14558/03

WyrokETPCz2008-04-08ECLI:CE:ECHR:2008:0408JUD001455803

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy nadmierna długość wykonania prawomocnego orzeczenia sądowego przez władze krajowe narusza prawo do rzetelnego procesu sądowego, w szczególności prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że wykonanie orzeczenia sądowego jest integralną częścią 'procesu' w rozumieniu art. 6 ust. 1 Konwencji, a prawo dostępu do sądu staje się iluzoryczne, jeśli prawomocne orzeczenie pozostaje niewykonane. Podkreślono, że państwo nie może powoływać się na brak środków jako usprawiedliwienie niewykonania prawomocnego orzeczenia. Chociaż władze potrzebują pewnego czasu na wykonanie orzeczenia, okres ten nie może przekraczać rozsądnego terminu. W niniejszej sprawie, zapłata długu przez władze cztery lata po prawomocnym orzeczeniu została uznana za przekraczającą rozsądny termin, co doprowadziło do naruszenia art. 6 ust. 1 Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący, Hüseyin Buyruk, po 21 latach pracy w gminie Ankara Keçiören, przeszedł na emeryturę w 1998 roku. W 1999 roku złożył pozew przeciwko gminie o odszkodowanie z tytułu niezastosowania wobec niego postanowień układu zbiorowego pracy. Sąd Pracy w Ankarze zasądził na jego rzecz odszkodowanie w lipcu 1999 roku, a Sąd Najwyższy zatwierdził ten wyrok w listopadzie 1999 roku. Pomimo prawomocnego wyroku, gmina nie uregulowała należności do czasu złożenia skargi do ETPCz w lutym 2003 roku, dokonując płatności w trzech ratach dopiero w październiku i listopadzie 2003 roku.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdza, że skarga dotycząca długości postępowania jest dopuszczalna, a pozostała część skargi zostaje wykreślona z rejestru. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądza na rzecz skarżącego 1.000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową oraz 2.000 EUR tytułem kosztów i wydatków, płatne w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, wraz z odsetkami za zwłokę. 4. Odrzuca pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ÜÇÜNCÜ DAĐRE   BUYRUK - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 14558/03)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Nisan 2008   Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek   olup ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 14558/03 numaralı baꢀvurunun nedeni T.C. vatandaꢀı   Hüseyin Buyruk’un (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 5 ꢁubat 2003   tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları   Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Ankara barosu avukatlarından   K. Bayraktar tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢀULLARI   Baꢀvuran 1949 doğumlu olup Ankara’da ikamet etmektedir.   Baꢀvuran Ankara Keçiören Belediyesi’nde iꢀçi olarak yirmi bir yıllık hizmetinin ardından 14   ꢁubat 1998 tarihinde emekli olmuꢀtur.   ꢁubat 1999 tarihinde baꢀvuran bağlı bulunduğu sendika ile çalıꢀanı arasında imzalanan   toplu iꢀ sözleꢀmesinin kimi hükümlerinin kendisine uygulanmadığı gerekçesiyle belediye   aleyhine tazminat davası açmıꢀtır.   Ankara Đꢀ Mahkemesi 19 Temmuz 1999 tarihinde baꢀvuranın taleplerini haklı bularak yasanın   ticari iꢀlemlere uygulanmasını öngördüğü yasal faiz oranı ile birlikte Belediye’nin baꢀvurana   552.048.631 TL ödemesini kararlaꢀtırmıꢀtır.   Yargıtay 29 Kasım 1999 tarihinde bu hükmü onamıꢀtır.   Bu baꢀvurunun yapıldığı 5 ꢁubat 2003 tarihine kadar baꢀvuranın alacağı halen ödenmemiꢀti.   Belediye daha sonra 7 Ekim, 7 Kasım ve 14 Kasım 2003 tarihlerinde üç aꢀamada bu tazminatı   ödemiꢀtir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran baꢀvurusunda nihai hale gelen yargı kararının ifasının aꢀırı uzunluğundan ꢀikayetçi   olmakta ve bu yargılama ile maddi, manevi ve yargı giderleri bakımından zarara uğradığını   ileri sürmektedir. Baꢀvuran AĐHS’nin 6. ve Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesine atıfta   bulunmaktadır.   Baꢀvuran 7 Ocak 2005 tarihinde AĐHM’yi son ödemenin yapıldığı, Đdare aleyhine yapmıꢀ   olduğu maddi tazminat ꢀikayetini sürdürmek istemediği konusunda bilgilendirmiꢀtir. Buna   karꢀın, baꢀvuran baꢀvurusunun bu gecikmenin neden olduğu manevi zarar çerçevesinde   geçerli olduğunu belirtmektedir. AĐHM baꢀvuranın kayıttan düꢀmesi gereken Ek 1 no’lu   Protokol’ün 1. maddesi hakkındaki ꢀikayetini incelemeye almayacağını ifade ederek bu   durumda baꢀvuranın ꢀikayetinin yalnızca AĐHS’nin 6. maddesi açısından değerlendirileceğine   itibar etmektedir.   A. AĐHS’nin 6/1 maddesine yönelik ꢁikayetin kabuledilebilirliği hakkında   Hükümet mahkeme tarafından hükmedilen tazminatın 2003 yılında ödendiğini savunarak   baꢀvuranın mağdur sıfatının bulunmadığını kaydetmektedir.   Baꢀvuran Hükümetin savlarına karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM baꢀvuranın Đdarenin yargı kararının ifasını geciktirdiği ꢀikayeti ile ilgili olarak sözü   edilen mahkeme tarafından ödenmesine hükmedilen tazminatın öne sürülen ihlalin   giderilmesinde bir tazmini oluꢀturmadığını belirtmektedir. Bu durumda Hükümetin itirazı   reddedilmektedir.   AĐHM, baꢀvuranın AĐHS’nin 6. maddesinin ihlali ile mağdur olduğunu öne sürebileceğine   itibar etmektedir. AĐHM bu ꢀikayetin kabuledilemezliği hakkında hiçbir gerekçe tespit   etmemiꢀtir. Baꢀvuru kabuledilmelidir.   B. Esasa dair   Hükümet baꢀvuranın davasının ulusal mahkemeler tarafından «makul bir süre» zarfında   dinlendiğini savunmaktadır.   Baꢀvuran iddialarını yinelemektedir.   AĐHM, ara veya nihai hangi karar türü olursa olsun bir hükmün ifasının AĐHS’nin 6.   maddesinin 1. paragrafında yer alan «davanın» bütünleyen bir parçası sayılması gerektiğini   hatırlatır (Bkz. özellikle, sözü edilen Ak-Türkiye, Hornsby-Yunanistan 19 Mart 1997 ve son   olarak Metaxas-Yunanistan 27 Mayıs 2004). Sözleꢀmeci bir Devletin iç hukukta almıꢀ olduğu   bir hükmü nihai hale geliyor ve bundan doğan yükümlülük bir tarafın zararına etkisiz   kalıyorsa AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafının bir mahkemeye eriꢀimi güvence altına   aldığı hak aldatıcı hale gelmektedir.   Etkili bir yargılamanın korunması Đdarenin yargı kararlarına uyma zorunluluğunu da   kapsamaktadır. Devletin bir kurumu yargı kararıyla kesinleꢀmiꢀ borcunu ödememek için   kaynak yetersizliği bahanesini öne süremez (Bkz. Bourdov-Rusya kararı no: 59498/00).   AĐHM, bir idarenin ödeme yapmadan evvel- ki bu zaman dilimi makul bir süreyi   aꢀmamalıdır- belirli bir süreye gereksinim duyduğunu kabul etmektedir.   Mevcut baꢀvuruda, AĐHM Đdarenin borcunu baꢀvurana nihai kararın ardından dört yıl sonra   ödemesinin makul bir süre olarak sayılamayacağını hatırlatır.   Sonuç olarak nihai olarak kesinleꢀen yargı kararlarına makul bir sürede uymayan ulusal   mercilerin 6/1 maddenin anlamını ortadan kaldırdıklarına itibar etmektedir.   Bu nedenle bu madde ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASINA ĐLĐꢀKĐN   AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine   karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi   edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil   tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuran manevi tazminat olarak 2.200 Euro talep etmektedir.   Hükümet bu miktara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, ödemenin yapılmasındaki belirsizliğin baꢀvuranı manevi zarara uğrattığını kabul   etmektedir. AĐHM hakkaniyete uygun baꢀvurana bu yönde 1.000 Euro ödenmesini   kararlaꢀtırmaktadır.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuran 2.222 Euro avukatlık ücreti talep etmekte bunun için diğer belgelerin yanı sıra   avukatı ile yaptığı sözleꢀmeyi kanıt olarak sunmaktadır.   AĐHM sunulan belgeler ve yerleꢀik içtihat ıꢀığında baꢀvurana tüm yargı giderleri için 2.000   Euro ödenmesine karar vermektedir.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç   puanlık bir artıꢀın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Yargılamanın uzunluğuna dair ꢀikayetin kabuledilebilir olduğuna ve bunun dıꢀındaki   ꢀikayetin kayıttan düꢀmesine;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru   üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin baꢀvurana manevi tazminat için   1.000 (bin) Euro, yargılama giderleri için 2.000 (iki bin) Euro ödemesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 8 Nisan 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło