12550/03

WyrokETPCz2009-07-16ECLI:CE:ECHR:2009:0716JUD001255003

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy brak dostępu do adwokata w trakcie zatrzymania i przesłuchania, a następnie wykorzystanie zeznań uzyskanych w tych okolicznościach, naruszył prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 w związku z art. 6 ust. 3 lit. c Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał, odwołując się do swojego orzeczenia w sprawie Salduz przeciwko Turcji, stwierdził, że brak dostępu skarżącego do adwokata w trakcie zatrzymania i przesłuchania przez policję, prokuratora oraz sędziego, a następnie wykorzystanie zeznań uzyskanych w tych okolicznościach jako podstawy skazania, naruszyło jego prawo do rzetelnego procesu. Trybunał uznał, że takie ograniczenie prawa do obrony było nieuzasadnione i nieodwracalnie naruszyło rzetelność całego postępowania, prowadząc do naruszenia art. 6 ust. 1 w związku z art. 6 ust. 3 lit. c Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżąca, Çimen Işık, urodzona w 1979 roku, została zatrzymana 10 grudnia 1999 roku w Stambule pod zarzutem członkostwa w nielegalnej organizacji PKK i planowania ataków bombowych. 13 grudnia 1999 roku została przesłuchana przez prokuratora i sędziego, a następnie aresztowana, bez możliwości skorzystania z pomocy adwokata. Sąd Bezpieczeństwa Państwa skazał skarżącą 4 grudnia 2001 roku na karę dwunastu lat i sześciu miesięcy pozbawienia wolności, opierając się na zeznaniach złożonych policji, prokuratorowi i sędziemu. Wyrok ten został utrzymany w mocy przez Sąd Kasacyjny 17 czerwca 2002 roku.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznaje część skargi dotyczącą braku obecności adwokata podczas zatrzymania i braku możliwości przesłuchania świadków za dopuszczalną, a pozostałą część za niedopuszczalną. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 w związku z art. 6 ust. 3 lit. c Konwencji z powodu braku obecności adwokata podczas zatrzymania. 3. Stwierdza, że nie ma potrzeby odrębnego badania skargi wniesionej na podstawie art. 6 ust. 3 lit. d Konwencji. 4. Zasądza skarżącej kwotę 1 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową, płatną w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, wraz z odsetkami. 5. Oddala wszelkie pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   ÇĐMEN IꢀIK -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢁvuru no:12550/03)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Temmuz 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (12550/03) no’lu davanın nedeni (T.C.   vatandaꢀı) Çimen Iꢀık’ın (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 3 Aralık 2002   tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa   Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından A. Bingöl ve G. Kartal tarafından temsil   edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢀULLARI   Baꢀvuran 1979 doğumludur.   Aralık 1999 tarihinde, yasadıꢀı bir örgüt olan PKK üyesi olduğu ve bombalı saldırılarda   bulunacağı ꢀüphesi ile baꢀvuran Đstanbul’da yakalanmıꢀtır. 13 Aralık 1999 tarihinde,   baꢀvuranın Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı ve nöbetçi hakimi tarafından ifadesi   alınmıꢀtır. Nöbetçi hakim baꢀvuranın tutuklanmasına karar vermiꢀtir. Baꢀvuran, sözkonusu   dönem boyunca avukat yardımından yararlanamamıꢀtır.   Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde baꢀvuran, ifadelerini değiꢀtirmiꢀtir.   Dava süresince Devlet Güvenlik Mahkemesi aleyhte iki tanığı dinlemiꢀtir. Avukatın   baꢀvurusu üzerine, Devlet Güvenlik Mahkemesi, gözaltı sırasında düzenlenen tutanaklarda   imzası bulunan iki kiꢀinin istinabe yoluyla ifadesini almıꢀ ancak davanın seyrine etkisi   olmadığına kanaat getirerek üçüncü ꢀahısın ifadesini almaktan vazgeçmiꢀtir. 17 Nisan 2001   tarihli duruꢀma sırasında, baꢀvuranın avukatı, ek soruꢀturma talebinde bulunmuꢀtur; gözaltı   sırasındaki ifadelerinde müvekkilinin zikrettiği iki kiꢀinin ve tutanaklarda imzası bulunan   diğer kiꢀilerin ifadelerine baꢀvurulmasını talep etmiꢀtir. Sözkonusu talep Devlet Güvenlik   Mahkemesi tarafından davanın seyrine etkisi olmadığı gerekçesi ile reddedilmiꢀtir.   Aralık 2001 tarihinde, Devlet Güvenlik Mahkemesi, baꢀvuranı, yasadıꢀı silahlı bir örgüte   üye olmaktan suçlu bulmuꢀ ve on iki yıl altı ay hapis cezasına mahkum etmiꢀtir. Mahkeme,   kararını verirken, baꢀvuranın polis, savcı ve hakim karꢀısında vermiꢀ olduğu ifadelerini temel   almıꢀtır.   Haziran 2002 tarihinde, Yargıtay, sözkonusu kararı onamıꢀtır.   HUKUK   AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafına ve 3. paragrafının c) ve d) bentlerine atıfta bulunarak,   baꢀvuran, gözaltı sırasında avukat yardımından yararlanamamaktan ve aleyhteki tanıkların   ifadelerine baꢀvurulmamasından ꢀikayetçidir.   Hükümet, baꢀvuranın, gözaltının bitimini izleyen altı ay içersinde baꢀvurusunu sunmaması   nedeniyle AĐHM’ye altı ay kuralına riayet edilmediğinden avukat yardımına iliꢀkin ꢀikayeti   reddetmesi çağrısında bulunmaktadır. Esasa iliꢀkin olarak Hükümet, baꢀvuranın iddiasına   karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, 17 Haziran 2002 tarihinde kesinleꢀen Yargıtay kararının, AĐHS’nin 35. maddesi   uyarınca nihai iç hukuk kararını oluꢀturduğu kanaatindedir (bkz, Ek ve ꢁıktaꢀ-Türkiye,   baꢀvuru numaraları: 6058/02 ve 18074/03, 17 ꢁubat 2009). Đꢀbu baꢀvurunun 3 Aralık 2002   tarihinde yapılmasından dolayı, Hükümet’in itirazı kabuledilemez niteliktedir. AĐHS’nin 35.   maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden   AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit   eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   Baꢀvuranın gözaltı sırasında avukat yardımından yoksun kalmasına iliꢀkin AĐHS’nin 6/3 c)   maddesi ile ilgili olarak AĐHM, Salduz-Türkiye (baꢀvuru no: 36391/02, 27 Kasım 2008)   kararına atıfta bulunmakta ve aynı gerekçelerle AĐHS’nin 6/1 maddesi ile birlikte AĐHS’nin   6/3 c) maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀmaktadır.   Sözkonusu tespiti göz önüne alarak, AĐHM, mevcut davada ihlal edilmiꢀ olsa dahi AĐHS’nin   6/3 d) maddesinin ayrıca incelenmesine gerek olmadığı kanaatindedir.   Son olarak baꢀvuran, davasının tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından hakkaniyete   uygun olarak görülmediğini iddia etmekte ve basına kendisinin canlı bomba olarak tanıtılması   nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Baꢀvurana göre AĐHS’nin   6/1 ve 6/2 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   AĐHM, baꢀvuran tarafından sunulan ꢀikayetleri incelemiꢀtir. Sahip olduğu unsurların   tamamını göz önüne alarak AĐHM, AĐHS ile güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin   ihlaline iliꢀkin hiçbir bulgu tespit edememiꢀtir; sözkonusu ꢀikayetler açıkça dayanaktan   yoksundur ve AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi   gerekmektedir.   AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak, baꢀvuran, maruz kaldığı maddi ve   manevi zarar için 40.000 Euro, yargılama masraf ve giderler için 3.000 Euro talep etmektedir.   Hükümet, sözkonusu iddialara karꢀı çıkmaktadır.   Bununla birlikte, AĐHM, mevcut davadakine benzer koꢀullarda, tespit edilen ihlalin telafi   edilmesi için prensip olarak en uygun yolun, baꢀvuranın talebi üzerine, AĐHS’nin 6/1   maddesinin gereklerine uygun olarak, davanın yenilenmesi olacağı kanaatindedir (sözü edilen   Salduz).   AĐHM, hakkaniyete uygun olarak, baꢀvurana, Avrupa Merkezi Bankası’nın marjinal kredi   kolaylıklarına uyguladığı üç puanlık gecikme faizi ile birlikte 1.000 Euro manevi tazminat   ödenmesine hükmetmektedir.   Yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak, baꢀvuran, hiçbir belge sunmamaktadır. Sonuç   olarak AĐHM, yargılama masraf ve giderleri kapsamında baꢀvuranın yapmıꢀ olduğu talebi   reddetmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun, gözaltı sırasında bir avukatın hazır bulunmaması ve tanıkların ifadelerine   baꢀvurma imkanının olmaması kapsamında yapılan ꢀikayetlere iliꢀkin kısmının   kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;   2. Gözaltı sırasında bir avukatın hazır bulunmaması nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesi ile   birlikte AĐHS’nin 6/3 c) maddesinin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 6/3 d) maddesi kapsamında yapılan ꢀikayetin ayrıca incelenmesine gerek   olmadığına;   4. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ye çevrilmek üzere, her türlü vergiden   muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından baꢀvurana 1.000 Euro (bin Euro) manevi   tazminat ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   5. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve   3. paragraflarına uygun olarak 16 Temmuz 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło