14071/04

WyrokETPCz2009-12-01ECLI:CE:ECHR:2009:1201JUD001407104

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji? Czy brak pomocy prawnej podczas zatrzymania naruszył art. 6 ust. 3 lit. c Konwencji, jeśli postępowanie krajowe jest nadal w toku?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowanie karne przeciwko skarżącej, trwające około siedemnastu lat i jeden miesiąc i wciąż niezakończone, przekroczyło „rozsądny termin” wymagany przez art. 6 ust. 1 Konwencji. Stwierdził, że turecki system prawny nie oferował skutecznych środków przyspieszenia postępowania ani złożenia skargi na jego długość. Skarga dotycząca braku pomocy prawnej podczas zatrzymania została uznana za przedwczesną, ponieważ krajowe postępowanie sądowe było nadal w toku, co uniemożliwiało ocenę wpływu tego braku na ogólną rzetelność procesu.
Stan faktyczny
Hacer Arıkan została aresztowana w Stambule 29 września 1992 r. i tymczasowo aresztowana 12 października 1992 r. pod zarzutem członkostwa w nielegalnej organizacji. 8 stycznia 1993 r. prokurator wniósł akt oskarżenia, zarzucając jej i siedemnastu innym osobom ataki terrorystyczne na porządek konstytucyjny państwa. 2 lipca 2001 r. skarżąca została zwolniona ze względów zdrowotnych. 2 maja 2005 r. Sąd Karny w Stambule skazał ją na dożywocie, ale 11 lipca 2006 r. Sąd Kasacyjny uchylił ten wyrok. Sprawa jest nadal w toku przed Sądem Karnym w Stambule.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę na podstawie art. 6 ust. 3 lit. c Konwencji za niedopuszczalną. 2. Uznał pozostałą część skargi za dopuszczalną. 3. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 4. Zasądził na rzecz skarżącej 14 000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 1 000 euro tytułem zwrotu kosztów i wydatków. 5. Oddalił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   DE L’EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   İKİNCİ DAİRE   ARIKAN -TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no:14071/04)   İşbu metin AİHM İç Tüzüğünün 81. maddesi uyarınca 4 Mart 2010 tarihinde düzeltilmiştir.   KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRAZBURG   Aralık 2009   İşbu karar AİHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (14071/04) no’lu davanın nedeni, 1966 doğumlu   (T.C. vatandaşı) Hacer Arıkan’ın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne 9 Şubat   tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin   (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.   Başvuran, İstanbul Barosu avukatlarından G. Tuncer tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOŞULLARI   Eylül 1992 tarihinde, yasadışı örgüt üyesi olduğu gerekçesi ile başvuran, İstanbul’da   yakalanmış ve gözaltına alınmıştır.   Ekim 1992 tarihinde, başvuran, Devlet Güvenlik Mahkemesi nöbetçi hakimi tarafından   tutuklanmıştır.   Ocak 1993 tarihli bir iddianame ile savcı, başvuran ve diğer on yedi sanığın çok sayıda   terörist saldırılarla Devlet’in Anayasal düzenine yönelik saldırıda bulunmaktan   mahkumiyetini talep etmiştir. Diğer davalar sözkonusu dava ile birleştirilmiştir.   Temmuz 2001 tarihinde, sağlık nedenleriyle başvuran serbest bırakılmıştır.   yılında, dava, Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin kaldırılması nedeniyle yetkili   mahkeme olan İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne havale edilmiştir.   Mayıs 2005 tarihinde, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranı, müebbet hapis cezasına   mahkum etmiştir.   Temmuz 2006 tarihinde, Yargıtay, sözkonusu kararı bozmuştur. Dosya unsurlarına göre,   dava halen İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde derdesttir.   HUKUK   Başvuran, gözaltı sırasında avukat bulunmamasından ve kendisi hakkında yürütülen   yargılamanın süresinden şikayetçi olmaktadır.   Hükümet, başvuranın şikayetlerini hiçbir şekilde ulusal bir merci önünde dile getirmemesi   nedeniyle başvurunun kabuledilemez olduğu kanaatindedir. Bilahare Hükümet, özellikle   davanın karmaşık yapısını ileri sürerek, gözaltı sırasında avukat yardımı yapılmamasının   yargılama üzerinde olumsuz bir etkisi olmadığını savunmaktadır.   AİHM, dosya unsurlarına göre, başvuran hakkında yürütülen yargılamanın halen derdest   olduğunu belirtmektedir. Sonuç olarak, AİHS’nin 6/3 c) maddesi kapsamında yapılan şikayet   vaktinden önce yapılmıştır (Mehmet Koç-Türkiye, başvuru no: 36686/07, 26 Şubat 2008).   Dolayısıyla, AİHM, AİHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca başvurunun   sözkonusu kısmını kabuledilemez ilan etmektedir.   Mevcut davaya AİHS’nin 6/1 maddesinin ilgili kısımları uygulanmaktadır.   AİHM, Türk Hukuk düzeninin, yargılamanın hızlanması veya yargılama süresinden şikayetçi   olmak için hiçbir yol sunmadığı tespitinde bulunduğunu hatırlatmaktadır (bkz, Tendik ve   diğerleri-Türkiye, başvuru no: 23188/02, 22 Aralık 2005). Mevcut davada, AİHM, sözkonusu   davada ulaştığı sonuçlardan sapmayı gerektirecek hiçbir unsur tespit edememektedir ve sonuç   olarak Hükümet’in ön itirazını reddetmektedir. AİHS’nin 35. maddesi uyarınca başka hiçbir   kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eden AİHM, sözkonusu şikayeti kabuledilebilir   ilan etmektedir.   Dikkate alınacak dönem, 29 Eylül 1992 tarihinde başlamıştır ve yargılama halihazırda   derdesttir. Dolayısıyla sözkonusu dönem, iki dereceli yargıda, yaklaşık on yedi yıl bir ay   sürmektedir.   AİHM, müteaddit defalar, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan çok sayıda dava   incelemiş ve AİHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (bkz, Pélissier ve   Sassi-Fransa, başvuru no: 25444/94). Takdirine sunulan unsurları değerlendirmesinin   ardından, davanın belli bir karmaşıklığı olduğunu kabul eden AİHM, Hükümet’in mevcut   davada başka bir sonuca ulaşmak için ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığı kanaatine   varmaktadır. Sonuç olarak AİHM, mevcut davada, ihtilaflı yargılama süresinin uzun olduğu   ve “makul süre” gerekliliğini karşılamadığı kanaatindedir. Dolayısıyla AİHS’nin 6/1 maddesi   ihlal edilmiştir.   AİHS’nin 41. maddesi ile ilgili olarak, başvuran, 60.000 Euro manevi tazminat ve 5.500 Euro   yargılama masraf ve gideri talep etmektedir.   Hükümet, AİHM’yi sözkonusu talepleri reddetmeye davet etmektedir.   Yukarıda tespit edilen ihlal göz önüne alındığında başvuranın belli bir manevi zarara maruz   kalması nedeniyle, AİHM, hakkaniyete uygun olarak, başvurana, 14.000 Euro ödenmesine   hükmetmektedir.   Yargılama masraf ve giderleri ile olarak, AİHM, başvuran tarafından, iletilen çalışma saatleri   hesap dökümünü göz önüne almakta ve hakkaniyete uygun olarak, başvurana 1.000 Euro   yargılama masraf ve gideri ödenmesine hükmetmektedir1 (İzzet Özcan-Türkiye, başvuru no:   10324/05, 28 Temmuz 2009).   AİHM, taraflar tarafından sunulan bilgilere göre, davanın halen ulusal mahkemeler önünde   derdest olduğunu kaydetmektedir. Şayet sözkonusu durum halen devam etmekte ise, AİHM,   tespit edilen ihlali gidermek için en uygun yolun, adaletin tecelli etmesi gerekliliğini göz   önüne alarak mümkün olduğunca ivedi bir şekilde davanın sonlandırılması olacağı   kanaatindedir (Yakışan-Türkiye, başvuru no: 11339/03, 6 Mart 2007).   4 Mart 2010 tarihinde düzeltilmiştir. “AİHM, herhangi bir belge sunulmaması nedeniyle yargılama masraf ve   giderlerine ilişkin talebi reddetmektedir” cümlesi sözkonusu hüküm ile değiştirilmiştir.     BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,   1. AİHS’nin 6/3c) maddesi kapsamında yapılan şikayetin kabuledilemez olduğuna;   2. Başvurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;   3. AİHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   4. a) AİHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, her türlü vergiden   muaf tutularak, Savunmacı Devlet tarafından başvurana 14.000 Euro (on dört bin Euro)   manevi tazminat ve 1.000 Euro (bin Euro) yargılama masraf ve gideri 2 ödenmesine;   b)sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından,   Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit   oranda basit faiz uygulanmasına;   5. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMİŞTİR.   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 01 Aralık 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.   4 Mart 2010 tarihinde düzeltilmiştir. Hüküm kısmına izleyen bölüm eklenmiştir: “ve her türlü vergiden muaf   tutularak 1.000 Euro (bin Euro) yargılama masraf ve gideri”

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło