16593/03;16600/03

WyrokETPCz2007-05-31ECLI:CE:ECHR:2007:0531JUD001659303

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy brak możliwości odpowiedzi na pisemną opinię Prokuratora Generalnego przed sądem kasacyjnym narusza prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że zasada kontradyktoryjności, będąca elementem prawa do rzetelnego procesu, wymaga, aby strony miały możliwość zapoznania się i ustosunkowania się do wszystkich elementów i obserwacji przedstawionych sędziemu, które mogą wpłynąć na jego decyzję. W niniejszej sprawie, skarżący dowiedzieli się o opinii Prokuratora Generalnego dopiero ustnie podczas rozprawy przed Sądem Kasacyjnym i nie mieli realnej możliwości na nią odpowiedzieć w sposób skuteczny. Trybunał podkreślił, że wcześniejsze orzecznictwo już ustaliło, że brak doręczenia opinii prokuratora i niemożność pisemnej odpowiedzi na nią stanowi naruszenie art. 6 ust. 1. Fakt, że obrońca mógł zapoznać się z aktami sprawy przed rozprawą, nie był wystarczający, aby zapewnić realną możliwość ustosunkowania się do opinii prokuratora.
Stan faktyczny
Skarżący, Fesih Söğüt (ur. 1976) i Zülfikar Söğüt (ur. 1963), obywatele Turcji, zostali aresztowani 17 kwietnia 2001 r. w ramach operacji przeciwko Hizbullahowi. Zostali skazani przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa na dwanaście lat więzienia za członkostwo w Hizbullah. Wnieśli apelację do Sądu Kasacyjnego (Yargıtay). Prokurator Generalny przedstawił opinię merytoryczną, która nie została im doręczona. Sąd Kasacyjny zatwierdził wyrok 19 listopada 2002 r.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznaje pozostałą część skarg za dopuszczalną; 2. Stwierdza naruszenie art. 6 § 1 Konwencji; 3. Stwierdza, że nie ma podstaw do zasądzenia zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   SÖĞÜT - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no:16593/03 ve 16600/03)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Mayıs 2007   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup   bazı ꢀekli düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (16593/03 ve 16600/03) baꢀvuru no’lu davanın nedeni,   bu ülke vatandaꢀı olan Fesih Söğüt ve Zülfikar Söğüt’ün (baꢀvuranlar) 24 Nisan 2003   tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca Avrupa Đnsan   Hakları Mahkemesi’ne (Mahkeme) yapmıꢀ oldukları baꢀvurudur.   Baꢀvuranlar, AĐHM önünde Batman Barosu avukatlarından A. Erkul ve C. Çoban tarafından   temsil edilmektedirler.   OLAYLAR   Baꢀvuranlar sırasıyla 1976 ve 1963 doğumlu olup Batman’da ikamet etmektedirler.   Hizbullah’a karꢀı yürütülen bir operasyon çerçevesinde baꢀvuranlar adıgeçen örgüte mensup   oldukları iddiasıyla 17 Nisan 2001 tarihinde yakalanmıꢀlardır.   Nisan 2001 tarihinde baꢀvuranlar polise ifade vermiꢀlerdir. Muhammed Fesih Söğüt daha   önceleri Hizbullah’ın düꢀüncelerini benimsediğini ancak üç yıldan beri aynı düꢀünceleri   taꢀımadığını beyan etmiꢀtir. Zülfikar Söğüt ise Hizbullah’a mensubiyetini doğrudan kabul   etmiꢀtir.   Baꢀvuranlar 21 Nisan 2001 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi («Devlet Güvenlik   Mahkemesi») Savcısı’na ifade vermiꢀlerdir. Masum olduklarını beyan eden baꢀvuranlar   kendilerine yöneltilen suçlamalara itiraz etmiꢀlerdir.   Aynı gün baꢀvuranlar, Đstanbul DGM Hakimi’ne ifade vermiꢀlerdir. Gözaltında tutuldukları   sırada alınan ifadelerine itiraz eden baꢀvuranlar savcılıkta verdikleri ifadeyi teyit etmiꢀlerdir.   Hakim tutuklu yargılanmalarına karar vermiꢀtir.   DGM, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca Hizbullah’a üye olmak   suçundan baꢀvuranların her birini on iki yıl hapis cezasına mahkum etmiꢀtir.   Belirtilmeyen bir tarihte baꢀvuranlar Yargıtay’a temyiz baꢀvurusunda bulunmuꢀlardır.   Baꢀvuranlar sözkonusu baꢀvuruda ayrıca davanın esastan görüꢀülmesini talep etmiꢀlerdir.   Belirtilmeyen bir tarihte Yargıtay Baꢀsavcısı esasa iliꢀkin mütalaasını sunmuꢀtur.   Bu mütalaa baꢀvuranlara tebliğ edilmemiꢀtir.   kasım 2002 tarihinde Yargıtay, tarafları dinledikten sonra, itiraz edilen kararı onamıꢀtır.   1. AĐHS’NĐN 6 § 1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuranlar, Yargıtay Baꢀsavcısı’nın Yargıtay’a sunduğu esas hakkındaki yazılı mütalaasına   cevap verme imkanının kendilerine tanınmaması nedeniyle Yargıtay önünde yapılan   yargılamanın adil olmadığından ꢀikayetçi olmaktadırlar. Bu hususta baꢀvuranlar AĐHS’nin   § 1 maddesinin ihlal edildiğini savunmaktadırlar.   Hükümet bu sava karꢀı çıkmaktadır.   A. Kabuledilebilirliğe dair   AĐHM, sözkonusu baꢀvuruların AĐHS’nin 35 § 3 maddesi bakımından açıkça dayanaktan   yoksun olarak ilan edilemeyeceğini tespit etmektedir. AĐHM ayrıca baꢀvuruların herhangi bir   kabuledilemezlik gerekçesiyle karꢀılaꢀmadığını tespit etmektedir. Bu itibarla baꢀvuruların   kabuledilebilir ilan edilmesi yerinde olacaktır.   B. Esasa dair   Hükümet, Yargıtay’ın ilk derece mahkemesinin kararını onamadan önce bir duruꢀma yaptığı   olgusuna dikkat çekmektedir. Bu bakımdan Hükümet bu duruꢀmanın yapılmasından önce   baꢀvuranların avukatının dava dosyasını inceleme ve böylelikle baꢀsavcının mütalaası   hakkında bilgi sahibi olma imkanı vardı. Ayrıca, baꢀsavcının mütalaasının duruꢀma esnasında   okunması cihetiyle baꢀvuranların avukatı bu mütalaaya cevap verebilir ya da ek gözlemlerini   sunabilirdi.   AĐHM, baꢀvuranlar tarafından sunulan ꢀikayetin bir benzerini daha önce incelediğini ve   baꢀsavcının görüꢀlerinin niteliğini ve bir yargılanabilirin bu görüꢀlere yazılı cevap vermesinin   imkansızlığını göz önünde bulundurarak baꢀsavcının mütalaasının tebliğ edilmediği   gerekçesiyle AĐHS’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiꢀti (bkz. Göç - Türkiye, no:   36590/97, § 58).   Öte taraftan AĐHM, Hükümet’in, baꢀvuranların avukatının duruꢀmanın yapılmasından önce   dava dosyasını inceleme ve varılan sonuçlara sözlü olarak cevap verme imkanına sahip   olduğu yönündeki savına katılmamaktadır. AĐHM, çeliꢀmeli yargılama hakkı ilke olarak   «ister ceza ister hukuk davalarında tarafların, bağımsız bir hukuk görevlisi tarafından dahi   kararı üzerinde etkide bulunmak amacıyla hakime sunulan sunulan tüm unsur ve   gözlemlerden haberdar olmak ve bunları tartıꢀmak» (Reinhardt ve Slimane-Kaid – Fransa, 31   Mart 1998 tarihli karar) hakkını içerse de taraflar ayrıca bunları ‘gerçek’ bir yorumlama   ‘imkanına’ (ibidem) sahip olmalıdırlar. Ancak mevcut davada baꢀvuranların temsilcisi   sözkonusu sonuçlara ancak ex abrupto yanıt verebilmiꢀ ve ilk kez ve sözlü olarak Yargıtay   önünde yapılan duruꢀmada haberdar olmuꢀtur. Bu koꢀullarda AĐHM, Yargıtay önünde yapılan   yargılamanın, çeliꢀmeli yargılama ilkesine saygı ve adil yargılama gerekleri bakımından   baꢀvuranlara yeterli güvence sunmadığı kanaatine varmaktadır (bkz., aynı anlamda, Sağır –   Türkiye, no: 37562/02, § 26, 19 Ekim 2006).   Bu itibarla AĐHM, Hükümet’in, daha önce benzer ꢀikayetlerle ilgili olarak vardığı sonuçtan   farklı bir sonuca varmasını sağlayacak nitelikte ne bir olgu ne de bir argüman sunduğu   kanaatine varmıꢀtır.   Bu nedenle AĐHS’nin 6 § 1 maddesi bu bakımdan ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA   Baꢀvuranlar adil tatmine dönük herhangi bir talepte bulunmamıꢀlardır. Bu itibarla AĐHM, bu   yönde bir tazminata hükmedilmesine yer olmadığı kanaatindedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvuruların geriye kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine;   Karar vermiꢀtir.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3.   maddesine uygun olarak 31 Mayıs 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 15.07.2026. · Źródło