16741/04

WyrokETPCz2008-04-08ECLI:CE:ECHR:2008:0408JUD001674104

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy brak jawnej rozprawy i uniemożliwienie aktywnego udziału w postępowaniu karnym naruszyły prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał podkreślił, że jawność rozpraw jest fundamentalną zasadą art. 6 ust. 1, zapewniającą przejrzystość wymiaru sprawiedliwości i zaufanie publiczne. Stwierdził, że krajowe sądy (Sąd Pokoju i Sąd Karny w Izmirze) zastosowały uproszczoną procedurę bez jawnej rozprawy, co uniemożliwiło skarżącej aktywny udział w postępowaniu karnym i skuteczną obronę, zarówno osobiście, jak i przez adwokata. Mimo że procedura była zgodna z ówczesnym prawem krajowym, Trybunał uznał, że pozbawiła ona skarżącą prawa do rzetelnego procesu.
Stan faktyczny
Skarżąca, Nurhan Yılmaz, była przedstawicielką politycznego magazynu w Izmirze. W kwietniu 2003 r. policja skonfiskowała w biurze magazynu publikacje uznane za nielegalne. Skarżąca złożyła zeznania na policji w obecności adwokata. Prokurator oskarżył ją o „nieprzestrzeganie nakazów właściwych władz”. Sąd Pokoju w Izmirze skazał ją bez rozprawy na karę pozbawienia wolności, zamienioną na grzywnę. Jej odwołanie do Sądu Karnego w Izmirze, w którym skarżyła się na brak rozprawy i naruszenie prawa do obrony, zostało odrzucone również bez rozprawy.
Rozstrzygnięcie
Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Stwierdza niedopuszczalność pozostałej części skargi. Nie zasądza zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   OF EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ D A ĐRE   NURHAN YILMAZ (2) – TÜRKĐYE DAVASI   (B a ꢀvuru no. 16741/04)   KARAR   STRAZBURG   Nisan 2008   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde   kesinleꢀecektir. ꢁekli düzeltmelere tâbi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   NURHAN YILMAZ (2) – TÜRKĐYE KARARI   USUL   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 16741/04 no’lu davanın nedeni T.C. vatandaꢀı   Nurhan Yılmaz’ın (“baꢀvuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 21 Nisan 2004 tarihinde   Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (“Sözleꢀme”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu   baꢀvurudur.   Baꢀvuran, AĐHM önünde Mardin Barosu avukatlarından Ö. Mungan tarafından temsil   edilmiꢀtir.   OLAYLAR   DAVANIN KOꢁULLARI   Baꢀvuran 1978 doğumludur ve Đzmir’de yaꢀamaktadır. Baꢀvuran, “Ekmek ve Adalet”   adlı siyasi derginin Đzmir ꢀubesi temsilciliğini yapmaktaydı. 29 Nisan 2003 tarihinde polis,   derginin bürosunda yaptığı bir aramada yasadıꢀı olduğundan ꢀüphelenilen bazı kitap ve   dergiler bulmuꢀtur. Bu yayınlara el konulmuꢀtur.   Belirtilmeyen bir tarihte baꢀvuran devam etmekte olan soruꢀturma kapsamında ifade   vermek üzere polis karakoluna gitmiꢀ, sorgusu sırasında yanında avukatı da yer almıꢀtır.   Haziran 2003 tarihinde Đzmir Cumhuriyet Savcısı Đzmir Sulh Ceza Mahkemesi’ne bir   iddianame sunmuꢀ, baꢀvuranın iꢀyerinde bulunan kimi materyallerin daha önce Đstanbul   Devlet Güvenlik Mahkemesi kararı ile yasadıꢀı ilan edildiği gerekçesiyle baꢀvuranı TCK’nın   526/1. maddesi uyarınca “yetkili makamların emirlerine uymamak”la suçlamıꢀ, iddianame   baꢀvurana tebliğ edilmemiꢀtir.   Đzmir Sulh Ceza Mahkemesi, duruꢀma yapmadan 14 Temmuz 2003 tarihinde verdiği   ceza kararnamesi ile baꢀvuranı suçlandığı üzere mahkûm etmiꢀ ve üç ay hapis cezası   vermiꢀtir. Mahkeme daha sonra baꢀvuranın cezasını 606,874,000 Türk Lirası1 para cezasına   çevirmiꢀtir. Mahkeme bu ꢀekilde, görece hafif suçlar için CMUK’un 386. maddesinde   öngörülen “basitleꢀtirilmiꢀ usul”ü uygulamıꢀtır.   Baꢀvuran, sözkonusu karara Đzmir Asliye Ceza Mahkemesi’nde itiraz etmiꢀtir.   Dilekçesinde birinci derece mahkemesinin kendisinin ifadesine baꢀvurmaması, bu nedenle   savunma haklarının ihlal edilmesinden ꢀikâyetçi olmuꢀtur. Dilekçede ayrıca baꢀvuranın ifade   vermek üzere polis karakoluna gittiğinde sorgulama sırasında yanında avukatının da   bulunduğu belirtilmiꢀtir.   Asliye Ceza Mahkemesi duruꢀma yapmaksızın 17 Ekim 2003 tarihinde baꢀvuranın   itirazını reddetmiꢀtir. Nihai karar baꢀvurana 27 Ekim 2003 tarihinde tebliğ edilmiꢀtir.   O dönemde yaklaꢀık 390 Euro’ya eꢀdeğer.   NURHAN YILMAZ (2) – TÜRKĐYE KARARI   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, davasında açık duruꢀma yapılmaması nedeniyle kendisini bizzat ya da avukatı   vasıtasıyla savunma imkânı bulamamasından ꢀikâyetçi olmuꢀtur. Ayrıca gözaltındayken de   adli yardım imkânından mahrum bırakıldığını iddia etmiꢀ, ꢀikâyetlerini AĐHS’nin 6/1 ve   6/3(c) maddelerine dayandırmıꢀtır.   Hükümet iddiaları reddetmiꢀtir.   A. Kabuledilebilirlik   Baꢀvuranın gözaltındayken adli yardım alamaması iddiası ile ilgili olarak Hükümet,   baꢀvuranın gözaltına alınmadığını savunmuꢀtur. Soruꢀturma kapsamında baꢀvuranın ifade   vermek üzere polis karakoluna çağrıldığını ve sorgu sırasında avukatının da hazır   bulunduğunu ifade etmiꢀlerdir. Bu hususun baꢀvuranın Đzmir Asliye Ceza Mahkemesi’ne   verdiği 15 Ekim 2003 tarihli dilekçede de kabul edildiğini savunmuꢀlardır.   Baꢀvuran bu konuda yorum yapmamıꢀtır.   Baꢀvuranın sözkonusu cezai soruꢀturma ile bağlantılı olarak gözaltına alınmadığı   gözlenmektedir. Ayrıca ifade vermek üzere polis karakoluna çağrıldığında baꢀvurana   avukatının eꢀlik ettiği de açıktır. Dolayısıyla Mahkeme sözkonusu ꢀikâyeti tamamen   dayanaksız bulmakta ve AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca açıkça   dayanaktan yoksun olmaları nedeniyle reddetmektedir.   Ne var ki baꢀvurunun kalan kısmının AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı   çerçevesinde dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, baꢀvurunun baꢀka açılardan   bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru   kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esas   1. Genel ilkeler   AĐHM, duruꢀmaların kamuya açık olarak yapılması gerektiğinin, 6/1 maddede ortaya   konan temel bir ilke olduğunu yineler. Bu kamuya açık olma durumu, adaletin kamu denetimi   olmaksızın yerine getirilmesine karꢀı davacıları korumaktadır. Bu, ayrıca insanların   mahkemelere duydukları güvenin korunmasının bir yoludur. Adaletin yerine getirilmesinde   saydamlığı sağlayan kamuya açık olma durumu, 6/1 maddenin, demokratik toplum   ilkelerinden biri olan adil yargılanma amacının yerine getirilmesine katkıda bulunmaktadır   (bkz. diğer içtihatlar yanında Stefanelli – San Marino, no. 35396/97).   Bütün olarak ele alındığında 6. madde, sanığın bir ceza duruꢀmasında etkin olarak yer   alma hakkını teminat altına almaktadır. Bu durum genel olarak, yalnızca duruꢀmada hazır   bulunma hakkını değil, aynı zamanda gerekli olduğunda adli yardım alma ve davayı etkin   ꢀekilde takip etme haklarını da içermektedir. Bu tür haklar, çekiꢀmeli dava kavramının özünde   zımnen var olduğu gibi, aynı zamanda 6. maddenin 3. fıkrasının (c) ve (e) bentlerinde yer   NURHAN YILMAZ (2) – TÜRKĐYE KARARI   alan teminatlardan kaynaklanabilmektedir (bkz. diğer içtihatlar yanında Stanford – Đngiltere,   A Serisi no. 282-A).   Ayrıca 6/1 madde, birinci derece kararını temyiz etme hakkını garanti etmemektedir.   Ancak, iç hukukun, temyiz hakkı sağladığı durumlarda, temyiz iꢀlemleri yargılama sürecinin   uzantısı olarak görülecek ve dolayısıyla 6. maddeye tabi olacaktır (bkz. Delcourt – Belçika, A   Serisi no. 11).   2. Sözkonusu ilkelerin somut davaya uygulanması   Mahkeme öncelikle 30 Haziran 2004 tarihli bir kararla Anayasa Mahkemesi’nin eski   TCK’nın 390/3 maddesini, bireylerin davaların açık olarak görülmesinden mahrum   bırakılmasının adil yargılanma hakkına aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasaya aykırı bularak   oybirliğiyle iptal ettiğini kaydeder. Ayrıca 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk   Ceza Kanunu ve yeni Ceza Muhakemesi Kanunu ile ceza kararnamesi uygulaması sona   erdirilmiꢀtir.   Ancak Mahkeme, olay zamanında yürürlükte olan ilgili iç hukuk kurallarına uygun   olarak baꢀvuranın yargılanması sırasında açık duruꢀmaya yer verilmediğini gözlemler. Ceza   kararnamesi çıkaran ve baꢀvuranı para cezasına çarptıran Đzmir Sulh Ceza Mahkemesi gibi,   itirazı inceleyen Đzmir Asliye Ceza Mahkemesi de kararını dava dosyasındaki belgelere   dayanarak vermiꢀtir. Baꢀvurana, davasını gören mahkemeler önünde kendisini bizzat ya da   avukatı vasıtasıyla savunma imkânı tanınmamıꢀtır. Bu nedenle Mahkeme, baꢀvuranın cezai   kovuꢀturmaya aktif olarak katılamadığı kanaatindedir.   Yukarıda belirtilenler ıꢀığında Mahkeme, adli merciler tarafından uygulanan usulün   baꢀvuranın savunma haklarını tam olarak kullanmasını engellediği ve dolayısıyla yargılamayı   adil olmayan bir hale getirdiğine karar vermiꢀtir.   Dolayısıyla AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. 1 NO’LU PROTOKOLÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, polisin yaptığı aramayı takiben çeꢀitli kitap ve dergilere el konulmasının   AĐHS’ye ek 1 no’lu Protokolün 1. maddesine ihlal teꢀkil ettiği iddiasında bulunmuꢀtur.   Mahkeme bu mülkün baꢀvurana değil dergiye ait olduğunu ve baꢀvuranın somut   baꢀvuruyu dergi adına açmamıꢀ olduğunu kaydeder. Dolayısıyla 1 no’lu Protokolün 1.   maddesi bağlamında baꢀvuranın mülkiyet hakkına hiçbir müdahalede bulunulmamıꢀ olması   nedeniyle dergi adına bu hakkın ihlal edildiği iddiasında bulunamaz (bkz. Nurhan Yılmaz –   Türkiye, no. 21164/03).   Bu nedenle baꢀvurunun bu kısmı AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları   bağlamında açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle reddedilmelidir.   NURHAN YILMAZ (2) – TÜRKĐYE KARARI   III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesine göre:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci   Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete   uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   Baꢀvuran adil tatmin için bir talepte bulunmamıꢀtır. Bu nedenle Mahkeme kendisine   herhangi bir ödeme yapılmasına gerek bulunmadığı kanaatindedir.   BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvuranın adil yargılanmaya iliꢀkin ꢀikâyetinin kabuledilebilir, baꢀvurunun kalan   kısmının ise kabuledilemez olduğuna;   2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2 ve 3.   paragrafları uyarınca 8 Nisan 2008 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   Françoise ELENS   -PASSOS   Françoise TULKENS   Kâtip Yardımcısı   Baꢀkan   4

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło