1375/03

WyrokETPCz2008-04-08ECLI:CE:ECHR:2008:0408JUD000137503

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy brak komunikacji opinii Prokuratora Generalnego skarżącym w postępowaniu odwoławczym przed Sądem Kasacyjnym naruszył ich prawo do rzetelnego procesu zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał potwierdził swoje ugruntowane orzecznictwo, zgodnie z którym nieprzekazanie oskarżonemu opinii Prokuratora Generalnego, uniemożliwiające mu pisemne ustosunkowanie się do niej, stanowi naruszenie prawa do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji. Rząd nie przedstawił żadnych przekonujących argumentów ani dowodów, które uzasadniałyby odmienne rozstrzygnięcie w niniejszej sprawie.
Stan faktyczny
Skarżący zostali skazani w Turcji za pomoc nielegalnej organizacji i skazani na karę pozbawienia wolności. W trakcie postępowania odwoławczego przed Sądem Kasacyjnym Prokurator Generalny przedłożył opinie, w których wnosił o utrzymanie wyroku skazującego. Opinie te nie zostały jednak przekazane skarżącym, co uniemożliwiło im ustosunkowanie się do nich. Skarżący złożyli następnie wniosek o sprostowanie wyroku, który również został oddalony.
Rozstrzygnięcie
Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Stwierdza, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające słuszne zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. Oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   KIZIL vd. -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:1375/03)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Nisan 2008   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (1375/03) no’lu davanın nedeni T.C.   vatandaꢀları Hakan Kızıl, Sedat Yaꢀar ve Mahir Dinler’in (baꢀvuranlar) Avrupa Đnsan Hakları   Mahkemesi’ne 9 Temmuz 2002 tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence   altına alan Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ   oldukları baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Đzmir Barosu avukatlarından T. Aslan tarafından temsil edilmektedir.   Haziran 2007’de AĐHM baꢀvuruyu kısmen kabuledilemez bulmuꢀ ve Hükümete Yargıtay   Baꢀsavcısı’nın tebliğnamesinin baꢀvuranlara verilmemiꢀ olmasına iliꢀkin ꢀikayeti tebliğ   etmeye karar vermiꢀtir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuranlar, 1981, 1982 ve 1978 yılı doğumlu olup Đzmir’de ikamet etmektedirler.   Aralık 2000 tarihinde, baꢀvuranlar, Đzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ꢁubesi   ekipleri tarafından yakalanmıꢀlardır. 14 Aralık 2000 tarihinde Đzmir Devlet Güvenlik   Mahkemesi hakimi baꢀvuranların ifadesini almıꢀ ve tutuklanmalarına karar vermiꢀtir. 20   Aralık 2000 tarihli iddianame ile Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı eski Türk Ceza   Kanunu’nun 169. maddesi ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası’nın 5. maddesi uyarınca   baꢀvuranlar hakkında yasadıꢀı örgüt olan PKK’ya yardım ve yataklıktan ceza davası açmıꢀtır.   Temmuz 2001 tarihli bir kararla, yalnızca sivil hakimlerden oluꢀan Devlet Güvenlik   Mahkemesi, eski Türk Ceza Kanunu’nun 169. maddesi ve 3713 sayılı Terörle Mücadele   Yasası’nın 5. maddesi uyarınca baꢀvuranları atılı olaylardan suçlu bulmuꢀtur. Devlet   Güvenlik Mahkemesi, baꢀvuranların her birini üç yıl dokuz ay hapis cezasına mahkum   etmiꢀtir.   Temmuz 2001 tarihinde, baꢀvuranlar, duruꢀma yapılmasını talep ederek Yargıtay nezdinde   temyiz baꢀvurusunda bulunmuꢀlardır.   Ekim 2001 tarihinde Yargıtay 9. Daire Cumhuriyet Baꢀsavcısı, itiraz edilen kararın   onanmasını talep etmiꢀtir. Savcının bu görüꢀü baꢀvuranlara tebliğ edilmemiꢀtir.   Kasım 2001 tarihinde, Yargıtay 9. Dairesi duruꢀma gerçekleꢀtirmeksizin itiraz edilen   kararı onamıꢀtır.   Aralık 2001 tarihinde, baꢀvuranlar, Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’na 22 Kasım 2001   tarihli karar için karar düzeltme baꢀvurusunu sunmuꢀ ve esas bakımından duruꢀma yapılması   talebinde bulunmuꢀlardır.   Ocak 2002 tarihinde Yargıtay’ın duruꢀma yapmaması nedeniyle Baꢀsavcı baꢀvuranların   talebini haklı bulmuꢀ, ancak, 31 Ekim 2001 tarihli kararın onanmasını talep etmiꢀtir.   Baꢀsavcının sözkonusu görüꢀü baꢀvuranlara tebliğ edilmemiꢀtir.   Duruꢀma yapılmasının ardından 28 Mart 2002 tarihli bir kararla Yargıtay 9. Dairesi,   baꢀvuranların beyanlarını yazılı savunma olarak sunduklarını ve savunma yapmayı   reddettiklerini belirterek karar düzetme baꢀvurunu reddetmiꢀ, sözkonusu karar DGM   Mahkemesi kalemine 11 Nisan 2002’de iletilmiꢀtir..   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuranlar, Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın görüꢀünün tebliğ edilmemesinden dolayı   ꢀikayetçi olmuꢀlardır. Baꢀvuranlar, bu bağlamda AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta   bulunmaktadırlar.   Hükümet, bu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.   A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin   Hükümet, altı ay kuralına riayet edilmediği gerekçesiyle kabuledilemezliğe dair itirazını   sunmaktadır. Hükümet, ceza davalarında karar düzeltme baꢀvurusunun tüketilmesi zorunlu   olmayan istisnai bir iç hukuk yolu olduğunu savunmaktadır. Mevcut davada, AĐHS’nin 35/1   maddesi uyarınca, son iç hukuk kararı 22 Kasım 2001 tarihlidir. Oysaki baꢀvuranlar,   baꢀvurularını AĐHM’ye 9 Temmuz 2002 tarihinde sunmuꢀlardır.   Baꢀvuranlar, altı ay kuralına riayet ettiklerini savunmaktadırlar.   AĐHM, AĐHS’nin 35/1 maddesi anlamında nihai iç hukuk kararının, 11 Nisan 2002 tarihinde   Devlet Güvenlik Mahkemesi kalemine eklenen 28 Mart 2002 tarihli Yargıtay kararı olduğunu   tespit etmektedir. AĐHM, baꢀvuranların baꢀvurularını, 9 Temmuz 2002 tarihinde yani   sözkonusu karardan itibaren altı aylık süre içerisinde yaptıklarını kaydetmektedir. Bu   durumda AĐHM, Hükümet’in itirazını reddetmektedir.   Đçtihadından doğan kriterler ıꢀığında ve sahip olduğu unsurların tamamını dikkate alarak   AĐHM, baꢀvurunun esastan inceleme konusu yapılması gerektiği kanaatindedir. Ayrıca   AĐHM, kabuledilemezliğe dair hiçbir gerekçe olmadığını kaydetmektedir.   B. Esas   Baꢀvuranlar, Yargıtay Savcısının görüꢀlerinden bilgileri olmadığını ifade etmektedirler ancak   Hükümet, bu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, benzer ꢀikayetleri çok kez incelediğini ve Yargıtay Savcısının görüꢀlerinin niteliğini   ve yargılanan kiꢀinin yazılı olarak bunlara cevap verme olanağının bulunmadığını göz önüne   alarak Savcının görüꢀünün tebliğ edilmemesinden dolayı AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal   edildiği sonucuna ulaꢀtığını hatırlatmaktadır (Bkz. Göç ve Tosun –Türkiye, baꢀvuru no:   4124/02, 28 ꢁubat 2006). AĐHM, Hükümet’in bu davada farklı bir sonuca ulaꢀmasını   sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatindedir.   Bu durumda AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat   Baꢀvuranlar, maddi zarar olarak 1.000 Euro ve maruz kaldıkları manevi zarar için 2.000 Euro   talep etmektedirler.   Hükümet, bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı   görememektedir ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Benzer davalarındaki yerleꢀik içtihadı   uyarınca AĐHM, ihlal tespitinin kendisinin iddia edilen manevi tazminat için yeterli adil   tatmin oluꢀturduğu kanaatindedir (Göç).   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuranlar, ulusal mahkemeler önünde yapmıꢀ oldukları yargılama masraf ve giderleri için   1.500 Euro ve AĐHM önünde yapmıꢀ oldukları yargılama masraf ve giderleri için 2.750 YTL   (yani yaklaꢀık 1.576 Euro) talep etmektedirler.   Hükümet, bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM içtihadına göre bir baꢀvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini   gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda oldukları ortaya konulduğu sürece elde edebilir.   Mevcut davada, baꢀvuranlar taleplerini belgelendirmemiꢀlerdir. Sonuç olarak AĐHM,   sözkonusu talebi reddetmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. Baꢀvuranların maruz kaldıkları manevi zarar için ihlal tespitinin kendisinin yeterli adil   tatmin oluꢀturduğuna;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 08 Nisan 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło