13797/02
WyrokETPCz2006-05-23ECLI:CE:ECHR:2006:0523JUD001379702
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy długotrwały areszt tymczasowy naruszył prawo do wolności z art. 5 ust. 3 Konwencji? Czy skład Sądu Bezpieczeństwa Państwa z udziałem sędziego wojskowego naruszył prawo do niezawisłego i bezstronnego sądu z art. 6 ust. 1 Konwencji? Czy długość postępowania karnego naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że areszt tymczasowy trwający osiem lat i osiem miesięcy był nadmierny, zwłaszcza że jego przedłużanie opierało się na powtarzalnych i ogólnikowych uzasadnieniach. Ponadto, Trybunał potwierdził swoje ugruntowane orzecznictwo, zgodnie z którym sądy bezpieczeństwa państwa, w których skład wchodzą sędziowie wojskowi, nie spełniają wymogów niezawisłości i bezstronności określonych w art. 6 ust. 1 Konwencji. Całkowita długość postępowania karnego, przekraczająca dziewięć lat i dwa miesiące, również została uznana za nierozsądną.Stan faktyczny
Skarżący, Abdürrezzak Şuyur, obywatel Turcji, został aresztowany 26 kwietnia 1993 r. pod zarzutem przynależności do organizacji terrorystycznej. Był przetrzymywany w areszcie tymczasowym przez osiem lat i osiem miesięcy, do 27 grudnia 2001 r. Jego areszt był przedłużany 58 razy przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Diyarbakır, z użyciem ogólnikowych uzasadnień. Skarżący został skazany na karę śmierci (zamienioną na dożywocie), a wyrok ten został podtrzymany przez Sąd Kasacyjny 10 lipca 2002 r.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: stwierdza dopuszczalność pozostałej części skargi; stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji; stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji w odniesieniu do niezawisłości i bezstronności sądu; stwierdza, że nie ma potrzeby odrębnego rozpatrywania skarg na podstawie art. 6 ust. 2 i 3 lit. d) Konwencji; stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji w odniesieniu do długości postępowania karnego; zasądza na rzecz skarżącego 8 000 euro tytułem szkody niemajątkowej oraz 2 500 euro tytułem kosztów i wydatków; oddala pozostałą część roszczeń skarżącego o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
A V R U P A
OF E U R O P E
KONSEYİ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
ꢀUYUR - TÜRKĐYE
(Baꢁvuru no. 13797/02)
KARAR
STRAZBURG Mayıs 2006
Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen ꢀartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak,
üzerinde ꢀekle iliꢀkin değiꢀiklik yapılabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Dava, Abdürrezzak ꢀuyur (“baꢁvuran”) isimli Türk vatandaꢁının, 27 ꢀubat 2002
tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması Sözleꢁmesi’nin (“Sözleꢁme”) 34.
maddesine dayanarak Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AĐHM’ye yaptığı baꢁvurudan (no.
13797/02) kaynaklanmaktadır.
OLAYLAR
DAVA OLAYLARI Nisan 1993 tarihinde, baꢁvuran, bir terör örgütüne mensup olduğu ꢁüphesiyle
Muğla Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı polisler tarafından Marmaris’te tutuklanmıꢁ ve 21 Mayıs tarihine kadar tutuklu kalmıꢁtır. 21 Mayıs 1993 tarihinde, Siirt Asliye Hukuk
Mahkemesi, baꢁvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiꢁtir. 8 Haziran 1993 tarihinde,
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, baꢁvuranı, Türk Ceza
Kanunu’nun 125. maddesine aykırı olarak, yasadıꢁı bir terör örgütüne mensup olmak ve
sözkonusu örgüte yardım ve yataklık yapmakla suçlayan bir iddianame sunmuꢁtur. 16 Haziran tarihinde, baꢁvuran ve diğer iki ꢁüphelinin yargılanmasına Diyarbakır Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nde baꢁlanmıꢁ ve mahkeme baꢁvuranın tutukluluk süresini uzatmıꢁtır. Devlet
Güvenlik Mahkemesi, baꢁvuranın devam eden tutukluluk halini, kendi inisiyatifi ya da
baꢁvuranın talebi üzerine, 58 kez değerlendirmeye almıꢁtır. Her defasında suçun niteliği,
kanıtların durumu ve dava dosyasının içeriği dikkate alınarak baꢁvuranın tutukluluk halinin
devamına karar verilmiꢁtir. 27 Aralık 2001 tarihinde, 58 duruꢁmanın ardından, Diyarbakır
Devlet Güvenlik Mahkemesi, Türk Ceza Kanunu’nun 146. maddesi kapsamında baꢁvuranı
yargılayarak ölüm cezasına çarptırmıꢁtır, bu ceza o tarihten itibaren müebbet hapse
çevrilmiꢁtir. 10 Temmuz 2002 tarihinde, baꢁvuranın temyiz talebi üzerine, Yargıtay, Devlet
Güvenlik Mahkemesi’nin kararını onamıꢁtır.
HUKUK
Baꢁvuran, tutuklu yargılanma süresinin AĐHS’nin 5 § 3. maddesindeki “makul süre”
ꢁartıyla bağdaꢁmadığını ileri sürerek ꢁikâyetçi olmuꢁtur. Ayrıca, AĐHS’nin 6 § 1. maddesine
aykırı olarak, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından “makul süre” içinde
yargılanmadığını belirtmiꢁtir. Yargılama süresince tutuklu bulunduğundan dolayı, AĐHS’nin 6
§ 2. maddesinde teminat altına alınan masumiyet karinesi hakkının ihlal edildiğini ileri
sürmüꢁtür. Ayrıca, AĐHS’nin 6 § 3 (d) maddesine aykırı olarak, temel tanıkların
sorgulanmadığını iddia etmiꢁtir.
Bu maddelere göre: § 3. madde
“3. Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koꢁullara uyarınca yakalanan veya tutulu
durumda bulunan herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıꢁ
diğer bir görevli önüne çıkarılır; kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli
kovuꢁturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin duruꢁmada hazır
bulunmasını sağlayacak bir teminata bağlanabilir.”
6. madde
“1. Herkes, … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek
olan, yasayla kurulmuꢁ bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre
içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.”
2. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz
sayılır.
3. Her sanık en azından aꢁağıdaki haklara sahiptir: …
d) Đddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia
tanıklarıyla aynı koꢁullar altında çağırılmasının ve dinlenmesinin sağlanmasını
istemek; …”
KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK
AĐHM, bu ꢁikâyetlerin, belirlenmesi, esasların incelenmesine bağlı olan, AĐHS
kapsamında ciddi olgusal ve hukuki konular ortaya koyduğu kanısındadır. Dolayısıyla,
baꢁvurunun kalan kısmının AĐHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında temelsiz olmadığı
sonucuna varmıꢁtır.
AĐHS’NĐN 5 § 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢁvuranın ꢁikâyetçi olduğu tutuklu yargılanma süresine iliꢁkin olarak, AĐHM, ele
alınacak sürenin, 26 Nisan 1993’te baꢁlayıp 27 Aralık 2001’de sona erdiğin not eder.
Dolayısıyla, sekiz yıl sekiz ay sürmüꢁtür.
AĐHM, dava dosyasındaki belgelerden, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin, kendi
inisiyatifi ya da baꢁvuranın talebi üzerine, baꢁvuranın tutukluluk halini 58 kez ele aldığını not
eder. Her defasında, tutukluluk halini, “suçun niteliği, kanıtların durumu ve dava dosyasının
içeriği” gibi benzer ve basmakalıp ifadeler kullanarak uzatmıꢁtır. Genel olarak, “kanıtların
durumu” ifadesi, ciddi suç emarelerinin mevcut olmasıyla alakalı bir unsur olabilir, ancak bu
davada yalnız baꢁına sekiz buçuk yıldan fazla olan bir ihtiyati tutukluluk süresini haklı
çıkaramaz (bkz. Letellier – Fransa, 26 Haziran 1991 kararı, Seri A no. 207, Tomasi – Fransa, Ağustos 1992 kararı, Seri A no . 241-A, Mansur – Türkiye, 8 Haziran 1995 kararı, Seri A
no.319-B, §§ 55 ve Demirel, § 59).
Sonuç olarak, AĐHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmiꢁtir.
AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
a)Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile
yargılamanın adilliğine iliꢁkin olarak
Baꢁvuran, kendisini yargılayarak mahkum eden Diyarbakır Devlet Güvenlik
Mahkemesi heyetinde askeri hakim bulunmasından dolayı kendisine adil yargılanma hakkının
tanınmadığını iddia etmiꢁtir.
AĐHM, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kompozisyonuna iliꢁkin benzer baꢁvuruları
geçmiꢁte incelediğini ve 6 § 1. maddenin ihlal edildiğini tespit ettiğini not eder (bkz.
diğerlerinin yanı sıra Özel, §§ 33-34 ve Özdemir – Türkiye, no. 59659/00, §§ 6 ꢀubat 2003).
AĐHM, bu davada farklı bir sonuca varmak için hiçbir gerekçe tespit etmemiꢁtir.
Dolayısıyla, 6 § 1. madde ihlal edildiği sonucuna varmıꢁtır.
b)Yargılamanın adilliğine iliꢁkin olarak
Baꢁvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanma hakkının ihlal
edildiğine dair tespitini dikkate alarak, AĐHM, baꢁvuranın 6 §§ 2. ve 3 (d) maddeleri
kapsamındaki diğer ꢁikâyetlerinin ayrıca incelenmesinin gerekli olmadığı kanısına varmıꢁtır
(bkz. Incal – Türkiye, 9 Haziran 1998 kararı, Reports of Judgments and Decisions 1998-IV, § ve Çıraklar – Türkiye, 28 Ekim 1998, Reports 1998-VII, § 45).
c)Yargılama süresine iliꢁkin olarak
Baꢁvuran, yargılama süresinin, AĐHS’nin 6 § 1. maddesindeki “makul süre” ꢁartıyla
bağdaꢁmadığını ileri sürerek ꢁikâyetçi olmuꢁtur.
Ele alınacak süre, 26 Nisan 1993 tarihinde baꢁlamıꢁ, 10 Temmuz 2002 tarihinde sona
ermiꢁtir. Dolayısıyla, iki yargı kademesinde dokuz yıl iki aydan fazla sürmüꢁtür.
AĐHM, bu davadakine benzer hususlar ortaya koyan davalarda, AĐHS’nin 6 § 1.
maddesinin sıklıkla ihlal edildiğini tespit etmiꢁtir (bkz. Pelissier ve Sassi – Fransa [BD], no.
25444/94, § 67, AĐHM 1999-II).
Kendisine sunulan tüm belgeler temelinde ve konuyla ilgili içtihadını dikkate alarak
AĐHM, bu davada yargılamanın haddinden fazla olduğu ve “makul süre” ꢁartıyla
bağdaꢁmadığı kanısına varmıꢁtır.
Dolayısıyla, 6 § 1. madde ihlal edilmiꢁtir.
AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme iꢁbu Sözleꢁme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili
Yüksek Sözleꢁmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme,
gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A.Tazminat
Baꢁvuran, 50.000 Euro maddi, 100.000 Euro manevi tazminat talep etmiꢁtir.
Hükümet, bu taleplere itiraz etmiꢁtir.
AĐHM’nin, bir baꢁvuranın, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi kapsamında bağımsız ve tarafsız
bir mahkeme tarafından mahkum edildiğini tespit ettiği durumlarda, prensip olarak, en uygun
tazmin ꢁeklinin, talebi üzerine, baꢁvuranın, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından
yeniden yargılanmasının sağlanması olacağı kanısındadır (Öcalan – Türkiye, [BD], no.
46221/99, § 210 in fine AĐHM 2005-…).
Ayrıca, dava olaylarını dikkate alarak yaptığı eꢁitlikçi değerlendirme sonrasında,
AĐHM, baꢁvurana taleplerine iliꢁkin olarak toplam 8.000 Euro ödenmesine karar vermiꢁtir.
B.Mahkeme masrafları
Baꢁvuran, ulusal mahkemelerde ve Strazburg mahkemesinde yapılan masraflar için
23.000 Euro talep etmiꢁtir. Temsilcisinin, Diyarbakır Barosu’nun AĐHM’ye yapılan
baꢁvurular için tavsiye ettiği çizelgeyi uyguladığını belirtmiꢁtir.
AĐHM içtihadına göre, bir baꢁvuran ancak gerçekten ve gerektiği için yapıldığı ve
miktar açısından makul olduğu ortaya konulmuꢁ olan harcamalarının geri ödenmesine hak
kazanır. Bu davada, elindeki belgeler ve yukarıdaki ölçütleri dikkate alarak, AĐHM, bu baꢁlık
altında toplam 2.500 Euro ödenmesinin uygun olacağı kanısındadır.
C. Gecikme faizi
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere
uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar
vermiꢁtir.
YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,
1.Baꢁvurunun kalan kısmın kabuledilebilir olduğuna;
2.Baꢁvuranın tutuklu yargılanma süresinin haddinden fazla olmasına iliꢁkin olarak AĐHS’nin § 3. maddesinin ihlal edildiğine;
3.Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığına dair ꢁikâyete
iliꢁkin olarak AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
4.Baꢁvuranın AĐHS’nin 6 §§ 2. ve 3(d) maddeleri bağlamındaki diğer ꢁikâyetlerini ayrıca ele
almanın gerekli olmadığına;
5.Cezai yargılamanın uzunluğuna iliꢁkin olarak AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
6.(a)Sorumlu Devlet’in baꢁvurana, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleꢁtiği
tarihten itibaren üç ay içinde, uygulanabilecek her türlü vergiyle birlikte, ödeme tarihinde
geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere
(i)8.000 Euro (sekiz bin Euro) manevi tazminat;
(ii)mahkeme masrafları için 2.500 Euro (iki bin beꢁ yüz Euro) ödemesine,
(b) yukarıda anılan üç aylık sürenin aꢁılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için Avrupa
Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle
elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;
4. Baꢁvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đngilizce hazırlanmıꢁ, Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 23
Mayıs 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢁtir.
S. NAISMITH
J.-P COSTA
Yazı Đꢁleri Müdür Yardımcısı
Baꢁkan
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło