14340/05
WyrokETPCz2010-06-15ECLI:CE:ECHR:2010:0615JUD001434005
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy anulowanie tytułu własności skarżącego do nieruchomości bez odpowiedniego odszkodowania stanowiło naruszenie prawa do poszanowania mienia zgodnie z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że stwierdzenie naruszenia nakłada na państwo obowiązek zakończenia naruszenia i, w miarę możliwości, przywrócenia stanu sprzed naruszenia (restitutio in integrum). W niniejszej sprawie, anulowanie tytułu własności skarżącego do nieruchomości bez jakiegokolwiek odszkodowania stanowiło nieproporcjonalne obciążenie i naruszyło sprawiedliwą równowagę między interesem publicznym a ochroną prawa własności. Biorąc pod uwagę specyfikę i znaczenie nieruchomości oraz fakt, że Fundacja Sierocińca nigdy nie wnioskowała o jej rejestrację na swoje nazwisko, Trybunał uznał, że ponowna rejestracja nieruchomości na rzecz skarżącego jest jedynym i najwłaściwszym sposobem naprawienia naruszenia, a nie samo odszkodowanie pieniężne.Stan faktyczny
Skarżący, Fener Rum Patrikliği (Patriarchat Grecki Fener), nabył nieruchomość w 1902 roku. W 1903 roku prawo użytkowania nieruchomości przeszło na Fundację Sierocińca, jednak skarżący pozostał zarejestrowany jako właściciel. Krajowe sądy anulowały tytuł własności skarżącego, przekazując własność Fundacji Sierocińca, która została uznana przez Generalną Dyrekcję Fundacji za fundację 'mazbut' (kontrolowaną). Skarżący nie otrzymał żadnego odszkodowania za to pozbawienie własności.Rozstrzygnięcie
ETPCz, jednomyślnie, orzekł:
1. Nakazuje ponowną rejestrację spornej nieruchomości na nazwisko skarżącego w księdze wieczystej w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku.
2. Nakazuje zapłatę 6 000 EUR (sześć tysięcy euro) tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe.
3. Nakazuje zapłatę 20 000 EUR (dwadzieścia tysięcy euro) tytułem kosztów i wydatków.
4. Odrzuca wszystkie inne roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
FENER RUM PATRĐKLĐĞĐ - TÜRKĐYE
(B a ꢀvuru no: 14340/05)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Haziran 2010
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup bazı
ꢀekli düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (14340/05) no’lu davanın nedeni Fener Rum
Patrikliği’nin (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 19 Nisan 2005
tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleꢀmesi’nin (AĐHS)
34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur. Temmuz 2008 tarihli bir kararla, AĐHM, 1 No’lu Ek Ptorotol’ün 1. maddesinin ihlal
edildiğine karar vermiꢀtir. Ayrıca AĐHM, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi ile birlikte
AĐHS’nin 14. ve 6. maddeleri kapsamında yapılan ꢀikayetin ayrıca incelenmesine gerek
olmadığı kanaatindedir.
AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca, baꢀvuran, neden olunan zararın giderilmesi için Hükümet
tarafından uygulanacak en uygun yolun ihtilaflı taꢀınmazın kendisine iade edilmesi olduğunu
belirtmektedir. Hükümetin sözkonusu taꢀınmazı iade edememesi durumda, baꢀvuran zararının
tazmin edilmesini kabul etmeye hazır olduğunu ifade etmekte ve taꢀınmazın piyasa değerine
tekabül eden meblağı talep etmektedir. ꢁayet bu da mümkün değilse, baꢀvuran, 80.000.000
Euro değerinde tazminat talep etmektedir. Baꢀvuran, ayrıca, 10.000 Euro manevi tazminat
talep etmektedir. Baꢀvuran, ulusal mahkemeler ve AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama
masraf ve giderleri için 50.000 Euro talep etmektedir.
AĐHM, AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması hususunun saklı tutulmasına ve Hükümet ve
baꢀvuranların, AĐHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleꢀmesinden itibaren altı ay
içinde bu mesele hakkındaki görüꢀlerini yazıyla kendisine bildirmeye ve bilhassa aralarında
varacakları her türlü uzlaꢀmadan kendisini haberdar etmeye davet edilmesine karar vermiꢀtir.
Baꢀvuran ve Hükümet görüꢀlerini sunmuꢀtur.
Esasa iliꢀkin karardaki izleyen olaylar
Esasa iliꢀkin kararda belirtildiği üzere, Vakıflar Genel Müdürlüğü 22 Ocak 1997 tarihinde sayılı Kanun’un 1. maddesine atfen aldığı bir kararla o tarihe kadar mülhak vakıflar
kategorisine giren Büyükada Rum Erkek Yetimhanesi Vakfını (Yetimhane Vakfı) –ki Vakıf
lehine devir gerçekleꢀmiꢀ- mazbut vakıf olarak nitelendirmiꢀtir.
Bilahare Yetimhane Vakfı sözkonusu kararın iptali istemiyle 4 Nisan 1997 tarihinde Đstanbul
Đdare Mahkemesi’ne baꢀvurmuꢀtur. Baꢀvuranın talebi ilk önce reddedilmiꢀtir. Bununla
birlikte baꢀvuran tarafından yapılan karar düzeltme baꢀvurusunun ardından, Danıꢀtay Dava
Daireleri Kurulu, 4 Aralık 2008 tarihli bir kararla, belli sayıda taꢀınmazları bulunan ve belli
sayıda öğrenciye burs veren Yetimhane Vakfı’nın “mazbut” değerlendirmesinde
bulunulamayacağını tespit etmiꢀtir. Bu durumda Danıꢀtay, amaca uygun kullanılmadığı
değerlendirmesinde bulunan Đdare Mahkemesi’nin 29 Eylül 2006 tarihli kararını bozmuꢀtur.
Vakıflar Genel Müdürlüğü, 4 Aralık 2008 tarihli karara karꢀı karar düzeltme baꢀvurusunda
bulunmuꢀtur. Dava dosyasından, sözkonusu davanın idare mahkemeleri önünde halen derdest
olduğu sonucuna ulaꢀılmaktadır.
Baꢀvuran, Yetimhane Vakfı’nın hiçbir zaman ihtilaflı taꢀınmazı adına tescil edilmesini talep
etmediğini beyan eden ve Yetimhane Vakfı Genel Kurulu’nun imzası bulunan 31 Mart 2006
tarihli bir mektubu AĐHM’ye sunmuꢀtur.
HUKUK
A. Tazminat
1. Baꢀvuranın argümanları
Baꢀvuran öncelikle, sözkonusu taꢀınmazın özelliğini ve Türkiye’deki Ortodoks azınlık
açısından önemini vurgulamaktadır. Bu taꢀınmaz 23.255 m² yüzölçümünde bir arsa olup
Büyükada’daki en yüksek tepenin zirvesinde bulunmaktaydı. Bu arsa üzerinde, baꢀlangıçta
otel olarak hizmet vermesi için tasarlanmıꢀ beꢀ katlı bir ana bina ile iki katlı müꢀtemilat
bulunmaktaydı. 1898-1900 yıllarında inꢀa edilen ana bina, kültürel, mimari ve tarihi bir değer
taꢀıyarak ve 3.000 Rum yetimi barındırarak Avrupa’nın en eski ve geniꢀ ahꢀap saraylarından
birini oluꢀturmaktadır.
Ayrıca, Türkiye’deki Rum azınlık açısından ve Ekümenik Patrikliği açısından önemini
vurgulamak amacıyla, Ekümenik Patrik 1. Bartolemeos, 4 Eylül 2007 tarihinde AĐHM’ye bir
memorandum sunmuꢀtur. Ekümenik Patrik 1. Bartolemeos’a göre, sözkonusu taꢀınmaz,
yetimlere sunduğu ꢀefkat ve kullanımı göz önüne alındığında, Rum azınlığını temsil eden
kimliğin ve Ekümenik Patrikliğinin tarihsel mirasının sembollerinden biridir.
Baꢀvuran, ayrıca, Ekümenik Patrik tarafından 25 ꢁubat 2009 tarafından Avrupa Komisyonuna
gönderilen bir mektubu sunmuꢀtur. Ekümenik Patrik 1. Bartolemeos, bu mektupta sözkonusu
taꢀınmazda çevre eğitimi vermek üzere ayrılmıꢀ sürekli bir merkez kurma niyetinde olduğunu
ifade etmiꢀtir.
Ayrıca baꢀvuran, 29 Eylül 2006 tarihli kararı bozan ve Yetimhane Vakfı’nın “mazbut” olarak
değerlendirilemeyeceğini belirten Danıꢀtay Dava Daireleri Kurulu’nun kararına atıfta
bulunmaktadır.
Sözkonusu özellikler göz önüne alındığında, baꢀvuran, neden olunan zararın giderilmesi için
Hükümet tarafından uygulanacak en uygun yolun ihtilaflı taꢀınmazın kendisine iade edilmesi
olduğu kanaatindedir. Ayrıca, Yetimhane Genel Kurulu tarafından imzalanan 31 Mart 2006
tarihli bir mektupla, baꢀvuran, Yetimhane Vakfı’nın hiçbir zaman ihtilaflı taꢀınmazın adına
tescil edilmesini talep etmediğini belirtmektedir.
Đade olmaması durumunda, baꢀvuran zararının tamamının tazmin edilmesini ve taꢀınmazın
piyasa değerine tekabül eden meblağın ödenmesini talep etmektedir. Đddialarını desteklemek
için baꢀvuran, biri 19 Ağustos 2004 tarihinde Som Kurumsal Gayrimenkul Değerlendirme ve
Danıꢀmanlık Hizmetler A.ꢁ tarafından diğeri 21 Ağustos 2007 tarihinde Lambert Smith
Hampton (Hellas) tarafından yapılan iki bilirkiꢀi raporuna atıfta bulunmaktadır. Đlk rapor,
değerlendirme tarihinde taꢀınmazların satıꢀ değerini 41.000.000 TL (yaklaꢀık 22.777.777
Euro) olarak tespit etmiꢀtir. Đkinci bilirkiꢀi raporu ise, taꢀınmazların değerinin 57.500.000
Euro olduğu değerlendirmesinde bulunmuꢀtur.
Baꢀvuran, AĐHM’den, Lambert Smith Hampton (Hellas) A.ꢁ tarafından yapılan
değerlendirmeyi dikkate almasını istemiꢀtir.
Baꢀvuran, 10.000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmaktadır.
2. Hükümet’in Argümanları
Hükümet, ihtilaflı taꢀınmazın tapu kaydının, tapu kütüğünde halihazırda Yetimhane Vakfı
adına tescil edilmiꢀ olduğunu gözlemektedir. 29 Eylül 2006 tarihli kararı bozan ve Yetimhane
Vakfı’nın “mazbut” olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Danıꢀtay Dava Daireleri
kararına atıfta bulunarak, Yetimhane Vakfı’nın statüsüne iliꢀkin davanın idare mahkemeleri
önünde halen derdest olduğunu hatırlatmaktadır.
Hükümet, sözkonusu davanın, Yetimhane Vakfı’nı “mazbut” olarak değerlendiren kararın
iptali ile sonuçlanacağı varsayılsa dahi, Danıꢀtay Dava Daireleri Kurulu kararı uyarınca,
Yetimhane Vakfı’nın sözkonusu taꢀınmazın meꢀru maliki olacağından dolayı, sözkonusu
malikliğe iliꢀkin olarak yetkisinin olmayacağını belirtmektedir.
Ayrıca Hükümet, ulusal mahkemeler tarafından alınan tedbir ne olursa olsun, sözkonusu
taꢀınmazın, her zaman, Türkiye’de bulunan Rum azınlığa ait olacağını belirtmektedir.
Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yapılan karara düzeltme baꢀvurusunun Danıꢀtay
tarafından Vakıflar Genel Müdürlüğü lehine kabul edilmesi varsayımında bile amaçlarına
uygun olarak, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Yetimhane Vakfı adına yönetilmesi
nedeniyle, Hükümet, sözkonusu taꢀınmaz üzerinde sınırlı yetkilere sahip olacaktır.
Sözkonusu koꢀullarda, Hükümet’e göre, tazminat ödenmesi, sözkonusu zararın telafisi için en
uygun tek yolu oluꢀturmaktadır. Sözkonusu tazminat, taꢀınmazın ve yetimhane binasının
değerini kapsayacaktır. Bu bağlamda, maddi tazminat ile ilgili olarak, Hükümet, baꢀvuran
tarafından belirlenen bilirkiꢀiler tarafından yapılan incelmelere itiraz etmektedir ve yapılan
değerlendirmelerin aꢀırı ve kabuledilemez olduğuna hükmetmektedir. Hükümet, ayrıca, ilgili
tarafından sözkonusu taꢀınmazın hiçbir zaman kullanılmaması nedeniyle, taꢀınmazından
faydalanamamasından dolayı baꢀvurana ödenmesi gereken bir miktarın bulunmadığını
savunmaktadır. Hükümet, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tapu iptal davası açıldığı
sırada belirtilen miktara baꢀvuranın karꢀı çıkmadığını hatırlatmaktadır.
Sözkonusu miktar 1.100 Türk Lirası idi.
Ayrıca Hükümet, 11 Eylül 2007 tarihinde gerçekleꢀtirilen ve 13 Mart 2009 tarihinde Đstanbul
Valiliğine bağlı Đmar ve ꢁehircilik Müdürlüğü’ne bağlı dört görevliden oluꢀan Komisyon
tarafından açıklanan ilk değerlendirmeyi belirtmektedir. Sözkonusu değerlendirmeye göre,
taꢀınmazın değeri, 10.830.856 TL’dir (yaklaꢀık 5.014.285 Euro).
Manevi tazminat ile ilgili olarak, Hükümet, mevcut davada ihlal tespitinin yeterli adil tatmin
oluꢀturduğu kanaatindedir.
3. AĐHM’nin takdiri
AĐHM, bir ihlal tespit edilen bir kararın, Savunmacı Devlet’e sözkonusu ihlale son verme ve
olabildiğince ihlalden önce içinde bulunduğu duruma tekabül edecek ꢀekilde ihlalin
sonuçlarını ortadan kaldırma hukuki yükümlülüğünü getirdiğini hatırlatmaktadır (bkz,
örneğin, Brumarescu-Romanya, (adil tatmin), baꢀvuru no: 28342/95).
Bir davada Sözleꢀmeye taraf olan devletler, ihlale hükmedilen bir kararın gereklerini yerine
getirmek için kullanacakları yolları seçmekte ilke olarak özgürdürler. Bir kararın infazının
yöntemleri hakkındaki sözkonusu takdir yetkisi, AĐHS tarafından Sözleꢀmeye taraf olan
devletlerin birincil yükümlülüğü olan insan haklarına saygı yükümlülüğünün (1. madde) cüzü
olan seçme hakkının bir ifadesidirĐhlalin niteliği bir restitutio in integrum uygulama imkanı
sağlıyorsa, AĐHM’nin bu konunda ne yetkisi ne elveriꢀli bir imkanı bulunduğundan restitutio
in integrum gerçekleꢀtirmek Savunmacı Devlet’e düꢀmektedir. Buna karꢀın ꢀayet, ulusal
hukuk ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırma imkanı tanımıyorsa ya da yalnızca bir kısmını
ortadan kaldırıyorsa, AĐHS’nin 41. maddesi gerekirse AĐHM’ye, kendisine uygun gelen
tazminatın mağdur tarafa ödenmesine hükmetme yetkisi sunmaktadır.
Mevcut davada, AĐHM, davanın, hukuki bir kararla baꢀvuranın tapusunun iptaline iliꢀkin
olduğunu gözlemlemektedir. Baꢀvuran tarafından 1902 tarihinde satıꢀ sözleꢀmesi yoluyla
edinilen bir taꢀınmaz sözkonusudur. 1903 yılında mülkün kullanım hakkı, Yetimhane
Vakfı’na geçmiꢀtir. Sözkonusu geçiꢀ tapu kaydında belirtilmiꢀtir. Buna karꢀın tapu kaydında,
baꢀvuran, sözkonusu taꢀınmazın “sahibi” olarak geçmeye devam etmiꢀtir.
Esasa iliꢀkin kararında, ihtilaflı taꢀınmazın baꢀvurana ait olduğunu kabul eden AĐHM,
baꢀvuranın tapusunun iptal edilmesinin baꢀvuranın mallarına saygı hakkına yönelik bir ihlal
oluꢀturduğu kanaatindedir. Ayrıca AĐHM, baꢀvuranın tapusunu iptal eden ulusal
mahkemelerin, ihtilaflı taꢀınmazın malikliğinin, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından
faaliyetlerini durdurması nedeniyle “mazbut” olarak değerlendirilen Yetimhane Vakfı’na
devredilmesine karar verdiğini kaydetmektedir. Sonuç olarak AĐHM, taꢀınmazın artık
baꢀvurana ait olmadığı ve Baꢀbakanlık hamiliğinde, sözkonusu Genel Müdürlük tarafından
yönetilecek bir kamu binası olacağı sonucuna ulaꢀmıꢀtır.
Esasa iliꢀkin kararında, AĐHM, mülkiyetten yoksun bırakmanın keyfi olup olmadığı hususuna
iliꢀkin bir hükme varmamıꢀ olsa da esasa iliꢀkin görüꢀlerini sunmuꢀtur:
“…sözkonusu taꢀınmazın, uzun seneler boyunca belirli bir kullanım amacına tahsis edildiği göz önüne alınsa
bile, hiçbir halde, sözkonusu tahsisin, mülkiyet hakkının içeriğinin boꢀaltılmasını gerektirdiğini düꢀündürecek
bir durum bulunmamaktadır. Savunmacı Hükümet’in sözkonusu taꢀınmazın tahsis edildiği amacını korumak
istemesi kendi baꢀına bir sorun teꢀkil etmemekle beraber, AĐHM, Türk yetkililerin, baꢀvurana uygun bir tazminat
ödemeksizin baꢀvuranı bu ꢀekilde malından yoksun bırakamayacaklarına kanaat getirmektedir. Zira mevcut
davada baꢀvuranın hiçbir ꢀekilde tazminat almadığını saptamak gerekmektedir.
Bu koꢀullarda, mülkten yoksun bırakmanın yasa ile öngörülmüꢀ olduğunu ve kamu yararı amacına hizmet
ettiğinin ispat edildiği varsayılsa dahi AĐHM, mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararının gerekleri arasında
hüküm sürmesi gereken adil dengenin bozulduğu ve baꢀvuranın alıꢀılmıꢀın dıꢀında ve ölçüsüz bir yüke
katlanmak zorunda kaldığı kanaatindedir. Bu durumda, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.”
Sözkonusu görüꢀler ıꢀığında, AĐHM, ihtilaflı taꢀınmazın baꢀvuran adına yedinden tescil
edilmesinin, baꢀvuranı, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin gerekleri ihlal edilmemiꢀ
olsaydı içinde bulunacağı duruma mümkün olduğunca denk gelen bir duruma getireceği
kanaatindedir. Bu bağlamda, AĐHM, Hükümet’in tazminat ödenmesinin sözkonusu zararın
tazmini için tek uygun yol olduğuna dair olan argümanını izleyemeyecektir.
Ayrıca AĐHM, “kanunların kabul edilmesini müteakip [vakıfların yönetimine iliꢀkin
düzenleme] Yetimhane Vakfı’nın herhangi bir maliklik sıfatı belirtmediğine özel bir önem
atfetmektedir” (esasa iliꢀkin karar).Bu bağlamda, AĐHM, sözkonusu taꢀınmazın Yetimhane
Vakfı adına tescil edilmesini hiçbir zaman talep etmediklerine dair Yetimhane Vakfı Genel
Kurulu’nun mektubunu dikkate almaktadır.
Sonuç olarak AĐHM’ye göre, özü itibariyle, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddelerinin
gereklerine aykırı olduğuna hükmedilen bir durumu kabul etmeye yönelik olduğundan
baꢀvurana tazminat ödenmesi yeterli telafi yöntemi olarak kabul edilemez. Ayrıca AĐHM,
belli bir taꢀınmazları bulunan ve belli sayıda öğrencilere burs veren Yetimhane Vakfı’nın
“mazbut” ilan edilemeyeceği değerlendirmesinde bulunan Danıꢀtay Dava Daireleri
Kurulu’nun 4 Aralık 2008 tarihli kararını dikkate almaktadır.
Nitekim AĐHM, Bozcada Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı – Türkiye no:2
(Baꢀvuru no:37646/03, 37665/03, 37992/03, 37993/03, 37996/03, 37998/03, 37999/03 ve
38000/03) kararında, kendilerine özgü özellikleri olan taꢀınmaz olduğundan, Bozcaada Rum
Mezarlığı, kilise ve eski manastırın iadesinin, en uygun tek telafi yöntemi olduğuna
hükmettiğini hatırlatmaktadır (bkz, mutatis, mutandis,Vontas vd-Yunanistan, baꢀvuru no:
43588/06, 5 ꢁubat 2009). AĐHM, baꢀvurana ait mamelek olarak ihtilaflı taꢀınmazın önemi göz
önüne alındığında, sözkonusu değerlendirmelerin mutatis mutandis mevcut davaya
uygulanacağını gözlemlemektedir (mutatis, mutandis, Vontas vd-Yunanistan, baꢀvuru no:
43588/06, 5 ꢁubat 2009).
Sonuç olarak AĐHM’ye göre, iꢀbu davada, tapu kaydının baꢀvuran adına yeniden tescil
edilmesi, baꢀvuranın maruz kaldığı zararın telafisi için en uygun tek yolu oluꢀturmaktadır.
Dolayısıyla olası bir tazminat miktarına hükmetmeye gerek yoktur.
Manevi tazminat ile ilgili olarak, AĐHM, mülkiyetinden yoksun bırakılma karꢀısında
yoksunluk ve sıkıntı yaꢀaması nedeniyle baꢀvuranın AĐHS’nin ihlalinden dolayı belli bir
manevi zarara uğradığı kanaatindedir. AĐHM, hakkaniyete uygun olarak, baꢀvurana, 6.000
Euro manevi tazminat ödenmesine hükmetmektedir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuran, ulusal mahkemeler önünde yapmıꢀ olduğu masraflar için 53.651.12 TL talep
etmektedir. Đddialarını desteklemek için baꢀvuran, 2009/6244 sayılı dosya (dosya no: 2005/E
ve 2005/40K) çerçevesinde, 20 Nisan 2005 tarihinde, Adalar Mahkemesi tarafından
hükmedilen bir borç ödemesine iliꢀkin bir makbuzu sunmaktadır. Baꢀvuran, ayrıca, ulusal
mahkemeler ve AĐHM önündeki yargılamalarda yapmıꢀ olduğu tüm yargılama masraf ve
giderleri için 50.000 Euro talep etmektedir. Baꢀvuran, avukatlık ücret tarifesini ve savunmada
avukatı tarafından gerçekleꢀtirilen çalıꢀmaların dökümünü belge olarak sunmaktadır.
Hükümet, iddiaların makul olmadığına kanaat getirmektedir. Hükümet, yargılama masraf ve
giderleri ile ilgili olarak, talep edilen miktarın aꢀırı olduğu ve yeterli belgelerle
desteklenmediği kanısındadır.
AĐHM içtihadına göre bir baꢀvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak
gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde edebilir. Ayrıca
AĐHM, AĐHS’nin ihlal edildiği tespitinde bulunduğunda, sözkonusu ihlali önlemek veya
gidermek için giriꢀimlerde bulunduğunda, ulusal mahkemeler önünde yapmıꢀ olduğu
yargılama masraf ve giderlerine iliꢀkin baꢀvurana ödeme yapılmasına hükmetmez.
Ulusal mahkemeler önünde yapılan masrafların miktarı ile ilgili olarak, iddiaların, AĐHM Đç
Tüzüğünün 60. Maddesinin gereklerini tamamen karꢀılayacak ꢀekilde belgelendirildiği
muğlaktır. Nitekim AĐHM, avukatlık ücretine iliꢀkin miktarı da aꢀırı bulmaktadır. AĐHM,
harcamaların bir kısmının ödenmesine hükmetmektedir. Dava koꢀulları dikkate alındığında
baꢀvurana 20.000 Euro ödenmesinin uygun olduğu kanaatindedir.
C. Gecikme faizi
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç
puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE, a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde
Savunmacı Devlet tarafından ihtilaf konusu taꢀınmazın tapu sicilde baꢀvuran adına yeniden
tescil edilmesine;
b) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere Savunmacı Devlet
tarafından baꢀvurana aꢀağıdaki miktarların ödenmesine;
(i) her türlü vergiden muaf tutularak 6.000 Euro (altı bin Euro) manevi tazminat
(ii)her türlü vergiden muaf tutularak 20.000 Euro (yirmi bin Euro) yargılama masraf ve
gideri
c) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
2. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 15 Haziran 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
7
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło