13903/02

WyrokETPCz2007-12-04ECLI:CE:ECHR:2007:1204JUD001390302

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy zarzuty złego traktowania w więzieniu i brak skutecznego śledztwa w tej sprawie naruszyły art. 3 Konwencji o ochronie praw człowieka i podstawowych wolności?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że skarżący nie przedstawili dowodów „ponad wszelką wątpliwość” na to, że byli poddani złemu traktowaniu w rozumieniu art. 3 Konwencji, wskazując na brak świeżych obrażeń w raporcie medycznym sporządzonym trzy tygodnie po zdarzeniu oraz możliwość wcześniejszego zgłoszenia się do lekarza. Jednakże, Trybunał stwierdził naruszenie proceduralnego aspektu art. 3, ponieważ śledztwo krajowe nie było wystarczająco dogłębne i skuteczne. Prokuratura nie przesłuchała skarżących ani innych świadków (współwięźniów), a badanie lekarskie przeprowadzono ze znacznym opóźnieniem, co mogło utrudnić wykrycie śladów złego traktowania, co naruszyło obowiązek państwa do przeprowadzenia skutecznego śledztwa.
Stan faktyczny
Skarżący, Yunus Özgür i Mustafa Çamlı, przebywając w więzieniu Sincan, twierdzili, że 11 sierpnia 2001 r. zostali źle potraktowani (uderzeni i kopnięci) przez zastępcę dyrektora więzienia i trzech strażników po odmowie zebrania okruchów chleba. Za pośrednictwem swojego prawnika złożyli skargę do Prokuratury w Sincan, domagając się badania lekarskiego, śledztwa i przesłuchania świadków. Badanie lekarskie skarżących, przeprowadzone 4 września 2001 r., około trzy tygodnie po zdarzeniu, nie wykazało świeżych obrażeń. Prokuratura umorzyła sprawę, a odwołanie skarżących zostało odrzucone.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna. 2. Stwierdza brak naruszenia art. 3 Konwencji w aspekcie materialnym. 3. Stwierdza naruszenie art. 3 Konwencji w aspekcie proceduralnym. 4. Zasądza, że Państwo pozwane ma zapłacić skarżącym, w terminie trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, 3 000 EUR (trzy tysiące euro) tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową oraz 1 500 EUR (tysiąc pięćset euro) tytułem kosztów i wydatków (po odjęciu 850 EUR pomocy prawnej przyznanej przez Radę Europy), przeliczone na liry tureckie według kursu wymiany obowiązującego w dniu płatności, wolne od wszelkich podatków. 5. Stwierdza, że od upływu wskazanego terminu do dnia zapłaty, odsetki proste będą naliczane od powyższych kwot według stopy równej krańcowej stopie oprocentowania Europejskiego Banku Centralnego powiększonej o trzy punkty procentowe. 6. Odrzuca pozostałe żądania słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ÖZGÜR VE ÇAMLI -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:13903/02)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Aralık 2007   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (13903/02) no’lu davanın nedeni (T.C. vatandaꢀları)   Yunus Özgür ve Mustafa Çamlı’nın (baꢀvuranlar) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 13   ꢁubat 2002 tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan   Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Adli yardımdan yararlanan baꢀvuranlar, Ankara Barosu avukatlarından K. Bayraktar   tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuranlar, sırasıyla 1975 ve 1956 doğumlulardır, Đstanbul ve Ankara’da ikamet   etmektedirler.   Ağustos 2001 tarihinde, baꢀvuranlar, Sincan Cezaevinde hükümlü bulundukları sırada 11   Ağustos 2001 tarihinde kötü muameleye maruz kaldıklarını bildirdikleri bir mektubu   avukatlarına yollamıꢀlardır.   Mustafa Çamlı mektubunda, ileri sürülen olayların 11 Ağustos 2001 tarihinde saat 17’ye   doğru cezaevi 2. müdürünün ve üç infaz memurunun hücre kapısını kapatmak için geldikleri   sırada meydana geldiğini belirtmiꢀtir. Cezaevi 2. müdürü, baꢀvuranlara, kuꢀlara yem olarak   avluya bırakılan ekmek kırıntılarını toplamalarını söylemiꢀtir. Baꢀvuran Yunus Özgür, ekmek   kırıntılarını toplamayı reddettiğini dile getirdiğinde, sinirlenen cezaevi 2. müdürü, Yunus   Özgür’e doğru ilerlemiꢀ ve birçok kez tokat atıp tekmelemiꢀtir. Bu sırada, üç infaz memuru,   Mustafa Çamlı’yı kollarından tutmuꢀ ve tekmelemiꢀlerdir. Mustafa Çamlı, arkadaꢀları Ercan   Uçuk’un da aynı saldırılara maruz kaldığını belirtmiꢀtir.   Yunus Özgür, avluya bıraktığı ekmek kırıntıları bahane edilerek saldırıya uğradığını dile   getirmiꢀtir. Yunus Özgür, açlık grevinin 68. gününde iken cezaevi 2. müdürünün kendisine   yumruk ve tekmelerle vurduğunu belirtmiꢀtir.   Ağustos 2001 tarihinde, baꢀvuranların avukatı, baꢀvuranların 13 Ağustos 2001 tarihli   mektuplarını da eklediği ꢀikayet dilekçesini Sincan Cumhuriyet Baꢀsavcılığı’na sunmuꢀtur.   Avukat, baꢀvuranların, doktor muayenesinden geçirilmelerini, olayın araꢀtırılmasını ve   tanıkların dinlenmesini talep etmiꢀtir.   Ağustos 2001 tarihinde, Cumhuriyet Baꢀsavcılığı, iddia edilen olayın ardından   baꢀvuranların sağlık muayenelerinin yapılıp yapılmadığına dair cezaevi idaresinden bilgi talep   etmiꢀtir. ꢁayet sağlık muayenesi yapılmadıysa, vücutlarındaki olası darp ve yara izlerinin   tespit edilmesi için baꢀvuranların sağlık muayenelerinin yaptırılmasını istemiꢀtir.   Ağustos 2001 tarihinde, cezaevi idaresi, Yunus Özgür’ün 11 Ağustos 2001 tarihinde,   sağlık muayenesini reddettiği konusunda Cumhuriyet Baꢀsavcılığı’nı bilgilendirmiꢀtir.   Mustafa Çamlı ise sözkonusu tarihte muayene edilmemiꢀtir ve vizite kaydında ismine   rastlanmamıꢀtır.   Eylül 2001 tarihinde, Ankara Adli Tıp Kurumu tarafından baꢀvuranların sağlık muayeneleri   yapılmıꢀtır. Sözkonusu muayenenin ardından düzenlenen raporda, üç hafta önce saldırıya   uğradıklarından ꢀikayetçi olan baꢀvuranların vücutlarında hiçbir darp ve yara izi saptanmadığı   ifade edilmiꢀtir. Raporda, Yunus Özgür’ün karnında 0,5 cm’lik ve uyluk alt iç kısmında 0,7   cm’lik vasfı tespit edilemeyen eski yara izinin mevcut olduğu belirtilmiꢀtir.   Eylül 2001 tarihinde, Cumhuriyet Baꢀsavcılığı, sözkonusu üç infaz memurunu dinlemiꢀtir.   Đnfaz memurları, Yunus Özgür’ün, cezaevi 2. müdürünün, avluda bulunan ekmek   kırıntılarının temizlenmesi isteğini reddettiğini, saldırgan bir tutum sergilediğini ve tehditkar   bir ꢀekilde cezaevi 2. müdürüne doğru yürüdüğünü ifade etmiꢀlerdir. Đnfaz memurlarına göre,   tutuklular açlık grevinde olduklarından tutuklulara hiçbir müdahalede bulunulmamıꢀtır.   Eylül 2001 tarihinde ifadesi alınan cezaevi 2. müdürü, baꢀvuranlardan avluda bulunan   ekmek kırıntılarını temizlemelerini istediğini, Mustafa Çamlı’nın uzlaꢀmacı bir tutum   sergilediğini, Yunus Özgür’ün ise ꢀiddetle karꢀı çıkıp tepki gösterdiğini, tehditkar bir biçimde   kendisine doğru yürüdüğünü ifade etmiꢀtir. Cezaevi 2. müdürü, olayların meydana geldiği   dönemde Yunus Özgür açlık grevinde olduğundan olayla ilgili tutanak tutmaya gerek   duymadığını dile getirmiꢀtir. 2. müdür ayrıca, açlık grevinde olan insanlara karꢀı güç   kullanımının sözkonusu olamayacağını ve bu insanlara nasıl davranması gerektiğini bildiğini   de belirtmiꢀtir. Cezaevi 2. müdürü, baꢀvuranların, cezaevi doktoruna muayene olma imkanına   sahip olduklarını sözlerine eklemiꢀtir. Ayrıca Sincan Devlet Hastanesi’nden her sabah gelen   bir uzman doktor cezaevi doktoru ile birlikte açlık grevindeki tutukluları muayene   etmekteydi. Cezaevi 2. müdürüne göre, baꢀvuranların, cezaevi doktoruna muayene olmaları   gerekirdi. Cezaevi 2. müdürü, olay anında Ercan Uçuk’un da bulunduğunu belirtmiꢀtir.   Ekim 2001 tarihinde, Cumhuriyet Baꢀsavcılığı, suçlanan kiꢀilerin beyanları ve sağlık   raporları uyarınca baꢀvuranların iddialarının hukuki mesnedi bulunmadığı gerekçesiyle   takipsizlik kararı vermiꢀtir.   Kasım 2001 tarihinde, Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvuranların avukatı tarafından   düzenlenen itirazı reddetmiꢀtir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuranlar, cezaevi personelinin bulunmuꢀ olduğu hakaret ve dayak eylemlerinin,   insanlıkdıꢀı ve aꢀağılayıcı bir muameleyi teꢀkil ettiğini iddia etmektedirler. Baꢀvuranlar,   sağlık muayenelerinin yapılmamasından ꢀikayetçilerdir; baꢀvuran Yunus Özgür, sağlık   muayenesini reddettiğini kabul etmemektedir. Baꢀvuranlar, soruꢀturmanın tam olmadığını,   kanıtların tamamının toplanmadığını, özellikle diğer tutukluların dinlenmediğini ileri   sürmektedirler. Baꢀvuranlar, AĐHS’nin 3. ve 6. maddelerinin ihlal edildiğini iddia   etmektedirler.   AĐHM, sözkonusu ꢀikayetlerin AĐHS’nin 3. maddesi açısından incelenmesinin uygun olacağı   kanaatindedir.   A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin   Hükümet, iç hukuk tarafından öngörülen idari ve sivil baꢀvuru yollarını kullanmadıkları   gerekçesiyle baꢀvuranların, iç hukuk yollarının tüketilmesi koꢀulunu yerine getirmediklerini   savunmaktadır.   Baꢀvuranlar, Hükümet’in argümanlarına karꢀı çıkmaktadırlar.   AĐHM, baꢀvuranların cezaevi personeli hakkında Cumhuriyet Savcılığı’na avukatları   aracılığıyla ꢀikayet dilekçelerini sunduklarını not etmektedir. Baꢀvuranlar, etkili ve yeterli bir   baꢀvuru yolunu oluꢀturan ꢀikayet dilekçesi ile baꢀvuru yolunu seçmiꢀlerdir üstelik   baꢀvuranların, tazminat davası açarak bir kez daha gördükleri zararın telafisini sağlamaya   çalıꢀma zorunlulukları da bulunmamaktadır. (Assenov ve diğerleri-Bulgaristan, 28 Ekim   1998).   AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esas   Baꢀvuranlar, iddialarını yinelemiꢀlerdir. Baꢀvuranlar, Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan   sağlık muayenesinin dile getirilen olaylardan yaklaꢀık yirmi dört gün sonra gerçekleꢀtiğini ve   baꢀvuranlarla aynı hücreyi paylaꢀan diğer kiꢀinin ise tanık sıfatıyla dinlenmediğini   belirtmektedirler.   Hükümet, baꢀvuranların iddialarının asılsız olduğunu savunmaktadır. Bu bağlamda Hükümet,   olayların meydana geldiği sırada açlık grevinde olan Yunus Özgür’ün Sincan Devlet   Hastanesi uzman doktoru tarafından gerçekleꢀtirilen günlük sağlık muayenesini reddettiğine,   Mustafa Çamlı’nın ise sağlık muayenesi talebinde bulunmadığına dikkat çekmektedir.   Hükümet, olağan bir olay sözkonusu olduğundan cezaevi yetkililerinin olay hakkında tutanak   tutmaya gerek duymadıklarını belirtmektedir.   Hükümet, ulusal makamlar tarafından etkili bir soruꢀturma yürütüldüğünü de sözlerine   eklemektedir. Baꢀvuranların, sağlık muayeneleri yapılmıꢀ ve suçlanan kiꢀiler dinlenmiꢀtir.   1. Kötü muamele iddiaları hakkında   AĐHM, kötü muamelenin AĐHS’nin 3. maddesinin kapsamına girmesi için asgari düzeyde   vehamet içermesi gerektiğini hatırlatır. Sözkonusu asgari seviye hakkında yapılacak   değerlendirme özü itibariyle görecelidir: özellikle muamelenin süresi, fiziksel ve zihinsel   sonuçları bazı durumlarda mağdurun cinsiyeti, yaꢀı, sağlık durumu gibi davanın tüm   verilerine bağlıdır. Bir kimse özgürlüğünden yoksun bırakıldığında, davranıꢀları fiziksel güce   baꢀvurmayı gerektirmezken kendisine karꢀı fiziksel güç kullanılması, insanlık onuruna halel   getirmekte ve prensip olarak AĐHS’nin 3. maddesi ile güvence altına alınan hakkın ihlalini   oluꢀturmaktadır (Assenov ve diğerleri).   Kötü muameleye iliꢀkin iddialar, AĐHM nezdinde uygun delil unsurlarıyla desteklenmelidir   (Klaas-Almanya, 22 Eylül 1993 tarihli karar). Đddia edilen olayların ortaya konulması için   AĐHM, “her türlü makul ꢀüphenin ötesi” delil ilkesinden yararlanmaktadır; böyle bir delil   ancak bir dizi emare veya yeterince ciddi, kesin ve tutarlı çürütülemez karineler sonucunda   ortaya çıkabilir (Đrlanda- Birleꢀik Krallık, 18 Ocak 1978 tarihli karar).   Mevcut davada, baꢀvuranların dile getirdiği muameleler tekme, yumruk ve hakaret   içermektedir.   AĐHM, baꢀvuranların, kötü muamele iddialarını destekler nitelikte kanıt unsurları   sunmadıklarını tespit etmektedir. Bu bağlamda, AĐHM’nin sahip olduğu tek somut unsur olan   Eylül 2001 tarihli sağlık raporu da sözkonusu boꢀluğu doldurmak için yeterli olmamaktadır.   Baꢀvuran Yunus Özgür’ün vücudunda tespit edilen iki yara da, baꢀvuranların iddialarını   hukuki mesnede oturtma imkanı sağlamamaktadır. Ayrıca ileri sürülen olayların ardından   yaklaꢀık üç hafta sonra sözkonusu baꢀvuranın vücudunda tespit edilen yaralara, cezaevi   personeli tarafından uygulanan kötü muamelelerin neden olduğunu ifade etmek zordur.   Bu nokta da AĐHM, bir tutuklunun, cezaevi personeli tarafından uygulanan kötü muamelelere   iliꢀkin olarak kanıt toplamasının bazı durumlarda kolay olmayacağını kabul etmektedir.   Bununla birlikte AĐHM, mevcut davada böyle bir durumun sözkonusu olmadığını   gözlemlemektedir. Baꢀvuranların, dile getirilen kötü muamele izlerini tespit ettirmek amacıyla   bir doktora baꢀvurma imkanları da bulunmaktaydı. Bu bağlamda AĐHM, cezaevinin, bir   doktorun hazır bulunduğu sağlık servisinin olduğunu not etmektedir. Ayrıca, açlık grevi   yapan tutukluların sağlık durumunu kontrol etmek için dıꢀarıdan bir uzman doktor her gün   cezaevine gelmekteydi. Baꢀvuran Yunus Özgür’ün 11 Ağustos 2001 tarihinde sağlık   muayenesini reddettiği iddiasına yaptığı itirazı doğru olsa bile, Yunus Özgür, kendisine   doktora baꢀvurma izini verilmediğini ne ortaya koymuꢀ ne de iddia etmiꢀtir. Baꢀvuranlar,   olayı izleyen günlerde cezaevi doktoruna özgürce baꢀvuramadıkları konusunda bir iddiada   bulunmamıꢀlardır.   Bu koꢀullarda AĐHM, sahip olduğu unsurların, baꢀvuranların AĐHS’nin 3. maddesine aykırı   muamelelere maruz kaldığını “her türlü makul ꢀüphenin ötesinde” ortaya konulmasını   sağlayamadığı kanaatindedir.   2. Soruꢀturmanın etkili niteliği hakkında   AĐHM, cezaevi personeli ile baꢀvuranlar arasında yaꢀanan olayın 11 Ağustos 2001 tarihinde   meydana gelmesinin taraflar arasında ihtilaf konusu olmadığını gözlemlemektedir. Olaydan   iki gün sonra, baꢀvuranlar, avukatlarına, AĐHM nezdinde ifade ettikleri muameleleri dile   getirdikleri bir mektup göndermiꢀlerdir. Baꢀvuranlar, olayın koꢀulları ve cezaevi 2. müdür ile   infaz koruma memurlarının davranıꢀları hakkında ayrıntılı açıklamalarda bulunmuꢀlardır.   AĐHM, bir kimse polis memurlarınca veya benzer hizmetlerdeki diğer devlet görevlilerince   AĐHS’nin 3. maddesine aykırı muamelelere maruz kaldığını savunulabilir bir ꢀekilde iddia   ettiğinde, AĐHS’nin 1. maddesi gereğince Devlet’in “yargısına tabi herkese Sözleꢀme’de   tanımlanan hak ve özgürlükleri tanımak” genel yükümlülüğü ile birlikte sözkonusu hükmün   etkili resmi bir soruꢀturmayı zorunlu kıldığı kanaatindedir. AĐHS’nin 2. maddesi ile ilgili   soruꢀturmada olduğu gibi bu soruꢀturma da sorumluların belirlenmesi ve cezalandırılması ile   sonuçlanmalıdır. Đꢀkence ve insanlıkdıꢀı veya aꢀağılayıcı muamele ve cezaların yasaklanmıꢀ   olması çok önemli olmakla birlikte, bu tür bir soruꢀturma gerçekleꢀmediği takdirde, bu yasak   uygulamada etkili olmayacak ve bazı durumlarda kamu görevlilerinin neredeyse müeyyidesiz   bir ꢀekilde kontrollerine tabi kiꢀilerin haklarını çiğnemeleri mümkün olacaktır (Assenov ve   diğerleri, Labita-Đtalya, baꢀvuru no: 26772/95 ve Martinez Sala ve diğerleri-Đspanya, baꢀvuru   no: 58438/00, 2 Kasım 2004).   ꢁüphesiz ki sözkonusu olan, sonuca ulaꢀma yükümlülüğü değil sonuca ulaꢀmak için tüm   imkanları kullanma yükümlülüğüdür. Yetkililerin, olaya iliꢀkin kanıtların toplanabilmesi   amacıyla makul tedbirler almaları gerekir. Bu kanıtlar özellikle sözkonusu iddiaların sahibi   olan mağdurun ayrıntılı beyanları, görgü tanıklarının ifadeleri, bilirkiꢀi raporları ve   gerektiğinde yaraların tam ve kesin tanımını yapan sağlık raporları ile özellikle yaraların   nedenine iliꢀkin klinik saptamalar üzerinde objektif olarak yapılan analiz olabilir. Yaraların   nedeninin ve sorumlularının belirleme ehliyetine zarar verecek her türlü soruꢀturma hatası, bu   soruꢀturmanın etkisiz olmasıyla sonuçlanabilir(Bkz. Batı vd.-Türkiye, baꢀvuru numaraları:   33097/96 ve 57834/00).   Mevcut davada, baꢀvuranların avukatlarının ꢀikayet dilekçesini sunmasının ardından Sincan   Cumhuriyet Baꢀsavcılığı, bir soruꢀturma baꢀlatmıꢀtır. Bu soruꢀturma çerçevesinde, Adli Tıp   Kurumu tarafından baꢀvuranların sağlık muayeneleri yapılmıꢀ ve olaya konu olan kiꢀiler   dinlenmiꢀtir. Yine de AĐHM, yürütülen soruꢀturmanın, AĐHS’nin 3. maddesinin gereklerini   yerine getirmek için yeterince derin ve etkili bir soruꢀturma olduğuna ikna olamamıꢀtır.   AĐHM, Sincan Savcılığı tarafından yürütülen soruꢀturma çerçevesinde, baꢀvuranlar, iddiaları   hakkında hiçbir zaman dinlenmemiꢀtir. Ayrıca, Cumhuriyet Savcılığı, baꢀvuranların   avukatının talebine rağmen olaya tanık olan tutukluların ifadelerini alma giriꢀiminde de   bulunmamıꢀtır. AĐHM, baꢀvuranların, sağlık muayenesi için Adli Tıp Kurumuna 4 Eylül 2001   tarihinde yani ꢀikayetlerini sunduktan yaklaꢀık üç hafta sonra sevk edildiklerini   gözlemlemektedir. Bu bağlamda, bu süre zarfında, bir kimsenin vücudunda bulunan kötü   muamele izlerini tespit etme olasılığının azalacağını belirtmek gerekmektedir.   Baꢀvuranların, cezaevi 2. müdürü ve infaz koruma memurları tarafından kötü muameleye   maruz kaldıkları yönündeki savunulabilir iddiaları hakkında derin ve etkili bir soruꢀturma   yapılmadığından, AĐHM, AĐHS’nin 3. maddesinin usul bakımından ihlal edildiği kanaatine   ulaꢀmaktadır.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat   Baꢀvuranların her biri maruz kaldıkları maddi ve manevi zarar için 15.000 Euro talep   etmektedirler.   Hükümet, bu miktara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmadığını   kaydetmektedir ve talebi reddetmektedir. Buna karꢀın baꢀvuranlara, 3.000 Euro manevi   tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuranlar, AĐHM, önünde yapmıꢀ oldukları yargılama masraf ve giderleri için 6.537 Euro   talep etmektedirler. Bu meblağının hesap dökümü ise ꢀu ꢀekildedir: avukatlık ücreti için 3.537   Euro ve masraflar için 3.000 Euro. Baꢀvuranlar, ücret sözleꢀmesi ile Ankara Barosu Avukatlık   Ücret Tarifesini belge olarak sunmuꢀlardır.   Hükümet, bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM içtihadına göre, bir baꢀvuran yapmıꢀ olduğu yargılama masraf ve giderlerinin geri   ödemesini ancak gerçekliği, gerekliliği ve makul oldukları ortaya konulduğu sürece elde   edebilir. Sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne aldığında,   AĐHM, hakkaniyete uygun olarak, Avrupa Konseyi tarafından sağlanan 850 Euro tutarındaki   adli yardım düꢀülerek baꢀvuranlara ortaklaꢀa 1.500 Euro ödenmesinin makul olacağı   kanısındadır.   C. Gecikme faizi   Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç   puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 3. maddesinin esas bakımından ihlal edilmediğine;   3. AĐHS’nin 3. maddesinin usul bakımından ihlal edildiğine;   4. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ ye   çevrilmek üzere Savunmacı Devlet tarafından baꢀvuranlara, 3.000 Euro (üç bin)   manevi tazminat ve Avrupa Konseyi tarafından sağlanan 850 Euro (sekiz yüz elli)   tutarındaki adli yardım düꢀülerek yargılama masraf ve giderleri için 1.500 Euro (bin   beꢀ yüz) ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   5. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve   3. paragraflarına uygun olarak 4 Aralık 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   7

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło