12248/03

WyrokETPCz2008-12-16ECLI:CE:ECHR:2008:1216JUD001224803

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego o zniesławienie naruszyła prawo skarżącej do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że choć okres postępowania (około 3 lata w dwóch instancjach) nie wydaje się z pozoru długi, to jednak sprawa pozostawała w Sądzie Kasacyjnym przez dwa lata i pięć miesięcy. W świetle swojego orzecznictwa, Trybunał stwierdził, że ten okres był zbyt długi i nie spełniał wymogu „rozsądnego terminu” z art. 6 ust. 1 Konwencji, co uzasadniało stwierdzenie naruszenia.
Stan faktyczny
Skarżąca, Nazire Dedeman, była stroną w postępowaniu karnym o zniesławienie za pośrednictwem prasy, wszczętym w marcu 1997 r. W październiku 1999 r. sąd pierwszej instancji odroczył wydanie wyroku na trzy lata na podstawie ustawy nr 4454. W grudniu 2002 r. sprawa została umorzona z powodu wycofania skargi przez stronę poszkodowaną. Po odwołaniu skarżącej, Sąd Kasacyjny w lipcu 2005 r. zakończył postępowanie z powodu przedawnienia.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał część skargi dotyczącą okresu od 29 lipca 2002 r. do 5 lipca 2005 r. za dopuszczalną, a pozostałą część za niedopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądził na rzecz skarżącej 1000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową oraz 3 euro tytułem zwrotu kosztów i wydatków, powiększone o odsetki za zwłokę.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   DEDEMAN -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:12248/03)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Aralık 2008   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (12248/03) no’lu davanın nedeni (T.C.   vatandaꢀı) Nazire Dedeman’ın (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 25 Mart 2003   tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa   Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından F. Đlkiz, C. Erdemgil ve H. Özatan tarafından temsil   edilmektedir.   OLAYLAR   Baꢀvuran, 1949 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir.   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Mart 1997 tarihli bir iddianame ile savcılık basın yoluyla hakaretten baꢀvuran hakkında ceza   davası açmıꢀtır.   Eylül 1999 tarihinde yürürlüğe giren ve yazılı veya sözlü basın yoluyla iꢀlenen suçlara   iliꢀkin karar ve cezaların ertelenmesini öngören 4454 sayılı yasanın hükümlerini göz önüne   alarak, 18 Ekim 1999 tarihinde Küçükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi, üç yıl süreyle   kararın hükme bağlanmasını ertelemiꢀtir. Temyiz baꢀvurusu bulunmadığından karar nihai hale   gelmiꢀtir.   Temmuz 2002 tarihinde, baꢀvuranın avukatı, mahkemeden, 21 Aralık 2000 tarihinde   yürürlüğe giren 4616 sayılı yasa uyarınca yargılamaya devam edilmesini ve müvekkilinin   beraat etmesini talep etmiꢀtir.   Aralık 2002 tarihinde, hakarete uğrayan tarafın ꢀikayetini geri çekmesi üzerine mahkeme   Türk Ceza Kanunu’nun 489. maddesi uyarınca davanın ortadan kaldırılmasına karar vermiꢀtir.   ꢁubat 2003 tarihinde, baꢀvuran temyize baꢀvurmuꢀtur.   Temmuz 2005 tarihinde, Yargıtay, zamanaꢀımı nedeniyle baꢀvuran hakkında yürütülen   yargılamanın sonlandırılmasına karar vermiꢀtir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, yargılama süresinin AĐHS’nin 6/1 maddesi ile öngörülen “makul süre” ilkesine   aykırı olduğunu iddia etmektedir.   A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin   Hükümet, ilk olarak, iç hukuk yolları tüketilmediğinden AĐHM’ye baꢀvurunun reddedilmesi   çağrısında bulunmaktadır. Hükümet, baꢀvuranın Yargıtay kararı ile nihai olarak 5 Temmuz   tarihinde sonlanan yargılamanın sonucunu beklemeden baꢀvurusunu AĐHM’ye sunduğu   kanaatindedir.   Baꢀvuran, sözkonusu iddialara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, Türk Hukuk düzeninin davalı ve davacılara, yargılama süresi hakkında ꢀikayette   bulunabilmeyi sağlayan etkin bir baꢀvuru yolu sunmadığını daha önce tespit etme imkanı   bulduğunu hatırlatmaktadır (Tendik ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru no: 23188/02, 22 Aralık   2005). Sonuç olarak baꢀvuranın, ꢀikayetini çözüme kavuꢀturacak nitelikte bir baꢀvuru   imkanına sahip olduğu ortaya konulmamıꢀtır. Bu durumda, AĐHM, Hükümet’in bu husustaki   itirazını reddetmektedir   Đkinci olarak ise Hükümet, Asliye Ceza Mahkemesinin baꢀvuran hakkında mahkumiyet kararı   vermemesinden dolayı baꢀvuranın AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlali nedeniyle mağdur   olduğunu ileri süremeyeceğini savunmaktadır.   AĐHM, baꢀvuranın ꢀikayetinin yargılamanın hakkaniyetine iliꢀkin olmayıp yargılama süresine   iliꢀkin olduğunu böylece ilgilinin AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlali nedeniyle mağdur olduğunu   ileri sürebileceğini tespit etmektedir. Sonuç olarak Hükümet’in sözkonusu itirazı   reddedilmektedir.   Son olarak, Hükümet, AĐHM’ye, baꢀvurunun, iddianame tarihi olan 4 Mart 1997 tarihi ile   Asliye Ceza Mahkemesi’nin davanın teciline karar verdiği tarih olan 18 Ekim 1999 tarihi   arasındaki dönemi kapsayan kısmının altı ay kuralına riayet edilmemesi nedeniyle   kabuledilemez ilan edilmesi çağrısında bulunmaktadır.   Baꢀvuran, sözkonusu iddiaya karꢀı çıkmaktadır. Baꢀvuran, 18 Ekim 1999 tarihli kararı ile   mahkemenin davayı sonlandırmadığını, 4454 sayılı yasa uyarınca davanın askıya alınmasına   karar verdiğini ileri sürmektedir.   AĐHM, 4454 sayılı yasa uyarınca davanın ertelenmesi kararının alınmasının ardından bir kiꢀi   hakkında yürütülen yargılamanın teoride tekrar baꢀlama olasılığı bulunmakla birlikte, makul   ve objektif bir açıdan bakıldığında, bu olasılığın, sözkonusu dönemden sonraki dönem için   baꢀvuranı özü bakımından etkilemeye devam ettiği ve tecil kararları ile yargılamanın sona   ermediği sonucuna ulaꢀmak için yine de yeterli olmadığını hatırlatmaktadır (Tayfun Koç ve   Musa Tambaꢀ-Türkiye, baꢀvuru no: 46947/99, 24 ꢁubat 2005).   Mevcut davada, 18 Ekim 1999 tarihli tecil kararı, baꢀvuran hakkındaki yargılamaların sonu ve   davanın kapanması olarak kabul edilebilir. Sonuç olarak, yargılamanın sözkonusu dönemi ile   ilgili olarak, altı ay süresi 18 Ekim 1999 tarihinden itibaren iꢀlemeye baꢀlamıꢀtır. Baꢀvurunun   Mart 2003 tarihinde sunulması muvacehesinde AĐHM, AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 3.   paragraflarına uygun olarak baꢀvurunun bu kısmını kabuledilemez ilan etmektedir.   Baꢀvurunun geri kalan kısmı ile ilgili olarak AĐHM, hiçbir kabuledilemezlik unsuru tespit   etmediğini dolayısıyla baꢀvurunun kabuledilebilir nitelikte olduğu belirtmektedir.   B. Esas   1. Dikkate alınacak döneme iliꢀkin   Yukarıda ulaꢀılan sonuç göz önüne alındığında sözkonusu yargılamada dikkate alınacak   dönem baꢀvuranın ertelenen yargılamasının görülmeye baꢀlamasını talep ettiği tarih olan 29   Temmuz 2002 tarihinde baꢀlayıp 5 Temmuz 2005’de Yargıtay kararı ile sona ermiꢀtir.   Dolayısıyla, sözkonusu yargılama iki dereceli mahkemede yaklaꢀık 3 yıl sürmüꢀtür.   2. Yargılama süresinin makul yapısına iliꢀkin   AĐHM, dava süresinin makul yapısını, dava koꢀullarında ve özellikle davanın karmaꢀıklığı,   baꢀvuran ve yetkili mercilerin tutumları olmak üzere AĐHM içtihadı tarafından benimsenen   kriterleri dikkate alarak değerlendirdiğini hatırlatmaktadır (Pélissier ve Sassi-Fransa, baꢀvuru   no: 25444/94).   Mevcut davada iki dereceli yargıda üç yıllık yargılama süresi aslında uzun görünmemektedir.   Ancak, AĐHM, yargılamanın iki yıl beꢀ ay boyunca Yargıtay’da beklediğini tespit etmiꢀtir.   Takdirine sunulan unsurların tamamını incelemesinin ardından AĐHM, mevcut davada farklı   bir sonuca ulaꢀmak için Hükümet’in hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatindedir. Konuya   iliꢀkin içtihadını göz önüne alarak AĐHM, mevcut davada ihtilaflı yargı süresinin çok uzun   olduğu ve “makul süre” gerekliliğine riayet etmediği kanaatindedir.   Bu durumda AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat   Baꢀvuran maruz kaldığı manevi zarar için 1.000 Euro talep etmektedir.   Hükümet, sözkonusu miktara itiraz etmektedir.   AĐHM, yargılamanın uzamasının, baꢀvuranı, tazminat ödemeyi haklı kılan bir manevi zarara   uğrattığı kanaatindedir. AĐHM, talep edilen miktarın makul olduğuna kanaat getirmiꢀ ve   ödenmesine hükmetmiꢀtir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuran, AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama masraf ve giderleri için 5,20 YTL   (yaklaꢀık 3 Euro talep etmektedir) ve belge olarak iki fatura sunmaktadır.   Hükümet, sözkonusu talebe karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM içtihadına göre, bir baꢀvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak   gerçekliği, gerekliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde edebilir. Mevcut   davada sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alarak AĐHM,   talep edilen miktarın ödenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.   C. Gecikme faizi   Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç   puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun, 29 Temmuz 2002 tarihi ile 5 Temmuz 2005 tarihi arasındaki dönemi   kapsayan ꢀikayete iliꢀkin kısmının kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez   olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden ulusal para birimine çevrilmek üzere   Savunmacı Devlet tarafından baꢀvurana aꢀağıdaki miktarların ödenmesine;   (i)   (ii)   her türlü vergiden muaf tutularak 1.000 (bin Euro) manevi tazminat;   her türlü vergiden muaf tutularak yargılama masraf ve giderleri için 3 Euro   (üç) Euro;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 16 Aralık 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło