16777/06;2090/07

WyrokETPCz2009-03-31ECLI:CE:ECHR:2009:0331JUD001677706

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy nadmierna długość tymczasowego aresztowania i postępowania karnego, a także brak skutecznych środków odwoławczych w prawie tureckim, naruszyły prawa skarżących wynikające z art. 5 ust. 3, art. 5 ust. 4, art. 6 ust. 1 i art. 13 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji, uznając, że okresy tymczasowego aresztowania skarżących (około 11 lat i 6 lat 7 miesięcy) były nadmierne i nie spełniały wymogu „rozsądnego terminu”, powołując się na swoje ugruntowane orzecznictwo. Naruszenie art. 5 ust. 4 i art. 13 Konwencji zostało stwierdzone z powodu braku skutecznych środków odwoławczych w tureckim systemie prawnym, które pozwalałyby skarżącym na kwestionowanie legalności lub długości ich aresztowania oraz długości postępowania karnego. W odniesieniu do art. 6 ust. 1, Trybunał uznał, że postępowanie karne, trwające około 14 lat i 9 lat 8 miesięcy, było nadmiernie długie, co stanowiło naruszenie prawa do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie.
Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Kadri Can i Mehmet Ziya Gümüş, obywatele tureccy, zostali aresztowani w 1995 i 1999 roku pod zarzutem przynależności do nielegalnej organizacji Hizbullah i działalności mającej na celu podział kraju. Zostali skazani na dożywocie przez Sąd Karny w Diyarbakır w 2005 roku, ale wyrok ten został uchylony przez Sąd Kasacyjny w 2006 roku. Sąd w Diyarbakır ponownie skazał ich w 2007 roku, a sprawa nadal toczy się przed Sądem Kasacyjnym. Skarżący przebywali w areszcie tymczasowym przez około 11 lat i 6 lat 7 miesięcy odpowiednio, a postępowanie karne trwało około 14 lat i 9 lat 8 miesięcy.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: połączył skargi; uznał skargi za dopuszczalne; stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 i art. 5 ust. 4 Konwencji; stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 i art. 13 Konwencji; zasądził od pozwanego państwa na rzecz skarżących kwoty 18 000 EUR (Mehmet Kadri Can) i 10 000 EUR (Mehmet Ziya Gümüş) tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe, powiększone o wszelkie należne podatki oraz odsetki za zwłokę; oddalił pozostałą część żądania słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   CAN VE GÜMÜꢀ/TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 16777/06 ve 2090/07)   KARAR   STRAZBURG   Mart 2009   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli   düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USULĐ ĐꢀLEMLER   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 16777/06 ve 2090/07 no’lu davanın   nedeni T.C. vatandaꢀları Mehmet Kadri Can ve Mehmet Ziya Gümüꢀ’ün (“baꢀvuranlar”),   Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne sırasıyla 5 Nisan 2006 ve 28 Aralık 2006 tarihlerinde   Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleꢀmesi’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca   yapmıꢀ oldukları baꢀvurudur.   OLAYLAR   Baꢀvuranlar sırasıyla 1974 ve 1975 doğumludur ve Diyarbakır Cezaevi’nde tutuklu   bulunmaktadır.   Mart 1995 ve 29 Haziran 1999 tarihlerinde yasadıꢀı bir örgüt olan Hizbullah’a   mensup oldukları ꢀüphesi ile polis tarafından gözaltına alınmıꢀlardır. 5 Nisan 1995 ve 16   Temmuz 1999’da tutuklanmıꢀlardır.   Belirsiz tarihlerde baꢀvuranlar aleyhinde ülke topraklarını bölme amaçlı faaliyetler   gerçekleꢀtirme ve Hizbullah üyesi olma suçlarından cezai takibat baꢀlatılmıꢀtır. Müteakiben,   baꢀvuranlar aleyhindeki davalar Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde   birleꢀtirilmiꢀtir.   Haziran 2004 tarihli 5190 no’lu Kanun’un yayınlanmasını müteakiben davalar,   Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiꢀtir.   Mart 2005’te Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvuranları anayasal düzeni   sarsmaya teꢀebbüs etmekten suçlu bulmuꢀ ve müebbet hapis cezasına mahkum etmiꢀtir. 11   Aralık 2006’da Yargıtay, kararı bozmuꢀtur. 9 Kasım 2007’de Diyarbakır Ağır Ceza   Mahkemesi bir kez daha baꢀvuranları suçlu bulmuꢀtur. Dava dosyasındaki bilgilere göre,   baꢀvuranlar aleyhindeki dava halen Yargıtay önünde devam etmektedir.   Dava sırasında birinci derece mahkemeleri, her duruꢀma sonunda resen veya   baꢀvuranların talebi üzerine devam etmekte olan tutukluluk hallerini incelemiꢀtir. Her   defasında, mahkemeler suçun niteliğini, delillerin durumunu ve dosyanın içeriğini göz önünde   bulundurarak baꢀvuranların tutuklu yargılanmalarının devamına karar vermiꢀtir.   HUKUK   I. DAVALARIN BĐRLEꢀTĐRĐLMESĐ   Davaların olaylar ve hukuk açısından benzerlik göstermesini göz önüne alan AĐHM,   davaları birleꢀtirmeyi ve birlikte incelemeyi uygun görmüꢀtür.   II. AĐHS’NĐN 5. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Birinci baꢀvuran, AĐHS’nin 5/3 maddesi uyarınca tutukluluk süresinin, “makul süre”   gereğine uymadığını ileri sürmüꢀtür. Ayrıca, AĐHS’nin herhangi bir maddesine dayanmadan,   tutukluluğunun kanuna uygunluğuna itiraz ederken baꢀvurabileceği bir iç hukuk yolunun   mevcut olmadığından ꢀikayetçi olmuꢀtur. Đkinci baꢀvuran, AĐHS’nin 6/1 maddesi bağlamında   adli takibat sırasındaki tutukluluk süresinin, aꢀırı olduğundan ꢀikayetçi olmuꢀtur. Ayrıca,   AĐHS’nin 13. maddesi bağlamında tutukluluğunun kanuna uygunluğuna itiraz etmek için   baꢀvurabileceği bir iç hukuk yolunun mevcut olmadığından ꢀikayetçi olmuꢀtur.   AĐHM, sözkonusu ꢀikayetlerin yalnızca AĐHS’nin 5. maddesinin 3. ve 4. paragrafları   bağlamında incelenmesi gerektiği kanısındadır.   Hükümet, baꢀvuranların iddialarına ve özellikle de mağdur statülerine itiraz etmiꢀtir.   Ancak, AĐHM önceki davalardaki sözkonusu itirazı reddetmiꢀtir (bkz., örneğin,   Durmaz/Türkiye, no. 55913/00, paragraflar 33-34, 5 Aralık 2006). AĐHM, mevcut davada   sözkonusu içtihadından ayrılmak için neden görmemektedir. Bu nedenle, sözkonusu   ꢀikayetlerin kabuledilebilir olduğu sonucuna varmıꢀtır.   Baꢀvuranların adli takibat sırasındaki tutukluluk sürelerinin makul olmamasına iliꢀkin   ꢀikayetleri hususunda AĐHM, birinci baꢀvuranın yaklaꢀık on bir yıl ve ikinci baꢀvuranın altı   yıl yedi ay tutuklu yargılandığını tespit etmiꢀtir (mahkum olduktan sonra hükümlü olarak   geçirdikleri süreler düꢀülmüꢀtür).   AĐHM, daha önce de tutuklu yargılanma süresinin uzunluğuna iliꢀkin benzer davalarda   çoğunlukla AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (bkz., örneğin,   Çarkçı/Türkiye, no. 7940/05, paragraf 21, 26 Haziran 2007; Dereci/Türkiye, no. 77845/01,   paragraf 21, 24 Mayıs 2005; Taciroğlu/Türkiye, no. 25324/02, paragraf 24, 2 ꢁubat 2006).   Sunulan delilleri inceleyen AĐHM, Hükümet’in mevcut davada farklı bir sonuca varmasına   neden olacak ikna edici bir argüman sunmadığı kanısındadır. Konuya iliꢀkin içtihadını göz   önüne alan AĐHM, baꢀvuranın tutuklu yargılanma süresinin aꢀırı olduğu ve AĐHS’nin 5/3   maddesinin ihlaline neden olduğu sonucuna varmıꢀtır.   Baꢀvuranların, AĐHS’nin 5/4 maddesi kapsamında etkili bir iç hukuk yolunun mevcut   bulunmamasına iliꢀkin ꢀikayeti hususunda AĐHM, Türk hukuk sisteminin çekiꢀmeli ya da   makul baꢀarı ihtimalleri sunabilen etkili bir iç hukuk yolu sunmadığına iliꢀkin yerleꢀik   içtihadına atıfta bulunur (bkz. Koꢀti ve Diğerleri/Türkiye, no. 74321/01, 22. paragraf, 3 Mayıs   2007; Bağrıyanık/Türkiye, no. 43256/04, 50. ve 51. paragraf, 5 Haziran 2007; Doğan   Yalçın/Türkiye, no. 15041/03, 43. paragraf, 19 ꢁubat 2008). Mevcut davada vardığı sonuçtan   farklı bir sonuca varmak için neden görmemektedir. Sonuç olarak, AĐHM sözkonusu   maddenin ihlal edildiği kanaatine varmıꢀtır.   III. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN 1. PARAGRAFININ VE 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL   EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuranlar AĐHS’nin 6/1 maddesi uyarınca aleyhlerinde baꢀlatılan cezai takibatın   makul bir süre içerisinde sonuca bağlanmadığından ꢀikayetçi olmuꢀtur. Ayrıca birinci   baꢀvuran, AĐHS’nin herhangi bir maddesini dayanak göstermeden, aleyhinde baꢀlatılan cezai   takibatın süresine itiraz ederken baꢀvurabileceği etkili bir iç hukuk yolu bulunmadığını   kaydetmiꢀtir. Đkinci baꢀvuran aynı ꢀikayete iliꢀkin AĐHS’nin 13. maddesini dayanak   göstermiꢀtir.   Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmiꢀtir.   AĐHM, sözkonusu ꢀikayetlerin her iki baꢀvuran açısından da AĐHS’nin 6/1 ve 13.   maddeleri kapsamında incelenmesi gerektiği kanaatindedir.   Göz önüne alınması gereken süre iki aꢀamalı yargılamada, birinci baꢀvuran için   yaklaꢀık on dört yıl ve ikinci baꢀvuran için dokuz yıl sekiz aydır.   AĐHM mevcut baꢀvurulardakine benzer konuların ortaya çıktığı davalarda çoğunlukla   AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlallerini tespit etmiꢀtir (bkz., örneğin, Sertkaya/Türkiye, no.   77113/01, 21. paragraf, 22 Haziran 2006; Hasan Döner/Türkiye, no. 53546/99, 54. paragraf,   Kasım 2007; Uysal ve Osal/Türkiye, no. 1206/03, 33. paragraf, 13 Aralık 2007). Mevcut   davada vardığı sonuçtan farklı bir sonuca varmak için neden görmemektedir. Sonuç olarak,   baꢀvuranlar aleyhindeki cezai takibatın aꢀırı uzun sürmesi nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesi   ihlal edilmiꢀtir.   Ayrıca AĐHM daha önce, Türk hukuku uyarınca baꢀvuranların, sözkonusu takibatın   uzunluğuna itiraz ederken baꢀvurabilecekleri etkili bir iç hukuk yolunun bulunmaması   hususunda AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (bkz. Bahçekaya/Türkiye,   no. 74463/01, paragraflar 26-30, 13 Temmuz 2006; Tendik ve Diğerleri, no. 23188/02,   paragraflar 34-39, 22 Aralık 2005). Mevcut davada farklı bir sonuca varmak için neden   görmemektedir.   Dolayısıyla AĐHS’nin 13. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   Baꢀvuranlar, maddi ve manevi zarar için 18,000 Euro talep etmiꢀtir.   Hükümet, sözkonusu taleplere itiraz etmiꢀtir.   AĐHM ileri sürülen manevi zarar hususunda baꢀvuranların, taleplerini destekleyen   belgeler sunmadıklarını gözlemler ve bu nedenle, talepleri reddeder.   AĐHM, AĐHS’nin 5. maddesinin 3. ve 4. paragrafları ile 6/1 ve 13. maddesinin ihlal   edildiğini kaydeder. Diğer yandan, AĐHS’nin 5/4 ve 13. maddesi kapsamındaki ihlal   tespitinin, baꢀvuranların uğradığı manevi zarar için baꢀlıbaꢀına adil tazmin teꢀkil ettiği   kanaatindedir. Ayrıca, AĐHS’nin 5/3 ve 6/1 maddelerinin ihlalleri nedeniyle uğranılan manevi   zararın yalnızca ihlal tespiti ile telafi edilemeyeceğini kabul eder. AĐHM, hakkaniyet   temelinde, birinci baꢀvuran Mehmet Kadri Can’ın tüm taleplerinin tazmin edilmesine karar   vermiꢀtir. Ayrıca, ikinci baꢀvuran Mehmet Ziya Gümüꢀ’e sözkonusu baꢀlık altında 10,000   Euro tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.   Baꢀvuranlar, AĐHM önündeki davalarda yaptıkları masraf ve harcamalar için tazminat   talep etmemiꢀtir ve bu, AĐHM’nin resen incelemesi gereken bir husus değildir (bkz.   Tutar/Türkiye, no. 11798/03, 31. paragraf, 10 Ekim 2006).   AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz oranına üç puan   eklemek suretiyle oluꢀacak faiz oranına göre belirlenmesini uygun bulmuꢀtur.   Son olarak, tarafların sunduğu bilgilere göre, baꢀvuranlar aleyhindeki cezai takibat   halen devam etmektedir. AĐHM, bu koꢀullar altında, AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlalini   engellemek için en uygun yolun, baꢀvuranlar aleyhindeki yargılamanın olabildiğinde çabuk   sonuca bağlanması ve adaletin doğru uygulanması gereklerinin göz önüne alınması olacağı   kanaatindedir (bkz., mutatis mutandis, Yakıꢀan/Türkiye, no. 11339/03, 49. paragraf, 6 Mart   2007).   YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE   1. Baꢀvuruları birleꢀtirmeye,   2. Baꢀvuruların kabuledilebilir olduğuna,   3. AĐHS’nin 5. maddesinin 3. ve 4. paragraflarının ihlal edildiğine,   4. AĐHS’nin 6/1 ve 13. maddesinin ihlal edildiğine,   5. (a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç   ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden ulusal para birimine çevrilmek üzere   Sorumlu Devlet tarafından baꢀvuranlara aꢀağıda kaydedilen meblağların ödenmesine;   (i) Mehmet Kadri Can’a manevi tazminat olarak 18,000 EUR (on sekiz bin Euro) ve   ödenebilecek her tür vergi;   (ii)Mehmet Ziya Gümüꢀ’e manevi tazminat olarak 10,000 EUR (on bin Euro) ve   ödenebilecek her tür vergi;   (b)Yukarıda anılan üç aylık sürenin aꢀılmasından ödeme gününe kadar geçen süre   içerisinde Avrupa Merkez Bankası’nın gecikme süresince uyguladığı marjinal faiz oranına üç   puan eklemek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faizin yukarıda kaydedilen   miktarlara uygulanmasına karar vermiꢀ,   6. Baꢀvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmını reddetmiꢀtir.   Đꢀbu karar, Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2.   ve 3. paragrafları uyarınca 31 Mart 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   Vincent BERGER   Sekreter   Boštjan M. ZUPANČIČ   Baꢀkan

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 15.07.2026. · Źródło