14788/03

WyrokETPCz2006-05-30ECLI:CE:ECHR:2006:0530JUD001478803

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy długotrwałe opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczone nieruchomości, w warunkach wysokiej inflacji, naruszyło prawo do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczone nieruchomości, ustalonego prawomocnym wyrokiem sądu krajowego, w połączeniu z wysoką inflacją w Turcji, spowodowało, że skarżący poniósł nadmierny i nieproporcjonalny ciężar. To naruszyło sprawiedliwą równowagę między wymogami interesu ogólnego a ochroną prawa własności, co stanowiło naruszenie art. 1 Protokołu nr 1. Trybunał odwołał się do swojej ugruntowanej linii orzeczniczej w podobnych sprawach.
Stan faktyczny
W 1999 roku dwie nieruchomości skarżącego, İbrahima Yalçınkaya, zostały wywłaszczone przez Ministerstwo Energii i Zasobów Naturalnych w ramach projektu tamy Birecik. Skarżący uzyskał w sądzie krajowym dodatkowe odszkodowanie, które zostało prawomocnie zasądzone w grudniu 1999 roku i potwierdzone przez Sąd Kasacyjny w czerwcu 2000 roku. Jednakże, administracja wypłaciła te dodatkowe kwoty dopiero w listopadzie i grudniu 2002 roku. Skarżący zarzucił, że opóźnienie to, w połączeniu z wysoką inflacją w Turcji, spowodowało znaczną utratę wartości odszkodowania.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1. 3. Uznał, że nie ma potrzeby odrębnego rozpatrywania skargi na podstawie art. 6 ust. 1 Konwencji. 4. Stwierdził, że samo niniejsze orzeczenie stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. 5. Zasądził od Rządu pozwanego na rzecz skarżącego 14 500 EUR tytułem szkody majątkowej oraz 500 EUR tytułem kosztów i wydatków, powiększone o odsetki za zwłokę. 6. Oddalił pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   İBRAHİM YALÇINKAYA - TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no:14788/03)   KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRAZBURG   Mayıs 2006   İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde   kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 14788/03 başvuru no’lu davanın nedeni, bu ülke   vatandaşı İbrahim Yalçınkaya’nın (Başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM)   Nisan 2003 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesi’nin (AİHS)   34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.   Başvuran, Şanlıurfa Barosu avukatlarından M. Birlik tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVA KOŞULLARI   Başvuran, 1939 doğumlu olup Gaziantep’te ikamet etmektedir.   tarihinde, başvurana ait iki taşınmaz, Birecik barajı projesi çerçevesinde Enerji   ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından kamulaştırılmıştır. Başvurana kamulaştırma bedeli   ödenmiştir.   Ödenen tutar üzerinde anlaşmazlık doğunca başvuran, 8 Şubat 1999 tarihinde Nizip   Asliye Hukuk Mahkemesi’ne, her bir parsel için kamulaştırma bedelinin artırılması talebiyle   başvuruda bulunmuştur.   Aralık 1999 tarihinde başvuran, Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki davayı kısmen   kazanmış ve İdare tarafından başvurana ek tazminat ödenmesine karar verilmiştir. 106/431   parsel no’lu taşınmaz için, 6 Mart 1999 tarihinden itibaren işlemek üzere yasal gecikme faizi   ile birlikte 5.909.187.500 Türk Lirası (yaklaşık 11.059 Euro) ve 109/706 parsel no’lu   taşınmaz için, 28 Şubat 1999 tarihinden itibaren işlemek üzere yasal gecikme faizi ile birlikte   9.174.736.000 Türk Lirası (yaklaşık 17.171 Euro) ödenmesine karar vermiştir.   Yargıtay, 19 ve 26 Haziran 2000 tarihli iki kararla ilk derece mahkemesi kararını   onamıştır.   İdare ek tazminat olarak, 109/706 parsel no’lu taşınmaz için 4 Kasım 2002 tarihinde   27.626.936.816 T.L. (yaklaşık 17.122 Euro) ve 106/431 parsel no’lu taşınmaz için 10 Aralık   tarihinde 15.321.065.581 T.L. (yaklaşık 9.443 Euro) ödeme yapmıştır.   HUKUK AÇISINDAN   I. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ   İDDİASI HAKKINDA   Başvuran, Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı karşısında yetersiz kalan gecikme faizi   nedeniyle ek tazminatın değer kaybettiğinden şikayetçi olmakta ve bu itibarla 1 No’lu Ek   Protokol’ün 1. maddesine gönderme yapmaktadır.   A. Kabul edilebilirlik hakkında   Hükümete göre, başvuran tarafından icra takibi başlatılmadığı için AİHS’nin 35.   maddesinde öngörüldüğü gibi iç hukuk yolları tüketilmemiştir.   AİHM, adli bir süreç sonunda Devlet karşısında alacaklı konuma gelen bir kimsenin   tazminat alabilmesi için icra takibi başlatmasının şart koşulmasının, Mahkeme içtihatlarınca   uygun bulunmadığını hatırlatır (Metaxas-Yunanistan, no: 8415/02, § 19, 27 Mayıs 2004, ve   Karahalios-Yunanistan, no: 62503/00, § 23, 11 Aralık 2003). Bu nedenle, Hükümet’in bu   itirazı kabul edilemez bulunmuştur.   AİHM, içtihatlarından doğan kriterler ışığında (Bkz., özellikle Akkuş, adıgeçen karar)   ve elindeki mevcut unsurların tümünü gözönüne alarak, başvurunun esastan incelenmesi   gerektiği kanaatine varmıştır. AİHM başvuruda hiçbir kabul edilemezlik gerekçesi ile   karşılaşılmadığını tespit etmiştir.   B. Esas Hakkında   AİHM daha önce bu davanınkine benzer soruları gündeme getiren başka davalar da   incelemiş ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz.,   Akkuş, adıgeçen karar, s. 1310, §§ 30-31 ve Aka, adıgeçen karar, s. 2682, §§ 50-51).   AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak   hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. Ulusal mahkemelerin kararına göre   kamulaştırmayı yapan İdare tarafından başvurana verilmesi gereken ek tazminatın   ödenmesindeki gecikme, başvuranı, mülkünün kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara   daha sokmuştur. Sözkonusu davanın toplam fiili süresi ile ikiye katlanan bu gecikme,   AİHM’yi, başvuranın genel yararın gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması   arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke   katlanmak zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk etmektedir.   Sonuç olarak AİHM, I No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine karar   vermiştir.   II. AİHS’NİN 6§1 MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA   Başvuran, yürütülen adli işlemlerin süresinin AİHS’nin 6§1 maddesini ihlal ettiğinden   şikayetçi olmaktadır.   A. Kabuledilebilirlik hakkında   AİHM, sözkonusu şikayetin AİHS’nin 35§3 maddesine göre açıkça dayanaktan   yoksun ilan edilemeyeceğine kanaat getirmiştir. Başka hiçbir kabul edilemezlik gerekçesi   bulunmamaktadır.   B. Esas Hakkında   No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında ulaşılan sonuç dikkate alındığında,   AİHM şikayetin ayrıca Sözleşme’nin 6§1 maddesi açısından incelenmesine gerek olmadığına   karar vermiştir.   III. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Maddi ve Manevi Tazminat   Başvuran, her bir parsel için 20.000 Dolar değerinde maddi ve manevi zarara   uğradığını iddia etmektedir.   Hükümet, bu iddiaya karşı çıkmaktadır.   AİHM, Akkuş kararında (adıgeçen karar, s.1311, §§ 35-36 ve 39) benimsenen   hesaplama yöntemini gözönünde bulundurarak ve ilgili ekonomik veriler ışığında, başvurana   maddi tazminat olarak 14.500 (on dört bin beş yüz) Euro ödenmesine karar vermiştir.   Manevi tazminat hususunda ise AİHM, mevcut dava koşullarında, bir ihlalin varlığının   tespitinin adil tazmin için başlı başına yeterli olduğuna kanaat getirmiştir.   B. Masraf ve Harcamalar   Başvuran, rakam belirtmeksizin avukat masrafları da dahil olmak üzere masraf ve   harcamalarının ödenmesini talep etmektedir.   Hükümet, rakam belirtilemeyen masraf ve harcamaların ödenmesinin gerekli   olmadığını belirtmektedir.   Dosyayı inceleyen AİHM, başvuranın başvurusunu yapmak amacıyla masraf yapmış   olabileceğine kanaat getirmiş ve hakkaniyete uygun olarak başvurana 500 Euro (beş yüz)   ödenmesine karar vermiştir.   C. Gecikme Faizi   AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,   1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. AİHS’nin 6§1 maddesine dayanan şikayetin ayrıca incelenmesine gerek   olmadığına;   4. Manevi tazminatla ilgili olarak, mevcut kararının kendisinin adil tazmin için başlı   başına yeterli olduğuna;   5. a) AİHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay   içinde, döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere ve miktara   yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak, Savunmacı Hükümet tarafından   başvurana maddi tazminat için 14.500 Euro (on dört bin beş yüz), masraf ve   harcamalar için 500 Euro (beş yüz) ödenmesine   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar   Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz   oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;   6. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;   karar vermiştir.   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3.   maddesine uygun olarak 30 Mayıs 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło