16963/07
WyrokETPCz2009-04-21ECLI:CE:ECHR:2009:0421JUD001696307
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość tymczasowego aresztowania naruszyła prawo do wolności i bezpieczeństwa osobistego z art. 5 ust. 3 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał przypomniał swoje ugruntowane orzecznictwo dotyczące oceny rozsądnego charakteru tymczasowego aresztowania. Stwierdził, że łączny czas trwania aresztowania skarżącego, przekraczający dziewięć lat i jeden miesiąc, był nadmierny. Rząd nie przedstawił żadnych argumentów uzasadniających odstąpienie od wcześniejszych ustaleń w podobnych sprawach, co doprowadziło Trybunał do wniosku o naruszeniu art. 5 ust. 3 Konwencji.Stan faktyczny
Skarżący, Sadun Çiğdem, urodzony w 1971 roku, został zatrzymany 22 lub 26 września 1997 roku w ramach operacji przeciwko nielegalnej organizacji zbrojnej Hizbullah. 4 października 1997 roku został aresztowany i oskarżony o próbę obalenia porządku konstytucyjnego. 25 stycznia 2000 roku został skazany na dożywotnie ciężkie więzienie, ale wyrok ten został uchylony przez Sąd Kasacyjny 27 września 2000 roku. Sąd Karny w Diyarbakır ponownie skazał go na dożywotnie więzienie, a sprawa wciąż była w toku przed Sądem Kasacyjnym w momencie wydania wyroku ETPCz.Rozstrzygnięcie
Stwierdza naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji; uznaje skargę za dopuszczalną; zasądza 7 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe; oddala pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
ÇĐĞDEM - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 16963/07)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Nisan 2009
Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup
ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
T.C. vatandaꢀı Sadun Çiğdem’in (baꢀvuran) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 11
Nisan 2007 tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin
Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapılan
16963/07 numaralı baꢀvuru sonucu bu dava görülmektedir
Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde herhangi bir avukat aracılığıyla
temsil edilmemektedir.
OLAYLAR
DAVANIN KOꢀULLARI doğumlu baꢀvuran Diyarbakır Cezaevinde hükümlüdür. Baꢀvurana göre 22 Eylül
1997’de, Hükümete göre 26 Eylül 1997 tarihinde yasadıꢀı silahlı örgüt Hizbullah’a karꢀı
yürütülen operasyon kapsamında baꢀvuran yakalanarak gözaltına alınmıꢀtır. Baꢀvuran 4 Ekim tarihinde tutuklanmıꢀ, 31 Ekim 1997 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Anayasal düzenini
zorla yıkma giriꢀiminde bulunmak suçu ile hakkında kamu davası açılmıꢀtır.
Tutuklandığı tarihten itibaren mahkeme heyeti düzenli olarak baꢀvuranın tutukluluk halinin
devamına karar vermiꢀtir. Baꢀvuran 4 Ekim 1997 tarihinde tutukluluk haline itirazda
bulunmuꢀ, bu talebi beꢀ gün sonra reddedilmiꢀtir. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi 25
Ocak 2000 tarihinde baꢀvuranı müebbet ağır hapis cezasına çarptırmıꢀtır. Yargıtay 27 Eylül tarihinde bu kararı bozmuꢀtur. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi Yargıtay tarafından
iade edilen kararı incelemiꢀ ve baꢀvuranı yeniden müebbet hapis cezasına çarptırmıꢀtır. Dava
dosyasında yer alan bilgilere göre mevcut kararın verildiği tarihte dava Yargıtay’da halen
derdesttir.
HUKUK
AĐHS’nin 5/3 maddesine atıfta bulunan baꢀvuran tutukluluk süresinin aꢀırı uzun olduğundan
ꢀikayetçi olmaktadır.
Hükümet iç hukuk yollarının tükenmediğini savunmakta ve yapılan bu ꢀikayetin ilk tutukluluk
dönemimin sona erdiği tarihten yani 25 Ocak 2000’den itibaren altı ay içinde AĐHM önünde
dile getirilmediğini belirtmektedir.
AĐHM daha önce de benzer itirazları Baltacı-Türkiye (no:495/02, 18 Temmuz 2006) ve
Solmaz-Türkiye (no: 27561/02), kararlarında reddettiğini anımsatmaktadır. Bu kararlarda
alınan sonuçların dıꢀına çıkılmasını gerektirecek herhangi bir gerekçe görmeyen AĐHM
Hükümetin itirazlarını reddetmektedir. AĐHM baꢀvurunun kabuledilemez bulunması için
herhangi bir neden tespit etmemiꢀtir. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
AĐHM esas ile ilgili olarak tutukluluk süresinin iki dönemden oluꢀtuğunu saptamaktadır.
Buna göre ilk dönem baꢀvuranın yakalandığı 22 Eylül 1997’de baꢀlayıp Devlet Güvenlik
Mahkemesi tarafından mahkum edildiği 25 Ocak 2000’de sona ermektedir, bu süre iki yıl dört
aydan fazladır. Đkinci tutukluluk dönemi ilk derece mahkemesinin kararının Yargıtay
tarafından bozulması ve 29 Haziran 2007 tarihinde baꢀvuranın yeniden müebbet hapis
cezasına çarptırılması ile tamamlanmıꢀtır, bu süre ise altı yıl dokuz aydan fazladır. Baꢀvuran
toplamda dokuz yıl bir aydan fazla bir süre tutuklu kalmıꢀtır.
AĐHM daha önce de benzer kararları inceleme fırsatının olduğu ve bunların AĐHS’nin 5/3
maddesinin ihlali ile sonuçlandığı hususunu yineler (Bkz. diğerleri arasında Dereci-Türkiye
kararı, no: 77845/01, 24 Mayıs 2005 ve Taciroğlu-Türkiye kararı no: 25324/02, 2 ꢁubat
2006). Hükümetin bu sonuçları farklı kılacak herhangi bir tespit ve delil sunmadığını
kaydeden AĐHM, bu ꢀikayet ile ilgili olarak AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiği sonucuna
varmaktadır.
AĐHS’nin 41. maddesine iliꢀkin baꢀvuran 17 Mart 1997 tarihinden bu yana geçici iꢀçi olarak
çalıꢀtığını ve Sur Belediyesi’nin tutuklanmasının akabinde kendisini iꢀten çıkardığını ve
bunun sonucunda gelir kaybına uğradığını öne sürerek maddi tazminat olarak 20.000 Euro
talep etmektedir. Baꢀvuran ayrıca 40.000 Euro manevi tazminat, kanıtlayıcı bir belge
olmaksızın iç hukuktaki mahkemeler ve AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama masraf ve
giderleri için 1.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmaktadır.
Öne sürülen gelir kaybı ile ilgili olarak AĐHM sunulan belgelerin AĐHS’nin ihlali neticesinde
baꢀvuranın uğradığı gelir kaybını net bir biçimde ortaya koyamadığını kaydetmekte, sonuç
itibarıyla baꢀvuranın maddi tazminat talebini reddetmektedir (Bkz. aynı anlamda, Karakoç
vd.-Türkiye kararı, no: 27692/95, 28138/95 ve 28498/95, 15 Ekim 2002). AĐHM buna karꢀılık
Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık
bir artıꢀ eklenmek suretiyle baꢀvurana 7.000 Euro manevi tazminat ödenmesini uygun
görmektedir.
Yargılama masraf ve giderlerine dair AĐHM baꢀvuranın herhangi bir kanıtlayıcı belge
sunmadığını belirterek bu talebini reddetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru
üzerinden YTL’ ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından baꢀvurana manevi
tazminat olarak 7.000 (yedi bin) Euro ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 21 Nisan 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
3
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło