16608/02
WyrokETPCz2005-10-20ECLI:CE:ECHR:2005:1020JUD001660802
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy sześciodniowe zatrzymanie przez policję bez kontroli sądowej, brak skutecznego środka odwoławczego do zakwestionowania jego legalności oraz brak prawa do odszkodowania za takie zatrzymanie naruszyły art. 5 ust. 3, 4 i 5 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że sześciodniowe zatrzymanie skarżącej przez policję bez postawienia jej przed sędzią naruszyło art. 5 ust. 3, ponieważ nawet w sprawach dotyczących terroryzmu tak długi okres pozbawienia wolności bez kontroli sądowej jest niezgodny z wymogiem „niezwłocznego” doprowadzenia przed sędziego. Odnosząc się do art. 5 ust. 4, Trybunał stwierdził, że sześciodniowy okres zatrzymania nie spełnia wymogu „szybkości” w dostępie do środka odwoławczego, a krajowe przepisy (art. 128 CMUK) nie zapewniły skutecznej kontroli legalności zatrzymania. Wreszcie, Trybunał uznał naruszenie art. 5 ust. 5, ponieważ prawo krajowe (ustawa nr 466) przewidywało odszkodowanie tylko za bezprawne pozbawienie wolności, a zatrzymanie skarżącej było zgodne z prawem krajowym, co uniemożliwiło jej dochodzenie zadośćuczynienia za naruszenia Konwencji.Stan faktyczny
Skarżąca, Fatma Tunç, została zatrzymana 10 października 2001 r. w Stambule przez funkcjonariuszy policji pod zarzutem przynależności do PKK i przetrzymywana przez policję przez sześć dni. W tym czasie jej adwokat bezskutecznie próbował zakwestionować legalność zatrzymania i doprowadzić ją przed sędziego. Ostatecznie, 16 października 2001 r., została doprowadzona przed prokuratora, a następnie sędziego śledczego, który zarządził areszt tymczasowy. Skarżąca została później skazana na 2 lata i 6 miesięcy więzienia za przynależność do organizacji terrorystycznej, a wyrok ten został utrzymany w mocy przez Sąd Kasacyjny.Rozstrzygnięcie
Stwierdza, że pozostała część skargi jest dopuszczalna. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 4 Konwencji. Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 5 Konwencji. Zasądza na rzecz skarżącej 2 500 EUR tytułem szkody niemajątkowej oraz 1 500 EUR tytułem kosztów i wydatków, płatne w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, wraz z odsetkami za zwłokę. Oddala pozostałą część roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
AVRUPA
OF EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ÜÇÜNCÜ DAĐRE
FATMA TUNÇ/TÜRKĐYE
(Baꢀvuru no. 16608/02)
KARAR
STRAZBURG Ekim 2005
Sözkonusu karar AĐHS’nin 44§2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Ancak ,ꢀekle iliꢀkin
değiꢀiklik yapılabilir.
Fatma Tunç/Türkiye davasında,
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (Üçüncü Daire),
Sn. B.M. ZUPANČIČ, Baꢀkan,
Sn. J. HEDIGAN,
Sn. L. CAFLISCH,
Sn. R. TÜRMEN,
Sn. C. BÎRSAN,
Sn. M. TSATSA-NIKOLOVSKA,
Sn. R. JAEGER, yargıçlar,
Ve Bölüm Sekreteri Sn. V. BERGER’in katılımı ile Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi
Heyeti olarak toplanmıꢀ, Eylül 2005 tarihindeki gizli görüꢀme sonucunda,
Yukarıda anılan tarihte benimsenmiꢀ olan aꢀağıdaki karara varmıꢀtır:
USULĐ ĐꢀLEMLER
1.Davanın nedeni, Türk vatandaꢀı Fatma Tunç’un, 29 Mart 2002 tarihinde, Đnsan
Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleꢀme’nin (“Sözleꢀme”) 34. maddesi
uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı baꢀvurudur (baꢀvuru
no. 16608/02).
2. Baꢀvuranı, görevini Đstanbul’da ifa etmekte olan avukat F. Karakaꢀ temsil etmiꢀtir.
Türk Hükümeti (“Hükümet”), AĐHM huzurundaki davalar için bir Ajan tayin etmemiꢀtir.
3. 2 Eylül 2004 tarihinde AĐHM (Üçüncü Daire), baꢀvurunun kısmen kabuledilemez
olduğuna ve polis tarafından gözaltında tutulma süresinin uzunluğu, gözaltına alınmasının
kanuna uygunluğuna itiraz edebileceği etkin bir iç hukuk yolu kullanma hakkı ve gözaltı
süresinin haddinden fazla uzaması karꢀılığı tazminat alma hakkına iliꢀkin baꢀvuranın
ꢀikayetlerini Hükümet’e bildirmeye karar vermiꢀtir. AĐHS’nin 29 § 3. maddesinin hükümleri
uyarınca baꢀvurunun esasları ve kabuledilebilirliğini birlikte incelemeye karar vermiꢀtir.
4. 1 Kasım 2004 tarihinde AĐHM, Dairelerinde değiꢀiklik yapmıꢀtır (Đç Tüzüğün 25 §
1. maddesi). Sözkonusu dava ile ilgili olarak yeni oluꢀturulan Üçüncü Daire
görevlendirilmiꢀtir (Đç Tüzüğün 52 § 1. maddesi).
5. Baꢀvuran ve Hükümet, esaslara iliꢀkin görüꢀlerini sunmuꢀtur (Đç Tüzüğün 59 § 1.
maddesi).
OLAYLAR
I. DAVA OLAYLARI
6. Baꢀvuran 1980 doğumludur ve Gebze Cezaevi’nde tutuklu bulunmaktadır.
7. 10 Ekim 2001 tarihinde PKK mensubu olduğundan ꢀüphe edildiği için Đstanbul’da
sivil polis memurları tarafından gözaltına alındığı sırada Đçerenköy’deki bir otobüs durağında
bulunmaktadır. Đstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün Terörle Mücadele ꢁubesi’ne götürülmüꢀtür.
Aynı gün polis memurları, baꢀvuranın PKK ile ilgili eylemlere dahil olması nedeniyle
yakalandığını belirten bir yakalama tutanağı hazırlamıꢀtır. Baꢀvuran, sözkonusu tutanağı
imzalamıꢀtır.
8. Baꢀvuranın avukatı, yakalanmasına Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi
soruꢀturma Hakimi huzurunda itiraz etmiꢀ ve baꢀvuranın gözaltında tutulmasına son
verilmesini ve serbest bırakılmasını istemiꢀtir. Đsteği reddedilmiꢀtir.
9. 11 Ekim 2001 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,
gözaltı süresini 14 Ekim 2001 tarihine kadar uzatmıꢀtır.
10. 14 Ekim 2001 tarihinde baꢀvuran, Cumhuriyet Savcısı’nın müsaade etmesi üzerine
avukatı ile kısa süreliğine görüꢀebilmiꢀtir.
11. 15 Ekim 2001 tarihinde Terörle Mücadele ꢁubesi’nde görevli polis memurları,
baꢀvuranın gözaltı süresinin üç gün daha uzatılmasını talep etmiꢀtir. Đstanbul Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nin tek hakimi, talebi kabul etmiꢀ ve CMUK’un 128. maddesi uyarınca gözaltı
süresini 17 Ekim 2001 tarihine kadar uzatmıꢀtır. Baꢀvuranın avukatı, Đstanbul Devlet
Güvenlik Mahkemesi’nin üç hakiminden oluꢀan bir heyet huzurunda sözkonusu karara itiraz
etmiꢀ ve baꢀvuranın, bir hakim huzuruna çıkarılmasını istemiꢀtir. Đsteği reddedilmiꢀtir.
12. 16 Ekim 2001 tarihinde baꢀvuran, Cumhuriyet Savcısı ve daha sonra, Đstanbul
Devlet Güvenlik Mahkemesi soruꢀturma Hakimi huzuruna çıkarılmıꢀtır. Akabinde Hakim,
baꢀvuranın tutuklu yargılanmasını öngörmüꢀtür.
13. 23 Kasım 2001 tarihinde Cumhuriyet Savcısı Đstanbul Devlet Güvenlik
Mahkemesi’ne, baꢀvuranı Türk Ceza Kanunu’nun 168 § 2. ve Terörle Mücadele Kanunu’nun
5. maddesi uyarınca yasadıꢀı silahlı bir örgüte mensup olmakla suçlayan bir iddianame
sunmuꢀtur.
14. Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, baꢀvuranı, sözkonusu suçu iꢀlemekten suçlu
bulmuꢀ ve iki yıl altı ay hapse mahkum etmiꢀtir. Karar daha sonra, 11 Kasım 2004 tarihinde
Yargıtay tarafından onanmıꢀtır.
II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK VE UYGULAMASI
15. Đlgili iç hukukun tanımı, Öcalan/Türkiye ([BD]), no. 46221/99, 12 Mayıs 2005) ve
Sakık ve Diğerleri/Türkiye (26 Kasım 1997, Hüküm ve Karar Raporları 1997-VIII)
kararlarında bulunabilir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 5 §§ 3, 4 VE 5. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
16. Baꢀvuran, AĐHS’nin ilgili kısımları aꢀağıda kaydedilen 5 §§ 3, 4 ve 5.
maddelerinin ihlal edildiği hususunda ꢀikayette bulunmuꢀtur:
“3. Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koꢀullar uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan
herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıꢀ diğer bir görevli önüne çıkarılır;
kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuꢀturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır.
Salıverilme, ilgilinin duruꢀmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata bağlanabilir.
4. Yakalama veya tutuklu durumda bulunma nedeniyle özgürlüğünden yoksun kılınan herkes, özgürlük
kısıtlamasının yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar vermesi ve yasaya aykırı görülmesi halinde
kendisini serbest bırakması için bir mahkemeye baꢀvurma hakkına sahiptir.
5. Bu madde hükümlerine aykırı olarak yapılmıꢀ bir yakalama veya tutulu kalma iꢀleminin mağduru
olan herkesin tazminat istemeye hakkı vardır.”
A. Kabuledilebilirlik
17. AĐHM sözkonusu ꢀikayetlerin, karara bağlanması için esasların incelenmesini
gerektiren ciddi kanuni ve fiili meseleleri ortaya çıkardığı kanısındadır. Bu nedenle,
sözkonusu ꢀikayetlerin AĐHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında temelden yoksun olduğu
sonucuna varmıꢀtır. ꢁikayetlerin kabuledilemez olduğu sonucuna varmak için baꢀka bir
gerekçe tespit edilmemiꢀtir.
B. Esaslar
1. 5 § 3. Madde
18. Baꢀvuran, AĐHS’nin 5 § 3. maddesi uyarınca, bir Hakim veya yargılama yetkisini
kullanmak için kanunca yetkilendirilmiꢀ bir diğer görevli huzuruna çıkarılmaksızın altı gün
boyunca polis tarafından gözaltında tutulmuꢀ olduğuna iliꢀkin ꢀikayette bulunmuꢀtur.
19. Hükümet, baꢀvuranın gözaltı süresinin, olayın geçtiği tarihte yürürlükte bulunan
yerel mevzuata uygun olduğunu ileri sürmüꢀtür.
20. AĐHM daha önce bir grup davada terörist suçların soruꢀturulmasının, yetkili
makamları özel bir takım sorunlara maruz bıraktığını kabul etmiꢀtir (bkz. Brogan ve
Diğerleri/Đngiltere, 29 Kasım 1988 tarihli karar, A Serisi no. 145-B, sayfa 33-34, § 61;
Murray/Đngiltere, 28 Ekim 1994 tarihli karar, A Serisi no. 300-A, sayfa 27, § 58; Demir ve
Diğerleri/Türkiye, 23 Eylül 1998 tarihli karar, Raporlar 1998-VI, sayfa 2653, § 41). Ancak
bu, yetkili makamların terörist bir suç iꢀlendiği hususunda her ꢀüphe duyduklarında yerel
Mahkemelerin ve AĐHS denetim organlarının etkin kontrolü olmaksızın ꢀüphelileri yakalamak
ve polis gözetiminde alıkoymak için 5. madde uyarınca kayıtsız ꢀartsız yetki (carte blanche)
sahibi oldukları anlamına gelmez (bkz., diğer içtihatlar yanında, Murray, § 58).
21. AĐHM, baꢀvuranın polis gözetiminde tutulmasının altı gün sürmüꢀ olduğunu
belirtmektedir. Brogan ve Diğerleri davasında hakimin denetlemesi olmaksızın dört gün altı
saat süren polis gözetiminde alıkonmanın, toplumu bütün olarak terörizme karꢀı koruma
amacını taꢀısa dahi, AĐHS’nin 5 § 3. maddesinde öngörülen süreye iliꢀkin kesin kısıtlamanın
dıꢀında kaldığını hatırlatmaktadır (Brogan ve Diğerleri, § 62).
22. Baꢀvuranın aktivitelerinde bulunduğu için suçlandığı örgüt teröre iliꢀkin bir tehdit
teꢀkil etse dahi AĐHM, baꢀvuranın adli müdahale olmaksızın altı gün boyunca gözaltında
tutulmasının gerekli olduğunu kabul edemez.
23. Dolayısıyla AĐHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
2. 5 § 4. madde
24. Baꢀvuran, yerel hukukta polis gözetiminde alıkonmasnın kanuna uygunluğuna
itiraz etmesi için hiçbir iç hukuk yolu olmadığını ileri sürmüꢀtür.
25. Hükümet, CMUK’un 128. maddesinin, gözaltının kanuna uygunluğuna itiraz
etmek için etkin bir iç hukuk yolu teꢀkil ettiğini ileri sürmüꢀtür. Sözkonusu davada,
baꢀvuranın bu husustaki itirazı baꢀarılı olmasa bile (paragraf 11), kararın CMUK’un sağladığı
iç hukuk yolunun etkin olmadığı anlamına gelmediğini ileri sürmüꢀlerdir. Dolayısıyla,
baꢀvuranın baꢀvurabileceği etkin bir iç hukuk yolu olmadığına iliꢀkin iddiası temelden
yoksundur.
26. 5 § 3. madde bağlamında varılan sonuca iliꢀkin AĐHM (bkz. paragraf 20 ve 21),
sözkonusu zaman diliminin (altı gün) AĐHS’nin 5 § 4. maddesi bağlamındaki “süratle”
kavramına uymadığı kanısındadır (bkz. Igdeli/Türkiye, no. 29296/95, §§ 34 ve 35, 20 Haziran
2002, Van Droogenbroeck/Belçika, 24 Haziran 1982 tarihli karar, A Serisi no. 50, sayfa 29, §
53).
27. AĐHM, sözkonusu davaya iliꢀkin benzer sorunların ortaya çıktığı birçok davada
Hükümet’in bu yöndeki iddialarını reddetmiꢀ olduğunu ve 5 § 4. maddenin ihlal edilmiꢀ
olduğu sonucuna vardığını yinelemektedir (bkz, diğer içtihatlar yanında, Öcalan, ve, Sakık ve
Diğerleri). AĐHM, sözkonusu davada yukarıda kaydedilen sonuçlardan farklı bir sonuca
varmasına neden olacak özel bir durum görememektedir.
28. Sonuç olarak, AĐHS’nin 5 § 4. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
3. 5 § 5. madde
29. Baꢀvuran, AĐHS’nin 5 § 5. maddesine dayanarak AĐHS’nin 5. maddesinin iddia
edilen ihlali için tazminat talep etme hakkı olmadığı hususunda ꢀikayette bulunmuꢀtur.
30. Hükümet, kanuna aykırı olarak gözaltına alma durumlarında, tazminat talebinin,
kanuna aykırı olarak yakalanan veya gözaltına alınan kiꢀilere ödenebilecek tazminata iliꢀkin No.lu Kanun hükümleri uyarınca Asliye Mahkemesi’nin nihai kararını müteakiben üç ay
içerisinde sunulabileceğini belirtmiꢀtir.
31. AĐHM, 466 No.lu Kanun’a dayanarak gerçekleꢀtirilen bir tazminat fiilinin,
özgürlükten kanuna uygun olmayan ꢀekilde yoksun bırakma sonucu maruz kalınan sıkıntılar
için geçerli olduğunu belirtmektedir. Baꢀvuranın polis gözetiminde tutulmasının, yerel hukuka
uygun olduğunu gözlemlemektedir. Sonuç olarak, 446 No.lu Kanun hükümleri uyarınca
baꢀvuranın tazminat isteme hakkı bulunmamaktadır (bkz. Sakık ve Diğerleri, § 60).
32. Bu nedenle AĐHM, AĐHS’nin 5 § 5. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıꢀtır.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
33. AĐHS’nin 41. maddesi aꢀağıda kaydedilmiꢀtir:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun
bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Zarar
34. Baꢀvuran, maruz kaldığı maddi ve manevi zarar için 9,000 Euro tazminat talep
etmiꢀtir.
35. Hükümet, talep edilen meblağın haddinden fazla olduğunu ileri sürmüꢀtür.
36. AĐHM, tespit edilen ihlal ve iddia edilen maddi zarar arasında nedensel bir bağ
kuramamıꢀtır, bu nedenle sözkonusu talebi reddetmiꢀtir. Diğer yandan, baꢀvuranın yalnızca
ihlal bulgusu ile telafi edilemeyecek ꢀekilde kanuna uygunluğuna itiraz etme fırsatı
bulamadan altı gün süreyle gözaltında tutulmasından kaynaklanan sıkıntıya eꢀdeğer bir
manevi zarara maruz kalmıꢀ olduğunu kabul etmektedir. Đçtihadını gözönünde bulunduran ve
hakkaniyete uygun bir değerlendirme yapan AĐHM, baꢀvurana maruz kalmıꢀ olduğu manevi
zarar için 2,500 Euro tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.
B. Mahkeme Masrafları
37. Baꢀvuran, yerel Mahkemeler ve AĐHM huzurunda maruz kalmıꢀ olduğu yasal
harcamalar için toplam 6,000 Euro tazminat talep etmiꢀtir.
38. Hükümet, sözkonusu talebin temelden yoksun olduğunu ileri sürmüꢀtür.
Baꢀvuranın, iddialarını kanıtlamak için herhangi bir doküman sunmadığını belirtmiꢀtir.
39. AĐHM içtihadına göre baꢀvuran, yalnızca gerekli olduğu için maruz bırakıldığı ve
meblağın makul olduğunun kanıtlandığı durumlarda masraflarının tazmin edilmesi hakkına
sahip olur (bkz. Sawicka/Polonya, no. 37645/97, § 54, 1 Ekim 2002). Sözkonusu davada, elde
edilen bilgileri ve yukarıda kaydedilen kriterleri göz önüne alan AĐHM, idari masraflar
hususundaki taleplerin, gerekli olduğu için yapıldığına, meblağın makul olduğuna ve bu
nedenle, baꢀvurana sözkonusu baꢀlık altında 1,500 Euro tazminat ödenmesinin uygun
olduğuna karar vermiꢀtir.
C. Gecikme Faizi
40. AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı marjinal faiz
oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın benimsenmesinin uygun olduğu
kanısındadır.
YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM
1. Baꢀvurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna,
2. AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edilmiꢀ olduğuna,
3. AĐHS’nin 5 § 4. maddesinin ihlal edilmiꢀ olduğuna,
4. AĐHS’nin 5 § 5. maddesinin ihlal edilmiꢀ olduğuna,
5. (a) Sorumlu Devlet’in, baꢀvurana, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın
kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde, her türlü vergi dahil olmak ve ödeme
gününde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere manevi zarar
için 2,500 Euro (iki bin beꢀ yüz Euro), ve Mahkeme masrafları için 1,500 Euro (bin
beꢀ yüz Euro) ödemesine,
(b) Yukarıda sözü edilen üç aylık sürenin bitiminden ödeme gününe kadar basit
faizin, Avrupa Merkez Bankası’nın gecikme süresince uyguladığı marjinal faiz
oranına üç puan eklemek suretiyle oluꢀacak faiz oranı üzerinden yukarıdaki
miktarlara uygulanmasına karar vermiꢀ,
6. Baꢀvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmını reddetmiꢀtir.
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3.
maddeleri uyarınca 20 Ekim 2005 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
Vincent BERGER
Sekreter
Boštjan M. ZUPANČIČ
Baꢀkan
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło