13090/04

WyrokETPCz2008-06-10ECLI:CE:ECHR:2008:0610JUD001309004

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłe niewykonanie prawomocnego orzeczenia sądowego dotyczącego odszkodowania za wywłaszczenie narusza prawo do rzetelnego procesu sądowego z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że prawo dostępu do sądu, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji, byłoby iluzoryczne, gdyby prawomocne i wiążące orzeczenie sądowe mogło pozostać niewykonane. Wykonanie wyroku jest integralną częścią 'sprawy' w rozumieniu art. 6 ust. 1. Państwo nie może powoływać się na brak środków jako usprawiedliwienie niewykonania prawomocnego orzeczenia. W niniejszej sprawie, opóźnienie w wypłacie odszkodowania przez władze krajowe, wynoszące około trzech lat i dwóch miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, zostało uznane za nierozsądne, co doprowadziło do naruszenia art. 6 ust. 1 Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Selçuk, był właścicielem działki w Stambule, która po zmianach planistycznych została przejęta przez gminę pod budowę szkoły. W zamian zaproponowano mu inne działki, co skarżący zaskarżył. Po wygraniu sprawy w sądach administracyjnych (anulowanie decyzji gminy) i cywilnych (nakaz rejestracji działki na jego nazwisko), Sąd Kasacyjny orzekł, że działka powinna zostać wywłaszczona. Skarżący uzyskał prawomocne orzeczenie o odszkodowaniu za de facto wywłaszczenie we wrześniu 2000 r., potwierdzone przez Sąd Kasacyjny we wrześniu 2002 r. Odszkodowanie zostało wypłacone dopiero w maju 2005 r., po długotrwałym postępowaniu egzekucyjnym.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę dotyczącą niewykonania prawomocnego wyroku (art. 6) za dopuszczalną, a pozostałe skargi za niedopuszczalne. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 Konwencji. 3. Zasądził na rzecz skarżącego 1 800 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową, płatne w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, wraz z odsetkami ustawowymi. 4. Oddalił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   MEHMET SELÇUK - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 13090/04 )   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Haziran 2008   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup bazı   ꢀekli düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine yapılan ve 13090/04 numaralı baꢀvurunun nedeni T.C.   vatandaꢀı Mehmet Selçuk’un (baꢀvuran) 23 Mart 2004 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları   Mahkemesi’ne (AĐHM) Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa   Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul barosu avukatlarından   M. Kolenoğlu tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   DAVANIN KOꢀULLARI   Baꢀvuran 1929 doğumlu olup Đstanbul’da ikamet etmektedir.   Baꢀvuran, Đstanbul Gaziosmanpaꢀa tapu kaydında 2904 parsel numarası ile tescilli taꢀınmazın   maliki idi. Dava dosyasında yer alan bilgilere göre baꢀvuranın hissesi 3.072 m2 idi. 1985   yılında yapılan imar değiꢀikliği planının ardından baꢀvuranın payı 892 no’lu adanın 1. parseli   olarak belirlenmiꢀtir.   Belirtilmeyen bir tarihte Gaziosmanpaꢀa Belediyesi üzerine okul inꢀaatı yapıldığı cihetle   sözkonusu parselin tapuda belediye adına kaydedilmesini kararlaꢀtırmıꢀtır. Buna karꢀılık,   Belediye baꢀvurana 868 no’lu adanın 2.752 m2 tutarındaki 1. parselini ve 1183 no’lu adanın 2.   parselinden toplam 233 m2 verilmesini öngörmüꢀtür.   A. Đdari mahkemeler önündeki süreç   Baꢀvuran, Belediye Meclisi’nin kararının iptali istemiyle 9 Temmuz 1991 tarihinde Đstanbul   Đdare Mahkemesi’nde dava açmıꢀtır.   ꢁubat 1995’te davayı iadeten gören idari mahkeme, taꢀınmazının karꢀılığında baꢀvurana   tahsis edilen arsanın sit alanında bulunması nedeniyle Belediye Meclisi’nin kararını iptal   etmiꢀtir.   Danıꢀtay 21 Mart 1996 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıꢀ, kararın tashihi   talebini ise 11 Mart 1997 tarihinde reddetmiꢀtir.   B. Hukuk mahkemeleri önündeki süreç   Baꢀvuran 18 ꢁubat 1991 tarihinde belediye adına kayıtlı sözkonusu parselin tapusunun iptal   edilerek tapu sicilinde kendi adına tescil edilmesi talebiyle Gaziosmanpaꢀa Asliye Hukuk   Mahkemesi’ne (Asliye Hukuk) baꢀvurmuꢀtur.   Asliye Hukuk Mahkemesi 10 Ekim 1997 tarihinde bu talebi yerinde bulmuꢀtur.   Yargıtay 18 Mayıs 1998 tarihinde kararı bozarak sözü edilen parselin kamulaꢀtırılması   gerektiğine itibar etmiꢀtir.   Belediye 20 Ocak 1998 tarihinde bir kamulaꢀtırma kararı almıꢀ, ancak bu karar icra   edilmemiꢀtir.   Baꢀvuran de facto kamulaꢀtırma için tazminat almak amacıyla 7 Mayıs 1999 tarihinde ek   baꢀvuruda bulunmuꢀ, 100.000.000.000 TL [o dönemde yaklaꢀık 238.000 Euro] tazminat talep   etmiꢀtir.   Eylül 2000 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesi 7 Mayıs 1999 tarihinden itibaren   iꢀletilecek yasal faiz oranı ile birlikte talep ettiği tazminatın baꢀvurana ödenmesine karar   vermiꢀtir.   Yargıtay 27 ꢁubat 2002 tarihinde bu kararı onamıꢀ, 30 Eylül 2002’de kararın tashihi   baꢀvurusunu reddetmiꢀtir.   Baꢀvuran 20 Kasım 2002 tarihinde Belediye’den bu meblağı ödemesi talebinde bulunmuꢀtur.   Belediye 21 Mayıs 2004’te istenen faiz miktarına itiraz etmiꢀ, 23 Haziran 2004’te icra   mahkemesi davayı kabul etmiꢀtir..   Mayıs 2005’te baꢀvurana 392.110.000.000 TL [o dönemde yaklaꢀık 227.500 Euro] ödeme   yapılmıꢀtır.   Baꢀvuran ayrıca Cumhuriyet Savcısı’na Gaziosmanpaꢀa Belediye Baꢀkanı ve muhasebecisi   aleyhine görevi kötüye kullanmak ve tehdit etmekten suç duyurusunda bulunmuꢀtur. Bu   ꢀikayet ile ilgili takipsizlik kararı verilmiꢀtir. Baꢀvuran tarafından yapılan itiraz Beyoğlu Ağır   Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmiꢀtir.   HUKUK   I. EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   HAKKINDA   Baꢀvuran iç hukuktaki mahkemelerin ödenmesine hükmettiği kamulaꢀtırma tazminatının   yetersizliğinden, bu meblağın zamanla değer kaybetmesinden, Devlet tarafından bu   tazminatın ödenmesindeki gecikmeden ve gecikme faizinin geç uygulanmaya baꢀlamasından   ꢀikayetçi olmaktadır. Baꢀvuran mülkiyet hakkına yönelik bir ihlalin yapıldığını ileri   sürmektedir.   AĐHM bu ꢀikayeti Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi açısından inceleyecektir.   Hükümet bu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.   Bu baꢀvuruda, Asliye Hukuk Mahkemesi 22 Eylül 2000 tarihinde baꢀvurana talep ettiği   tazminat miktarının tamamının ödenmesine ve bu miktara 7 Mayıs 1999 tarihinden itibaren   yasal gecikme faizinin yansıtılmasına karar vermiꢀtir. Yargıtay 30 Eylül 2002 tarihinde bu   kararı onamıꢀ ve karara karꢀı yapılan kararın düzeltilmesi baꢀvurusunu reddetmiꢀtir.   AĐHM’ye göre, baꢀvuranın tazminatın yetersizliği ve gecikme faizinin baꢀlama tarihi   itibariyle yaptığı ꢀikayet babında AĐHS’nin 35. maddesinin uygulanması açısından 30 Eylül   tarihli karar iç hukuktaki nihai kararı oluꢀturmaktadır. Baꢀvuru bu karar tarihinden   itibaren altı aydan fazla bir sürenin ardından gecikmeli olarak yapılmıꢀtır, geç yapılan bu   ꢀikayet AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragraflarının uygulanmasına istinaden   reddedilmelidir.   AĐHM, kamulaꢀtırma bedelinin Devlet tarafından geç ödenmesine ve bu meblağın değer   kaybetmesine iliꢀkin Akkuꢀ-Türkiye (9 Temmuz 1997) kararında benimsediği hesaplama   yöntemini hatırlatmakta, uğranılan maddi zararı değerlendirmek bakımından baꢀvurana   ödenen miktar ile alacağında gerekli düzeltmeler yapılsaydı alması gereken miktar arasında   farkın, gecikme döneminde paranın uğradığı değer kaybı ile birlikte değerlendirilmesi   gerektiğini kaydetmektedir. AĐHM benimsemiꢀ olduğu hesaplama yönteminde Devlet   Đstatistik Enstitüsü’nün ayrıntılı olarak yayımlamıꢀ olduğu tüketici fiyat endeksi listesinde yer   alan verileri dikkate almaktadır. AĐHM daha önce de dile getirdiği üzere bu hesaplamada   oluꢀabilecek küçük farklılıkların yönteminin değerlendirilmesinden ileri gelen takdir yetkisi   olarak değerlendirilmesi gerektiğine itibar etmektedir.   AĐHM bu hesaplama yönteminin baꢀvuranın hatırı sayılır bir kaybının olmadığını ortaya   koyduğunu ifade etmektedir. Mevcut baꢀvuruda, toplam tazminat miktarının çok az altında bir   miktarın ödenmesi genel kamu menfaati ile baꢀvuranın hakları arasında gözetilmesi gereken   adil dengeyi bozmamaktadır. Đç hukukta alınan nihai karar ile tazminatın ödenmesi arasında   geçen sürenin Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi anlamında sözkonusu tazminatın   enflasyonun etkisiyle değerini yitirmesine matuf tazminatı azaltıcı bir değer kaybına uğrattığı   söylenemez.   Yapılan bu ꢀikayetin ikinci kısmı dayanaktan yoksun bulunmaktadır ve AĐHS’nin 35.   maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmelidir.   II. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 22 Eylül 2000 tarihli kararının uzun bir süre boyunca   infaz edilmediğinden ꢀikayetçidir.   AĐHM bu ꢀikayeti AĐHS’nin 6/1 maddesi çerçevesinde ele alacaktır.   A. Kabuledilebilirlik hakkında   Hükümet ulusal mahkemeler önünde yargılama devam ederken baꢀvuranın AĐHM’ye   baꢀvurmuꢀ olması muvacehesinde iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazını yapmaktadır.   AĐHM mevcut baꢀvurunun 23 Mart 2004 tarihinde yapıldığını not etmektedir. Đç hukuktaki   nihai kararın 30 Eylül 2002 tarihinde kesinleꢀmesi ölçüsünde baꢀvurunun yapıldığı bu tarihte   iç hukukta devam eden herhangi bir yargı süreci bulunmamaktaydı. Bu nedenle Hükümetin   itirazı reddedilmektedir.   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esasa dair   Hükümet baꢀvuranın iddiasına karꢀı çıkmaktadır.   Bir üye ülkenin iç hukuk düzeninin, nihai ve zorunlu bir yargı kararının taraflardan birinin   aleyhine etkisiz kalmasına göz yumması halinde Sözleꢀmenin 6. maddesinin 1. paragrafında   güvence altına alınan mahkemeye eriꢀim hakkı aldatıcı olur. Hangi düzeyde olursa olsun bir   mahkemenin kararının icrasının AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafı anlamında bir   «davanın» bütünleyen bir parçası sayılması gerekmektedir (Bkz. Hornsby-Yunanistan kararı,   Mart 1997 ve Tunç-Türkiye kararı no: 54040/00, 24 Mayıs 2005).Yani, bir davanın   tarafının etkili koruması, idarenin adaletin kararını yerine getirmesini gerektirmektedir.   Devletin bir kurumu yargı kararıyla kesinleꢀmiꢀ borcunu ödememek için kaynak yetersizliği   bahanesini öne süremez (Bkz. Ak-Türkiye kararı no: 27150/02, 31 Temmuz 2007).   Öte yandan, AĐHM’nin daha evvel müteaddit kez dile getirdiği üzere, kesinleꢀmiꢀ bir yargı   kararı sonucunda Devlet karꢀında alacaklı konumuna geçen bir kimseden alacağının ödenmesi   için daha sonra yeniden bir cebri icra davası açması beklenemez. Bu nedenle baꢀvurana   ödenmesi gereken tutarın cebri icra yoluyla gecikmeli olarak ödenmiꢀ olması, ulusal   makamların yargı kararına uymayı uzun bir süre reddetmelerini ve uygun tazmin yoluna   gitmemelerini telafi etmeyecektir (Bkz. Metaxas – Yunanistan, no: 8415/02, 27 Mayıs 2004   ve sözü edilen Ak kararı).   AĐHM, bir idarenin ödeme yapmadan evvel belirli bir süreye gereksinim duyduğunu kabul   etmektedir, ancak bu sürenin makul olması gerekir.   Bu baꢀvuruda, Đdare Yargıtay’ın 27 ꢁubat 2002 tarihli kararından yaklaꢀık üç yıl iki ay sonra   Mayıs 2005’te baꢀvurana borcunu ödemiꢀtir. AĐHM nezdinde bu makul bir süre olarak   nitelendirilemez (Bkz. sözü edilen Ak kararı).   Sonuç olarak, AĐHM nihai olarak kesinleꢀen yargı kararına makul bir sürede uymayan ulusal   mercilerin 6/1 maddenin anlamını kısmen ortadan kaldırdıklarına itibar etmektedir.   Bu nedenle bu madde ihlal edilmiꢀtir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine   karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi   edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil   tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuran 775.000 ABD Doları maddi tazminat ve 100.000 ABD Doları manevi tazminat   talep etmektedir.   Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM tespit edilen ihlal kararı ile öne sürülen maddi tazminat arasında herhangi bir illiyet   bağı kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir.   Buna karꢀın AĐHM baꢀvuranın ödeme tarihindeki belirsizlik nedeniyle yalnızca ihlal kararının   tespiti ile giderilemeyecek kadar manevi bir zarara maruz kaldığına itibar etmektedir. AĐHM   hakkaniyete uygun olarak baꢀvurana 1.800 Euro manevi tazminat ödenmesini   kararlaꢀtırmıꢀtır.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuran iç hukukta yapmıꢀ olduğu yargı giderleri için 95.000 ABD Doları ve AĐHM   nezdinde yapmıꢀ olduğu harcamalar için 12.000 Euro talep etmekte, herhangi bir kanıtlayıcı   belge sunmamaktadır.   Hükümet bu miktarlara itiraz etmektedir.   AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre bir baꢀvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul   miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir.   AĐHM, mahkemeye sunulan deliller ve sözü edilen kıstaslar ıꢀığında bu talebi reddetmektedir.   C. Gecikme faizi   Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı   faiz oranına 3 puanlık bir artıꢀ eklenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Kesinleꢀmiꢀ yargı kararının icrasının yerine getirilmemesine iliꢀkin (6. madde) ꢀikayetin   kabuledilebilir, bunun dıꢀındaki ꢀikayetin kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’nin 6. maddesi’nin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç   ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve her   türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvurana 1.800 (bin   sekiz yüz) Euro manevi tazminat ödenmesine;   b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına   kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının   üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına,   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 10 Haziran 2008 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło