliꢀkin bölümünün kısmen kabuledilebilir, geriye kalanının ise kabuledilemez ilan
edilmesine oybirliğiyle ;
2. Bire karꢀı altı oyla AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine ;
3. Bire karꢀı altı oyla,
a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından
baꢀvurana
i. yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak manevi tazminat için 4.500 Euro
(dört bin beꢀ yüz Euro) ödenmesine;
ii. masraf ve harcamalar için ise yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak
2.660 Euro (iki bin altı yüz altmıꢀ Euro) ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;
Karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 17 Haziran 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
7
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło