16139/03
WyrokETPCz2008-05-27ECLI:CE:ECHR:2008:0527JUD001613903
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy brak doręczenia skarżącemu opinii prokuratora generalnego Sądu Kasacyjnego w postępowaniu odwoławczym naruszył jego prawo do rzetelnego procesu, w szczególności zasadę równości broni, zgodnie z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że postępowanie karne musi być kontradyktoryjne i przestrzegać zasady równości broni. Brak doręczenia skarżącemu opinii prokuratora generalnego Sądu Kasacyjnego przed rozprawą uniemożliwił mu zapoznanie się z nią i przedstawienie swoich uwag, niezależnie od tego, czy opinia była korzystna, czy niekorzystna. Trybunał uznał, że skarżący potrzebowałby pewnego czasu na zbadanie opinii i ewentualne poparcie stanowiska prokuratora, co stanowiło naruszenie prawa do rzetelnego procesu.Stan faktyczny
Skarżący, Cahit Tekelioğlu, urodzony w 1951 roku, był posłem. Podczas transmitowanej na żywo sesji parlamentu 30 stycznia 2001 roku doszło do bójki między nim a innym posłem, F.Ş. Skarżący uderzył F.Ş. głową, po tym jak ten go uderzył. Krótko po bójce F.Ş. zmarł na zawał serca. Raport z autopsji wskazał, że uderzenia w głowę mogły wywołać wstrząs neurohormonalny, który w połączeniu z istniejącą chorobą serca, doprowadził do zawału. Skarżący został skazany przez Sąd Karny w Ankarze za nieumyślne spowodowanie śmierci na karę dwóch lat i dziewięciu miesięcy pozbawienia wolności.Rozstrzygnięcie
Skarga w części dotyczącej braku doręczenia opinii prokuratora generalnego Sądu Kasacyjnego uznana za dopuszczalną, a pozostałe zarzuty za niedopuszczalne. Trybunał stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Stwierdził, że samo stwierdzenie naruszenia stanowi wystarczające zadośćuczynienie za szkodę niemajątkową. Zasądził na rzecz skarżącego 1 000 EUR tytułem kosztów i wydatków, oddalając pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
TEKELĐOĞLU - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 16139/03 )
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Mayıs 2008
Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup
ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 16139/03 numaralı baꢀvurunun nedeni T.C. vatandaꢀı
Cahit Tekelioğlu’nun (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 9 Nisan 2003
tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları
Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran AĐHM önünde Đstanbul barosu avukatlarından C. F. Ünal ve A. Bıçak tarafından
temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢀULLARI
Baꢀvuran 1951 doğumlu olup Ankara’da ikamet etmektedir.
Milletvekili olan baꢀvurana Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 30 Ocak 2001 tarihinde saat 21
sularında televizyonda canlı yayınlanan oturumunda baꢀka bir siyasi partinin milletvekilleri
tarafından küfredilmiꢀtir. Baꢀvuran ile milletvekili F. ꢁ. arasında ağız dalaꢀı olmuꢀ, itiꢀ
kakıꢀmanın ardından baꢀvurana F. ꢁ. yumruk atmıꢀ, baꢀvuran da adı geçene kafa atarak
karꢀılık vermiꢀtir. Çıkan kavgaya otuz kadar kiꢀi katılmıꢀtır.
Bu olaydan kısa bir süre sonra F.ꢁ. Meclis koridorunda yığılıp kalmıꢀ daha sonra da ölmüꢀtür.
Düzenlenen otopsi raporuna göre F.ꢁ. aꢀırı iç sıkıntısının yol açtığı bir enfarktüs sonucu
yaꢀamını yitirmiꢀtir. Raporda ayrıca, kalp rahatsızlığı olan maktulün baꢀına aldığı darbelerin
kronik hastalığına bağlı ağır bir krizi tetikleyen nörohormonal bir sarsılmaya neden
olabileceği ve kalp krizi ile sonuçlanmıꢀ olabileceği belirtilmekteydi.
Ankara Cumhuriyet Savcısı Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’ne (Ağır Ceza Mahkemesi) 2
ꢁubat 2001 tarihinde sunduğu iddianame ile baꢀvuran ve diğer iki milletvekili hakkında kastı
aꢀan adam öldürme suçundan kamu davası açmıꢀtır.
Yargılama sürecinde baꢀvuran kendisine yöneltilen suçlamaları reddetmiꢀtir. Baꢀvuran çıkan
kavgaya otuz kiꢀinin karıꢀtığını ve kendisinin de yumruk yediğini, ilk olarak F. ꢁ.’nin
kendisine saldırdığını ve kendini korumaya çalıꢀırken ona kafa attığını belirtmiꢀtir. Baꢀvuran
Ağır Ceza Mahkemesi önünde otopsi raporunun sonucuna itiraz etmemiꢀtir.
Ağır Ceza Mahkemesi 21 ꢁubat 2002 tarihli bir kararı ile baꢀvuranı kasıt olmadan F. ꢁ.’nin
ölümüne sebebiyet verme suçundan suçlu bulmuꢀ ve iki yıl dokuz ay hapis cezasına
çarptırmıꢀtır. Ağır Ceza Mahkemesi, F. ꢁ.’nin küfürler ve fiziksel saldırılar yoluyla
provokasyonuna maruz kalan baꢀvuranın hafifletici sebeplerden yararlanması gerektiğini
kaydetmiꢀtir.
Ağır Ceza Mahkemesi baꢀvuranın suçluluğunun tesisinde taraflarca dile getirilen otuz altı
görgü tanığının ifadelerine ve baꢀvuranın kısmi itiraflarına baꢀvurmuꢀ, kararını ilgili görgü
tanıklarının ve baꢀvuranın huzurunda suç mahallinde gerçekleꢀtirilen olayların tatbikatına,
otopsi raporuna, maddi diğer delillere ve bilhassa olay anında çekilen yüz kadar fotoğrafa
dayandırmıꢀtır. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruꢀmada baꢀvurana avukatları eꢀlik etmiꢀtir.
Dava dosyasında yer alan bilgilere göre dinlenen tanıkların ifadelerine hiçbir surette karꢀı
çıkılmamıꢀtır.
Hüküm gerekçelerinde Ağır Ceza Mahkemesi sunulan fotoğraflardan yola çıkarak olayların
bir kronolojisini düzenlemiꢀtir. Mahkeme fotoğraflardan birinde F.ꢁ.’nin baꢀvuranın boğazını
sıktığına iꢀaret etmiꢀtir. Mahkeme kararında baꢀvuranın F.ꢁ.’nin yüzüne ve baꢀına yumruk
attığını ve bu olaylardan hemen sonrasını gösteren karelere atıfta bulunulmuꢀtur. Mahkeme,
bu sonuncu kliꢀelerde, otopsi raporunda kalp krizinin nedeni olarak ifade edilen acı ve sıkıntı
durumunun maktulün yüzünden anlaꢀıldığına karar vermiꢀtir.
Yargıtay 23 Ekim 2002 tarihli bir karar ile 21 ꢁubat 2002 tarihli kararı onamıꢀtır. Bu süreç
boyunca Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın tebliğnamesi baꢀvurana tebliğ edilmemiꢀtir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
A. Kabuledilebilirlik hakkında
Baꢀvuran Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın görüꢀünün tebliğ edilmediğinden ꢀikayetçi
olmakta ve bu bağlamda AĐHS’nin 6/1 maddesini ileri sürmektedir.
Hükümet bu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esasa dair
Baꢀvuran Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın görüꢀünden haberdar olmadığını iddia etmektedir.
Hükümet, Yargıtay’ın bir duruꢀma gerçekleꢀtirdiğini, duruꢀmada baꢀsavcının görüꢀünün
okunduğu sırada baꢀvuranın ve avukatının da hazır bulunduğunu, bu görüꢀün ardından
baꢀvuranın avukatının ekleyeceği herhangi bir husus olmadığını beyan ettiğini savunmaktadır.
Hükümet ayrıca baꢀsavcının baꢀvuranın lehinde görüꢀ vererek mahkumiyet kararının
bozulması yönünde görüꢀ bildirdiğini ifade etmektedir.
AĐHM daha önce de bu baꢀvurudakiyle aynı bir ꢀikayeti daha önce incelediğini ve baꢀsavcının
görüꢀünün tebliğ edilmemesi, baꢀsavcının görüꢀlerinin niteliği ve davalının bu görüꢀlere yazılı
cevap verme imkanından mahrum olması nedenleri ile AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği
sonucuna vardığını anımsatır (Bkz. diğer birçokları arasında, sözü edilen Göç kararı, Arslan-
Türkiye kararı, 20 Eylül 2007, no: 67036/01).
AĐHM bu baꢀvuruda, davalının, kendi lehinde veya aleyhinde olmasından bağımsız olarak,
baꢀsavcının görüꢀünü duruꢀmadan önce incelemek için belli bir süreye ihtiyacı olduğunu
düꢀünmektedir. Baꢀsavcının görüꢀünün duruꢀmadan belli bir süre önce kendisine tebliğ
edilmemesi nedeniyle ilgili bununla ilgili görüꢀlerini ifade etmek imkanından mahrum
kalmaktadır. Dahası, baꢀsavcının görüꢀünün ilgilinin lehinde olması durumunda, baꢀvuran
savcının görüꢀlerini destekleme olanağı bulabilir ve Yargıtay önünde kendi çıkarlarını daha
iyi savunabilirdi.
AĐHM, Hükümetin benzer bu ꢀikayetler karꢀısında Mahkemenin bu davada farklı bir sonuca
ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını belirlemiꢀtir.
Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐNE DAĐR DĐĞER ĐDDĐALAR
HAKKINDA
Baꢀvuran görgü tanıklarını sorgulama imkânının olmaması ve savunmasını hazırlamak için
gerekli kolaylıklara sahip olamaması doğrultusunda masumiyet karinesi ve silahların eꢀitliği
ilkelerine riayet edilmediğinden ve Ankara Ağır Ceza Mahkemesi önünde hakkaniyete uygun
bir duruꢀma gerçekleꢀmediğinden ꢀikayetçi olmaktadır. Baꢀvuran Ağır Ceza Mahkemesi
tarafından otopsi raporunun değerlendirilmiꢀ olmasına da itiraz etmektedir. Baꢀvuran bu
çerçevede AĐHS’nin 6. maddesinin 1., 2., ve 3. fıkralarının ihlal edildiğini öne sürmektedir.
Hükümet baꢀvuranın iddialarına karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM her türlü ceza davasının, muhakeme usulü de dahil olmak üzere, çekiꢀmeli olması ve
iddia makamı ile savunma tarafı arasında silahların eꢀitliği ilkesini gözetmesi gerektiğini
hatırlatır: bu adil yargılama hakkının temel unsurlarından biridir. Çekiꢀmeli bir ceza davası
hem iddia makamının hem savunmanın karꢀı tarafça ileri sürülen görüꢀlerden ve kanıt
unsurlarından haberdar olmasını gerektirir. Ayrıca, AĐHS’nin 6/1 maddesi uyarınca, iddia
makamının, tasarrufunda bulunan bütün lehte ve aleyhte delilleri savunma tarafına sunması
gerekmektedir. (Bkz. Fitt-Birleꢀik Krallık kararı no: 29777/96, Georgios Papageorgiou-
Yunanistan kararı no: 59506/00).
AĐHM, mahkeme tarafından derlenen unsurları değerlendirmenin ve savunma tarafından
sunulmak istenen unsurların isabetliliğine karar vermenin, ilke olarak ulusal yargı
makamlarına düꢀtüğünü hatırlatır. Özellikle, AĐHS’nin 6. maddesinin 3d) bendi, yine ilke
olarak, yargı makamlarının, ꢀahitler tarafından sunulan delilin yararlı olup olmadığına, AĐHS
sisteminde anlaꢀıldığı ꢀekilde, “özerk” olarak karar vermelerine imkan tanır; davalı lehindeki
bütün tanıkların çağrılması ve dinlenmesini zorunlu kılmaz, buradaki “aynı ꢀartlarda”
ifadesinin amacı “silahların eꢀitliği”ni tam olarak sağlamaktır. Öte yandan, ne 6. maddenin
3d) bendi ne çok daha fazla unsuru içeren 1. paragrafı silahların eꢀitliği ilkesi ile sınırlıdır.
(Bkz. özellikle Vidal-Belçika kararı, Bricmont-Belçika kararı 7 Temmuz 1989, Solakov- Eski
Yugoslavya Makedonya Cumhuriyeti no: 47023/99).
AĐHS tarafından AĐHM’ye verilen görev ilgili görgü tanıkları ifadelerinin delil unsuru olarak
gerektiği gibi değerlendirilip değerlendirilmediği değil, kanıt unsurlarının sunulması yöntemi
de dahil olmak üzere, sürecin bütünü itibariyle adil olup olmadığının belirlenmesidir (Bkz.
diğer birçokları arasında A.M.-Đtalya kararı no: 37019/97; Van Mechelen vd.-Hollanda kararı,
no: 23 Nisan 1997, Doorson-Hollanda kararı, 26 Mart 1996 ve mutatis mutandis, Garcia Ruiz-
Đspanya kararı no: 30544/96).
AĐHM mevcut baꢀvuruda baꢀvuranın görüꢀlerini ifade edebildiği, delillerini sunabildiği ve
görgü tanıklarını dinletebildiği çekiꢀmeli bir yargı sonunda mahkum edildiğini tespit
etmektedir. AĐHM, Ağır Ceza Mahkemesi’nin görgü tanıklarını dinlemek için gerekli
ihtimamı gösterdiğini, ayrıca baꢀvuranın suçluluğunu tespit ederken maddi kanıtlara
dayandığını gözlemlemektedir. Özellikle, dava dosyasının incelenmesinden, aralarından
savunma tanıklarının da bulunduğu çok sayıda tanığın dinlendiği, baꢀvuranın itiraz etmediği
otopsi raporunun davanın gerekleri ıꢀığında incelendiği, olay sırasında çekilen fotoğraflardan
hareketle, baꢀvuranın da katılımı ile olayın tatbikatını yaptığı anlaꢀılmaktadır. Öte yandan,
Ağır Ceza Mahkemesi karar verirken F. ꢁ. tarafından yapılan provokasyonları da dikkate
almıꢀtır.
AĐHM, baꢀvuranın ꢀikayetlerinin özellikle masumiyet karinesi ilkesine riayet edilmediği
yönündeki ꢀikayetinin açık olmadığını ve gerektiği gibi gerekçelendirilmediğine itibar
etmektedir. Baꢀvuran esasen iç hukukun ulusal merciler tarafından uygulanıꢀına karꢀı
çıkmaktadır. Dava sürecinde herhangi keyfi bir uygulama tespit etmeyen AĐHM, ulusal
hukuku uygulamak ve yetkisini kullanmak konusunda birinci derecede ehil olan ulusal yargı
mercilerinin değerlendirmesini sorgulayacak bir durum görmemektedir (Bkz. Fabre-Fransa
kararı no: 69225/01, 2 Kasım 2004).
AĐHM, dava dosyasında yer alan deliller ve yargı sürecinin tamamı ıꢀığında baꢀvuranın adil
bir yargılamadan mahrum kalmadığına kanaat getirmektedir. Bu koꢀullar çerçevesinde, öne
sürülen ꢀikayetlerin incelenmesinden AĐHS’nin 6. maddesinin 1., 2., ve 3. paragraflarının ihlal
edilmediği anlaꢀılmaktadır.
Yapılan ꢀikayetin bu kısmı AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca dayanaktan yoksun
bulunmaktadır ve 35/4 maddesinin uygulanmasına istinaden reddedilmelidir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASINA ĐLĐꢀKĐN
AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine
karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi
edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil
tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢀvuran milletvekilliğinin düꢀmesi nedeniyle uğradığı gelir kaybına karꢀılık maddi tazminat
olarak 12.000 Euro talep etmektedir. Baꢀvuran mahkum edilmesi dolayısıyla eczanesinin
kapanmasının yol açtığı mali kaybın karꢀılığı olarak 144.000 Euro’nun telafisini ve F.ꢁ.’nin
mirasçılarına ödediği 421.383 Euro’nun kendisine ödenmesini istemektedir. Baꢀvuran ayrıca
mahkum olması nedeniyle 352.227 Euro’ya ulaꢀan emeklilik kaybının olduğunu ileri
sürmektedir. Baꢀvuran maddi tazminat olarak toplam 577.838 Euro talep etmektedir. Manevi
zarar olarak 200.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmaktadır.
Baꢀvuranın öne sürdüğü gelir kaybı ile ilgili olarak AĐHM, tespit edilen ihlal kararı ile öne
sürülen maddi zarar arasında bir illiyet bağı tespit edememekte ve bu talebi reddetmektedir.
AĐHM, yerleꢀik içtihada göre ihlal tespitinin baꢀlı baꢀına öne sürülen manevi zararı gidermesi
bakımından yeterli bir tazmini oluꢀturduğuna itibar etmektedir (Bkz. Kömürcü-Türkiye kararı
no: 77432/01, 22 Haziran 2006, sözü edilen Ayçoban vd. kararı).
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuran iç hukukta ve AĐHM nezdinde yapılan yargı giderleri için 38.786 Euro talep
etmekte, bu bağlamda avukatlar ile kendisi arasında imzalanan sözleꢀmeyi ve avukatlık ücret
baremini sunmaktadır.
Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmakta, baꢀvuranın sözü edilen sözleꢀmeye istinaden yaptığı
harcama ve giderleri gösterir herhangi bir belge sunmadığını öne sürmektedir. Hükümet
yalnızca iki taraf arasında özel olarak bir anlaꢀmaya varıldığını ve bunun AĐHM önünde
harcamaların gerçekliğini ve öne sürülen giderleri kanıtlamadığını ifade etmektedir.
AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre bir baꢀvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AĐHM sunulan belgeler ve yerleꢀik içtihat
ıꢀığında baꢀvurana bu baꢀlık altında tüm vergilerden muaf olarak 1000 Euro ödenmesine karar
vermektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın tebliğnamesinin tebliğ edilmediği yönündeki ꢀikayetin
kabuledilebilir, bunun dıꢀındaki ꢀikayetlerin kabuledilemez olduğuna;
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. Đhlal tespitinin kendisinin baꢀvuranın öne sürdüğü manevi zararı gidermesi bakımından
baꢀlı baꢀına bir tazmini oluꢀturduğuna; a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru
üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin yargı giderleri için baꢀvurana
1.000 (bin) Euro ödemesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 27 Mayıs 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło