15179/02

WyrokETPCz2009-07-21ECLI:CE:ECHR:2009:0721JUD001517902

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania karnego trwającego ponad osiem lat naruszyła prawo skarżących do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, gwarantowane przez art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji, ponieważ postępowanie karne skarżących, trwające około ośmiu lat i siedmiu miesięcy w dwóch instancjach, było nadmiernie długie i nie spełniało wymogu „rozsądnego terminu”. Trybunał zastosował swoje ugruntowane kryteria oceny, takie jak złożoność sprawy, zachowanie skarżących i władz krajowych oraz znaczenie sprawy dla skarżących. Rząd nie przedstawił żadnych przekonujących dowodów, które uzasadniałyby tak długi czas trwania postępowania ani nie wykazał, że opóźnienia były spowodowane zachowaniem skarżących.
Stan faktyczny
Skarżący, Ali Koç i Yılmaz Yürek, zostali aresztowani 2 stycznia 1993 r. w Diyarbakırze pod zarzutem przynależności do PKK i udziału w zbrojnych atakach. 3 marca 1993 r. prokurator wniósł akt oskarżenia, żądając kary śmierci. 25 kwietnia 2000 r. Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Diyarbakırze skazał ich na dożywocie, a 9 października 2001 r. Sąd Kasacyjny podtrzymał ten wyrok. Całe postępowanie trwało około 8 lat i 7 miesięcy.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę dotyczącą długości postępowania karnego za dopuszczalną, a pozostałe skargi za niedopuszczalne. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądził, aby Rząd pozwany zapłacił każdemu ze skarżących 3 000 euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe, powiększone o wszelkie podatki i opłaty, w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, z odsetkami za zwłokę w wysokości stopy procentowej Europejskiego Banku Centralnego plus trzy punkty procentowe. 4. Oddalił pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ÜÇÜNCÜ DAĐRE   KOÇ VE YÜREK - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 15179/02)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Temmuz 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup, ꢀekli   bazı düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   T.C. vatandaꢀları Ali Koç ve Yılmaz Yürek (baꢀvuranlar) tarafından Türkiye Cumhuriyeti   aleyhine, 27 Mayıs 2001 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına   iliꢀkin Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapılan   15179/02 numaralı baꢀvuru sonucu bu dava görülmektedir.   Baꢀvuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Diyarbakır Barosu   avukatlarından M. Vefa tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   Baꢀvuranlar sırasıyla 1971 ve 1972 doğumlu olup Gaziantep’te ikamet etmektedir.   Baꢀvuranlar 2 Ocak 1993 tarihinde Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü polisleri tarafından   yakalanarak gözaltına alınmıꢀlardır. Baꢀvuranlar yasadıꢀı örgüt PKK mensubu olmakla ve   polislere yönelik düzenlenen birçok silahlı saldırıya karıꢀmakla suçlanmıꢀlardır.   Baꢀvuranların gözaltı bitiminde hazırlanan sağlık raporlarında hiçbir kötü muamele izine   rastlanılmamıꢀtır.   Ocak 1993 tarihinde baꢀvuranlar cumhuriyet savcısı ve Diyarbakır Devlet Güvenlik   Mahkemesi (DGM) hakimi önüne çıkarılmıꢀlardır. Hakim baꢀvuranların tutuklanmasına karar   vermiꢀtir.   Mart 1993 tarihinde savcı aralarında baꢀvuranların da yer aldığı kırk sekiz kiꢀi aleyhinde   Devletin bölünmez bütünlüğünü yıkmaya teꢀebbüs etmek ve yasadıꢀı silahlı bir örgüt   mensubu olmaktan dava açmıꢀ; ayrıca güvenlik güçlerine ve sivil halka yönelik düzenlenen   ve polis ve sivillerin ölümüyle sonuçlanan silahlı saldırılara karıꢀmakla suçlamıꢀ ve TCK’nın   125. ve 168/2 maddesinin uygulanarak ölüm cezasına çarptırılmalarını talep etmiꢀtir.   Diyarbakır DGM 25 Nisan 2000 tarihli bir karar ile haklarında yapılan ithamlardan suçlu   bulmuꢀ ve baꢀvuranları müebbet hapis cezasına çarptırmıꢀtır.   Yargıtay 9 Ekim 2001 tarihinde bu kararı onamıꢀtır.   HUKUK   AĐHS’nin 3. ve 13. maddelerine atıfta bulunan baꢀvuranlar gözaltında kötü muameleye maruz   kaldıklarından ve iç hukukta etkili baꢀvuru yollarının bulunmadığından ꢀikayetçidir.   Baꢀvuranlar 3. maddeye dayalı olarak cezaevi ve mahkeme arasındaki mesafenin çok uzak   olduğunu ve bu esnada elleri kelepçeli olarak seyahat etmek durumunda kaldıklarını öne   sürmektedir. AĐHS’nin 5. maddesine atıfla baꢀvuranlar gözaltı ve tutukluluk süresinin   uzunluğundan ꢀikayetçidir. Baꢀvuranlar AĐHS’nin 6. maddesiyle bağlantılı olarak 18. ve 14.   maddelerini öne sürerek ꢀartla salıverilmeye ve dava ve cezaların ertelenmesine dair 4616   sayılı Kanun’un kendi durumlarına uygulanmadığından ꢀikayetçi olmaktadır. Baꢀvuranlar son   olarak yargı sürecinin uzunluğunun AĐHS’nin 6/1 maddesinde yer alan «makul süre»   koꢀulunu karꢀılamadığını iddia etmektedir.   Hükümet baꢀvurunun altı ay kuralına uygun olarak yapılmadığı ve dayanaktan yoksun   bulunduğu itirazını yapmaktadır.   AĐHM baꢀvuranların duruꢀmalara nakilleri sırasında kötü muameleye maruz kaldıkları   iddiaları ile ilgili olarak, adı geçenlerin AĐHS’nin 3. maddesine aykırı olduğunu öne   sürdükleri bu iddialarını en azından asgari düzeyde ve ilgili kanıt unsuruyla   desteklemediklerini saptamaktadır (Bkz. diğerleri arasında, Avcı-Türkiye, no: 52900/99, 30   Kasım 2004; Kılıçgedik-Türkiye kararı no: 5982/00, 1 Haziran 2004; Jeong-Çek Cumhuriyeti   no: 34140/03, 13 ꢁubat 2007). Dayanaktan yoksun bulunan bu ꢀikayetin AĐHS’nin 35.   maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmesi gerekir.   Baꢀvuranların gözaltı süresinin uzunluğu konusunda AĐHM, gözaltının 2 Ocak 1993 tarihinde   baꢀlayıp 29 Ocak 1993 tarihinde tutukluluk kararı ile sona erdiğini tespit etmektedir. Baꢀvuru   AĐHM’ye gecikmeli olarak 27 Mayıs 2001 tarihinde yapılmıꢀ olup, AĐHS’nin 35. maddesinin   1. ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmesi gerekir.   AĐHM, baꢀvuranların AĐHS’nin 6/1 maddesi çerçevesinde ꢀartla salıverilmeye ve dava ve   cezaların ertelenmesine dair 4616 sayılı Kanun’un kendi durumlarına uygulanmadığı   ꢀikayetlerine iliꢀkin ise, benzer ꢀikayetleri daha önce de incelediğini ve kabuledilemez ilan   ettiğini hatırlatır (Bkz. Gerger-Türkiye, no: 24919/94, 8 Temmuz 1999; Kalan-Türkiye kararı,   no: 3561/01, 2 Ekim 2001). Yapılan ꢀikayetin bu kısmının AĐHS’nin 35. maddenin 3.   paragrafı uyarınca dayanaktan yoksun bulunması nedeniyle 35. maddenin 4. paragrafına   uygun olarak reddedilmesi gerekir.   Yargılama sürecinin uzunluğu hakkındaki ꢀikayetin AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı   çerçevesinde dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan   bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru   kabuledilebilir niteliktedir.   Dikkate alınması gereken dönem 3 Mart 1993 tarihinde baꢀlayıp 9 Ekim 2001 tarihinde sona   ermektedir. Đki dereceli mahkemede görülen bu süreç yaklaꢀık sekiz yıl yedi aydır.   AĐHM yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın ꢀartları ıꢀığında ve özellikle de   davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve ilgili mercilerin tutumu, davanın baꢀvuran için arz ettiği   önem gibi, içtihadında yerleꢀmiꢀ ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır   (Bkz. diğer birçokları arasında, Pelissier ve Sassi-Fransa kararı, no: 25444/94). AĐHM bu   baꢀvurudakine benzer ꢀikayetleri daha önce de incelediğini ve AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal   edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (sözü edilen Pelissier ve Sassi kararı).   AĐHM kendisine sunulan bütün unsurları incelemiꢀ ve Hükümetin bu davada farklı bir sonuca   ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiꢀtir. Ayrıca,   davanın uzamasına baꢀvuranların tutumunun neden olduğuna iliꢀkin hiçbir unsur AĐHM’nin   değerlendirmesine sunulmamıꢀtır. AĐHM bu yöndeki yerleꢀik içtihadını dikkate alarak   sözkonusu yargı sürecinin uzunluğunun aꢀırı olduğu ve «makul süre» gereğini karꢀılamadığı   sonucuna varmaktadır. Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   Geriye 41. maddenin incelenmesi kalmaktadır. Taleplerini gerekçelendirmeyen baꢀvuranların   her biri 5.000 Euro maddi tazminat ve 50.000 Euro manevi tazminat istemektedir.   Hükümet bu meblağlara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM maddi tazminat iddiasının dayanağının bulunmadığını hatırlatır. Dolayısıyla bu yönde   bir ödeme yapılması gerekli görülmemektedir. Buna karꢀın, baꢀvuranların ceza yargı   sürecinin uzunluğu nedeniyle manevi bakımdan zarar gördüklerini kaydeden AĐHM,   hakkaniyete uygun olarak baꢀvuranların her birine 3.000 Euro ödenmesini kararlaꢀtırmaktadır.   AĐHM yargılama masraf ve giderlerinin ödenmesi konusunda yerleꢀik içtihadına göre bir   baꢀvuranın gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde   edebileceğini hatırlatır. AĐHM bu baꢀvuruda sunulan belgeler ve sözü edilen kıstaslar ıꢀığında   baꢀvuranların yargılama gider ve masraflarına iliꢀkin bu talebini reddetmektedir (Bkz.   Nacaryan ve Deryan-Türkiye kararı (adil tatmin) no: 19558/02 ve 27904/02, 24 ꢁubat 2009).   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1.Ceza davasının uzunluğu hakkındaki ꢀikayetin kabuledilebilir, bunun dıꢀındakilerin   kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru   üzerinden YTL.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvuranların her birine   3.000 (üç bin) Euro manevi tazminat ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;   4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 21 Temmuz 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 15.07.2026. · Źródło