15259/02
WyrokETPCz2005-04-12ECLI:CE:ECHR:2005:0412JUD001525902
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy długość postępowania karnego naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowanie karne przeciwko skarżącemu, trwające ponad 21 lat (z czego 18 lat w jurysdykcji Trybunału ratione temporis), było nadmiernie długie. Mimo złożoności sprawy, wynikającej z dużej liczby oskarżonych (723), Trybunał stwierdził, że sama złożoność nie może usprawiedliwiać tak znacznego opóźnienia. Trybunał doszedł do wniosku, że przewlekłość postępowania wynikała z braku należytej staranności ze strony sądów krajowych, co doprowadziło do naruszenia art. 6 ust. 1 Konwencji.Stan faktyczny
Skarżący, Hasan Ertürk, został aresztowany i zatrzymany w 1983 roku pod zarzutem przynależności do nielegalnej organizacji Dev-Yol. W 1989 roku został skazany na siedem lat więzienia przez Sąd Wojenny w Ankarze. W 1996 roku Sąd Najwyższy uchylił ten wyrok. Sprawa została przekazana do Sądu Karnego w Ankarze, który wznowił postępowanie w 1996 roku. W 2004 roku skarżący został ponownie uznany za winnego próby obalenia porządku konstytucyjnego, ale nie orzeczono dalszego pozbawienia wolności. W chwili wydania wyroku ETPCz, postępowanie krajowe nadal trwało.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał skargę za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądził skarżącemu 14 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową, wraz z odsetkami. 4. Oddalił pozostałą część żądania słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYİ
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ DAİRE
ERTÜRK/TÜRKİYE
(Başvuru no. 15259/02)
KARAR
STRAZBURG Nisan 2005
Sözkonusu karar AİHS’nin 44§2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Editör revizyonuna
tabi tutulması mümkündür.
Ertürk-Türkiye Davasında,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire),
Sn. J.-P. COSTA, Başkan,
Sn. A.B. BAKA,
Sn. R. TÜRMEN,
Sn. K. JUNGWIERT,
Sn. M. UGREKHELIDZE,
Sn. M. A. MULARONI,
Sn. E. FURA-SANDSTRÖM, yargıçlar,
Ve Bölüm Sekreteri Sn. S. DOLLÉ’nin katılımı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Heyeti
olarak toplanmış,
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Mart 2005 tarihindeki gizli görüşme sonucunda,
Yukarıda anılan tarihte benimsenmiş olan aşağıdaki karara varmıştır:
USULİ İŞLEMLER
1. Davanın nedeni, Türk vatandaşı Hasan Ertürk’ün (“başvuran”), 31 Ocak 2002
tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleşme’nin
(“Sözleşme”) eski 25. maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları
Komisyonu’na (“Komisyon”) yaptığı başvurudur (başvuru no. 15259/02).
2. Başvuranı, görevini Ankara’da ifa etmekte olan avukat M. Bektaş temsil etmiştir.
Türk Hükümeti (“Hükümet”), AİHM huzurundaki davalar için bir Ajan tayin
etmemiştir.
3. 21 Ocak 2004 tarihinde AİHM başvuruyu tebliğ etmeye karar vermiştir. AİHS’nin § 3. maddesini uygulayarak başvurunun kabul edilebilirliği ve esaslarına ilişkin
bir sonuca varmaya karar vermiştir.
OLAYLAR
DAVA OLAYLARI
4. Başvuran 1959 yılında doğmuştur ve Ankara’da yaşamaktadır.
5. 21 Kasım 1983 tarihinde yakalanmış ve yasadışı bir örgüt olan Dev-Yol’a
(Devrimci Yol) mensup olmasından şüphe edilmesi nedeni ile gözaltına alınmıştır.
6. 30 Aralık 1983 tarihinde Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi başvuranın tutuklu
yargılanmasına karar vermiştir.
7. 14 Aralık 1988 tarihinde başvuran duruşmaya kadar serbest bırakılmıştır.
8. 19 Haziran 1989 tarihinde Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi başvuranı yasadışı bir
örgüte mensup olması nedeni ile mahkum etmiş ve yedi yıl hapis cezasına
çarptırmıştır.
9. 28 Aralık 1996 tarihinde Yargıtay, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi’nin kararını
sözkonusu suç hususunda Mahkeme iç hukuku yanlış yorumladığı için
feshetmiştir.
10. 3953 No.lu Kanun’un 27 Aralık 1993 tarihinde yayımlanmasına ve sözkonusu
yayımlanma ile Sıkıyönetim Mahkemeleri’nin yargı yetkilerinin kaldırılmasına
müteakip Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranın davasında yargı yetkisine
sahip olmuştur.
11. 6 Mayıs 1996 tarihinde Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranın yargılanmasını
başlatmıştır.
12. 28 Mayıs 2004 tarihinde başvuran, Türk Ceza Kanunu’nun 146. maddesi uyarınca
anayasal emri yok etmeye teşebbüs etmekten suçlu bulunmuştur. Asliye
Mahkemesi, başvuranın daha önce gözaltında tutulduğunu ve tutuklu
yargılandığını gözönüne alarak başvuranın hapsedilmesine gerek olmadığına karar
vermiştir.
13. Dava işlemleri halen beklemededir.
HUKUK
I.
AİHS’NİN 6 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
14. Başvuran, dava işlemlerinin uzunluğunun AİHS’nin aşağıda kaydedilen 6 § 1.
maddesinde öngörülen “makul süre” gereğine uymadığı hususunda şikayette
bulunmuştur:
“ Herkes… cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan… bir
mahkeme tarafından… davasının makul bir süre içinde… görülmesini istemek hakkına
sahiptir.”
15. Hükümet, sözkonusu iddiaya itiraz etmiştir.
16. Gözönüne alınması gereken süre, başvuranın yakalandığı ve gözaltına alındığı
tarih olan 21 Kasım 1983’de başlamış ve halen sona ermemiştir. Sonuç olarak,
yirmi bir yıldan fazla bir süredir devam etmektedir.
17. AİHM’nin yargı yetkisi ratione temporis yalnızca, Türkiye’nin Avrupa İnsan
Hakları Komisyonu’na bireysel başvuru hakkını tanıma beyanının verildiği tarih
olan 28 Ocak 1987 tarihinden itibaren geçen on sekiz yıllık sürenin
değerlendirilmesine izin vermiştir. Ancak, yukarıda kaydedilen beyanın verildiği
tarihte yürütülen işlemlerin durumu gözönüne alınmalıdır (bkz. Şahiner/Türkiye,
no. 29279/95, § 21, ECHR 2001-IX, ve Cankoçak/Türkiye, no. 25182/94 ve
26956/95, §§ 25-26, 20 Şubat 2001). Bu önemli günde, dava işlemleri üç yıldan
fazla bir süredir devam etmektedir.
A. Kabul Edilebilirlik
18. Hükümet, başvurunun AİHM’nin yetki alanı ratione temporis dışında kaldığını
ileri sürmüştür.
19. AİHM, Şahiner kararında da (yukarıda kaydedilen, § 21) bu tür bir itirazı
reddetmiş olduğunu belirtmiştir. Sözkonusu davada, yukarıda kaydedilen davada
verdiği karardan farklı bir karar vermesini gerektirecek özel koşullar
bulunmamaktadır.
20. Hükümet, ayrıca başvuranın, şahsı aleyhindeki cezai takibat halen beklemede
olduğu için iç hukuk yollarını tüketmemiş olduğunu ileri sürmüştür.
21. AİHM, iç hukuk yollarını tüketmiş olma yükümlülüğünün, yalnızca başvuranın
dava konusu olan duruma çözüm bulma hususunda etkin ve uygun yolları normal
olarak kullanmasını gerektirdiğini hatırlatmıştır.
22. AİHM, başvuran aleyhine başlatılan cezai takibatın, başvuranın AİHS hususundaki
mağduriyetini çözümleyecek yetkinliğe sahip olmaması nedeniyle, Hükümet
tarafından iddia edildiği gibi etkin bir hukuk yolu olarak değerlendirilemeyeceği
kanısındadır.
23. Dolayısıyla, AİHM Hükümet’in ilk itirazlarını reddetmiştir.
B. Esaslar
24. Hükümet, başvuranın maruz kaldığı suçlamaları ve 723 davalıyı kapsayan büyük
kapsamlı bir duruşma gerçekleştirme gereğini gözönüne alarak davanın karara
bağlanmasının güç olduğunu ileri sürmüştür. Sözkonusu unsurların dava
işlemlerinin uzunluğunu açıkladığını ve adli makamlara, hiçbir ihmal ya da
gecikme suçunun yüklenemeyeceğini ileri sürmüştür.
25. Başvuran, şahsı aleyhinde başlatılan cezai takibatın yirmi bir yıldır sürmekte ve
halen beklemede olduğunu iddia etmiştir.
26. AİHM, ilk derece ve temyiz aşamalarında önemli gecikmeler olduğu kanısındadır.
Başvuran ve diğer davalıların büyük bölümü aleyhine açılan davanın karara
bağlanmasının güç olduğunu kabul edebilmektedir. Daha önce açıklanmış olduğu
gibi dava işlemlerinin, on sekizi AİHM’nin yargı yetkisi kapsamına giren yirmi bir
yıldan fazla sürdüğünü belirtmiştir. Sözkonusu sürenin uzunluğu haddinden
fazladır ve yalnızca karmaşıklığa ilişkin görüşlere değinilerek mazur gösterilemez.
AİHM, dava işlemlerinin uzunluğunun yalnızca yerel Mahkeme’nin davaya özenli
bir şekilde bakmamış olması ile açıklanabileceği kanısındadır (bkz. Cankoçak ve
Şahiner kararları, yukarıda kaydedilen, sırasıyla §§ 32 ve 27).
27. Kendisine sunulan tüm delilleri ve davaya ilişkin içtihadı inceledikten (bkz.
Cankoçak ve Şahiner kararları, yukarıda kaydedilen, sırasıyla §§ 33 ve 30) AİHM,
dava işlemlerinin uzunluğunun “makul süre” gereğini karşılamadığı sonucuna
varmıştır.
28. Dolayısıyla, AİHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiştir.
II.
AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
29. AİHS’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği
takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Zarar
30. Başvuran, uğramış olduğu manevi zarar karşılığında 30,000 Euro (EUR) tazminat
istemiştir.
31. Hükümet başvuranın isteğine itiraz etmiştir.
32. AİHM, başvuranın sıkıntıya maruz kalmış olduğu kanısındadır.
B. Masraf ve Harcamalar
33. Başvuran, AİHM huzurundaki davalar ile ilgili olan masraf ve harcamalar için
tazminat istememiştir.
C. Gecikme Faizi
34. AİHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz oranına üç
puan eklemek suretiyle oluşacak faiz oranına göre belirlenmesini uygun bulmuştur.
YUKARIDAKİ NEDENLERDEN DOLAYI, AİHM OYBİRLİĞİYLE
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edilmiş olduğuna;
3. (a) Sorumlu Devlet’in başvurana, uğranan manevi zarar karşılığında, kararın
AİHS’nin 44 § 2. maddesine göre kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içerisinde,
tahakkuk edecek vergilerle birlikte, ödeme gününde uygulanabilir oran üzerinden
sorumlu Devlet’in ulusal para birimine çevrilecek 14,000 EUR (on dört bin Euro)
ödemesi gerektiğine;
(b) yukarıda kaydedilen üç aylık sürenin bitiminden ödeme gününe kadar basit
faizin, gecikme süresince, Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz oranına üç
puan eklemek suretiyle oluşacak faiz oranı temel alınarak yukarıdaki miktarlara
uygulanması gerektiğine karar vermiş;
4. Başvuranın adil tazmin isteğinin kalan kısmını reddetmiştir.
İşbu karar, AİHM İç Tüzüğün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca, 12 Nisan tarihinde İngilizce olarak hazırlanmış ve yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
S. DOLLÉ
Sekreter
J.-P. COSTA
Başkan
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło