15649/05
WyrokETPCz2010-02-23ECLI:CE:ECHR:2010:0223JUD001564905
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy długość tymczasowego aresztowania oraz długość postępowania karnego naruszyły prawo skarżącego do wolności i bezpieczeństwa osobistego oraz prawo do rzetelnego procesu sądowego w rozsądnym terminie, zgodnie z art. 5 ust. 3 i art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji, ponieważ okres tymczasowego aresztowania skarżącej, trwający ponad 9 lat, był nadmierny i nieuzasadniony. Sąd krajowy przedłużał areszt, używając „stereotypowych sformułowań” dotyczących charakteru przestępstwa i dowodów, bez przedstawienia wystarczających i konkretnych powodów. Co do art. 6 ust. 1, Trybunał uznał, że łączny czas trwania postępowania karnego, wynoszący ponad 12 lat i 1 miesiąc, był nadmierny i nie spełniał wymogu „rozsądnego terminu”, stosując swoje ugruntowane kryteria oceny. Trybunał uznał, że odszkodowanie przyznane na poziomie krajowym na podstawie ustawy nr 466 nie pozbawiło skarżącej statusu ofiary w odniesieniu do art. 5 ust. 3, ponieważ dotyczyło ono jedynie uniewinnienia, a nie stwierdzenia naruszenia Konwencji.Stan faktyczny
Skarżąca, Bahar Yeşilyurt, urodzona w 1978 roku, została aresztowana 12 października 1995 roku w Stambule pod zarzutem przynależności do nielegalnej organizacji. 25 października 1995 roku została tymczasowo aresztowana. 29 grudnia 1995 roku prokurator w Diyarbakır oskarżył ją o członkostwo w nielegalnej organizacji zbrojnej i próbę zakłócenia porządku konstytucyjnego. Skarżąca przebywała w areszcie tymczasowym do 3 listopada 2004 roku, kiedy to została zwolniona do czasu rozprawy. 4 grudnia 2007 roku została uniewinniona przez Sąd Karny w Batmanie. W 2008 roku sąd krajowy przyznał jej odszkodowanie na podstawie ustawy nr 466, jednak decyzja ta była w toku apelacji.Rozstrzygnięcie
Trybunał uznał skargi dotyczące długości aresztu tymczasowego i długości postępowania za dopuszczalne, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną. Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji oraz naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Zasądził na rzecz skarżącej 13 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe, powiększone o odsetki za zwłokę. Odrzucił pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
OF EUROPE
AVRUPA
KONSEYĐ
EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ D A ĐRE
YEꢀĐLYURT – TÜRKĐYE DAVASI
(B a ꢀvuru no. 15649/05)
KARAR
STRAZBURG ꢀubat 2010
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde
kesinleꢀecektir. ꢁekli düzeltmelere tâbi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
YEꢀĐLYURT – TÜRKĐYE KARARI
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 15649/05 no’lu davanın nedeni Bahar Yeꢁilyurt
adlı T.C. vatandaꢁının (“baꢁvuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) 27 Nisan tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Đliꢁkin Sözleꢁme’nin
(“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢁ olduğu baꢁvurudur.
Baꢁvuran, AĐHM önünde Diyarbakır Barosu avukatlarından M. S. Talay tarafından
temsil edilmiꢁtir.
OLAYLAR
DAVA OLAYLARI
Baꢁvuran 1978 doğumludur ve Batman’da yaꢁamaktadır. Yasadıꢁı örgüt üyesi olduğu
ꢁüphesiyle 12 Ekim 1995 tarihinde Đstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ꢀubesi
polisleri tarafından yakalanarak gözaltına alınmıꢁtır. 25 Ekim 1995 tarihinde Đstanbul Devlet
Güvenlik Mahkemesi’nde bir sorgu hakimi önüne çıkarılmıꢁ, hakim baꢁvuranın
tutuklanmasına karar vermiꢁtir. Kasım 1995 tarihinde Đstanbul DGM görevsizlik kararı vermiꢁ ve dava dosyasını
Diyarbakır DGM’ye göndermiꢁtir. 29 Aralık 1995 tarihinde Diyarbakır DGM savcısı
hazırladığı iddianamede baꢁvuranı yasadıꢁı silahlı örgüt üyesi olmak ve devletin Anayasal
düzenini bozmaya yönelik faaliyette bulunmakla suçlayarak TCK’nın 125. maddesi uyarınca
cezalandırılmasını talep etmiꢁtir.
Yargılama Diyarbakır DGM önünde baꢁlamıꢁ, mahkeme suçun niteliği ve delillerin
durumunu gerekçe göstererek baꢁvuranın yargılanmasının tutuklu olarak devam etmesine
karar vermiꢁtir. Haziran 2001 tarihinde baꢁvuran mahkemeye bir dilekçe göndererek gözaltı sırasında
kötü muameleye uğradığını iddia etmiꢁtir.
DGM’lerin kaldırılması yönündeki Anayasa değiꢁikliğini müteakip dava 7 Mayıs 2004
tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye baꢁlanmıꢁ, baꢁvuran 3 Kasım tarihinde tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıꢁtır. Ocak 2005 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi görevsizlik kararı vermiꢁ ve
baꢁvuranın olay tarihinde 18 yaꢁından küçük olması nedeniyle dava dosyasını Diyarbakır
Çocuk Mahkemesi’ne göndermiꢁtir.
Belirtilmeyen bir tarihte Diyarbakır Çocuk Mahkemesi de görevsizlik kararı vererek
dosyayı Batman Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermiꢁtir. Mayıs 2005 tarihinde Batman Ağır Ceza Mahkemesi de görevsizlik kararı vermiꢁ ve
dosyayı, yetki ihtilafını çözmek üzere Yargıtay’a göndermiꢁ, Yargıtay 17 Ekim 2006 tarihinde
davanın Batman Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülmesine karar vermiꢁtir.
YEꢀĐLYURT – TÜRKĐYE KARARI Aralık 2007 tarihinde Batman Ağır Ceza Mahkemesi baꢁvuranın atılı suçlardan
beraatine karar vermiꢁtir.
Baꢁvuran, davanın sonuçlanmasını takiben Midyat Ağır Ceza Mahkemesi’ne baꢁvurarak sayılı yasa uyarınca maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebinde bulunmuꢁtur. Midyat
Ağır Ceza Mahkemesi, 24 Nisan 2008 tarihinde baꢁvurana 11,881 YTL1 maddi, 10,000 YTL2
manevi tazminat ödenmesine karar vermiꢁtir. Baꢁvuran davayı temyize götürmüꢁ olup
sözkonusu miktarları henüz almamıꢁtır. Dava halen Yargıtay’da derdesttir.
HUKUK
I. HÜKÜMETĐN ÖN ĐTĐRAZLARI
Hükümet, baꢁvuranın beraatini takiben 466 sayılı yasa uyarınca ulusal mahkemelere
baꢁvurarak maddi ve manevi tazminat kazanmıꢁ olması nedeniyle artık AĐHS'nin 5/3
maddesinin ihlali mağduru olarak kabul edilemeyeceğini savunmuꢁtur. Hükümet, ayrıca
AĐHM’den, baꢁvuranın 6/1 maddesine dayalı ꢁikâyetinin altı ay kuralına uyulmadığı
gerekçesiyle reddedilmesini talep etmiꢁtir. Bu bağlamda, AĐHM'ye baꢁvuru yaptığı tarihte
baꢁvuran hakkındaki ceza davasının devam ettiğini ifade etmiꢁtir.
AĐHM, ulusal mahkemenin 466 sayılı yasa uyarınca tazminata karar verirken
değerlendirmesini sadece beraat kararına dayalı olarak yaptığını ve bu değerlendirmenin
beraat kararının otomatik bir sonucu olup AĐHS'nin 5. maddesinin 1 ila 4. paragraflarının ihlal
edilip edilmediğinin tespitine yönelik olmadığını kaydeder (bkz. Elğay – Türkiye, no.
18992/03 ve Sinan Tanrıkulu vd. – Türkiye, no. 50086/99). Sonuç olarak baꢁvuran, yetkili
makamlardan tazminat alacak olmasına karꢁın, hâlâ AĐHS'nin 5/3 maddesinin ihlalinden
mağdur olduğunu iddia edebilir.
Hükümetin kalan itirazlarına iliꢁkin olarak AĐHM, yerleꢁmiꢁ içtihadına göre, yargılama
süresine iliꢁkin ꢁikâyetlerin tarafına ulusal yargılama sonuçlanmadan önce yapılabileceğini
hatırlatır (bkz. Mustafa Türkoğlu – Türkiye, no. 58922/00). Dolayısıyla Hükümetin itirazları
reddedilmelidir.
II. AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢁvuran, AĐHS'nin 5/3 maddesine dayanarak tutuklu yargılanma süresinden ꢁikâyetçi
olmuꢁtur.
AĐHM, baꢁvuranın tutukluluğunun yakalandığı tarih olan 12 Ekim 1995 tarihinde
baꢁlayıp tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildiği 3 Kasım 2004 tarihinde sona erdiğini
gözlemler. Dolayısıyla mevcut davada dikkate alınması gereken süre 9 yıldır. Bu süre
içerisinde ulusal mahkemeler baꢁvuranın tutukluluk durumunu “suçun niteliği ve delillerin
durumu dikkate alınarak” gibi değiꢁmeyen, kalıplaꢁmıꢁ ifadeler kullanarak sürekli uzatmıꢁtır.
AĐHM, somut baꢁvurudakine benzer sorunlar ortaya çıkaran davalarda sıklıkla
AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢁtir (bkz. Atıcı - Türkiye, no. 19735/02;
Solmaz – Türkiye, no. 27561/02; Dereci – Türkiye, no. 77845/01 ve Taciroğlu – Türkiye, no. 24 Nisan 2008 itibariyle 5,750 Euro’ya eꢁdeğer 24 Nisan 2008 itibariyle 4,840 Euro’ya eꢁdeğer
YEꢀĐLYURT – TÜRKĐYE KARARI
25324/02). Tarafına sunulan tüm delilleri inceleyen AĐHM, somut davada farklı bir sonuca
ulaꢁmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delilin Hükümet tarafından sunulmadığı
kanaatindedir. Belirtilen hususlar ıꢁığında AĐHM, somut davada baꢁvuranın tutukluluk
süresinin AĐHS’nin 5/3 maddesine aykırı olduğunu, bu yüzden sözkonusu maddenin ihlal
edildiği görüꢁündedir.
III. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢁvuran, yargılama süresinin AĐHS'nin 6/1 maddesinde öngörülen “makul süre”
ꢁartına uymadığını öne sürmüꢁtür.
AĐHM, dikkate alınması gereken sürenin baꢁvuranın yakalandığı 12 Ekim 1995
tarihinde baꢁlayıp Batman Ağır Ceza Mahkemesi’nin 4 Aralık 2007 tarihinde verdiği beraat
kararı ile sona erdiğini gözlemler. Dolayısıyla süre tek aꢁamalı yargıda 12 yıl 1 aydır. AĐHM
yargılama süresinin uygunluğunun davanın ꢁartları ıꢁığında, özellikle de davanın karmaꢁıklığı
ile baꢁvuran ve ilgili mercilerin tutumu gibi, içtihadında yerleꢁmiꢁ ölçütler dikkate alınarak
değerlendirilmesi gerektiğini yineler (bkz. birçok içtihadın yanı sıra Pélissier ve Sassi –
Fransa [BD], no. 25444/94).
AĐHM, somut baꢁvurudakine benzer sorunlar ortaya çıkaran davalarda sıklıkla
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢁtir (bkz. Pélissier ve Sassi, yukarıda
anılan). Tarafına sunulan tüm delilleri inceleyen AĐHM, somut davada farklı bir sonuca
ulaꢁmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delilin Hükümet tarafından sunulmadığı
kanaatindedir. Konu ile ilgili içtihadını dikkate alarak somut davada yargılama süresinin aꢁırı
olduğu ve AĐHS’nin 6/1 maddesinde öngörülen “makul süre” ꢁartına uymadığı görüꢁündedir.
Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢁtir.
IV. AĐHS’NĐN DĐĞER MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢁvuran, AĐHS'nin 3 ve 13. maddelerine dayanarak gözaltında kötü muameleye
uğradığını iddia etmiꢁtir. AĐHS'nin 6. maddesine dayalı olarak ise Diyarbakır DGM’nin
bağımsız ve tarafsızlığına itiraz etmiꢁ ve gözaltı sırasında tercüman sağlanmadığını öne
sürmüꢁtür.
Ne var ki tarafına sunulan delilleri inceleyen AĐHM, sözkonusu hükümlerin ihlal
edildiğini tespit etmemiꢁtir. Dolayısıyla baꢁvurunun bu kısmı açıkça dayanaktan yoksun
olması nedeniyle AĐHS'nin 35. maddesinin 3 ve 4. paragrafları uyarınca kabuledilemez olarak
ilan edilmelidir.
V. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
Baꢁvuran 75,329 TL (yaklaꢁık 33,651 Euro) maddi, 75,000 TL (yaklaꢁık 33,505 Euro)
manevi tazminat talep etmiꢁtir. Yargılama masraf ve giderlerinin ödenmesi konusunda bir
talepte bulunmamıꢁtır. Hükümet taleplere itiraz etmiꢁtir.
Hükümet tespit edilen ihlallerle talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı
kuramamaktadır; bu nedenle talebi reddeder. Ancak manevi zararlara karꢁılık olarak 13,000
Euro ödenmesini uygun bulmaktadır.
YEꢀĐLYURT – TÜRKĐYE KARARI
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine
uyguladığı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar
vermiꢁtir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Tutukluluk süresi ve yargılama süresine iliꢁkin ꢁikâyetlerin kabuledilebilir, baꢁvurunun
kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;
3. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
4. (a) Savunmacı devletin baꢁvurana, AĐHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleꢁtiği
tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirasına
çevrilmek üzere:
(i) 13,000 (on üç bin) Euro manevi tazminat;
(ii) bu miktara uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;
(b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa
Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle
elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;
5. Adil tatmine iliꢁkin diğer taleplerin reddine
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢁbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢁ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragrafları uyarınca 23 ꢀubat 2010 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢁtir.
4
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło