12974/03
WyrokETPCz2007-05-03ECLI:CE:ECHR:2007:0503JUD001297403
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania sądowego dotyczącego własności nieruchomości w Turcji naruszyła prawo skarżących do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu nadmiernej długości postępowania sądowego, które trwało około 15 lat i 8 miesięcy od daty uznania przez Turcję prawa do skargi indywidualnej, a łącznie około 19 lat od wszczęcia. Trybunał uznał, że ani złożoność sprawy, ani zachowanie skarżących nie uzasadniały tak długiego okresu. Szczególnie podkreślono znaczne opóźnienia ze strony sądów krajowych, w tym sześć lat na wydanie pierwszej decyzji przez Sąd Katastralny i kolejne sześć lat na wydanie drugiej decyzji po uchyleniu. Trybunał odwołał się do swojego ugruntowanego orzecznictwa w zakresie oceny rozsądnego terminu, biorąc pod uwagę zachowanie władz krajowych.Stan faktyczny
Skarżący, mieszkańcy Ankary, byli spadkobiercami osoby, która w 1965 roku zarejestrowała na swoje nazwisko działkę, wcześniej sprzedaną i zarejestrowaną na N.E. W 1983 roku skarżący wszczęli postępowanie sądowe w celu ustalenia prawnego właściciela spornej nieruchomości, po tym jak inna osoba (F.K.) zakwestionowała ich prawo własności. Postępowanie to, dotyczące podwójnej rejestracji w księgach wieczystych, toczyło się przed sądami tureckimi przez wiele lat, zanim ostatecznie zostało rozstrzygnięte na niekorzyść skarżących.Rozstrzygnięcie
Skarga w zakresie przewlekłości postępowania uznana za dopuszczalną, pozostała część skargi za niedopuszczalną. Stwierdzono naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Zasądzono 7 000 EUR wspólnie dla skarżących tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową. Odrzucono pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYĐ
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi Kararı
TÜRKÜLER VE DĐĞERLERĐ/Türkiye Davası
Baꢀvuru No:12974/03 Strazburg Mayıs 2007
OLAYLAR
Baꢀvuranlar sırasıyla 1958, 1949, 1949, 1960, 1962, 1950, 1953, 1949 ve 1946
doğumlu olup, Ankara’da ikamet etmektedirler.
Baꢀvuranların vasiyetçileri, 1 Ekim 1962 tarihinde noter tasdikli bir senetle arsa
sahibi olmuꢀtur.
Bu arsa 1963 yılında N.E. adlı birine ilk mülk sahibi tarafından satılmıꢀ ve aynı tarihte
N.E. adına tescil edilmiꢀtir. Daha sonra N.E.’nin vefat etmesiyle arsa mirasçılara geçmiꢀtir. Nisan 1965 tarihinde Van Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 14 Eylül 1964 tarihli kararının
ardından arsa baꢀvuranların vasiyetçisi adına tapu sicil kaydına tescil edilmiꢀtir.
Belirtilmeyen bir tarihte, mirasçı N.E.’den ihtilaflı arsayı satın alan F.K. adlı biri,
baꢀvuranların vasiyetçisi aleyhinde tapu siciline yapılan tescil iꢀleminin iptali için dava açmıꢀtır.
Daha sonraki yıllarda dava konusu mülkün ilgili kiꢀiler adına tapu sicil kaydına tescil
edilmesi üzerine, bir kadastro planı düzenlenmiꢀ ve F.K.’nın açtığı dava nedeniyle tapu sicil def-
terindeki mülk sahipleri adına yapılan tescillere ayrılmıꢀ kolon boꢀ bırakılmıꢀtır.
Baꢀvuranlar 4 ꢁubat 1983 tarihinde, dava konusu arsanın sahibinin hukuki yoldan
tespit edilmesi amacıyla tespit davası açmak için Van Asliye Hukuk Mahkemesi’ne baꢀvurmuꢀ
lardır.
Asliye Hukuk Mahkemesi 6 Kasım 1987 tarihinde ratione materiae yetkisizlik
kararı vermiꢀ ve dosyayı Van Kadastro Mahkemesi’ne göndermiꢀtir.
Kadastro Mahkemesi 9 Aralık 1993 tarihli kararla baꢀvuranların talebini tapu sicile iki
kez tescil iꢀlemi yapıldığı ve en eski tescil iꢀlemi olan N.E. adına yapılan tescil iꢀleminin daha
güvenilir olduğu gerekçesiyle reddetmiꢀtir.
Yargıtay 26 Nisan 1994 tarihinde ilk derece mahkemesi kararını, dosyanın yeterince
incelenmediği gerekçesiyle bozmuꢀtur.
Kadastro Mahkemesi 24 Mayıs 2001 tarihinde baꢀvuranların talebini yeniden reddetmiꢀ
tir. Kadastro Mahkemesi bilirkiꢀi raporlarına ve tanık ifadelerine dayanarak dava konusu mülkün
F.K. adına tescil edilmesi gerektiğine kanaat getirmiꢀtir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasî İşler
Genel Müdürlüğü tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam
olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı
Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Yargıtay 25 Aralık 2001 tarihinde baꢀvuranların itiraz ettiği kararı onamıꢀ ve 23 Eylül tarihli kararın düzeltilmesi için yapılan temyiz baꢀvurusunu reddetmiꢀtir.
HUKUK AÇISINDAN
I. KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK HAKKINDA
Baꢀvuranlar AĐHS’nin 6§1 maddesini ileri sürerek, hukuk mahkemelerindeki
yargılamanın uzun olmasına itiraz etmektedir. Ayrıca baꢀvuranlar ulusal mahkemeler huzurunda
yürütülen yargılamanın adil olmadığını iddia etmektedirler. Bu bağlamda baꢀvuranlar AĐHS’nin
13. maddesini ileri sürmektedirler. Aynı ꢀekilde baꢀvuranlar hiçbir makul sebep olmaksızın
mülkiyetlerinden mahrum bırakıldıklarını savunmakta ve bu itibarla 1 No’lu Protokol’ün 1.
maddesini ileri sürmektedirler.
A. Yargılama Süresi
AĐHM, bu ꢀikayetin AĐHS’nin 35§3 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun
olmadığını tespit etmektedir. Ayrıca AĐHM, ꢀikayetin baꢀka hiçbir kabuledilemezlik
gerekçesiyle ters düꢀmediğini belirtmektedir.
B. Yargılamanın Adil Olması
Baꢀvuranlar 6 ve 13. maddelerini ileri sürerek, mahkemelerin dava konusu olayları yanlıꢀ
değerlendirdiklerini ve aynı mülkü iki farklı kiꢀiye satan bir kimsenin kötü niyetini
onayladıklarını savunmaktadırlar.
Hükümet bu argümanlara itiraz etmektedir.
AĐHM, bu ꢀikayeti AĐHS’nin 6. maddesi alanında inceleyecektir. Bu itibarla AĐHM,
AĐHS’nin 19. maddesi uyarınca Sözleꢀmeci Tarafların sadece AĐHS’den doğan
yükümlülüklerine saygı gösterilmesini sağlamak için yetkili olduğunu hatırlatmaktadır.
Bu durumda AĐHM, baꢀvuranların ulusal mahkemelerin benimsediği çözüme itiraz
ettiklerini gözlemlemektedir. Oysa AĐHM, bir mahkemenin böyle bir kararı ya da baꢀka bir karar
almasına neden olan davaya iliꢀkin unsurları incelemenin kendi görevi olmadığını, aksi durumda
üçüncü ya da dördüncü derece mahkemesi olacağını hatırlatmaktadır (Kemmache-Fransa (no:3), Kasım 1994 tarihli karar). Ayrıca AĐHM dosyadaki hiçbir unsurun ulusal mahkeme
kararlarında keyfi herhangi bir unsur ortaya koymadığını gözlemlemektedir.
Buradan bu ꢀikayetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve AĐHS’nin 35§3 ve 4 maddesi
uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.
C. Mal ve Mülke Saygı Hakkı
Baꢀvuranlar 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesini ileri sürerek, ihtilaflı mülkün tapu siciline
baꢀka bir kimse adına tescil edilmesinden dolayı mal ve mülklerine saygı haklarının ihlal
edildiğini iddia etmektedirler.
Hükümet baꢀvuranların argümanlarına itiraz etmektedir.
AĐHM, baꢀvuranların açtığı dava üzerine 9 Aralık 1993 tarihinde, Kadastro
Mahkemesi’nin, tapu siciline iki kez tescil iꢀlemi yapılması durumunda en eski tescil iꢀleminin,
bu durumda baꢀka bir kimsenin adına yapılan tescil iꢀleminin daha güvenilir olduğuna kanaat
getirerek, ihtilaflı mülkün tapusuna iliꢀkin ihtilafı çözdüğünü gözlemlemektedir.
AĐHM, yukarıda sözkonusu yargılamada keyfiyet bulunmadığına kanaat getirdiğini
hatırlatmaktadır. Ayrıca AĐHM, içtihadına göre 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin mal ve mülk
edinimi hakkını güvence altına almadığını gözlemlemektedir (Van der Mussele-Belçika, 23
Kasım 1983 tarihli karar ve Slivenko-Letonya (karar), no: 48321/99).
Buradan bu ꢀikayetin AĐHS’nin 35§3 ve 4 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun
olduğu gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.
II. AĐHS’NĐN 6§1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, yargılama süresinde AĐHS’nin 6§1 maddesinde öngörüldüğü gibi “makul süre”
ilkesine riayet edilmediğini iddia etmektedir.
Hükümet bu sava itiraz etmektedir.
Değerlendirmeye alınacak dönem 4 ꢁubat 1983 tarihinde baꢀlayıp, 23 Eylül 2002
tarihinde sona ermiꢀtir.
AĐHM, değerlendirmeye alınacak dönemin Türkiye’nin kiꢀisel baꢀvuru hakkını tanıdığı Ocak 1987 tarihinde baꢀladığını gözlemlemektedir (Vehbi Ünal-Türkiye, no: 48264/99).
Dolayısıyla yargılama süresi beꢀ kez baꢀvurulan iki mahkeme için yaklaꢀık olarak on beꢀ yıl
sekiz aydır.
Ancak kiꢀisel baꢀvurunun tanındığı tarihten itibaren geçen sürenin makul olup olmadığını
değerlendirmek için AĐHM, davanın o zamana kadar yaklaꢀık dört yıl sürdüğünü de gözönünde
bulunduracaktır (Vehbi Ünal).
AĐHM, ne davanın karmaꢀıklığının ne de baꢀvuranların tutumunun yargılama süresini
açıklamaya yettiğini tespit etmektedir. AĐHM özellikle Kadastro Mahkemesi’nin kendisine
baꢀvuru yapıldıktan altı yıl sonra ilk kararını ve bozma kararından altı yıl sonra da ikinci kararını
verdiğini vurgulamaktadır.
AĐHM, yargılama süresinin makul olmadığının dava koꢀullarına göre ve içtihadının yer
verdiği, özellikle davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve yetkili makamların tutumu ile ilgili kiꢀiler
için davanın önemi gibi kriterler gözönüne alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (bkz.
diğer birçokları arasında, Frydlender-Fransa, no: 30979/96).
AĐHM, bu durumdakine benzer sorunların ortaya çıktığı davaları birçok kez incelemiꢀ ve
AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (bkz. Frydlender).
AĐHM kendisine sunulan bütün unsurları inceledikten sonra, Hükümet’in mevcut
durumda farklı bir sonuca varılmasını sağlayacak ne bir olay ne de argüman sunduğuna kanaat
getirmektedir. Konuya iliꢀkin içtihadını gözönüne alarak, AĐHM, bu durumda ihtilaflı yargılama
süresinin aꢀırı olduğuna ve “makul süre” gerekliliğine cevap vermediğine kanaat getirmektedir.
Dolayısıyla 6§1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Baꢀvuranlar, maddi tazminat olarak 100.000 Euro istemektedirler. Manevi tazminat
olarak ise 50.000 Euro istemektedirler.
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.
AĐHM, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi tazminat arasında nedensellik bağı
görmemekte ve bu talebi reddetmektedir. Buna karꢀın hakkaniyete uygun olarak AĐHM manevi
tazminat olarak baꢀvuranlara ortaklaꢀa 7.000 Euro ödenmesinin yerinde olacağına kanaat
getirmektedir.
B. Masraf ve Harcamalar
Baꢀvuranlar taleplerinde rakam belirtmeksizin, masraf ve harcamalarının ödenmesini
istemektedirler. Ancak baꢀvuranlar hiçbir fatura ya da ücret makbuzu sunmamıꢀlardır.
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.
AĐHM içtihadına göre bir baꢀvuran, ancak gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda
oldukları sabitleꢀen masraf ve harcamaların geri ödenmesini sağlayabilir. AĐHM, baꢀvuranların
baꢀvuru formunda taleplerini dile getirdiklerini ve bu talebi yazılı görüꢀlerinde de yinelediklerini
tespit etmektedir. Ancak baꢀvuranlar masrafların ulusal mahkemeler ya da AHM huzurundaki
yargılamanın sözkonusu olduğunu belirtmemiꢀlerdir. Baꢀvuranlar ücretlere iliꢀkin masraf ve
harcamalarda bir ayrım yapmamıꢀ ve AĐHM’de yapılan masrafların ödenmesi için dayanak
oluꢀturacak ayrı bir delil sunmamıꢀlardır. Dolayısıyla AĐHM, masraf ve harcamalar bakımından
ödeme yapılmasına gerek olmadığına kanaat getirmektedir.
C. Gecikme faizi
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Yargılama süresine dayanan ꢀikayet konusunda baꢀvurunun kabuledilebilir, geri kalan
kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde, döviz
kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından manevi tazminat
için baꢀvuranlara ortaklaꢀa 7.000 (yedi bin) Euro’nun miktara yansıtılabilecek her türlü
vergiden muaf tutularak ödenmesine,
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından,
Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eꢀit oranda
faiz uygulanmasına;
4. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;
karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesine
uygun olarak 3 Mayıs 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło