1515/04

WyrokETPCz2010-02-02ECLI:CE:ECHR:2010:0202JUD000151504

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość aresztu tymczasowego, wynikająca z zaniedbań administracyjnych, oraz brak skutecznego środka krajowego do uzyskania odszkodowania za naruszenie prawa do wolności i bezpieczeństwa osobistego, stanowią naruszenie art. 5 ust. 3 i 5 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że choć sądy krajowe formalnie uzasadniały dalsze stosowanie aresztu, to jednak nie wykazały „szczególnej staranności” wymaganej w sprawach dotyczących pozbawienia wolności. Kluczowe było odroczenie dziewięciu rozpraw przez ponad rok z powodu niemożności przetransportowania skarżącego między więzieniami, co Trybunał uznał za zaniedbanie władz krajowych. W kwestii art. 5 ust. 5, Trybunał stwierdził, że turecka ustawa nr 466, choć przewiduje odszkodowanie za niesłuszne aresztowanie, nie stanowi skutecznego środka w przypadku naruszenia art. 5 ust. 3, ponieważ odszkodowanie jest przyznawane automatycznie po uniewinnieniu, a nie na podstawie stwierdzenia naruszenia Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący, Zehni Doğan, został aresztowany 12 października 2001 r. pod zarzutem oszustwa i fałszerstwa. W trakcie postępowania, trwającego ponad rok i osiem miesięcy, dziewięć rozpraw zostało odroczonych między 19 grudnia 2001 r. a 3 lutego 2003 r., ponieważ skarżący nie mógł zostać przetransportowany z więzienia Metris do więzienia Buca. Został zwolniony z aresztu 7 lipca 2003 r., a następnie uniewinniony 8 listopada 2004 r. z powodu braku dowodów. Skarżący złożył wniosek o odszkodowanie za niesłuszne aresztowanie, który został częściowo uwzględniony w 2007 r., ale decyzja ta została uchylona przez Sąd Kasacyjny w 2008 r., a sprawa odszkodowawcza nadal toczyła się przed sądem pierwszej instancji.
Rozstrzygnięcie
Trybunał stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji. Trybunał stwierdza naruszenie art. 5 ust. 5 Konwencji. Trybunał zasądza skarżącemu 2 000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 1 000 euro tytułem zwrotu kosztów i wydatków. Pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie zostają oddalone.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   ZEHNĐ DOĞAN/TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 1515/04)   KARAR   STRAZBURG   ꢀubat 2010   NĐHAĐ   02/05/2010   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USULĐ ĐꢀLEMLER   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan davanın (no. 1515/04) nedeni Türk   vatandaꢁı Zehni Doğan’ın (“baꢁvuran”), Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne Avrupa Đnsan   Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleꢁmesi’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca 25 Eylül 2003   tarihinde yapmıꢁ olduğu baꢁvurudur.   Baꢁvuran, Đzmir Barosu avukatlarından Engin Terkeꢁ ve ꢀenol Karaaslan tarafından   temsil edilmiꢁtir.   OLAYLAR   I. DAVA KOꢀULLARI   Baꢁvuran 1961 doğumludur ve Đstanbul’da yaꢁamaktadır.   Eylül 2001’de Đzmir Asliye Ceza Mahkemesi, kimlik kartı dolandırıcılığı ve   sahteciliğine dahil olduğunu iddia ederek baꢁvuran hakkında tutuklama emri çıkarmıꢁtır.   Ağustos 2001’de Đzmir Cumhuriyet Savcısı, baꢁvuranı eski Ceza Kanunu’nun 350.   maddesinin 1., 2. ve 3. paragrafları bağlamındaki suçlarla itham ederek bir iddianame   yayımlamıꢁtır.   Ekim 2001’de Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesi, tutuklama emrine uygun olarak   baꢁvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiꢁtir.   Aralık 2001’de Đzmir Asliye Ceza Mahkemesi, görevsizlik kararı çıkarmıꢁ ve   davayı Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi’ne havale etmiꢁtir.   Aralık 2001’de baꢁvuran, Đzmir Asliye Ceza Mahkemesi’nin öngörmesi üzerine   Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesi önünde dinlenmiꢁtir. Baꢁvuran suçu reddetmiꢁ ve serbest   bırakılmasını istemiꢁtir.   Aralık 2001 ve 3 ꢀubat 2003 tarihleri arasında ilk derece mahkemesi, Metris   Cezaevi’nde tutuklu bulunan baꢁvuranın, Đzmir’deki Buca Cezaevi’ne havale edilememesi   nedeniyle önüne çıkarılamamasından ötürü dokuz duruꢁmayı ertelemiꢁtir.   Aralık 2001 ve 7 Temmuz 2003 tarihleri arasında Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi, her   duruꢁma sonunda kendi inisiyatifiyle ya da baꢁvuranın talepleri üzerine baꢁvuranın devam   etmekte olan tutukluluk halini incelemiꢁtir. Her incelemede, delillerin durumunu ve suçun   niteliğini göz önüne alarak baꢁvuranın tutukluluk halinin devamına karar vermiꢁtir. 7   Temmuz 2003’te mahkeme, baꢁvuranın serbest bırakılmasını öngörmüꢁtür.   Kasım 2004’te baꢁvuran, delil yetersizliği nedeniyle beraat etmiꢁtir.   ꢀubat 2005’te baꢁvuran, hakkaniyete uygun olmayan tutuklanması için tazminat   talep ederek Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi önünde dava açmıꢁtır.   Ekim 2007’de Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi, baꢁvuranın tazminat talebini kısmen   kabul etmiꢁtir.   Kasım 2008’de Yargıtay, 8 Ekim 2007 tarihli kararı bozmuꢁtur.   Dava dosyasındaki bilgilere göre, tazminat davası halen ilk derece mahkemesi önünde   devam etmektedir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢁvuran, AĐHS’nin 5/3 ve 6/1 maddeleri uyarınca tutuklu yargılanma süresinin aꢁırı   olduğundan ꢁikayetçi olmuꢁtur.   AĐHM bu ꢁikayetlerin yalnızca AĐHS’nin 5/3 maddesi açısından incelenmesi gerektiği   kanaatindedir.   Hükümet AĐHM’den, AĐHS’nin 35/1 maddesi bağlamındaki iç hukuk yollarının   tüketilmemiꢁ olması nedeniyle baꢁvuru reddetmesini talep etmiꢁtir. Bu bakımdan, baꢁvuran   tutuklu yargılanma emrine ve tutukluluk halinin devamına itiraz edememiꢁtir. AĐHM önceki   birçok davada benzeri itirazları reddetmiꢁtir (bkz., özellikle, Koꢀti ve Diğerleri/Türkiye, no.   74321/01, paragraflar 19-24, 3 Mayıs 2007; Mehmet ꢁah Çelik/Türkiye, no. 48545/99,   paragraflar 22-31, 24 Temmuz 2007; ve Tamamboğa ve Gül/Türkiye, no. 1636/02, paragraflar   27-29, 29 Kasım 2007).   AĐHM mevcut davada daha önceki davalarda verdiği kararlardan farklı bir karar   vermek için gerekçe görmemektedir. Bu nedenle, ꢁikayetin kabuledilebilir olduğu sonucuna   varmıꢁtır.   Baꢁvuranın tutuklu yargılama süresine iliꢁkin ꢁikayetinin esası hususunda, göz önüne   alınması gereken süre 12 Ekim 2001’de baꢁlamıꢁ ve 7 Temmuz 2003’te sona ermiꢁtir. Bu   nedenle, bir yıl sekiz aydan fazla sürmüꢁtür.   AĐHM, Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi’nin her bir duruꢁma sonunda kendi inisiyatifiyle   ya da baꢁvuranın talepleri üzerine baꢁvuranın devam etmekte olan tutukluluk halini   incelediğini gözlemlemektedir. Her incelemede, mahkeme delillerin durumunu ve suçun   niteliğini göz önüne alarak baꢁvuranın tutukluluk halinin devamına karar vermiꢁtir. Ulusal   mahkemelerin, baꢁvuranın devam eden tutukluluğu için ortaya koydukları gerekçelerin   “konuyla ilgili” ve “yeterli” olduğu kabul edilse dahi, AĐHM yetkili ulusal makamların   yargılama devam ederken “özel bir titizlik” göstermiꢁ oldukları hususunda tatmin olmalıdır   (Muller/Fransa, 17 Mart 1997, 35. paragraf, Hüküm ve Karar Raporları 1997-II).   AĐHM bu bağlamda idari makamların baꢁvuranı Metris Cezaevi’nden Buca   Cezaevi’ne havale edememeleri nedeniyle Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi’nin, bir yıldan fazla   süreyle 19 Aralık 2001 ve 3 ꢀubat 2003 tarihleri arasındaki duruꢁmaları ertelediğini   gözlemlemektedir. Duruꢁmaların ertelenmesindeki yegane sebebin, yetkili makamların   baꢁvuranı uzun süre mahkeme önüne getirememesi olması nedeniyle AĐHM ulusal   makamların gereken titizliği gösterdikleri sonucuna varılamayacağı kanaatindedir. Bu   nedenle, baꢁvuran kayda değer bir süre belirli bir mahkeme önüne çıkarılmadan tutuklu   kalmıꢁtır.   AĐHM yukarıda kaydedilenler ıꢁığında AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiği   sonucuna varmaktadır.   II. AĐHS’NĐN 5/5 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢁvuran, ulusal hukuka göre AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlali için tazminat alma   hakkı bulunmadığından ꢁikayetçi olmuꢁtur. Bu ꢁikayetini AĐHS’nin 5/5 maddesine   dayandırmıꢁtır.   Hükümet, baꢁvuranın hakkaniyete uygun olmadan tutuklu bulundurulması   hususundaki tazminat davasının halen devam ediyor olması nedeniyle baꢁvurunun bu   kısmının zamanından önce yapıldığını kaydetmiꢁtir.   AĐHM, Hükümet’in itirazının, ayrılmaz bir ꢁekilde, baꢁvuranın bu baꢁlık altındaki   ꢁikayetinin esasına iliꢁkin olduğu kanaatindedir.   AĐHM, sözkonusu ꢁikayetin AĐHS’nin 35/3 maddesi bağlamında dayanaktan yoksun   olmadığını kaydetmiꢁtir. Ayrıca, kabuledilemez olduğu sonuca varmak için gerekçe   bulunmamaktadır. Bu nedenle, kabuledilebilir olduğu sonucuna varılmalıdır.   Baꢁvuran iç hukukta, AĐHS’nin 35/3 maddesi bağlamındaki hakkının ihlali için   tazminat talep ederken kullanabileceği bir iç hukuk yolu bulunmadığını kaydetmiꢁtir. 466   sayılı Kanun’un sağladığı iç hukuk yolunun bu hususta etkili olmadığını belirtmiꢁtir.   Hükümet bu iddiaya itiraz etmiꢁtir.   AĐHM, 466 sayılı Kanun uyarınca ulusal mahkemelerin, tazminat ödenmesine karar   verirlerken, değerlendirmelerini yalnızca davacıların kesin olarak beraat etmesine   dayandırdıklarını hatırlatmaktadır. Ulusal mahkemelerin değerlendirmesi, beraatın otomatik   bir sonucudur ve 5. maddenin ilk dört paragrafının ihlalinin tespit edildiği anlamına gelmez   (bkz., örneğin, Sinan Tanrıkulu ve Diğerleri/Türkiye, no. 50086/99, 50. paragraf, 3 Mayıs   2007; Medeni Kavak/Türkiye, no. 13723/02, 34. paragraf, 3 Mayıs 2007; ve Saraçoğlu ve   Diğerleri, 52. paragraf). Sonuç olarak, baꢁvuranın davasında 466 sayılı Kanun, AĐHS’nin 5/3   maddesi bağlamındaki hakkının ihlali için 5/5 maddenin sağladığı gibi uygulanabilir bir   tazminat hakkı sağlamamaktadır.   Dolayısıyla AĐHM, Hükümet’in ilk itirazını reddetmekte ve AĐHS’nin 5/5 maddesinin   ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.   III. 41. MADDENĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme iꢁbu Sözleꢁme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢁmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Zarar   Baꢁvuran 20,000 Euro maddi tazminat ve 50,000 Euro manevi tazminat talep etmiꢁtir.   Hükümet bu taleplere itiraz etmiꢁtir.   Tespit edilen ihlal ve ileri sürülen zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı sonucuna   varan AĐHM, bu talebi reddetmektedir. Ancak, hakkaniyet temelinde, baꢁvurana 2,000 Euro   manevi tazminat ödenmesine karar vermiꢁtir.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢁvuran ayrıca AĐHM önünde yaptığı masraflar için 3,333 Euro talep etmiꢁtir. Bu   taleplerini desteklemek için bir avukatlık ücreti sözleꢁmesi ve yasal temsilcisinin yürüttüğü   yirmi yedi saatlik iꢁi gösteren bir zaman çizelgesi sunmuꢁtur.   Hükümet bu talebe itiraz etmiꢁtir.   AĐHM içtihadına göre bir baꢁvuran, gerçekten gerekli olduğu için yaptığını ve   meblağın makul olduğunu gösterdiği müddetçe masraf ve harcamalarının tazminine hak   kazanmaktadır. Mevcut davada, sunulan belgeleri ve yukarıda kaydedilen kriterleri göz önüne   alan AĐHM, önünde yapılan yargılamalar için 1,000 Euro tazminat ödenmesinin makul olduğu   sonucuna varmıꢁtır.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz   oranına üç puanlık bir artıꢁın eklenmesinin uygun olduğuna karar vermiꢁtir.   AĐHM YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK,   1. Baꢁvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 5/5 maddesinin ihlal edildiğine;   4.   (a) Savunmacı Devlet’in AĐHS’nin 44. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararın kesinleꢁtiği   tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme gününde geçerli olan kur üzerinden Türk   Lirası’na çevirerek izleyen meblağları ödemesine:   (i) uygulanabilecek her türlü vergiyle beraber, 2.000 Euro (iki bin Euro)   manevi tazminat;   (ii) yargılama masraf ve giderleri için, uygulanabilecek her türlü vergiyle   beraber, 1000 Euro (bin Euro);   (b) Yukarıda anılan üç aylık sürenin aꢁılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için   Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek   suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;   5. Baꢁvuranların adil tazmin taleplerinin kalan kısmının reddine,   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢁbu karar Đngilizce hazırlanmıꢁ, AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.   fıkraları uyarınca 2 ꢀubat 2010 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢁtir.

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło