1318/04

WyrokETPCz2008-06-03ECLI:CE:ECHR:2008:0603JUD000131804

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy pozbawienie własności nieruchomości bez wypłaty odpowiedniego odszkodowania stanowi naruszenie prawa do poszanowania mienia, gwarantowanego przez art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że interwencja w prawo własności skarżących stanowiła 'pozbawienie mienia' w rozumieniu drugiego zdania pierwszego ustępu art. 1 Protokołu nr 1. Podkreślił, że pozbawienie mienia bez wypłaty odszkodowania, które jest rozsądnie związane z wartością mienia, stanowi nadmierne obciążenie. W niniejszej sprawie, ponieważ skarżącym nie wypłacono żadnego odszkodowania po przeniesieniu własności na Skarb Państwa, Trybunał stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1, nie znajdując żadnych wyjątkowych okoliczności uzasadniających brak rekompensaty.
Stan faktyczny
Skarżący, spadkobiercy İsmaila Kutluka, byli właścicielami działki o powierzchni 6100 m² w miejscowości Çamoba, położonej w strefie przybrzeżnej. Sąd katastralny w Ezine unieważnił akt własności tej działki w 1996 roku, a Sąd Kasacyjny podtrzymał tę decyzję w 2001 roku, odrzucając w 2002 roku wniosek o sprostowanie. Decyzja Sądu Kasacyjnego nie została doręczona skarżącym. W 2003 roku działka została zarejestrowana na rzecz Skarbu Państwa. Skarżący nie otrzymali żadnego odszkodowania za utracone mienie.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji. 3. Uznał, że nie ma potrzeby odrębnego rozpatrywania zarzutów dotyczących art. 6 ust. 1 Konwencji. 4. Stwierdził, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. 5. Zasądził solidarnie na rzecz skarżących kwotę 15 500 euro tytułem odszkodowania majątkowego, powiększoną o odsetki za zwłokę. 6. Oddalił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   KUTLUK VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 1318/04 )   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Haziran 2008   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup bazı   ꢀekli düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (1318/04) no’lu davanın nedeni T.C. vatandaꢀı   Tülin Kutluk, Erdal Kutluk, Esin Kutluk, Emel Kutluk ve Emel Kutluk’un (baꢀvuranlar)   Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 22 Kasım 2003 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları   ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ   oldukları baꢀvurudur.   Baꢀvuranlar, AĐHM önünde Çanakkale Barosu avukatlarından M. Öztok tarafından temsil   edilmektedirler.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢀULLARI   Baꢀvuranlar sırasıyla 1933, 1951, 1954 ve 1952 doğumlu olup Çanakkale’de ikamet   etmektedirler.   Baꢀvuranlar, Ezine yakınlarındaki Çamoba köyünde bulunan 339 parsel sayılı 6.100 m²   çapında bir arsanın maliki olan Đsmail Kutluk’un mirasçılarıdırlar. Bu parsel kıyı ꢀeridinde   bulunmaktaydı.   Ezine Kadastro Mahkemesi 30 Aralık 1996 tarihinde aldığı bir kararla kıyı ꢀeridinde   bulunduğu gerekçesiyle 339 sayılı parsele ait tapu senedini iptal etmiꢀtir.   Baꢀvuranlar Yargıtay’a sundukları 4 Ağustos 1997 tarihli mütemmim layihalarında Ezine   kadastro Mahkemesi tarafından verilen kararın mülkiyet haklarına yönelik ihlal teꢀkil ettiği   iddiasında bulunmuꢀlardır.   Yargıtay 14 Mayıs 2001 tarihinde verdiği kararda itiraz edilen kararı onamıꢀtır.   Yargıtay 13 Mayıs 2002 tarihinde karar düzeltme talebini reddetmiꢀtir. Bu karar baꢀvuranlara   tebliğ edilmemiꢀtir.   Đhtilaf konusu parsel 10 Temmuz 2003 tarihinde Hazine adına tapuya tescil ettirilmiꢀtir.   Baꢀvuranlar 27 Mart 2007 tarihinde tapu senedi iptal edilen mülkün değerinin tespit edilmesi   talebiyle bir dava açmıꢀlardır. Ezine Asliye Hukuk Mahkemesi bu talebi aynı gün kabul   etmiꢀtir.   Tayin edilen bilirkiꢀi mahkemeye bir rapor sunmuꢀtur. Arsa üzerinde bulanan dikili ağaçlara   TL (yaklaꢀık 126 Euro) değer biçilmiꢀtir. Arsaya ise 30.500 TL (15.376 Euro) değer   biçilmiꢀtir.   HUKUK   I. 1 NO’LU EK PRTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   HAKKINDA   Baꢀvuranlar 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesine uygun surette tazmin edilmeksizin Hazine   yararına mülklerinden mahrum bırakıldıklarından yakınmaktadırlar.   Hükümet bu sava karꢀı çıkmaktadır.   A. Kabuledilebilirliğe iliꢁkin   Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmaktadır. Hükümet baꢀvuranların,   tapu senetlerinin iptali gerekçesiyle Anayasa’nın 125 maddesi temelinde veya idari   muhakeme usulü kanununun ilgili maddeleri yahut medeni kanun uyarınca bir dava açabilme   imkanlarının bulunduğunu savunmaktadır.   Hükümet ayrıca, ilgililerin AĐHM’ önünde dile getirdikleri ꢀikayetleri ulusal mahkemeler   önünde gündeme getirmediklerini savunmaktadır. Hükümet bunun dıꢀında, ilgililerin   baꢀvurularını nihai iç hukuk kararının verildiği tarihten itibaren altı ay içinde sunmaları   gerektiğine dikkat çekmektedir.   Baꢀvuranlar bu argümanlara itiraz etmektedirler.   Hükümetin itirazının ilk bölümüne iliꢀkin olarak AĐHM, benzer bir argümanı daha evvel   Doğrusöz ve Aslan – Türkiye (no: 1262702, prg. 22-23, 30 Mayıs 2006) ve Kadayıfçı ve   diğerleri – Türkiye (no: 16480/03 16486/03 ve 28128/03, prg. 33, 17 Temmuz 2007)   davalarında reddettiğini hatırlatır. AĐHM daha evvel verdiği karardan farklı bir karara varmak   için bir gerekçe görmemektedir.   Đtirazın ikinci kısmına iliꢀkin olarak ise AĐHM, baꢀvuranların 4 Ağustos 1997 tarihinde   Yargıtay’a sundukları temyiz dilekçelerinde 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi yönünden   yaptıkları ꢀikayeti esas itibarıyla gündeme getirdiklerini tespit etmektedir. Dolayısıyla AĐHM   itirazın bu bölümünü de reddeder.   Altı ay süresi kuralı bakımından yapılan itiraza iliꢀkin olarak AĐHM, altı ay süresinin ilgilinin   kesin iç hukuk kararı hakkında etkili ve yeterli surette bilgi sahibi olduğu tarihten itibaren   iꢀlemeye baꢀlayabileceğini anımsatır. Baꢀvuranın kesin iç hukuk kararı hakkında hangi tarihte   bilgi sahibi olduğunu tespit etme görevi altı ay süresi kuralına uyulmadığı itirazında bulunan   devlete aittir (Baghli – Fransa, no: 34374/97, prg. 31).   Mevcut davada, Yargıtay hukuk dairelerinin kararları taraflara tebliğ edildiği halde nihai iç   hukuk kararı teꢀkil eden 13 Mayıs 2002 tarihli Yargıtay kararı baꢀvuranlara ya da avukatlarına   tebliğ edilmemiꢀtir. Đhtilaf konusu parsel 10 Temmuz 2003 tarihinde Hazine adına tescil   edilmiꢀtir. Tebliğ yükümlülüğü yerine getirilmediği ve Hükümet tarafından baꢀvuranların ya   da avukatlarının mevcut baꢀvurunun yapılmasından altı aydan daha fazla bir süre önce   Yargıtay kararı hakkında bilgi sahibi olduklarını gösteren itiraza mahal bırakmayacak   nitelikte bir kanıt sunulmadığı cihetle AĐHM altı ay süresi kuralına riayet edildiği kanaatine   varmaktadır. Bu gerekçeye istinaden AĐHM itirazı reddeder (bkz., mutatis mutandis, Gençer   ve diğerleri – Türkiye, no: 6291/02, prg. 19-20, 21 Aralık 2006).   AĐHM baꢀvurunun AĐHS’nin 35. maddesinin 3. fıkrası anlamında açıkça dayanaktan yoksun   olmadığını ve baꢀka herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesinin de bulunmadığını tespit   etmektedir. Bu itibarla baꢀvurunun kabuledilebilir ilan edilmesi yerinde olacaktır.   B. Esasa iliꢁkin   AĐHM baꢀvuranların mülklerine saygı haklarına yönelik müdahalenin 1 No’lu Ek Protokol’ün   1. maddesinin ilk fıkrasının ikinci cümlesi anlamında mülkiyetten ‘yoksun bırakma’ iꢀlemi   olarak değerlendirilmesi gerektiğini tespit etmektedir.   AĐHM, daha önce de böylesi bir ꢀikayeti incelediğini ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1.   maddesinin ihlal edildiği hükmüne vardığını anımsatır. Sözkonusu kararda AĐHM, mülkün   değeri ile makul surette iliꢀkili bir meblağ ödenmemesi durumunda, mülkten yoksun bırakma   iꢀleminin aꢀırı bir ihlal oluꢀturacağını, hiçbir ödeme yapılmamasının ise 1 No’lu Ek   Protokol’ün 1. maddesi bağlamında ancak olağanüstü koꢀullarda haklılık kazanabileceğini   ifade etmiꢀtir (N.A. ve diğerleri, adıgeçen, prg. 41-43). Mevcut davada Hazine’ye mülkiyet   devri sonucunda baꢀvuranlara herhangi tazminat ödenmemiꢀtir. AĐHM mevcut davada farklı   bir hükme varabilmesi için Hükümet tarafından ikna edici herhangi olgu ya da argüman   sunulmadığını tespit etmektedir.   Bu itibarla 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Ulusal mahkemelerin bağımsız ve tarafsız olmadığı iddiasında bulunan baꢀvuranlar ayrıca bu   mahkemelerin yasaları uygulama tarzından da ꢀikayetçi olmaktadırlar.   Hükümet bu sava karꢀı çıkmaktadır.   Yaptığı ihlal tespitini göz önünde bulunduran AĐHM mevcut baꢀvuruda gündeme getirilen asıl   hukuki sorunu incelediği kanaatine varmaktadır (Aksoy (Eroğlu) – Türkiye, no: 59741/00, prg.   35, 31 Ekim 2006 ; Sadak ve diğerleri – Türkiye, no: 29900/96, 29901/96, 29902/96 ve   29903/96, prg. 73 ; Kamil Uzun – Türkiye, no: 37410/97, prg. 64, 10 Mayıs 2007). Dava   olaylarının ve tarafların argümanlarının tamamını dikkate alan AĐHM AĐHS’nin 6/1 maddesi   yönünden yapılan ꢀikayeti ayrıca incelemeye gerek kalmadığını değerlendirmektedir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat   Baꢀvuranlar arsa bedeli olarak 144.651 Euro, dikili ağaçlar için 2.906 Euro, tapularından   yoksun bırakılmalarından doğan zarar için ise 56.539 Euro tazminat talep etmektedirler.   Baꢀvuranların her biri uğradıkları manevi zararın tazmini için ayrıca 1.000 Euro talep   etmektedir.   Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.   Halihazırda AĐHM, arsaya kanundıꢀı olarak el konulması nedeniyle değil uygun bir tazminat   ödenmeyiꢀi nedeniyle 1 No’lu Ek protokol’ün 1. maddesi bakımından ihlal tespiti yapıldığını   tespit etmektedir (Scordino – Đtalya (no:1), no: 36813/97, prg. 255 ve izleyen paragraflar).   Sözkonusu taꢀınmazın ve ihtilaf konusu arsanın değerine iliꢀkin bu unsurları ve elindeki   mevcut bilgileri dikkate alarak hakkaniyete uygun bir karara varan AĐHM, çıplak arsa için   baꢀvuranlara ortaklaꢀa 15.500 Euro tutarında bir maddi tazminat ödenmesinin makul   olacağına hükmeder.   AĐHM ihlal tespitinin mevcut dava koꢀullarında manevi zarar açısından baꢀlı baꢀına adil bir   tatmin teꢀkil ettiği kanaatindedir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuranlar yaptıkları masraf ve harcamalar için 1.000 Euro, AĐHM önündeki temsil giderleri   içinse 3.000 Euro talep etmektedirler. Baꢀvuranlar taleplerine iliꢀkin destekleyici herhangi bir   belge sunmamıꢀlardır.   Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.   AĐHM’nin içtihadı uyarınca bir baꢀvuran yargılama masraf ve giderlerinin iadesini ancak bu   masraf ve giderlerin gerçekliği, gerekliliği ve de makul oranda olduğu ortaya konulduğu   müddetçe temin edebilir. Yukarıda anılan kıstasları göz önünde bulunduran AĐHM bu talebi   reddeder.   C. Gecikme faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç   puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir ilan edilmesine ;   2. 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine ;   3. AĐHS’nin 6/1 maddesi yönünden yapılan ꢀikayetlerin ayrıca incelenmesine gerek   olmadığına ;   4. Đhlal tespitinin baꢀvuranların uğradığı manevi zarar için baꢀlı baꢀına yeterli bir adil tatmin   teꢀkil ettiğine ;   5. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ye çevrilmek üzere, miktara yansıtılabilecek   her türlü vergiden muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından baꢀvuranlara ortaklaꢀa   15.500 Euro (on beꢀ bin beꢀ yüz Euro) maddi tazminat ödenmesine ;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   Karar vermiꢀtir.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 3 Haziran 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło