14796/03

WyrokETPCz2006-02-02ECLI:CE:ECHR:2006:0202JUD001479603

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczenie nieruchomości, wraz z niewystarczającymi odsetkami za zwłokę w warunkach wysokiej inflacji, stanowi naruszenie prawa do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczenie, zasądzonego przez sądy krajowe, w połączeniu z wysoką inflacją i niewystarczającymi odsetkami za zwłokę, spowodowało, że skarżąca poniosła nieproporcjonalne i nadmierne obciążenie. Takie okoliczności naruszyły wymóg zachowania „sprawiedliwej równowagi” między wymogami interesu ogólnego a ochroną prawa do poszanowania mienia. Trybunał powołał się na swoje wcześniejsze orzecznictwo w podobnych sprawach, w których stwierdzono naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 w analogicznych sytuacjach.
Stan faktyczny
Skarżąca, Hatice Yalçınkaya, urodzona w 1937 roku, mieszka w Gaziantep. W 1990 roku jej nieruchomość została wywłaszczona przez Ministerstwo Energii i Zasobów Naturalnych na potrzeby budowy tamy Birecik. Pierwotne odszkodowanie w wysokości 2.475.000.000 TL zostało wypłacone 5 marca 1999 roku. Skarżąca złożyła pozew o podwyższenie odszkodowania, a sąd krajowy zasądził dodatkowe 3.506.252.875 TL wraz z odsetkami. Sąd Kasacyjny potwierdził ten wyrok. Dodatkowe odszkodowanie w wysokości 10.635.516.846 TL zostało wypłacone dopiero 9 grudnia 2002 roku, po znacznym opóźnieniu.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 1 Protokołu nr 1. 3. Uznał, że nie ma potrzeby odrębnego badania skargi na podstawie art. 6 ust. 1 Konwencji. 4. Zasądził na rzecz skarżącej 2.500 EUR tytułem odszkodowania materialnego, płatne w lirach tureckich po kursie z dnia płatności, wraz z odsetkami za zwłokę. 5. Oddalił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYİ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   YALÇINKAYA - TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no:14796/03)   KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRAZBURG   ŞUBAT 2006   İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde   kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 14796/03 başvuru no’lu davanın nedeni, Türk   vatandaşı Hatice Yalçınkaya’nın (Başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) 15   Nisan 2003 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesi’nin (AİHS)   34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran, Şanlıurfa Barosu avukatlarından   M. Birlik tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   doğumlu başvuran Gaziantep’te ikamet etmektedir.   Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (İdare), 17 Ağustos 1990 tarihinde, Birecik   barajının inşa edilmesi için kamulaştırma bedeli karşılığında başvurana ait arsayı   kamulaştırmıştır.   İdare’nin Bilirkişi Kurulu, arsa değerini 2.475.000.000 Türk Lirası (TL) olarak   belirlemiş ve bu tutar, arsanın İdare’ye devredildiği 5 Mart 1999 tarihinde başvurana   ödenmiştir.   Ödenen tutar üzerinde anlaşmazlık doğunca başvuran, 8 Şubat 1999 tarihinde Nizip   Asliye Hukuk Mahkemesi’ne kamulaştırma bedelinin artırılması talebiyle başvuruda   bulunmuştur.   Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi, 30 Aralık 1999 tarihli kararlarıyla başvuranı haklı   bularak İdare’yi, 5 Mart 1999 tarihinden itibaren işlemeye başlayan gecikme faizi ile birlikte   3.506.252.875 TL ek tazminat bedelini başvurana ödeme cezasına çarptırmıştır.   Yargıtay 27 Kasım 2000 tarihinde, İlk Derece Mahkemesi’nin verdiği kararı onamıştır.   İdare 9 Aralık 2002 tarihinde, 10.635.516.846 TL olan ek tazminat bedelini başvurana   ödemiştir.   HUKUK AÇISINDAN   I. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI   HAKKINDA   Başvuran, İdare’nin ek kamulaştırma bedelini ödemede gecikmesi ve Türkiye’deki   yüksek enflasyon oranı karşısında yetersiz kalan gecikme faizi nedeniyle ek tazminatın değer   kaybettiğinden şikayetçi olmakta ve bu itibarla 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesini ileri   sürmektedir.   A. Kabul edilebilirlik Hakkında   Hükümet, AİHS’nin 35. maddesinin gerektirdiği gibi başvuranın, Borçlar Kanunu’nun   105. maddesinin sunduğu başvuru yoluna gitmediğinden dolayı, iç hukuk yollarını   tüketmediğine kanaat getirmektedir. Bu hüküm gereğince, gecikme faizinin karşıladığı   miktarın üstünde bir zararın bulunduğunun ortaya konulması koşuluyla, ek tazminatın   ödenmesinden kaynaklanan gelir kaybının telafisi mümkün olmaktadır.   AİHM, adli yargılama sonucunda devlete karşı alacaklı duruma gelen bir kimseden   daha sonra tazminat elde etmek amacıyla icra takibi başlatmasını istemenin uygun   olmayacağına dair içtihadını hatırlatmaktadır (Metaxas-Yunanistan, no: 8415/02, § 19, 27   Mayıs 2004 ve Karahalios-Yunanistan, no: 62503/00, § 23, 11 Aralık 2003). Bu bakımdan   Hükümet’in ortaya koyduğu itirazın kabul edilemeyeceği ortaya çıkmaktadır.   AİHM, içtihadından çıkan kriterler ışığında (Bkz. özellikle sözüedilen Akkuş) ve   elinde bulunan unsurları gözönünde bulundurarak, başvurunun esastan incelenmesi   gerektiğine kanaat getirmektedir. Sonuç itibariyle AİHM, başvurunun hiçbir kabul   edilemezlik gerekçesiyle çelişmediğini tespit etmektedir.   B. Esas Hakkında   AİHM daha önce bu davanınkine benzer soruları gündeme getiren başka davalar da   incelemiş ve Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz.,   Akkuş, adıgeçen karar, s. 1317, §31 ve Aka, adıgeçen karar, s. 2682, §§ 50-51).   AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak   hiçbir tespit ve delil sunmadığına kanaat getirmektedir. Ulusal mahkemelerin kararına göre   kamulaştırmayı yapan İdare tarafından başvurana verilmesi gereken ek tazminatın   ödenmesindeki gecikme, başvuranı, mülkünün kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara   daha sokmuştur. Sözkonusu davanın toplam fiili süresine eklenen bu gecikme, AİHM’yi,   başvuranın toplum yararının gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması arasında   hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak   zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk etmektedir.   Sonuç olarak, Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.   II. AİHS’NİN 6§1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA   Başvuran yürütülen adli işlemlerin süresinin AİHS’nin 6§1 maddesini ihlal   etmesinden şikayetçi olmaktadır.   A. Kabul edilebilirlik Hakkında   AİHM, sözkonusu şikayetin AİHS’nin 35§3 maddesine göre açıkça dayanaktan   yoksun ilan edilemeyeceğine kanaat getirmektedir. Başka hiçbir kabul edilemezlik gerekçesi   bulunmamaktadır.   B. Esas Hakkında   No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında ulaşılan sonuç dikkate alındığında,   AİHM şikayetin ayrıca Sözleşme’nin 6§1 maddesi açısından incelenmesine gerek olmadığına   karar vermiştir.   III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Tazminat   Başvuran, maddi zararını 5.356.428.723 TL olarak belirtmektedir. Manevi zarar adı   altında hiçbir adil tazmin talebinde bulunmamaktadır.   Hükümet bu iddialara karşı çıkmaktadır.   AİHM, Akkuş (adıgeçen karar, s. 1311, §§ 35-36 ve 39) kararında benimsenen   hesaplama yöntemini gözönünde bulundurarak ve ilgili ekonomik veriler ışığında, başvurana   maddi tazminat adı altında 2.500 Euro ödenmesine karar vermiştir.   B. Masraf ve Harcamalar   Başvuran, masraf ve harcamalar adı altında hiçbir talepte bulunmamaktadır.   Hükümet görüş bildirmemiştir.   AİHM, başvurana bu açıdan bir ödemenin yapılmasına gerek olmadığına kanaat   getirmektedir.   C. Gecikme faizi   Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına   uyguladığı faiz oranına üç puan eklenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,   1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;   2. Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. AİHS’nin 6§1 maddesine dayanan şikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;   4. a) AİHS’nin 44§2 maddesi uyarınca, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve miktara   yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak, Savunmacı Hükümet tarafından başvurana   maddi tazminat için 2.500 (iki bin beş yüz) Euro ödemesine,   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Hükümet’in,   Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit   oranda faiz uygulanmasına;   5. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMİŞTİR.   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğü’nün 77§§ 2 ve 3   maddesine uygun olarak 2 Şubat 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło