15614/02

WyrokETPCz2006-07-18ECLI:CE:ECHR:2006:0718JUD001561402

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania cywilnego trwającego ponad dziewięć lat w jednej instancji naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji, oraz czy brak skutecznego środka odwoławczego w prawie krajowym w związku z taką przewlekłością naruszył art. 13 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowanie cywilne dotyczące podziału majątku, które trwało dziewięć lat i cztery miesiące w jednej instancji, było nadmiernie długie i nie spełniało wymogu „rozsądnego terminu” określonego w art. 6 ust. 1 Konwencji. Ponadto, Trybunał stwierdził, że w Turcji brakowało jasnego i skutecznego środka prawnego, który mógłby doprowadzić do decyzji chroniącej prawo skarżącego do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie, co stanowiło naruszenie art. 13 Konwencji. Trybunał odrzucił argument rządu, że skarga na sędziego mogłaby stanowić skuteczny środek odwoławczy.
Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Tamar, obywatel turecki, był współspadkobiercą majątku po swojej matce, która zmarła w 1983 roku. W 1994 roku skarżący wniósł pozew przeciwko swojemu bratu do Sądu Cywilnego Pierwszej Instancji w Üsküdar, domagając się odszkodowania za niesprawiedliwy podział nieruchomości. Postępowanie to trwało dziewięć lat i cztery miesiące, obejmując 55 rozpraw, zanim strony osiągnęły ugodę w maju 2004 roku. W trakcie postępowania sąd zlecał m.in. uzyskanie dokumentów z urzędu wieczystego i powoływał biegłych do wyceny nieruchomości.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznał pozostałą część skargi za dopuszczalną. 2. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. 3. Stwierdził naruszenie art. 13 Konwencji. 4. Zobowiązał państwo pozwane do zapłaty skarżącemu, w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, następujących kwot przeliczonych na nowe liry tureckie według kursu obowiązującego w dniu płatności, wraz z wszelkimi należnymi podatkami: (i) 6 000 euro tytułem szkody niemajątkowej. (ii) 1 500 euro tytułem kosztów i wydatków. (b) Zobowiązał państwo pozwane do zapłaty odsetek prostych od powyższych kwot, według stopy równej krańcowej stopie oprocentowania Europejskiego Banku Centralnego powiększonej o trzy punkty procentowe, od upływu trzymiesięcznego terminu do dnia zapłaty. 5. Oddalił pozostałe żądania skarżącego dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   A V R U P A   OF E U R O P E   KONSEYİ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   TAMAR - TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 15614/02)   KARAR   STRAZBURG   Temmuz 2006   Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen ꢀartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak,   üzerinde ꢀekle iliꢀkin değiꢀiklik yapılabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Dava, Mehmet Tamar (“baꢀvuran”) isimli Türk vatandaꢀının, 2 Nisan 2002 tarihinde,   Đnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması Sözleꢀmesi’nin (“Sözleꢀme”) 34. maddesine   dayanarak Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AĐHM’ye yaptığı baꢀvurudan (no. 15614/02)   kaynaklanmaktadır.   OLAYLAR   Baꢀvuran 1944 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir. Baꢀvuran ve erkek   kardeꢀi, 1983’te vefat eden annelerinin tek varisleridir. Baꢀvuranın annesi, Đstanbul –   Eminönü’ndeki bazı arsaların ortak maliki idi. Vefatından sonra, baꢀvuran, annelerine ait   taꢀınmazın dağılımına iliꢀkin olarak erkek kardeꢀi ile ihtilaf yaꢀamıꢀtır. 28 Aralık 1994   tarihinde, baꢀvuran, erkek kardeꢀi aleyhine Üsküdar Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava   açmıꢀ ve annesine ait taꢀınmazın adilane olmayan dağılımından dolayı maddi tazminat talep   etmiꢀtir. 6 Mart 2003 tarihinde, Üsküdar Asliye Hukuk Mahkemesi, Eminönü Tapu   Dairesi’nden sözkonusu arsanın tapularına ait kayıtları talep etmiꢀtir. 17 Aralık 2003   tarihinde, arsaların piyasa değerini belirlemek amacıyla, mahkeme, yerinde inceleme   yapılması ve mahkemeye rapor sunulması için bir bilirkiꢀi heyeti tayin etmiꢀtir. 6 Mayıs 2004   tarihinde, bilirkiꢀi heyeti, inceleme yapmıꢀ ve mahkemeye bir rapor sunmuꢀtur. 13 Mayıs   tarihinde, baꢀvuran ve erkek kardeꢀi uzlaꢀmaya vardığından dolayı, elli beꢀ duruꢀmanın   ardından, Üsküdar Asliye Hukuk Mahkemesi, davalının baꢀvurana 500.000.000 TL ve 28   Aralık 1994 tarihinden beri tahakkuk eden faizi ödemesine karar vermiꢀtir.   HUKUK   Baꢀvuran, yargılama süresinin, AĐHS’nin 6 § 1. maddesindeki “makul süre” ꢀartı ile   bağdaꢀmadığını ileri sürerek ꢀikâyetçi olmuꢀtur. Ayrıca, Türkiye’de uzun yargılamaya iliꢀkin   ꢀikayetin götürülebileceği hiçbir mahkeme olmadığını öne sürerek ꢀikayetçi olmuꢀtur.   AĐHS’nin 13. maddesine atıfta bulunmuꢀtur.   Sözkonusu AĐHS hükümlerine göre:   6. Madde   “Herkes, … medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, …konusunda karar   verecek olan, … bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, … görülmesini   istemek hakkına sahiptir.”   13. Madde   “Bu Sözleꢀme’de tanınmıꢀ olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ihlal fiili resmi   görev yapan kimseler tarafından bu sıfatlarına dayanılarak yapılmıꢀ da olsa, ulusal bir   makama etkili bir baꢀvuru yapabilme hakkına sahiptir.”   I.KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK   AĐHM, bu ꢀikayetlerin, belirlenmesi, esaslarının incelenmesini gerektiren, AĐHS   kapsamında ciddi olgusal ve hukuki hususlar ortaya koyduğu kanısındadır. Dolayısıyla,   baꢀvurunun AĐHS’nin 35 § 3. maddesi kapsamında temelsiz olmadığı sonucuna varmıꢀtır.   II.AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, yargılamanın uzunluğunun, AĐHS’nin 6 § 1. maddesinde yer alan “makul   süre” ꢀartıyla bağdaꢀmadığını ileri sürerek ꢀikâyetçi olmuꢀtur.   Ele alınacak olan süre, 28 Aralık 1994 tarihinde baꢀlamıꢀ ve 13 Mayıs 2004 tarihinde   sona ermiꢀtir. Dolayısıyla, bir yargı kademesinde dokuz yıl dört ay sürmüꢀtür.   AĐHM, bu davadaki konuyla benzer konular ortaya koyan davalarda, sıklıkla,   AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (bkz., diğer birçok kararın yanı sıra,   Frydlender – Fransa [BD], no. 30979/96).   Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen ve konuya iliꢀkin içtihadını göz önünde   tutan AĐHM, sözkonusu davada iꢀlemlerin süresinin haddinden fazla olduğunu ve “makul   süre” ꢀartına uymadığını değerlendirmiꢀtir.   Dolayısıyla, 6 § 1. madde ihlal edilmiꢀtir.   III. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, AĐHS’nin 13. maddesi uyarınca, Türkiye’de, davanın makul süre içinde   görülmemesi konusunda ꢀikayette bulunmak üzere baꢀvuru yapılabilecek bir mahkemenin   mevcut olmadığı konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur.   Hükümet, baꢀvuranın, yükümlülüklerini yerine getirmemiꢀ olduğu takdirde Üsküdar   Hukuk Mahkemesi’nde görevli yargıç hakkında, Cumhuriyet Savcısı’na veya doğrudan   Adalet Bakanlığı’na ꢀikayette bulunmuꢀ olabileceğini ifade etmiꢀtir. Böyle bir ꢀikayet   sonrasında, dosyayı incelemesi için bir müfettiꢀin görevlendirildiğini ve kusur bulunması   halinde yargıç hakkında disiplin cezasının gerekli olacağını belirtmiꢀtir. Hükümet, bu nedenle,   baꢀvuranın iç hukuk yollarını tüketmiꢀ olarak değerlendirilemeyeceğini ileri sürmüꢀtür.   AĐHM, 13. maddenin, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi uyarınca olan davanın makul süre   içinde görülmesi ꢀartının sözde ihlali hakkında ulusal bir makama etkili baꢀvuru yapabilme   hakkını güvence altına aldığını yinelemektedir (bkz., Kudla – Polonya [BD], no. 30210/96).   Önceki davalarda Hükümet tarafından ortaya konan itiraz ve iddiaların reddedildiğini   kaydetmekte (bkz., diğer birçok kararın yanı sıra, Bouilly – Fransa (no. 2), no. 57115/00, 24   Haziran 2003 ve Granata – Fransa (no. 2), no. 51434/99, 15 Temmuz 2003) ve bu davada   farklı bir sonuca varmak için bir gerekçe görmemektedir.   Dolayısıyla, AĐHM, bu davada, baꢀvuranın AĐHS’nin 6 § 1. maddesinde ortaya   konduğu gibi davasının makul bir süre içinde görülmesi hakkını koruyan bir karara varılması   ile sonuçlanabilecek açık bir iç hukuk yolunun mevcut olmaması nedeniyle AĐHS’nin 13.   maddesinin ihlal edildiğini değerlendirmiꢀtir.   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesi ꢀöyledir:   “ Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   Sözleꢀmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,   zarar gören tarafın hakkaniyete uygun bir surette tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuran, 15.000 Euro manevi tazminat talep etmiꢀtir.   Hükümet, bu talebe itiraz etmiꢀtir.   AĐHM, baꢀvuranın bir miktar manevi zarar görmüꢀ olduğu kanısındadır. AĐHM, dava   olaylarını göz önünde tutarak ve eꢀitlik temeline dayalı bir değerlendirme yaparak, baꢀvurana,   bu baꢀlık altında, 6.000 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.   B. Mahkeme Masrafları   Baꢀvuran ayrıca AĐHM ve yerel mahkemeler huzurunda maruz kaldığı masraf ve   harcamalar için 5,000 Euro tazminat talep etmiꢀtir.   Hükümet, bu talebe itiraz etmiꢀtir.   AĐHM iç tüzüğüne göre baꢀvuran, gerekli olduğu için maruz bırakıldığını ve   miktarının makul olduğunu kanıtladığı sürece masraf ve harcamalarının tazminine hak   kazanır. Sözkonusu davada, huzurunda sunulan bilgileri ve yukarıda kaydedilen kriterleri   gözönüne alan Hükümet, bu baꢀlık altında toplam 1,500 Euro tazminat ödenmesine karar   verir.   C. Gecikme Faizi   AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz oranına üç puan   eklemek suretiyle oluꢀacak faiz oranına göre belirlenmesini uygun bulmuꢀtur.   YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE   1. Baꢀvurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna,   2. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edilmiꢀ olduğuna,   3. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edilmiꢀ olduğuna,   4. (a) sorumlu Devlet’in, kararın AĐHS’nin 44 § 2 Maddesi’ne göre kesinlik kazandığı   tarihten itibaren üç ay içerisinde baꢀvurana, ödeme tarihinde uygulanan kur üzerinden   Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere aꢀağıdaki miktarları ve bunlara uygulanabilecek her   tür vergiyi ödemesine:   (i) manevi zarar için 6,000 Euro (altı bin Euro),   (ii) masraf ve harcamalar için 1,500 Euro (bin beꢀ yüz Euro),   (b) yukarıda kaydedilmiꢀ olan üç aylık sürenin bitiminden ödeme gününe kadar,   Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle   oluꢀacak faiz oranına göre yukarıda belirtilen miktarlarda ödenecek basit faizi ödemekle   yükümlü olduğuna karar vermiꢀ,   5. Baꢀvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmını reddetmiꢀtir.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ olup 18 Temmuz 2006 tarihinde, Đçtüzüğün 77.   Maddesi’nin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło