14294/04

WyrokETPCz2008-06-03ECLI:CE:ECHR:2008:0603JUD001429404

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego, trwającego ponad pięć lat i trzy miesiące w jednej instancji, naruszyła prawo skarżącego do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał stwierdził, że postępowanie karne przeciwko skarżącemu, trwające ponad pięć lat i trzy miesiące w jednej instancji, było nadmiernie długie i naruszyło zasadę rozsądnego terminu z art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał zastosował swoje standardowe kryteria oceny rozsądnego terminu, takie jak złożoność sprawy, zachowanie skarżącego i władz krajowych. Pomimo argumentów rządu o złożoności sprawy ze względu na raporty biegłych i zeznania świadków, Trybunał uznał, że nie przedstawiono żadnych dowodów uzasadniających tak długi czas trwania postępowania.
Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Ali Kipritçi, został oskarżony o sprzeniewierzenie środków miejskich w 1996 roku. Postępowanie karne trwało ponad pięć lat i trzy miesiące w jednej instancji, obejmując 34 rozprawy, zeznania świadków oraz opinie biegłych, które konsekwentnie wskazywały na niewinność skarżącego. Mimo uniewinnienia w marcu 2002 roku, skarżący miał trudności z uzyskaniem potwierdzenia ostateczności wyroku, co opóźniło jego możliwość zaskarżenia decyzji o zwolnieniu z pracy. Ostatecznie, w 2003 roku, sąd administracyjny anulował decyzję o jego zwolnieniu.
Rozstrzygnięcie
Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Zasądza na rzecz skarżącego 3 000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową. Oddala pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   KĐPRĐTÇĐ -TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:14294/04)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Haziran 2008   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (14294/04) no’lu davanın nedeni T.C. vatandaꢀı   Mehmet Ali Kipritçi’nin (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 22 Mart 2004   tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları   Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran, Konya Barosu avukatlarından E. Özdemir tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuran, 1961 doğumludur ve Konya’da ikamet etmektedir.   Kasım 1996 tarihli bir iddianame ile Konya Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,   Belediye kaynaklarını zimmetine geçirdiği gerekçesiyle baꢀvuran hakkında ceza davası   açmıꢀtır.   Kasım 1996 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi, sözkonusu davanın ilk duruꢀmasını   gerçekleꢀtirmiꢀtir. Đleri bir tarihte mahkeme, Belediye’de çalıꢀan iki memur hakkında açılan   dava ile baꢀvuranın davasının esas bakımından birleꢀtirilmesine karar vermiꢀtir.   ꢁubat 1997 tarihinde, idare tarafından yürütülen disiplin soruꢀmasının ve zimmetine para   geçirdiği sonucuna ulaꢀılmasının ardından baꢀvuranın görevine son verilmiꢀtir.   Kasım 1996 tarihinden 4 Mart 2002 tarihine kadar mahkeme, otuz dört duruꢀma   gerçekleꢀtirmiꢀtir. Avukatlarının da hazır bulunduğu duruꢀmalar sırasında mahkeme,   baꢀvuranı ve diğer iki sanığı dinlemiꢀ, tanıkların ifadelerine baꢀvurmuꢀ ve bilirkiꢀi ve karꢀı   bilirkiꢀi raporlarının düzenlenmesine hükmetmiꢀtir. Bilirkiꢀi raporları, mutabık bir ꢀekilde,   baꢀvuranın böyle bir suç iꢀlemediğini belirtmiꢀtir. Ardından özellikle söz konusu sonuçlara   dayanarak, birçok kez baꢀvuran, davasının hızlanması için dosyasının tefrikini talep etmiꢀtir.   Ancak baꢀvuranın talepleri hiçbir zaman kabul edilmiꢀtir.   Mart 2002 tarihli bir kararla, Ağır Ceza Mahkemesi, diğer iki sanığı hapis ve para cezasına   çarptırırken baꢀvuranın atılı olaylardan beraatına karar vermiꢀtir. Diğer iki sanığın aksine   baꢀvuran, kendisi ile ilgili kararın nihai hale gelmesi için Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararına   karꢀı temyiz baꢀvurusunda bulunmamıꢀtır. Bununla birlikte baꢀvuran, kararın kesinleꢀtiği   tarih ile ilgili olarak kendisinin bilgilendirilmediğini belirtmektedir.   Mart 2003 tarihinde, baꢀvuran, mahkemeden, görevine son veren 6 ꢁubat 1997 tarihli   kararın iptali ve bu kararın esas bakımından incelenmesi amacıyla Konya Đdare   Mahkemesi’ne baꢀvuruda bulunabilmesi için kararının nihai hale geldiğini belirten belgenin   kendisine verilmesini talep etmiꢀtir.   Buna karꢀın mahkeme, diğer sanıkların 14 Mart 2002 tarihli karara karꢀı temyiz baꢀvurusunda   bulundukları gerekçesiyle baꢀvuranın talebini reddetmiꢀtir. Ayrıca 27 Mart 2003 tarihinde de   mahkeme, dosyanın Yargıtay’a gönderildiğine ve halen mahkeme kalemine dönmediğine   kanaat getirerek baꢀvuranın itirazını reddetmiꢀtir.   Eylül 2003 tarihinde baꢀvuran tarafından düzenlenen ikinci itiraz baꢀvurusu da 16 Eylül   tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmiꢀtir.   Eylül 2003 tarihinde yine baꢀvuranın itirazı üzerine mahkeme, baꢀvuran ile ilgili olarak,   ihtilaflı kararın 21 Mart 2002 tarihinde nihai hale geldiği tespitine varmıꢀ ve bu bağlamda   gerekli tedbirlerin alınmasına hükmetmiꢀtir.   Bunun üzerine, 24 Eylül 2003 tarihli bir karar ile Đdare Mahkemesi, Đdare’nin baꢀvuranı   suçladığı suçlardan baꢀvuranın beraat etmesi nedeniyle, 6 ꢁubat 1997 tarihli göreve son verme   kararının iptaline karar vermiꢀtir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, yargılama süresinin “makul süre” ilkesini ihlal ettiğini ve masumiyet karinesi   hakkına riayet edilmediğini ileri sürmüꢀ, ancak bu son iddiasını desteklememiꢀtir. Bu   bağlamda, AĐHS’nin 6. maddesinin 1. ve 2. paragraflarına atıfta bulunmaktadır. Baꢀvuranın   ꢀikayetlerinin sunumunu göz önüne alarak, AĐHM, baꢀvurunun AĐHS’nin 6/1 maddesi   bakımından incelenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.   A. Kabuledilebilirliğe iliꢀkin   Hükümet, altı ay kuralına riayet edilmediğini belirtmektedir. Hükümet, özellikle, nihai iç   hukuk kararının 23 Eylül 2003 tarihli olduğunu ve baꢀvuranın AĐHM tarafından alındı   kaꢀesinin vurulduğu tarih olan 6 Nisan 2004 tarihinde yani nihai iç hukuk kararının ardından   altı aydan fazla bir süre sonra baꢀvuruda bulunduğunu gözlemlemektedir.   Baꢀvuran bu iddiaya karꢀı çıkmaktadır. Baꢀvuran özellikle AĐHM’ye baꢀvurusunu gönderdiği   tarih olan 22 Mart 2004 tarihinde baꢀvuruda bulunduğunu belirtmektedir. Baꢀvuran,   AĐHM’ye taahhütlü gönderme makbuzu ile 22 Mart 2004 tarihli alındı makbuzunun bir   kopyasını sunmaktadır. Ayrıca aynı gün baꢀvuran baꢀvurusunu e-posta olarak da sunduğunu   ve bu baꢀvurunun dosyasına eklendiğini belirtmektedir.   AĐHM, altı ay süresinin hesaplanması için dikkate alınacak tarihin, baꢀvurunun yapıldığı veya   AĐHM’ye baꢀvurunun gönderildiği tarih olduğunu ve geçerli olanın posta kaꢀesi olduğunu   baꢀvurunun üzerine vurulan alındı kaꢀesi olmadığını hatırlatmaktadır. Ayrıca, AĐHM, altı ay   süresinin hesaplanmasına nihai iç hukuk karar tarihi ile yani baꢀvuranın sözkonusu karardan   haberdar edildiği tarih ile baꢀlandığını hatırlatmaktadır. Mevcut davada, AĐHM, sözkonusu iç   hukuk kararının Ağır Ceza Mahkemesi’nin 14 Mart 2002 tarihli kararı olduğunu ve   baꢀvuranın iꢀbu karardan, kararın nihai hale geldiği tarih olan 23 Eylül 2003 tarihinde   bilgilendirildiğini belirtmektedir. Bu durumda AĐHM, baꢀvuranın karardan bilgilendirildiği   tarihin 23 Eylül 2003 tarihi olduğu kanaatindedir. Üstelik dosyada bulunan unsurları göz   önüne alarak, AĐHM, baꢀvurunun, postane tarafından gönderildi kaꢀesinin vurulduğu tarih   olan 22 Mart 2004 tarihinde yani nihai iç hukuk kararından itibaren altı aylık süre içerisinde   yapıldığı kanaatine varmaktadır.   Bu durumda AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan   yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik   unsuru bulunmadığını tespit eder.   B. Esas   Dikkate alınacak dönem, 19 Kasım 1996 tarihinde baꢀlamıꢀ ve 14 Mart 2002 tarihinde sona   ermiꢀtir. Böylece, bu dönem, tek bir mahkemede, beꢀ yıl üç aydan fazla sürmüꢀtür.   Hükümet, birçok bilirkiꢀi ve karꢀı bilirkiꢀi raporlarının düzenlenmesini ve çok sayıda tanığın   dinlenmesini gerektiren davanın karmaꢀık yapısı göz önüne alındığında yargılama süresinin   çok uzun olmadığı kanaatindedir.   Baꢀvuran, iddiasını yinelemektedir.   AĐHM, dava süresinin makul yapısını, dava koꢀullarında ve özellikle davanın karmaꢀıklığı,   baꢀvuran ve yetkili mercilerin tutumları olmak üzere AĐHM içtihadı tarafından benimsenen   kriterleri dikkate alarak değerlendirdiğini hatırlatmaktadır (Pélissier ve Sassi-Fransa, baꢀvuru   no: 25444/94).   AĐHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan birçok dava incelemiꢀ ve AĐHS’nin   6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀmıꢀtır (Pélissier ve Sassi).   Takdirine sunulan unsurların tamamını incelemesinin ardından AĐHM, mevcut davada farklı   bir sonuca ulaꢀmak için Hükümet’in hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatindedir. Konuya   iliꢀkin içtihadını göz önüne alarak AĐHM, mevcut davada ihtilaflı yargı süresinin çok uzun   olduğu ve “makul süre” gerekliliğine riayet etmediği kanaatindedir.   Bu durumda AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat   Baꢀvuran, maruz kaldığı manevi zarar için 46.250 Euro talep etmektedir.   Hükümet, bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, baꢀvuranın belli bir manevi zarara maruz kaldığı kanaatindedir. AĐHM, hakkaniyete   uygun olarak baꢀvurana bu baꢀlık altında 3.000 Euro verilmesine hükmetmektedir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuran, avukatlık ücreti için 3.000 Euro ve çeviri ve diğer masraflar için 750 Euro olmak   üzere AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama masraf ve giderleri için 3.750 Euro talep   etmektedir. Ancak baꢀvuran talebini desteklemek için hiçbir belge sunmamıꢀtır.   Hükümet, bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM içtihadı uyarınca bir baꢀvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak   gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda oldukları ortaya konulduğu sürece elde edebilir.   Mevcut davada sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alarak   AĐHM, yargılama masraf ve giderlerine iliꢀkin talebi reddetmektedir.   C. Gecikme faizi   Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç   puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ ye   çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından baꢀvurana 3.000 Euro (üç bin Euro)   manevi tazminat ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç   puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 3 Haziran 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło