15814/04

WyrokETPCz2007-06-14ECLI:CE:ECHR:2007:0614JUD001581404

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania cywilnego dotyczącego sporu handlowego naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że ocena rozsądnego terminu postępowania opiera się na kryteriach takich jak złożoność sprawy, zachowanie skarżącego, zachowanie władz krajowych oraz to, co było stawką dla skarżącego. Stwierdził, że postępowanie, które trwało ponad siedem lat i sześć miesięcy, było nadmiernie długie. Rząd nie przedstawił przekonujących argumentów uzasadniających tak długi czas trwania postępowania, co doprowadziło do wniosku o naruszeniu wymogu „rozsądnego terminu” z art. 6 ust. 1 Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Cüneyt Ayral, obywatel Turcji, w 1996 roku zawarł umowę handlową dotyczącą przeniesienia marki i nieruchomości. W związku z niewykonaniem umowy przez drugą stronę, w 1999 roku skarżący wszczął postępowanie sądowe o częściowe odszkodowanie. Sprawa była przekazywana między różnymi sądami krajowymi (Izba Handlowa w Stambule, Sąd Handlowy w Stambule, Sąd Kasacyjny, Sąd Praw Własności Intelektualnej i Przemysłowej w Stambule) i wymagała wielu ekspertyz. Postępowanie trwało od 13 sierpnia 1999 roku i nadal było w toku w lutym 2007 roku.
Rozstrzygnięcie
Trybunał orzekł, że skarga jest dopuszczalna. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Oddalił pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

ღ ღ AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   ÜÇÜNCÜ DAİRE   AYRAL - TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no: 15814/04)   KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRAZBURG   4 H a z ir a n 2 0 0 7   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   İşbu karar AÎHS ’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup,   şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve 15814/04 başvuru no’lu davanın nedeni bu ülke   vatandaşı Mehmet Cüneyt Ayral’ın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM)   Î0 Mart 2004 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına Avrupa İnsan   Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran   Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul barosu avukatlarından D.   Gökkılıç tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   DAVANIN KOŞULLARI   Başvuran 1954 doğumlu olup Fransa Nice’te ikamet etmektedir.   Başvuran 9 Ekim 1996 tarihinde M.Ö. ile bir markanın ve binanın devrine ilişkin ticari bir   sözleşme imzalamıştır.   Taraflar anlaşmazlıklar konusunda İstanbul Ticaret Odasinı tahkim tayin etmiş ve tahkim   kararlarına uyulmadığı takdirde İstanbul mahkemelerini yetkili kılmıştır.   Başvuran 9 Aralık 1996 tarihinde M.Ö.’nün sözleşmeden ileri gelen sorumluluklarını yerine   getirmediği gerekçesiyle İstanbul Ticaret Odası tahkim heyetine giderek sözleşmenin   uygulanarak yerine getirilmesini ve kendisine tazminat Ödenmesini istemiştir.   Tahkim heyeti 2 Eylül 1997 tarihinde başvuranın sözkonusu taşınmazın devrini talep etme   hakkının olduğunu belirtmiştir.   M.Ö.’nün bu karara itiraz etmesi üzerine, 19 Aralık 1997 tarihinde dava İstanbul Ticaret   Mahkemesi tarafından Yargıtay’a gönderilmiştir.   Yargıtay 11 Mayıs 1998 tarihinde sözkonusu kararı bozmuş ve Ticaret Odasının yetkili   olduğuna ilişkin sözleşme şartının bu durumda geçerli olmadığım kaydetmiştir.   Başvuran 13 Ağustos 1999 tarihinde kısmi tazminat talebiyle Mahkemeye başvurmuştur.   Nisan 2001 tarihli yetkisizlik kararıyla Mahkeme davayı İstanbul Fikri ve Sinai Haklar   Hukuk Mahkemesi’ne göndermiştir.   İstanbul Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi 11 Temmuz 2002 tarihinde, Yargıtay’ın   kararı ve bu konudaki uygulama kuralları uyarınca İstanbul Ticaret Mahkemesi’nin   başvuranın açık talebi olmadan davayı kendisine göndermeye yetkili olmadığı gerekçesiyle 11   Temmuz 2002’de davayı İstanbul Ticaret Mahkemesine geri göndermiştir.   Başvuran bu kurala uyarak açıkça talepte bulunmuş ve İstanbul Fikri ve Sinai Haklar Hukuk   Mahkemesi davayı 10 Nisan 2003 tarihli duruşmada ele almıştır. Bu tarihten itibaren toplam   on bir duruşma gerçekleştirilmiştir.   T e m m u z 2 0 0 3 t a r i h l i d u r u ş m a d a m a h k e m e t a r a f l a r a f a r k l ı g ö r g ü t a n ı k l ı k l a r ı n a i l i ş k i n y a z ı l ı   görüşlerini sunmaları için süre tanımış ve markaya ilişkin bir ekspertiz yapılmasını istemiştir.   Haziran 2004 tarihli duruşmada taraflar ekspertiz raporu hakkında görüş bildirmeye   çağrılmıştır.   Temmuz 2005 tarihinde yeni bir ekspertiz yapılmasına karar verilmiştir. Görevlendirilen   bilirkişinin mazereti üzerine, 13 Haziran 2006’da yeni bir bilirkişi görevlendirilmiştir.   Bir sortıaki duruşma tarihi olarak 6 Şubat 2007 tarihi öngörülmüştür. AÎHM’nin davanın   bundan sonraki seyri hakkında bilgisi bulunmamaktadır.   HUKUK   I. A İH S ’N İN 6 /1 . M A D D E S İ’N İN İH L A L E D İL D İĞ İ İD D İA S I H A K K IN D A   Başvuran AİHS’nin 6/1. maddesine atıfta bulunarak 13 Ağustos 1999 tarihinden bu yana   davadan haberdar olan adli mercilerin ivedilik kuralına riayet etmediklerinden ve dava   sürecinin uzunluğundan şikayetçi olmaktadır.   Hükümet bu iddiaya karşı çıkarak çok sayıda bilirkişi incelemesinin gerekli olduğu karmaşık   yapıdaki bir ticari davanın sözkonusu olduğunu ifade etmektedir.   AİHM dikkate alınacak dönemin 13 Ağustos 1999 tarihinde başladığını ve Şubat 2007 sonu   itibariyle halen devam ettiğini gözlemlemektedir. Bu süreç yedi yıl altı aydan fazladır.   A, Kabuledilebilirliğe dair   AİHS’nin 35/3. maddesi uyarınca başvuru dayanaktan yoksun bulunmamaktadır.   Kabuledilemezliğe dair başka hiçbir gerekçe tespit edilmemiştir,   B. Esas hakkında   AİHM yargılama süresinin uygunluğunun davanın şartları ışığında ve davanın karmaşıklığı,   başvuran ve ilgili mercilerin tutumu ve ihtilafta yer alan başvuran için neyin tehlikede olduğu   gibi içtihadından çıkan ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır: (bkz. birçok   içtihat arasında, Frydlender - Fransa [BD], no. 30979/96).   AİHM mahkemeye sunulan tüm delil unsurlarım incelemiş ve Hükümetin Mahkemenin bu   davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespiti ve delili sunmadığını   tespit etmiştir. Mahkemenin bu yöndeki yerleşik içtihadını göz önünde bulunduran AİHM   sözkonusu yargı sürecinin uzunluğunun aşırı ve «makul süre» koşuluna aykırı olduğu   sonucuna varmıştır.   Bu nedenle AİHS’nin 6/1. maddesi ihlal edilmiştir.   II. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI   AİHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine   karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi   edebiliyorsa, AİHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil   tatminine hükmeder.”   A . T a zm in a t   Başvuran uğradığı maddi zararın giderilmesi ile ilgili olarak; M.Ö. ile yaptığı sözleşmenin   cezai şartı uyarınca 1.000.000 Euro, sözkonusu taşınmazın kayıp kira geliri için 8.280 YTL.   (yaklaşık 4.500 Euro) ve gelir kaybı için 3.745 YTL talep etmektedir.   Başvuranın manevi tazminat talebi bulunmamaktadır.   Hükümet bu meblağlara karşı çıkmaktadır.   AİHM, talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmadığını   kaydetmektedir ve talebi reddetmektedir.   Yargılama masraf ve giderleri   Başvuran avukatlık giderlerine ilişkin herhangi bir talepte bulunmamakta, buna karşın iç   hukuktaki mahkemelerde farklı tarihlerde gerçekleştirilen bilirkişi ve yargı giderleri için   1.445.000.000 TL. talep etmektedir.   Hükümet bu talebin reddedilmesini istemektedir.   AÎHM, ileri sürülen giderler ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmadığını   belirtmekte ve ulusal yargı sürecine dair yapılan yargı gider ve masraf taleplerini   reddetmektedir (Bkz. Vilho Eskelinen vd.-Finlandiya kararı, no: 63235/00, 19 Nisan 2007).   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,   1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;   . A ÎH S ’n in 6 / 1 . m a d d e sin in ihlal edildiğine;   . A d il tatm in e ilişk in d iğ er talep lerin reddine;   KARAR VERMİŞTİR.   îşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AÎHM’nin iç tüzüğünün 77 / 2. ve 3. maddelerine   uygun olarak 14 Haziran 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło