16254/02

WyrokETPCz2008-07-01ECLI:CE:ECHR:2008:0701JUD001625402

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przeniesienie urzędnika państwowego, rzekomo z powodu działalności związkowej, naruszyło jego wolność zrzeszania się (art. 11 Konwencji) oraz czy istniał skuteczny środek odwoławczy przeciwko takiej decyzji (art. 13 Konwencji)?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że choć art. 11 Konwencji chroni wolność zrzeszania się, skarżący nie wykazał, iż jego przeniesienie było bezpośrednią konsekwencją jego działalności związkowej. Jednakże, Trybunał stwierdził naruszenie art. 13, ponieważ decyzje o przeniesieniu podejmowane przez Gubernatora Regionu Stanu Wyjątkowego nie podlegały kontroli sądowej. Brak takiej kontroli pozbawił skarżącego gwarancji przed potencjalnymi nadużyciami i skutecznego środka odwoławczego w odniesieniu do jego zasadnego roszczenia na podstawie art. 11 Konwencji.
Stan faktyczny
Skarżący, Hasan Beyaz, urodzony w 1948 roku, był technikiem budowlanym w Tunceli i członkiem związku zawodowego Enerji-Yapı Yol-Sen. W dniu 17 października 2001 roku został przeniesiony służbowo do Sinop na wniosek Gubernatora Regionu Stanu Wyjątkowego. Skarżący twierdził, że przeniesienie było spowodowane jego działalnością związkową. W dniu 1 listopada 2001 roku złożył wniosek o przeniesienie do Bursy, który został zaakceptowany, a 15 stycznia 2002 roku przeszedł na emeryturę.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdził, że skarga dotycząca art. 13 Konwencji jest dopuszczalna, a pozostałe części skargi są niedopuszczalne. 2. Stwierdził naruszenie art. 13 Konwencji. 3. Zasądził na rzecz skarżącego 500 (pięćset) euro tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe, płatne przez rząd pozwany w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku. 4. Oddalił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL   AVRUPA   DE L’EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   BEYAZ-TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 16254/02)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Temmuz 2008   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (16254/02) no’lu davanın nedeni T.C. vatandaꢀı Hasan   Beyaz’ın (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 21 Aralık 2001 tarihinde Temel   Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin   (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.   Baꢀvuran AĐHM önünde Ankara barosu avukatlarından N. Baꢀel tarafından temsil   edilmektedir.   OLAYLAR   I. DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuran, 1948 doğumlu olup Tunceli’de ikamet etmektedir.   Baꢀvuran, olayların meydana geldiği dönemde memurdu ve Tunceli Karayolları Genel   Müdürlüğü’nde (“Genel Müdürlük”) yapı teknisyeni olarak çalıꢀmaktaydı. Baꢀvuran aynı   zamanda Enerji-Yapı Yol-Sen üyesidir.   Baꢀvuran, Olağanüstü Hal Bölge Valisi’nin isteği üzerine, 17 Ekim 2001 tarihli bir kararla,   sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca Sinop’a tayin edilmiꢀtir.   Bu karar 19 Ekim 2001 tarihinde baꢀvurana tebliğ edilmiꢀtir.   Baꢀvuran, 1 Kasım 2001 tarihinde, emekliliğine az bir süre kaldığını belirterek Genel   Müdürlükten tayin yerinin değiꢀtirilmesini ve emekli olduğunda ailesi ile birlikte yerleꢀmeyi   düꢀündüğü Bursa’ya tayin edilmeyi talep etmiꢀtir.   Aynı gün, Genel Müdürlük bu talebi kabul etmiꢀtir.   Baꢀvuran, 15 Ocak 2002 tarihinde emekliye ayrılmıꢀtır.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 11. VE 14. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, hakkında alınan tayin kararının, yürüttüğü siyasi ve sendikal faaliyetler nedeniyle   alındığını ve bunun dernek kurma ve toplantı özgürlüğü hakkına yönelik bir ihlali teꢀkil   ettiğini belirtmektedir. Baꢀvuran bununla ilgili olarak AĐHS’nin 11. ve 14. maddelerine atıfta   bulunmaktadır.   AĐHM, baꢀvuran tarafından dile getirilen olayların daha çok AĐHS’nin 11. maddesi   kapsamında olduğuna kanaat getirmekte ve baꢀvuran tarafından dile getirilen ꢀikayetleri   sadece bu açıdan incelemeye karar vermektedir.   Hükümet, baꢀvuranın sendika üyesi olması ile tayin edilmesi arasında herhangi bir bağlantı   olmadığını vurgulayarak baꢀvuranın iddiasına karꢀı çıkmaktadır. Hükümet, ne AĐHS’nin 11.   maddesinin ne kiꢀinin sendika üyesi olmasının, memurun farklı görev ya da bölgelere olası   tayinini engelleyecek bir husus teꢀkil ettiğini belirtmektedir.   AĐHM, Akat-Türkiye, Bulga ve diğerleri-Türkiye (no:43974/98, 20 Eylül 2005), Ertaꢀ Aydın   ve diğerleri-Türkiye, (no: 43672/98, 20 Eylül 2005), Soysal ve diğerleri-Türkiye, (no:   54461/00 ve 55922/00, 15 ꢁubat 2007) davalarında buna benzer olayları incelediğini   hatırlatmaktadır.   Mevcut davada, incelemesine sunulan unsurlardan hareketle AĐHM, baꢀvuranın, yetkili   makamların sendikal faaliyetleri nedeniyle kendisini tayin ettiklerini hiçbir ꢀekilde ortaya   koyamadığını tespit etmektedir (Kızılkaya-Türkiye, no: 50690/99, 20 Kasım 2007 tarihli   karar).   AĐHM, dava olaylarını ve tarafların iddialarını bir bütün olarak inceledikten sonra, baꢀvuranın   aleyhinde alınan tayin kararının, baꢀvuranın sendikal faaliyetler yürütmesine yönelik bir   müdahale teꢀkil ettiğinin ortaya konmadığı kanaatindedir (Soysal ve diğerleri, adı geçen).   Bu nedenle AĐHM baꢀvurunun bu kısmının, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. fıkrası uyarınca   açıkça dayanaktan yoksun olduğuna ve 35. maddenin 4. fıkrası uyarınca reddedilmesi   gerektiğine karar vermektedir.   II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran, Olağanüstü Hal Bölge Valisi tarafından alınan tayin kararına itiraz edebileceği   etkili hiçbir baꢀvuru yolunun bulunmaması nedeniyle AĐHS’nin 6. maddesinin ihlal   edildiğinden ꢀikayet etmektedir. AĐHM, baꢀvuran tarafından dile getirildiği ꢀekliyle   ꢀikayetin, 13. madde kapsamında incelenmesi gerektiği kanaatindedir.   A. Kabuledilebilirlik Hakkında   Hükümet, memurların statüsünün 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile düzenlendiğini   belirtmektedir. Kamu hizmetine iliꢀkin kurallar, “kamu yararı” kavramı üzerine kuruludur ve   kamu kurumlarının takdir hakkı içeren yetkileri bulunmaktadır. Hükümet, memurların iꢀe   alınmalarına, kariyerlerine ve görevlerine son verilmesine iliꢀkin hususların, genel kural   itibariyle, AĐHS’nin uygulama alanlarının dıꢀında kaldığını belirtmektedir.   Baꢀvuran bu iddiaya itiraz etmektedir.   AĐHM ilke olarak AĐHS’nin, bir memurun taraf olduğu davalarda uygulandığını   hatırlatmaktadır (Vilho Eskelinen ve diğerleri-Finlandiya [Büyük Daire], no: 63235/00, 19   Nisan 2007 tarihli karar; Kızılkaya, adı geçen).   Bu nedenle AĐHM, bu itirazı reddetmektedir. AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da   kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir   niteliktedir.   B. Esas Hakkında   Baꢀvuran, Olağanüstü Hal Bölge Valisi’nin kararıyla tayin olan bir memur tarafından açılan   ve 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 7. maddesi uyarınca reddedilen bir kararın   iptali davasına atıfta bulunmaktadır. Baꢀvuran, bu nedenle ulusal makamlar nezdinde   sözkonusu kararlara itiraz etmesini sağlayacak baꢀvuru yollarının bulunmadığını   belirtmektedir.   Baꢀvuranın iddiasına karꢀı Hükümet, içeriği aynı olan baꢀka davalarda daha önce dile   getirilen görüꢀlerini yinelemektedir (Bkz., örneğin, Ertaꢀ Aydın ve diğerleri, adı geçen).   Mevcut davada AĐHM, dava dosyasında yer alan unsurların her ne kadar baꢀvuranın sendikal   hakkının ihlal edildiğini ortaya koymaya yetmemiꢀ olsa da, bu durumun 11. madde uyarınca   yapılan ꢀikayetin savunulabilirliğini engelleyemeyeceği kanaatindedir. AĐHM’nin esasa   iliꢀkin kararı, AĐHS’nin 13. maddesine uygun olarak ulusal makamlar önünde etkili bir   baꢀvuru yapma zorunluluğunu ortadan kaldırmamaktadır (Soysal ve diğerleri, adı geçen).   AĐHM, AĐHS’nin 11. maddesinin kamu güçlerinin sahip oldukları yetkileri kullandıkları   sırada meydana gelebilecek her türlü keyfi müdahaleye karꢀı bireyin korunmasını   amaçladığını belirterek, özellikle de tayin konusunda geniꢀ imtiyazlara sahip olan Olağanüstü   Hal Bölge Valisinin kararlarının adli denetimden yoksun oluꢀunun, baꢀvuranı muhtemel   suiistimalleri engelleyecek güvencelerden yoksun bıraktığını tespit etmektedir (mutatis   mutandis, Sorensen-Danimarka ve Rasmussen-Danimarka [Büyük Daire], no: 52562/99 ve   52620/99, 11 Ocak 2006 tarihli karar, Soysal ve diğerleri, adı geçen).   Bu alandaki yerleꢀik içtihadı uyarınca (diğerleri arasında Metin Turan-Türkiye, no: 20868/02,   Kasım 2006; Bulga ve diğerleri, Kızılkaya, adı geçen) ve bu içtihadından ayrılmasını   gerektirecek koꢀulların mevcut olmaması nedeniyle AĐHM, Olağanüstü Hal Bölge Valisi   tarafından baꢀvuran aleyhinde alınan tayin kararına karꢀı iç hukukta ulusal makamlar önünde   itiraz edilmesini sağlayacak baꢀvuru yolunun bulunmaması nedeniyle AĐHS’nin 13.   maddesinin ihlal edildiği kanaatindedir.   III. AVRUPA SOSYAL ꢁARTI’NIN 5. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   HAKKINDA   Baꢀvuran ayrıca Avrupa Sosyal ꢁartı’nın 5. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.   AĐHM, AĐHS’nin 32. maddesi uyarınca kullandığı yetkisinin, Sözleꢀme ve Protokollerinin   yorumu ve uygulanmasına iliꢀkin konuları kapsadığını hatırlatmaktadır (mutatis mutandis,   Djaoui-Fransa, no: 5107/04, § 64, 4 Ekim 2007). Bu nedenle bu baꢀvuru, AĐHS’nin 35.   maddesinin 3. fıkrası uyarınca ratione materiae bakımından AĐHS hükümleri ile   bağdaꢀmamaktadır ve 35. maddenin 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI HAKKINDA   “AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine   karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi   edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil   tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuran uğradığı manevi zarar için 5.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.   Hükümet bu miktara itiraz etmektedir.   AĐHM, baꢀvuranın, Olağanüstü Hal Bölge Valisi tarafından aleyhinde alınan karara karꢀı iç   hukukta ulusal mahkemeler önünde itiraz etmesini sağlayacak bir baꢀvuru yolunun   bulunmaması nedeniyle manevi zarara uğradığını tespit etmektedir (Ademyılmaz ve diğerleri-   Türkiye, no: 41496/98, 41499/98, 41501/98, 41502/98, 41959/98, 41602/98 ve 43606/98, §   52, 21 Mart 2006 tarihli karar). AĐHM, hakkaniyete uygun olarak baꢀvurana 500 Euro manevi   tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.   B. Masraf ve Harcamalar   Baꢀvuran aynı zamanda AĐHM ve ulusal mahkemeler önünde yaptığı masraf ve harcamalar   için 1.000 Euro talep etmekte, bu iddialarını destekleyecek hiçbir açıklayıcı belge   sunmamaktadır.   Hükümet bu miktara itiraz etmektedir.   AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre bir baꢀvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul   miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Mevcut davada, baꢀvuranın iddialarını   destekleyecek belgelerin bulunmaması nedeniyle AĐHM masraf ve harcamalara iliꢀkin talebi   reddetmektedir.   C. Gecikme Faizi   Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç   puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. AĐHS’nin 13. maddesine iliꢀkin olarak dile getirilen ꢀikayetin kabuledilebilir, geri kalan   kısmının ise kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;   3. a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf   tutulmak üzere Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvurana 500 (beꢀ yüz) Euro manevi   tazminat ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;   4. Adil tazmine iliꢀkin diğer taleplerin reddedilmesine;   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   fıkralarına uygun olarak 1 Temmuz 2008 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło