1206/03

WyrokETPCz2007-12-13ECLI:CE:ECHR:2007:1213JUD000120603

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji? Czy skład sądu bezpieczeństwa państwa z udziałem sędziego wojskowego naruszył prawo do niezawisłego i bezstronnego sądu z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu przewlekłości postępowania karnego, które trwało ponad jedenaście lat dla pierwszego skarżącego i ponad siedem lat dla drugiego (uwzględniając jego ucieczkę). Oceniając rozsądny termin, Trybunał wziął pod uwagę złożoność sprawy, zachowanie skarżących oraz działania władz krajowych. W odniesieniu do zarzutu braku niezawisłości i bezstronności sądu, Trybunał uznał, że dla pierwszego skarżącego wada składu sądu (udział sędziego wojskowego) została naprawiona poprzez uchylenie wyroku i ponowne rozpoznanie sprawy przez sąd o składzie cywilnym. Dla drugiego skarżącego skarga była przedwczesna, ponieważ postępowanie krajowe w jego sprawie nadal trwało przed sądem cywilnym.
Stan faktyczny
Skarżący, Sait Uysal i İsmail Osal, zostali aresztowani w 1992 roku pod zarzutem członkostwa w nielegalnej organizacji PKK. Zostali oskarżeni o działalność mającą na celu naruszenie jedności państwa. Początkowo skazani przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Diyarbakır, w którego skład wchodził sędzia wojskowy, ich wyrok został uchylony przez Sąd Kasacyjny w 1999 roku. Pierwszy skarżący został ponownie skazany przez sąd o składzie cywilnym, a jego wyrok uprawomocnił się w 2004 roku. Drugi skarżący uciekł za granicę w 1998 roku, a jego sprawa została wydzielona i nadal toczy się przed sądem krajowym.
Rozstrzygnięcie
Skarga w zakresie przewlekłości postępowania karnego uznana za dopuszczalną, pozostała część skargi za niedopuszczalną. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Zasądza zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową: 2400 EUR dla pierwszego skarżącego, 1800 EUR dla drugiego skarżącego. Zasądza 1500 EUR na pokrycie kosztów i wydatków. Oddala pozostałe żądania zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   A V R U P A   OF E U R O P E   KONSEYİ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ÜÇÜNCÜ DAĐRE   UYSAL VE OSAL – TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 1206/03)   KARAR   STRAZBURG   Aralık 2007   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 1206/03 baꢀvuru numaralı davanın nedeni T.C.   vatandaꢀları Sait Uysal ve Đskan Osal’ın (“baꢀvuranlar”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne   Kasım 2002 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesinin (“Sözleꢀme”) 34. maddesi   uyarınca yapmıꢀ oldukları baꢀvurudur.   Baꢀvuranlar, Diyarbakır Barosu avukatlarından F. Gümüꢀ tarafından temsil edilmiꢀtir.   OLAYLAR   DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuranlar sırasıyla 1974 ve 1972 doğumludurlar ve ꢁırnak’ta ikamet etmektedirler.   Baꢀvuranlar, sırasıyla 27 Haziran 1992 ve 24 Mayıs 1992 tarihlerinde, PKK   (Kürdistan Đꢀçi Partisi) isimli yasadıꢀı bir örgüte üye oldukları ꢀüphesi üzerine gözaltına   alınmıꢀlardır. Sırasıyla 9 Temmuz 1992 ve 8 Haziran 1992 tarihlerinde, baꢀvuranlar tetkik   hakimi önüne çıkarılmıꢀlardır ve tetkik hakimi tutuklanmalarına karar vermiꢀtir.   Eylül 1992 tarihinde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,   baꢀvuranlar da dahil olmak üzere 49 sanık hakkında bir iddianame sunmuꢀtur. Baꢀvuranları,   devletin birliğini bozma ve ülke topraklarının bir bölümünü devletin kontrolünden çıkartma   amaçlı faaliyetler yürütmekle suçlamıꢀtır. Savcı, mahkemeden, baꢀvuranları, Ceza   Kanunu’nun 125. maddesine uygun olarak cezalandırması talebinde bulunmuꢀtur.   Haziran 1998 tarihinde, baꢀvuranların tutuksuz yargılanmak üzere serbest   bırakılmaları kararı verilmiꢀtir. 1998 yılında belirli olmayan bir tarihte, ikinci baꢀvuran   yurtdıꢀına çıkmıꢀtır.   Temmuz 1998 tarihinde, biri askeri hakim olmak üzere üç hakimden oluꢀan   Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi kararını vermiꢀtir. Mahkeme, baꢀvuranları, yasadıꢀı   bir örgüte yardım ve yataklık yapmaktan suçlu bulmuꢀ ve Ceza Kanunu’nun 169. maddesi   uyarınca üç yıl dokuz ay hapis cezasına çarptırmıꢀtır. Baꢀvuranlar temyiz baꢀvurusunda   bulunmuꢀlardır.   Bu süre içerisinde, 18 Haziran 1999 tarihinde, Anayasa değiꢀikliği yapılmıꢀ ve Devlet   Güvenlik Mahkemeleri heyetlerinde bulunan askeri hakimler sivil hakimler ile   değiꢀtirilmiꢀtir.   Ekim 1999 tarihinde, Yargıtay, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin   kararını bozmuꢀtur.   Aralık 1999 tarihinde, üç sivil hakimden oluꢀan Diyarbakır Devlet Güvenlik   Mahkemesi, baꢀvuranların yargılamalarını yeniden baꢀlatmıꢀtır. Mahkeme, ayrıca,   baꢀvuranlar da dahil olmak üzere tüm sanıkları, Yargıtay’ın kararına iliꢀkin görüꢀlerini   sunmaları amacıyla bir sonraki duruꢀmaya çağırma kararı vermiꢀtir.   Mahkeme, dava zarfında, baꢀvuranları tekrar tekrar duruꢀmaya çağırmıꢀtır; ancak,   ikinci baꢀvuran yanıt vermemiꢀtir. Sonuç olarak, 24 Aralık 2002 tarihinde, Diyarbakır Devlet   Güvenlik Mahkemesi, ikinci baꢀvuran hakkındaki dosyanın ayrılmasına ve bu dosyaya baꢀka   bir dosya numarası verilmesine karar vermiꢀtir. Ayrıca, birinci baꢀvuranı bir terör örgütüne   üyelikten suçlu bulmuꢀ ve Ceza Kanunu’nun 168. maddesi uyarınca on iki yıl altı ay hapis   cezasına çarptırmıꢀtır.   Nisan 2003 tarihinde, Yargıtay, birinci baꢀvuranın hapis cezasının yeniden   hesaplanması gerektiği kararını vermiꢀ ve Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin   kararını bozmuꢀtur.   Eylül 2003 tarihinde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi, birinci baꢀvuranın   hapis cezasını yeniden hesaplamıꢀ ve sekiz yıl dört ay hapis cezasına çarptırılması gerektiği   kararını vermiꢀtir. Bu karar 26 ꢁubat 2004 tarihinde kesinleꢀmiꢀtir.   Anayasa değiꢀikliği ardından, 7 Mayıs 2004 tarihinde, Devlet Güvenlik Mahkemeleri   kaldırılmıꢀtır ve ikinci baꢀvuranın davası Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’ne geçmiꢀtir.   Temmuz 2006 tarihinde, mahkeme, ikinci baꢀvuran hakkında tutuklama emri   çıkarmıꢀtır. Dava dosyasındaki bilgilere göre, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’nde   yargılama halen devam etmektedir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 5/3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuranlar, gözaltı sürelerinin, AĐHS’nin 5/3. maddesine aykırı olarak, makul süreyi   aꢀtığı konusunda ꢀikayetçi olmuꢀlardır.   AĐHM, baꢀvuranların gözaltı sürelerinin sırasıyla 9 Temmuz 1992 ve 8 Haziran 1992   tarihlerinde sona erdiğini kaydetmiꢀtir. Ancak, AĐHM baꢀvurusu 20 Kasım 2002 tarihinde   yapılmıꢀtır ve bu süre, iddia konusu ihlale yol açan olayların gerçekleꢀtiği tarihten itibaren   altı aydan uzun bir süredir.   AĐHM, bu ꢀikayetin gerekli süre içinde yapılmadığı ve AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve   4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği kararını vermiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 6/1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   A. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı   Baꢀvuranlar, AĐHS’nin 6. maddesi uyarınca, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi   heyetinde askeri hakim bulunması nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından   yargılanmadıkları iddiasında bulunmuꢀlardır.   Hükümet, askeri hakimlerin bu mahkemelerin heyetlerinde yer almamasını öngören   tarihli anayasal değiꢀikliğe atıfta bulunmuꢀtur.   AĐHM, ikinci baꢀvuran hakkındaki ceza davasının halen Diyarbakır Ağır Ceza   Mahkemesi’nde devam etmekte olduğunu gözlemlemiꢀtir. Dolayısıyla bu baꢀvuranın ꢀikayeti   prematüredir ve AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları kapsamında, iç hukuk   yollarının tüketilmemesi nedeniyle reddedilmelidir.   Birinci baꢀvuran hususunda ise, AĐHM, geçmiꢀte benzer davaları incelediğini ve   AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edilmiꢀ olduğu kararını verdiğini hatırlatmıꢀtır (bkz., Özel –   Türkiye, no. 42739/98, 7 Kasım 2002; Özdemir – Türkiye, no. 59659/00, 6 ꢁubat 2003).   Ancak, bu baꢀvuru aꢀağıda belirtilen sebeplerden ötürü farklı tutulabilir.   AĐHM, birinci baꢀvuranın, heyetinde askeri hakim bulunan Diyarbakır Devlet   Güvenlik Mahkemesi tarafından mahkum edilmiꢀ olmasına rağmen, sonradan söz konusu   kararın 14 Ekim 1999 tarihinde Yargıtay tarafından bozulduğunu kaydetmiꢀtir. Bu süre   zarfında, temyiz davası devam ederken, Haziran 1999’da Anayasa’da değiꢀiklik yapılmıꢀ ve   Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi heyetinde bulunan askeri hakim sivil hakim ile   değiꢀtirilmiꢀtir. Sonuç olarak, Yargıtay’ın kararını müteakip, birinci baꢀvuran, olağan ceza   hukukunca sağlanan usule iliꢀkin bütün güvencelerle birlikte, üç sivil hakimden oluꢀan   Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yeniden yargılanmıꢀtır (bkz., Yaꢀar – Türkiye,   no. 46412/99, 31 Mart 2005; Tarlan – Türkiye, no. 31096/02, 30 Mart 2006; Pakkan –   Türkiye, no. 13017/02, 31 Ekim 2006).   Yukarıda belirtilenler ıꢀığında, AĐHM, birinci baꢀvuranın, Diyarbakır Devlet Güvenlik   Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığına iliꢀkin ꢀikayetinin, AĐHS’nin 35. maddesinin 3.   ve 4. paragrafları uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle reddedilmesi gerektiği   kararını vermiꢀtir.   B. Davanın süresi   Baꢀvuranlar, dava süresinin, AĐHS’nin 6/1. maddesinde ortaya konan “makul süre”   ꢀartıyla uyumlu olmadığı konusunda ꢀikayetçi olmuꢀlardır. Söz konusu madde ꢀöyledir:   “Herkes, ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, ... bir mahkeme   tarafından davasının makul bir süre içinde, ... görülmesini istemek hakkına sahiptir.”   Hükümet, kovuꢀturmanın 49 sanığı kapsaması ve bu sanıklar hakkındaki   suçlamalarının çok ciddi olması nedeniyle davanın karmaꢀık olduğunu belirtmiꢀtir.   Dolayısıyla, delil toplamak ve olayları tespit etmek güç olmuꢀtur. Hükümet, ayrıca,   baꢀvuranların ve baꢀvuranların avukatının çok fazla duruꢀmaya katılmadıklarını ileri   sürmüꢀtür. Son olarak, ikinci baꢀvuran, kaçarak davanın süresinde etkili olmuꢀtur.   1. Kabuledilebilirliğe Đliꢀkin   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀvurunun baꢀka açılardan bakıldığında da   kabuledilemezlik unsuru taꢀımadığını tespit etmiꢀtir. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir   niteliktedir.   2. Dikkate alınması gereken süre   i. Birinci baꢀvurana iliꢀkin   Dikkate alınması gereken süre birinci baꢀvuranın yakalanmasıyla 27 Haziran 1992   tarihinde baꢀlamıꢀ ve Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararıyla 30 Eylül 2003   tarihinde sona ermiꢀtir. Dolayısıyla, birinci baꢀvurana iliꢀkin olarak, beꢀ aꢀamalı bir yargı için   on bir yıl üç ay sürmüꢀtür.   ii. Đkinci baꢀvurana iliꢀkin   AĐHM, ikinci baꢀvurana iliꢀkin yargılamanın, baꢀvuranın yakalanmasıyla birlikte 24   Mayıs 1992 tarihinde baꢀladığını ve halen devam etmekte olduğunu kaydetmiꢀtir. Dolayısıyla,   baꢀvuranın yargılaması, üç aꢀamalı bir yargı için on beꢀ yıldan fazla sürmüꢀtür. Ancak,   AĐHM, ikinci baꢀvuranın, 1998 yılı içinde, yargılaması devam ederken ülkeyi terk ettiğini ve   dava yeniden baꢀladığında geri dönmediğini gözlemlemiꢀtir. AĐHM, sanığın kaçıꢀının,   davanın süresine iliꢀkin olan AĐHS’nin 6 § 1. maddesi tarafından sağlanan güvencenin   kapsamı üzerinde belirli etkileri olduğunu hatırlatmaktadır. Sanığın kaçması halinde, bu   kiꢀinin kaçıꢀından sonraki makul olmayan dava süresinden ꢀikayetçi olmaya hakkı olmadığı   kabuledilebilir. Bu varsayımı çürütmek için yeterli gerekçe gösterilmediği takdirde aksi   gerçekleꢀmez (bkz. Ventura – Đtalya, no. 7438/76). Ancak, baꢀvuranın, yokluğunun ilk   aꢀamalarında kendi ülkesinde kanun önüne çıkmaktan kaçındığına dair somut bir gösterge   olmadığına göre, ilgili süre Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin ikinci baꢀvuranı   Yargıtay’ın kararına iliꢀkin görüꢀlerini sunması amacıyla bir sonraki duruꢀmaya çağırdığı ve   sonrasında baꢀvuranın gelmediği tarih olan 30 Aralık 1999 tarihinde sona ermiꢀ olarak kabul   edilmelidir (bkz., Vayiç – Türkiye, no. 18078/02). Dolayısıyla, dikkate alınması gereken ilgili   süreç, iki aꢀamalı bir yargı için yedi yıl altı aydan daha uzun bir süredir.   3. Esas   AĐHM, dava süresinin makuliyetinin, davanın koꢀulları ıꢀığında ve davanın   karmaꢀıklığı, baꢀvuranların ve ilgili makamların tutumu kriterleri göz önünde tutularak   değerlendirilmesi gerektiğini yinelemiꢀtir (bkz., diğer pek çok kararın yanı sıra, Pélissier ve   Sassi – Fransa [BD], no. 25444/94).   AĐHM, bu davadaki konularla benzer konular ortaya koyan davalarda sıklıkla   AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlalini tespit etmiꢀtir (bkz., yukarıda anılan Pélissier ve Sassi).   Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen AĐHM, bu davada farklı bir sonuca   varmasını sağlayacak bir delil veya savunmanın Hükümet tarafından ortaya konmadığını   değerlendirmiꢀtir. AĐHM, konuya iliꢀkin içtihadını göz önünde tutarak, bu davada kovuꢀturma   süresinin aꢀırı olduğu ve “makul süre” ꢀartına uymadığı kararını vermiꢀtir.   Dolayısıyla, 6/1. madde ihlal edilmiꢀtir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   Sözleꢀme’nin 41. maddesine göre “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal   edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen   telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören   tarafın adil tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuranlar, 100.000 Euro maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuꢀlardır.   Hükümet, söz konusu talebe itiraz etmiꢀtir.   AĐHM, talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı   görmemiꢀ ve bu nedenle bu talebi reddetmiꢀtir. Manevi tazminat hususunda, AĐHM,   hakkaniyet temelinde karar vererek, birinci baꢀvurana 2.400 Euro ve ikinci baꢀvurana 1.800   Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuranların temsilcisi, Diyarbakır Barosu’nun ücret tarifesini temel almıꢀ ve AĐHM   önünde bu davanın hazırlanması ve sunumunda harcanan 26 saatlik adli çalıꢀma karꢀılığı   10.100 Yeni Türk Lirası (YTL) (yaklaꢀık 5.800 Euro) talep etmiꢀtir.   Hükümet, bu talebe itiraz etmiꢀtir.   Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi içtihadına göre, baꢀvuran, ancak mahkeme   masraflarının zorunlu olarak ve gerçekten yapıldığı ve miktarının makul olduğu kanıtlandığı   durumda mahkeme masraflarının ödenmesi hakkına sahiptir. Bu davada, sahip olduğu   bilgileri ve yukarıda belirtilen kriterleri göz önünde tutan Mahkeme, baꢀvuranlara bu baꢀlık   altında 1.500 Euro tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.   C. Gecikme faizi   Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı   orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE   1. Dava süresinin aꢀırı olmasına iliꢀkin ꢀikayetin kabuledilebilir ve baꢀvurunun kalanının   kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç   ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve   her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet tarafından aꢀağıda   belirtilen miktarların ödenmesine;   (i) Birinci baꢀvurana 2.400 Euro (iki bin dört yüz Euro) manevi tazminat;   (ii) Đkinci baꢀvurana 1.800 Euro (bin sekiz yüz Euro) manevi tazminat;   (iii) Yargılama masraf ve giderlerine karꢀılık baꢀvuranlara ortaklaꢀa olarak 1.500 Euro   (bin beꢀ yüz Euro);   b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa   Merkez Bankası’nın o dönem marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve   3. paragrafları gereğince 13 Aralık 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   Stanley NAISMITH   Katip Yardımcısı   Boštjan M. ZUPANČIČ   Baꢀkan   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło