13918/03
WyrokETPCz2009-10-13ECLI:CE:ECHR:2009:1013JUD001391803
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy brak dostępu do adwokata podczas zatrzymania i wykorzystanie zeznań złożonych bez adwokata, a także niepowiadomienie o opinii Prokuratora Generalnego Sądu Kasacyjnego, naruszyły prawo do rzetelnego procesu z art. 6 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że brak dostępu do adwokata w początkowej fazie zatrzymania, w połączeniu z wykorzystaniem zeznań złożonych bez obecności obrońcy jako podstawy skazania, stanowił naruszenie prawa do rzetelnego procesu, zgodnie z utrwalonym orzecznictwem (sprawa Salduz). Ponadto, Trybunał stwierdził, że niepowiadomienie skarżącego o opinii Prokuratora Generalnego Sądu Kasacyjnego, co uniemożliwiło mu ustosunkowanie się do niej, naruszyło zasadę kontradyktoryjności i równości broni, zgodnie z wcześniejszymi wyrokami (sprawa Göç).Stan faktyczny
Skarżący, Yahya Oğraş, został zatrzymany w 2000 roku pod zarzutem członkostwa w nielegalnej organizacji Hizbullah. Podczas zatrzymania złożył zeznania na policji bez obecności adwokata, w których przyznał się do zarzucanych czynów. Przed prokuratorem i sędzią śledczym zaprzeczył członkostwu. Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Diyarbakır skazał go na 12 lat i 6 miesięcy więzienia, opierając się na zeznaniach złożonych na policji. W postępowaniu apelacyjnym, opinia Prokuratora Generalnego Sądu Kasacyjnego, rekomendująca utrzymanie wyroku, nie została doręczona skarżącemu ani jego obrońcy. Sąd Kasacyjny utrzymał wyrok w mocy.Rozstrzygnięcie
Stwierdza, że skargi dotyczące braku pomocy prawnej podczas zatrzymania i niepowiadomienia o opinii Prokuratora Generalnego Sądu Kasacyjnego są dopuszczalne; pozostała część skargi jest niedopuszczalna. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 3 lit. c) w związku z art. 6 ust. 1 Konwencji. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Odrzuca roszczenie skarżącego o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
AVRUPA
OF E U R O P E
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
OĞRAꢀ – TÜRKĐYE
(B a ꢀvuru no. 13918/03)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Ekim 2009
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir.
ꢁekli düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 13918/03 no’lu davanın nedeni, Yahya Oğraꢀ
(“baꢀvuran”) adlı T.C. vatandaꢀının, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 2 Nisan 2003
tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (“Avrupa
Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin - AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran Diyarbakır Barosu avukatlarından I. Sağlam tarafından temsil edilmiꢀtir.
OLAYLAR doğumlu baꢀvuran Diyarbakır’da ikamet etmektedir.
Baꢀvuran 31 Ekim 2000 tarihinde yasadıꢀı silahlı Hizbullah örgütüne üye olduğu
gerekçesiyle Diyarbakır’da gözaltına alınmıꢀtır. Yanında bir avukat bulunmaksızınpolise
verdiği 9 Kasım 2000 tarihli ifadesinde, kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmiꢀtir.
Baꢀvuran 10 Kasım 2000 tarihinde, önce Cumhuriyet Savcısı, ardından soruꢀturma
hakimi huzuruna çıkarılmıꢀtır. Baꢀvuran Cumhuriyet Savcısı ve soruꢀturma hakimi önünde
Hizbullah üyesi olduğunu reddetmiꢀtir..
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, 30 Kasım 2000 tarihinde,
baꢀvuranı, yasadıꢀı silahlı örgüte üye olmakla suçlayan bir iddianame hazırlamıꢀtır..
Đddianameyle baꢀvuranın Türk Ceza Kanunu’nun 168. maddesi uyarınca suçlu bulunup
mahkum edilmesi talep edilmiꢀtir.. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi 30 Nisan 2002
tarihinde baꢀvuranı suçlu bulmuꢀ, on iki yıl altı ay hapis cezasına çarptırmıꢀtır. Mahkeme
baꢀvuranın mahkumiyet kararını avukatının yokluğunda alınan ifadesine dayanarak almıꢀtır.
Baꢀvuran 30 Nisan 2002 tarihinde itiraz etmiꢀtir. 19 Haziran 2002 tarihinde Yargıtay
Cumhuriyet Baꢀsavcısı bir tebliğname sunmuꢀ, burada Yargıtay’ın Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nin kararını onaması gerektiğini belirtmiꢀtir. Baꢀsavcının tebliğnamesi baꢀvuran
ve temsilcisine tebliğ edilmemiꢀtir. Yargıtay 21 Ekim 2002 tarihinde Diyarbakır Devlet
Güvenlik Mahkemesi’nin kararını onamıꢀtır.
Baꢀvuran 8 Temmuz 2005 tarihinde cezaevinden salıverilmiꢀtir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran
Yargıtay
Cumhuriyet
Baꢀsavcısı’nın
tebliğnamesinin
kendisine
bildirilmediğinden ꢀikayetçi olmuꢀtur. Ayrıca gözaltındayken avukat yardımı verilmediğinden
ve ulusal mahkemelerin, mahkumiyet kararı verirken avukatı yokluğunda alınan ifadesini
kullandıklarından ꢀikayetçi olmuꢀtur. Son olarak, baꢀvuran, yargılama sürecinin hakkaniyete
uygunluğuna iliꢀkin ꢀikayette bulunmuꢀ, ifadeler, kendisinin gözaltına alınıp mahkum
edilmesini sağlayan iki tanığın davayı gören mahkemeye çağrılmadıklarını, sonuç olarak bu
tanıkların mahkeme tarafından dinlenmediklerini iddia etmiꢀtir. Ayrıca mahkumiyeti için
aleyhinde kullanılan delillerin kurallara uygun biçimde yargı makamlarına sunulmadığını,
bunun da makamların güvenilirliğine gölge düꢀürdüğünü ifade etmiꢀtir. Baꢀvurana göre,
uzmanlar hard disklerin trankripsiyonunu yapmamıꢀlardır. ꢁikayetlerine iliꢀkin olarak 6.
maddenin 1, 2 ve 3. fıkralarına atıfta bulunmuꢀtur.
AĐHM’nin özellikle önem atfettiği ꢀikayetler, Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın
tebliğnamesinin baꢀvurana bildirilmemesi ile baꢀvuranın gözaltındayken avukat yardımı
alamamasıdır. Bu nedenle incelemesini yalnızca bu meseleler üzerinde yoğunlaꢀtırmaya karar
verir.
A. Yargıtay Cumhuriyet Baꢁsavcısı’nın tebliğnamesinin baꢁvurana bildirilmemesi
Baꢀvuran, AĐHS’nin 6/1 maddesine dayanarak, Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın
tebliğnamesinin kendisine bildirilmediğinden ꢀikayetçi olmuꢀtur.
Đlk olarak, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. fıkrası çerçevesinde bu ꢀikayetin dayanaktan
yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka bir gerekçe altında da kabuledilemezlik
unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
AĐHM, aynı mağduriyeti Göç − Türkiye davasında incelediğini, AĐHS’nin 6/1 maddesinin
ihlal edildiğini tespit ettiğini ([BD], 36590/97) gözlemler. Bu kararda AĐHM, Cumhuriyet
Baꢀsavcısı’nın görüꢀlerinin mahiyeti ile baꢀvurana cevaben yazılı görüꢀ bildirme olanağı
tanınmaması göz önünde tutularak, baꢀvuranın çekiꢀmeli yargılama hakkının ihlal edildiği
kararına varmıꢀtır.
AĐHM mevcut davayı incelemiꢀ, yerleꢀik içtihatlarının dıꢀına çıkılmasını gerektirecek
özel koꢀullar tespit etmemiꢀtir.
Buna göre AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
B. Gözaltındayken avukata eriꢁim
Baꢀvuran, gözaltındayken avukat yardımı verilmediğinden ve avukatı olmaksızın polise
verdiği ifadelerin davayı gören mahkeme tarafından mahkumiyeti için kullanıldığından
ꢀikayetçi olmuꢀtur. Baꢀvuran ꢀikayetlerine iliꢀkin olarak AĐHS’nin 6. maddesinin 2. ve 3.
fıkralarına dayanmıꢀtır.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. fıkrası çerçevesinde baꢀvurunun bu kısmının dayanaktan
yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka bir gerekçe altında da kabuledilemezlik
unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvurunun bu kısmı kabuledilebilir
niteliktedir.
Esasa iliꢀkin olarak, AĐHM, aynı mağduriyeti Salduz − Türkiye davasında incelediğini,
AĐHS’nin 6/3(c) maddesinin 6/1 maddesiyle bağlantılı olarak ihlal edildiğini ([BD],
36391/02) tespit ettiğini ([BD], 36590/97) gözlemler. Bu kararda AĐHM, avukata eriꢀim
hakkına uygulanan kısıtlamanın sistemli olduğu ve sözkonusu tarihlerde gözaltında bulunan,
yaꢀlarına bakılmaksızın, Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin yetkisine giren suçlarla bağlantısı
olan herkese uygulandığı kararına varmıꢀtır.
AĐHM mevcut davayı incelemiꢀ, Salduz kararındaki içtihadın dıꢀına çıkılmasını
gerektirecek özel koꢀullar tespit etmemiꢀtir.
Bu nedenle mevcut davada AĐHS’nin 6/3(c) maddesi 6/1 maddesiyle bağlantılı olarak
ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐA EDĐLEN DĐĞER MADDELERĐ
Baꢀvuran, AĐHS’nin 5. maddesine dayanarak, kendisi hakkında makul bir ꢀüphe olmadığı
için gözaltına alınmasının yasalara aykırı olduğundan ve gözaltı süresinin makul süre kuralını
çiğnediğinden ꢀikayetçi olmuꢀtur. Ayrıca tutuklu olarak yargılanmasının yasal olmadığına
itiraz edemediğini ve 5. madde çerçevesindeki mağduriyetleri için tazminat hakkı
bulunmadığını iddia etmiꢀtir. Öte yandan, AĐHM, bu ꢀikayetlerin, AĐHS’nin 35/1 maddesinde
öngörülen altı aylık süre kuralına aykırı biçimde yapıldığı veyahut AĐHS’nin 35/3 maddesi
çerçevesinde tamamen asılsız oldukları için dayanaktan yoksun oldukları gerekçeleriyle
reddedilmesi gerektiği kanısındadır. Bu nedenle AĐHS’nin 35/4 maddesiyle uyumlu olarak
reddedilmesi gerekir.
Baꢀvuran, AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunarak, hakkındaki cezai yargılamayla ilgili
de ꢀikayette bulunmuꢀtur. Öte yandan, bu takibat iki yargı aꢀamasında yalnız bir yıl on bir ay
sürdüğünden, bu ꢀikayet de açıkça dayanaktan yoksun olduğu için AĐHS’nin 35. maddesinin 3
ve 4. fıkralarına göre reddedilmelidir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢀvuran 38.202 Türk Lirası (YTL) (yaklaꢀık 17.600 Euro) maddi tazminat talep etmiꢀtir.
Manevi tazminata iliꢀkin olarak herhangi bir talepte bulunmamıꢀtır.
Hükümet baꢀvuranın taleplerine itiraz etmiꢀtir.
AĐHM talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı
bulunmadığını kaydetmektedir. Bu nedenle bu talebi reddeder. Manevi tazminata iliꢀkin
olarak AĐHM, bir baꢀvuranın AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilerek mahkumiyet giydiği
sonucuna varırsa, ilke olarak, uygulanabilecek en doğru yöntemin, baꢀvuranın olabildiğince
bu hükmün dikkate alındığı bir konumda olmasını sağlamak olduğu kanısındadır. Bu nedenle
AĐHM, en uygun telafi biçiminin, baꢀvuranın talep etmesi halinde, AĐHS’nin 6/1 maddesinin
koꢀullarına uygun olarak yeniden yargılanmasını sağlamak olduğu sonucuna varır (bkz.
Salduz).
B. Yargılama giderleri
Baꢀvuran masraflara iliꢀkin olarak 20.000 YTL (yaklaꢀık 9200 Euro), avukatlık masrafları
için 800 YTL (yaklaꢀık 370 Euro) talep etmiꢀtir.
Hükümet bu taleplere itiraz etmiꢀtir.
Yargılama masraflarıyla iliꢀkili olarak, AĐHM’nin içtihadına göre, yargılama giderleri,
ancak gerçekliği ve gerekliliği kanıtlandığı ve makul bir meblağ olduğu takdirde baꢀvurana
geri ödenir. Bu davada, baꢀvuran, talep ettiği masrafların gerçekten yapıldığını
kanıtlayamamıꢀtır. Buna göre bu baꢀlık altında tazminat ödenmemesine hükmeder.
AĐHM YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK, OYBĐRLĐĞĐYLE
1. Baꢀvuranın, gözaltındayken avukat yardımı sağlanmaması ile Yargıtay Cumhuriyet
Baꢀsavcısı’nın tebliğnamesinin bildirilmemesine iliꢀkin ꢀikayetlerinin kabuledilebilir;
baꢀvurunun geri kalanının kabuledilemez olduğuna;
2. Gözaltındayken baꢀvurana avukat yardımı sağlanmamasıyla ilgili ꢀikayete iliꢀkin olarak,
AĐHS’nin 6/3 maddesinin, 6/1 maddesiyle bağlantılı olarak ihlal edildiğine;
3. Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın tebliğnamesinin bildirilmemesine iliꢀkin olarak,
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
4. Baꢀvuranın adil tazmin talebinin reddine,
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Đngilizce hazırlanmıꢀ, AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddesi uyarınca Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
Françoise Elens-Passos
Zabıt Katibi Yardımcısı
Françoise Tulkens
Baꢀkan
4
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło