12717/08
WyrokETPCz2010-06-15ECLI:CE:ECHR:2010:0615JUD001271708
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy deportacja skarżącej do Iranu, gdzie groziło jej ryzyko złego traktowania z powodu konwersji na chrześcijaństwo i innych okoliczności, naruszyłaby art. 3 Konwencji? Czy pozbawienie wolności skarżącej w ośrodku dla cudzoziemców było zgodne z art. 5 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że deportacja skarżącej do Iranu naraziłaby ją na realne ryzyko złego traktowania, naruszając art. 3 Konwencji. Opierał się na ocenie UNHCR, która uznała skarżącą za uchodźcę z powodu uzasadnionych obaw przed prześladowaniem ze względu na religię, płeć i poglądy polityczne. W kwestii pozbawienia wolności, Trybunał powtórzył swoje ustalenia z podobnej sprawy (Abdolkhani i Karimnia/Türkiye), stwierdzając, że brak jasnych przepisów krajowych dotyczących podstaw, procedury i limitów czasowych zatrzymania w celu deportacji czyni takie pozbawienie wolności niezgodnym z art. 5 ust. 1 Konwencji.Stan faktyczny
Skarżąca, Latife Ahmadpour (Derya Neverdi), obywatelka Iranu, przybyła do Turcji w 2005 roku z dziećmi po rozwodzie, uciekając przed przemocą ze strony męża. W Turcji przeszła na chrześcijaństwo i wyszła za mąż za innego Irańczyka, który również przeszedł na chrześcijaństwo. Jej wniosek o azyl został początkowo odrzucony przez władze tureckie, ale UNHCR uznało ją za uchodźcę w kwietniu 2008 roku. Skarżąca została umieszczona w ośrodku dla cudzoziemców w oczekiwaniu na deportację, a następnie otrzymała tymczasowe zezwolenie na pobyt.Rozstrzygnięcie
Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna.
Stwierdza, że deportacja skarżącej do Iranu naruszyłaby art. 3 Konwencji.
Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 1 Konwencji.
Stwierdza, że samo stwierdzenie potencjalnego naruszenia art. 3 stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkody moralne.Pełny tekst orzeczenia
AHMADPOUR / TÜRKİYE
(Başvuru No: 12717/08)
KARAR ÇEVİRİSİ
STRAZBURG Haziran 2010
(KESİNLEŞME 22/11/2010)
Bu yayın Avrupa Birliğinin maddi desteği ile hazırlanmıştır. İçerik tamamıyla Mültecilerle
Dayanışma Derneği sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliğinin görüşlerini yansıtmak
zorunda değildir.
Mültecilerle Dayanışma Derneği için Av. Serkan Cengiz tarafından çevrilmiştir. Kararın
İngilizce orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.
İKİNCİ BÖLÜM
AHMADPOUR / TÜRKİYE KARARI
(Başvuru No: 12717/08)
KARAR
STRAZBURG Haziran 2010
KESİNLEŞME
22/11/2010
İşbu karar Sözleşme m.44/2 uyarınca kesinleşmiştir. Karar editöryel
düzeltiye tabi tutulabilir. .
AHMADPOUR v. TURKEY JUDGMENT
Ahmadpour / Türkiye davasında
Daire oturumu olarak görev yapan
Françoise Tulkens, Başkan,
Ireneu Cabral Barreto,
Dragoljub Popović,
Nona Tsotsoria,
Işıl Karakaş,
Kristina Pardalos,
Guido Raimondi, Hakimler,
ve Françoise Elens-Passos’dan, Yazıişleri Müdür Yardımcısı,
müteşekkil Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 25 Mayıs 2010 tarihli
kamuoyuna kapalı değerlendirmesi sonrasında aynı gün kabul edilen işbu
karara varmıştır:
USUL
1. Dava, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin
Sözleşme’nin (‘‘Sözleşme’’) m.34 hükmü uyarınca, İran vatandaşı Bayan
Latife Ahmadpour (Derya Neverdi) (‘‘başvurucu’’) tarafından Türkiye
Cumhuriyeti aleyhine 14 Mart 2008 tarihinde Mahkeme’ye sunulan
başvurudan (B.No: 12717/08) kaynaklanmaktadır.
2. Başvurucu İstanbul’da avukatlık yapan Bay A. Baba tarafından temsil
edilmiştir. Türk Hükümeti ise kendi ajanları tarafından temsil edilmiştir.
3. Davanın havale edildiği Daire’nin Başkanı, tarafların menfaatleri ve
Mahkeme önündeki yargılamanın uygun şekilde yürütülmesi amacıyla
Mahkeme İçtüzüğü m.39 uyarınca, Mahkeme başvurusu hakkında bir karara
varıncaya kadar başvurucunun İran’a sınır dışı edilmemesine karar
vermiştir.
4. İkinci Bölüm Başkanı, 18 Nisan 2008 tarihinde başvurunun
Hükümete bildirilmesine karar vermiştir. Bölüm Başkanı ayrıca başvurunun
kabuledilebilirliği ile esasının birlikte incelenmesine (m.29/3) ve davaya
öncelik verilmesine (İçtüzük m.41) karar vermiştir.
5. Başvurucu ve Hükümet, başvurunun kabuledilebilirliği ve esasına
ilişkin yazılı görüşlerini sunmuşlardır.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
6. Başvurucu, 1974 doğumlu olup Kırklareli’nde yaşamaktadır.
AHMADPOUR v. TURKEY JUDGMENT
A. Başvurucunun Türkiye’ye Gelmesi ve Sınır Dışı Edilme
Yargılaması
7. Belirtilmeyen bir tarihte başvurucu İran’da eşinden boşanmıştır.
Başvurucunun eski eşi, çiftin çocuklarının vasisi olarak tayin edilmiştir.
8. Başvurucu 2 Ekim 2005 tarihinde eşinin onayı olmaksızın
çocuklarıyla birlikte Türkiye’ye gelmiştir. Beyanlarına göre başvurucu,
eşinin uyguladığı şiddet nedeniyle kaçmıştır. Başvurucu Türkiye’ye
gelmesinden hemen sonra ulusal resmi makamlara ve Birleşmiş Milletler
Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne (‘‘BMMYK’’) başvurarak geçici veya
daimi sığınma talebinde bulunmuştur.
9. 28 Eylül 2006 tarihinde başvurucu, Hristiyanlık dinini sonradan kabul
eden bir İran vatandaşı ile evlenmiştir. Ekim 2006 tarihinde başvurucu da
Hristiyanlık dinini kabul etmiştir.
10. Belirli olmayan bir tarihte BMMYK başvurucunun sığınma
başvurusunu reddetmiştir.
11. 22 Aralık 2006 tarihinde başvurucu ve eşi, sığınma başvurularını
reddeden İçişleri Bakanlığı kararlarını tebellüğ etmişlerdir. İçişleri
Bakanlığı, başvurucu ve eşinin mali durumlarını iyileştirmek amacıyla bir
Avrupa ülkesine gitmek için Türkiye’deki geçici sığınma sistemini
kullanma arzusunda oldukları kanaatindedir. Başvurucular ayrıca konuyla
ilgili kararlara itiraz etme hakları olduğu hususunda bilgilendirilmişlerdir.
12. 7 Kasım 2007 tarihinde başvurucu, sınır dışı edileceği hususunda
bilgilendirilmiştir. Aynı gün Türkiye’den ayrılmasını kolaylaştırmak
amacıyla 15 gün süreli oturma izni verilmiştir.
13. 15 Kasım 2007 tarihinde başvurucu, Ankara İdare Mahkemesi’ne
başvurmuş ve Mahkeme’den hakkında verilen sınır dışı edilme kararının
iptali ile söz konusu sınır dışı edilme kararının yürütmesinin davanın sonuna
kadar durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
14. 30 Kasım 2007 tarihinde ihtiyaç içerisinde bulunmadığı gerekçesi ile
başvurucunun adli yardım talebi reddedilmiştir.
15. 2 Ocak 2008 tarihinde Ankara 16. İdare Mahkemesi tarafından
verilen karar uyarınca başvurucunun 30 gün içerisinde mahkemeye başvuru
harçlarını ödemesine karar verilmiştir.
16. Başvurucu, 18 Şubat 2008 tarihinde İstanbul İl Emniyet
Müdürlüğü’ne bağlı olan Kumkapı Yabancılar Kabul ve Barınma
Merkezi’ne yerleştirilmiştir.
17. 2 Ocak 2008 tarihli karar, başvurucunun ikamet adresinde sakin
olmaması nedeniyle kendisine tebliğ edilememiştir. İdare Mahkemesi, 29
Şubat 2008 tarihinde başvurucu tarafından yeni adresi hususunda
mahkemeye bilgi verilinceye kadar davanın durmasına karar vermiştir.
18. 13 Mart 2008 tarihinde BMMYK, başvurucunun dosyasının yeniden
açılmasına karar vermiştir.
AHMADPOUR v. TURKEY JUDGMENT
19. Kendisiyle görüşme yapıldıktan sonra, 10 Nisan 2008 tarihinde
başvurucu BMMYK’nin yetkisi kapsamında mülteci olarak kabul edilmiştir.
BMMYK, çocuklarının babaları tarafından cinsel ve fiziksel olarak taciz
edildiği, kendisinin zorla cinsel ilişkiye zorlandığı, çocukları ve kendisini
korumak amacıyla İran’dan kaçtığı hususundaki iddialarını inandırıcı
bulmuştur. BMMYK raporunda ayrıca başvurucunun eyleminin İran hukuk
mevzuatı uyarınca cezalandırılabilir bir eylem olduğunu belirtmiştir.
BMMYK ayrıca başvurucunun sonradan Hristiyanlık dinini benimseyen bir
kişi ile evlendiğini kendisinin de Hristiyanlık dinini kabul ettiğini, bir kız
çocuğu doğurduğunu ve çocuğun vaftiz edilerek kendisine bir Hristiyan
ismi verildiğini tespit etmiştir. Ayrıca başvurucu, Türkiye’de sığınma
talebinde bulunan bir kişi olarak bilinmektedir. BMMYK, başvurucunun
inancı, cinsiyeti ve siyasi düşüncesi dolayısıyla dayanağı olan bir zulme
uğrama korkusu içerisinde olduğu sonucuna ulaşmış ve siyasi düşüncesi,
belirli bir siyasal gruba mensubiyeti ve dini gerekçeleriyle başvurucuyu
mülteci olarak tanımıştır.
20. 23 Ocak 2009 tarihinde başvurucunun avukatı Ankara 16. İdare
Mahkemesi’ne başvurarak yargılamanın görülmeye başlamasının sınır dışı
edilme kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesi talebinde
bulunmuştur.
21. 12 Mart 2009 tarihinde ilk derece mahkemesi, AİHM’nin İçtüzük
m.39 uyarınca verdiği geçici tedbir kararı ışığında başvurucunun kararın
yürütmesinin durdurulması talebi hakkında bir karar verilmesinin gerekli
olmadığına karar vermiştir.
22. Dosyada bulunan bilgilere göre Ankara 16. İdare Mahkemesi
önündeki yargılama halen derdesttir.
B. Başvurucunun Kumkapı Yabancılar Kabul ve Barınma
Merkezi’ne Yerleştirilmesi ve Konuyla ilgili Yargı Süreci
23. Başvurucu, 18 Şubat 2008 tarihinde İstanbul’da bulunan Kumkapı
Yabancılar Kabul ve Barınma Merkezi’ne yerleştirilmiştir.
24. AİHM İçtüzük m.39 uyarınca ihtiyati tedbir kararını Hükümet’e
bildirmesini müteakiben başvurucu, Kırklareli Yabancılar Kabul ve
Barınma Merkezi’ne nakledilmiştir.
25. 29 Ağustos 2008 tarihinde başvurucunun avukatı İçişleri
Bakanlığı’na başvurarak müvekkili ve çocuklarının serbest bırakılmasını ve
kendilerine oturma izni verilmesini talep etmiştir. Bu talebe ilişkin
başvurucuya herhangi bir yanıt ulaşmamıştır.
26. Belirli olmayan bir tarihte başvurucunun avukatı Ankara İdare
Mahkemesi’nde bir dava açmıştır. Avukat, başvurucunun ve çocuklarının
serbest bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Avukat ayrıca
başvurucunun alıkonulmasına yönelik işlemin yürütmesinin durdurulmasına
karar verilmesini talep etmiştir.
AHMADPOUR v. TURKEY JUDGMENT
27. Ankara 6. İdare Mahkemesi, 15 Nisan 2009 tarihli kararıyla
başvurucu ve çocuklarının Kırklareli Yabancılar Kabul ve Barınma
Merkezi’nde tutulması kararının yürütmesinin durdurulması istemini
reddetmiştir.
28. Ankara Bölge İdare Mahkemesi, başvurucunun 15 Nisan 2009 tarihli
karara karşı yaptığı itirazı 17 Haziran 2009 tarihli kararı ile reddetmiştir.
29. Dosyada bulunan bilgilere göre Ankara 6. İdare Mahkemesi
önündeki yargılama hala derdesttir.
30. İçişleri Bakanlığı, başvurucunun çocuklarının eğitimlerine devam
edebilmelerine imkan tanımak amacıyla başvurucu ve çocuklarına 6 ay
süreli bir oturma izni vermiştir. Sonrasında başvurucu ve çocukları serbest
bırakılmışlardır. Oturma izinleri 7 Nisan 2010 tarihine kadar geçerlidir.
Başvurucunun 25 Mayıs 2010 tarihli beyanlarına göre başvurucu, resmi
makamlara başvurarak kendisinin ve çocuklarının oturma izinlerinin
yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Başvurucunun ilgili talebine ilişkin
inceleme devam etmektedir.
II. KONUYLA İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMA
31. Konuyla ilgili ulusal mevzuat ve uygulama, Abdolkhani ve
Karimnia/Türkiye (B.No:30471/08, para. 29-44, AİHM 2009-... (Alıntılar)
kararında bulunabilir.
HUKUK
I. SÖZLEŞME M.2 VE 3’ÜN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
32. Başvurucu, İran’a sınır dışı edilmesinin onu Sözleşme m.2 ve 3
altında gerçek bir ölüm veya kötü muamele riskiyle karşı karşıya bırakacağı
yakınmasında bulunmaktadır.
33. Mahkeme, başvurucunun yakınmasının yalnızca Sözleşme m.3
bakımından incelenmesinin daha uygun olacağını tespit etmektedir (bkz.
Yukarıda atıfta bulunulan Abdolkhani ve Karimnia, para.62; NA./Birleşik
Krallık, B. No:25904/07, para. 95, 17 Temmuz 2008 ve Said/Hollanda,
B.No:2345/02, para.37, AİHM, 2005-VI).
A. Kabuledilebilirlik
34. Mahkeme başvurunun bu kısmının Sözleşme m.35/3 hükmü
çerçevesinde açıkça dayanaktan yoksun olmadığını tespit etmektedir.
AHMADPOUR v. TURKEY JUDGMENT
Mahkeme ayrıca başvurunun başka herhangi bir gerekçe nedeniyle de
kabuledilemez olmadığını belirtmektedir. Bu nedenle başvurunun
kabuledilebilir ilan etmesi gerekmektedir.
B. Esas
35. Hükümet başvurucunun geçici sığınma talebinin ulusal makamlar
tarafından incelendiğini ve anılı talebin başvurucunun İran’da zulme maruz
kalacağına dair iyi temellendirilmiş bir korkusunun bulunmadığının tespit
edilmiş olması nedeniyle reddedildiğini ileri sürmüştür.
36. Başvurucu İran’a geri gönderilmesi durumunda, sonradan
Hristiyanlığı kabul eden bir kişi ile İran makamları tarafından tanınmayan
ve dolayısıyla da zina mahiyetinde olan bir evlilik yapmış olması, İran
hukukunda ceza hukuku yaptırımına tabi bir suç olan çocuklarını İran dışına
çıkarmış olması, kendisinin de sonradan Hristiyanlığı kabul etmiş olması
nedeniyle gerçek bir ölüm veya kötü muamele riskiyle karşı karşıya
kalacağını iddia etmiştir. Başvurucu bununla bağlantılı olarak BMMYK
tarafından mülteci olarak kabul edilmiş olduğuna vurgu yapmıştır.
37. Mahkeme, ilk olarak başvurucu ve çocuklarına, başvurucunun
çocuklarının eğitimlerine devam etmelerine imkan tanımak ve resmi
makamların onların oturma izinlerinin yenilenmesi talebini halihazırda
incelenmesi amacıyla 7 Nisan 2010 tarihine kadar geçerli olacak şekilde
oturma izni verilmiş olduğunu gözlemlemektedir. Mahkeme konuyla
bağlantılı olarak sınır dışı ve iade bağlamlarında sığınma başvurusu veya
derdest üçüncü bir ülkeye yerleştirilmelerinin söz konusu olduğu durumda
ikamet izni verilen çok sayıda başvuru açısından kayıttan düşme kararı
vermiş olduğunu yinelemektedir (bkz. Örneğin Carmen Emilia Rojas
Arenas/Hollanda, kabul edilebilirlik hakkında karar, B.No: 1989/07, 6
Eylül 2007 ve N.M./Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar),
B.No:42175/05, 17 Mart 2008). Başvurucu anılı başvurularda,
başvurucuların sınır dışı edilme işlemine tabi tutulmamış olması nedeniyle
konuyla ilgili zaman zarfında başvurucuların sınır dışı edilmeleri açısından
pek yakın bir riskin veya iddia edilen Sözleşme m.3 riskinin somutlaşmamış
olduğunu gözlemlemektedir. Hal böyle olmakla birlikte, görülmekte olan
işbu davada oturma izinlerinin başvurucunun İran’da yüz yüze kalacağı
iddia edilen risklere dair başvurucu iddialarının incelenmesini müteakiben
veya incelenmesi sırasında verilmemiştir ve oturma izinleri kısa bir süre için
geçerlidir. Bunun yanı sıra Hükümet bu oturma izinlerinin yenilenebilir
olduğu hususunda herhangi bir açıklama sunmamıştır. Son olarak
başvurucunun oturma izninin yenilenmesi talebi, resmi makamlarca
incelenmektedir. Bu koşullar altında Mahkeme, her ne kadar başvurucu 7
Nisan 2010 tarihine kadar Türkiye’de yasal olarak sakin olsa da,
başvurucunun hala İran’a sınır dışı edilme riski altında olduğunu tespit
AHMADPOUR v. TURKEY JUDGMENT
etmektedir. Bu nedenle de Mahkeme şu anda başvurucunun menşei ülke
olan İran’a sınır dışı edilecek olması durumunda Sözleşme m.3’e aykırı bir
muamele riskine açık olup olmayacağını incelemek zorundadır.
38. Mahkeme bununla bağlantılı olarak başvurucunun ilk geçici sığınma
başvurusunun İçişleri Bakanlığı tarafından reddedildiğini gözlemlemektedir.
Buna karşın dava dosyasında başvurucu ile gerçekte görüşme yapıldığını,
ulusal makamların Sözleşme m.3’ü dikkate alarak başvurucunun talebini
gerçekten de incelemiş olduğunu gösterir herhangi bir şey
bulunmamaktadır. Başvurucunun ilk dilekçesine ilişkin ret kararının,
BMMYK’nin sığınma başvurusuna ilişkin vermiş olduğu ret kararıyla
uyumlu olduğu farz edilmiş olsa bile BMMYK, başvurucunun dosyasını
yeniden açmış ve başvurucuyla sığınma başvurusunun arka planına dair bir
görüşme gerçekleştirmişse de ulusal resmi makamlar, başvurucunun
hakkında tesis edilmiş olan sınır dışı etme kararının iptali için açtığı
davasının Ankara İdare Mahkemesi’nde derdest olduğu bir sırada
başvurucunun İran’a sınır dışı edilmesini planlamışlardır. Mahkeme bu
nedenle ulusal resmi makamların başvurucunun iddiasına ilişkin anlamlı bir
inceleme yapmış olduğuna dair Hükümet savunması açısından ikna
olmamıştır.
39. BMMYK’nin başvurucu ile görüşme yaptığında başvurucunun
korkularının inandırıcılığı ve ana vatanındaki koşullara ilişkin beyanının
doğruluğunu sınama imkanına sahip olması nedeniyle Mahkeme, İran’a
gönderilmesi durumunda karşı karşıya kalacağı riske dair başvurucunun
iddiasına yönelik BMMYK’nin varmış olduğu sonuca gereken önemi
vermek zorundadır (bkz. Jabari/Türkiye, B.No: 40035/98, para. 41, AİHM,
2000-VIII; NA./Birleşik Krallık, yukarıda atıfta bulunulan, para.122 ve
Abdolkhani ve Karimnia, yukarıda atıfta bulunulan, para. 82).
40. BMMYK’nin değerlendirmesi ışığında Mahkeme, başvurucunun
İran’a sınır dışı edilmesi durumunda başvurucunun Sözleşme m.3 tarafından
korunan hakkının ihlal edilmesi riskinin olduğunun kabulüne dair esaslı
gerekçeler bulunduğunu tespit etmektedir.
41. Netice olarak Mahkeme, başvurucunun İran’a sınır dışı edilmesi
halinde Sözleşme m.3’ün ihlal edileceği sonucuna ulaşmaktadır.
II. İDDİA EDİLEN SÖZLEŞME M.5/1 İHLALİ
42. Başvurucu Sözleşme m.5 altında hukuka aykırı olarak
özgürlüğünden yoksun bırakıldığı hususunda yakınmada bulunmuştur.
43. Mahkeme bu yakınmanın Sözleşme m.5/1 bakımından incelenmesi
gerektiği kanaatindedir.
AHMADPOUR v. TURKEY JUDGMENT
A. Kabuledilebilirlik
44. Mahkeme Sözleşme m.35/3 bağlamında başvurucunun bu kısmının
açıkça temelsiz olmadığını tespit etmektedir. Mahkeme ayrıca yakınmanın
başka herhangi bir gerekçeyle de kabuledilmez olmadığını tespit etmektedir.
B. Esas
45. Hükümet, başvurucunun tutuklanmadığını ve fakat Kırklareli
Yabancılar Kabul ve Barınma Merkezi’nde barındırıldığını iddia etmiştir.
Gözaltı veya tutuklama olarak tanımlanmayan başvurucunun bu merkeze
yerleştirilmesinin nedeni sınır dışı edilme işlemleri derdest olan yabancıların
yetkili makamlarca takip edilmesi ihtiyacıdır. Hükümet bu uygulamanın sayılı Kanunun 23.maddesine dayandığını iddia etmiştir.
46. Başvurucu 18 Şubat 2008 ile 7 Ekim 2009 tarihleri arasında
Kırklareli Yabancılar Kabul ve Barınma Merkezi’nde alıkonulmasının, söz
konusu alıkonulma işleminin iç hukukta dayanağı bulunmaması nedeniyle
hukuka aykırı olduğunu iddia etmiştir.
47. Mahkeme öncelikle, başvurunun Hükümete bildirilmesi aşamasında
Hükümet’in başvurucunun Sözleşme m.5/1 altında ileri sürdüğü
yakınmasıyla bağlantılı özel bir soruya cevap vermeye davet edilmemiş
olduğunu gözlemlemektedir. Hal böyle olmakla birlikte Mahkeme,
Hükümet’in başvurucunun bu başlık altındaki yakınmasına da yanıt vermiş
olması nedeniyle, Hükümet’in yanıtlarını hazırlanma kapasitesinin olumsuz
olarak etkilendiği veya tarafların menfaatine aykırı olarak adaletin
selametine
ilişkin
gerekliliklerin
zarar
gördüğü
iddiasında
bulunulamayacağı kanaatindedir (bkz.Müslim / Türkiye, B.No: 53566/99,
para. 57, 26 Nisan 2005). Bu nedenle de Mahkeme, davayı başvurucunun ve
Hükümet’in beyanları ışığında Sözleşme m.5 altında inceleme yetkisine
sahiptir.
48. Mahkeme aynı mağduriyetleri Abdolkhani ve Karimnia (yukarıda
atıfta bulunulan, para. 125-135) davasında da incelemiştir. Mahkeme, anılı
davada başvurucuların Kırklareli Kabul ve Barınma Merkezi’ne
yerleştirilmesinin bir özgürlükten yoksun bırakma mahiyetinde olduğunu
tespit etmiş ve sınır dışı etme işlemi gerçekleştirilmesi amacına yönelik
alıkonulmaya ve böylesi bir işlemin devamına karar verilmesi usulü ile bu
tür bir alıkoymaya dair süre sınırları açısından açık mevzuat hükümlerinin
bulunmayışı nedeniyle başvurucunun maruz kaldığı özgürlükten yoksun
bırakmanın Sözleşme m.5’in amaçları çerçevesinde “yasal” olmadığı
sonucuna ulaşmıştır.
49. Mahkeme işbu davayı incelemiş ve yukarıda atıfta bulunulan
Abdolkhani ve Karimnia davasındaki tespitlerinden ayrılmasını gerektirecek
AHMADPOUR v. TURKEY JUDGMENT
özel bir olgu tespit etmemiştir. Bu nedenlerle Sözleşme m.5/1 hükmü ihlal
edilmiştir.
III. SÖZLEŞME MADDE 41’İN UYGULANMASI
50. Sözleşme m.41 hükmü şöyledir::
“Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokoller n n hlal ed ld ğ ne karar ver rse ve
lg l Yüksek Sözleşmec Taraf’ın ç hukuku bu hlal n sonuçlarını ancak kısmen
ortadan kaldırabil yorsa, Mahkeme, gerekt ğ takd rde, zarar gören taraf leh ne ad l b r
tazm n ver lmes ne hükmeder.”
51. Başvurucu İran’a sınır dışı edilmesinin engellenmesini, ayrıca
Türkiye’deki geçici sığınma usulüne başvurmasının olanaklı hale
getirilmesini, geçici sığınma talebinin incelenmesi süresi boyunca kendisine
ikamet izni verilmesini, BMMYK’nin yeniden yerleştirme programı
çerçevesinde Türkiye’den ayrılmasına izin verilmesi ile alıkonulması
işlemine son verilmesi taleplerinde bulunmuştur.
52. Hükümet Mahkeme’den başvurucunun tazminat talebinde
bulunmamış olduğu gerekçesiyle bu başlık altında başvurucu lehine
tazminata hükmedilmemesi talebinde bulunmuştur.
53. Başvurucunun özgürlüğünden yoksun bırakma işlemine son
verilmesi talebi açısından Mahkeme, başvurucunun halihazırda serbest
bırakılmış olduğunu gözlemlemektedir. Mahkeme bu nedenle bu talep
açısından herhangi bir hüküm tesis etmesinin gerekli olmadığı
kanaatindedir. Başvurucunun Sözleşme m.41 altındaki diğer talepleri
açısından Mahkeme, potansiyel bir Sözleşme m.3 ihlali tespit ettiğini
belirtmektedir. Mahkeme, başvurucunun İran’a sınır dışı edilmesinin
önlenmesinin işbu kararın doğal bir sonucu olacağı kanaatindedir. Bu
nedenle de Mahkeme, bu talepler açısından herhangi bir hüküm tesis
etmesinin gerekli olmadığı kanaatinde olup potansiyel bir Sözleşme m.3
ihlali tespitinin yeterli adil karşılık oluşturduğu sonucuna ulaşmaktadır.
BU NEDENLERLE MAHKEME OYBİRLİĞİ İLE
1. Başvurunun kabuledilebilir olarak ilanına;
2. Başvurucunun İran’a sınır dışı edilmesinin Sözleşme m.3’ü ihlal
edeceğine;
3. Sözleşme m.5/1’in ihlal edildiğine;
4. Potansiyel bir Sözleşme m.3 ihlali tespitinin, başvurucu tarafından maruz
kalınan manevi zarar açısından yeterli adil karşılık oluşturduğuna;
AHMADPOUR v. TURKEY JUDGMENT
İşbu karar İng l zce olarak yazılmış ve Mahkeme İçtüzüğü m.77/2 ve 3
fıkraları uyarınca 15 Haziran 2010 tarihinde yazılı olarak tebl ğ ed lm şt r.
Françoise Elens-Passos
Yazıişleri Müdür Yardımcısı
Françoise Tulkens
Başkan
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło