17561/04
WyrokETPCz2010-06-15ECLI:CE:ECHR:2010:0615JUD001756104
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy interwencja sił bezpieczeństwa podczas pokojowej demonstracji i wszczęcie postępowania karnego przeciwko skarżącym stanowiły nieproporcjonalną ingerencję w ich prawo do wolności pokojowych zgromadzeń, gwarantowane przez art. 11 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że interwencja sił bezpieczeństwa i wszczęcie postępowania karnego przeciwko skarżącym stanowiły ingerencję w ich prawo do wolności pokojowych zgromadzeń. Chociaż ingerencja ta miała podstawę prawną i dążyła do uzasadnionych celów (ochrona porządku publicznego i praw innych), Trybunał stwierdził, że nie była ona "niezbędna w społeczeństwie demokratycznym". Sąd krajowy uniewinnił skarżących, uznając ich udział w proteście i oświadczenie prasowe za akt demokratyczny, nie wskazując na zagrożenie bezpieczeństwa ani naruszenie porządku publicznego. W konsekwencji Trybunał uznał podjęte środki za nieproporcjonalne, co doprowadziło do naruszenia art. 11 Konwencji.Stan faktyczny
11 września 2000 roku około sześćdziesięciu studentów, w tym skarżący, wzięło udział w proteście przed Konsulatem USA w Stambule przeciwko Międzynarodowemu Funduszowi Walutowemu i więzieniom typu F. Policja interweniowała, uznając demonstrację za nielegalną, co doprowadziło do starć, podczas których protestujący rzucali jajkami i czerwoną farbą. Skarżący zostali zatrzymani i zwolnieni tego samego dnia, a niektórzy odnieśli drobne obrażenia. Później zostali uniewinnieni od zarzutów naruszenia ustawy o zgromadzeniach i demonstracjach.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Odrzuca zarzut Rządu dotyczący statusu ofiary skarżących w odniesieniu do art. 11. 2. Uznaje skargę dotyczącą art. 11 Konwencji za dopuszczalną, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną. 3. Stwierdza naruszenie art. 11 Konwencji. 4. Zasądza na rzecz każdego ze skarżących kwotę 1 800 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe, płatną w lirach tureckich po kursie wymiany obowiązującym w dniu płatności, wraz z odsetkami ustawowymi. 5. Oddala pozostałe roszczenia dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL
AVRUPA
DE L’EUROPE
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
AꢀICI vd. -TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢁvuru no:17561/04)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Haziran 2010
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (17561/04) no’lu davanın nedeni, isimleri ekte
belirtilen on üç T.C. vatandaꢀının (baꢀvuranlar) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 12
Nisan 2004 tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin
Sözleꢀme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ
olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran, Đstanbul Barosu avukatlarından A.T. Ocak tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢀULLARI Eylül 2000 tarihinde, saat 12’ye doğru, üniversite öğrenci konseyi üyesi olan ve aralarında
baꢀvuranın da bulunduğu altmıꢀ kadar öğrenci, Türkiye’ye gelen Uluslararası Para Fonu
(IMF) heyetini ve F Tipi cezaevlerini protesto etmek amacıyla Đstanbul’da bulunan Amerika
Birleꢀik Devletleri Konsolosluğu önünde düzenlenen bir gösteriye katılmıꢀlardır.
Aynı gün düzenlenen tutanağa göre, yasadıꢀı olduğu uyarısında bulunarak polis memurları
gösteriye son verilmesini istemiꢀlerdir. Göstericiler ile güvenlik güçleri arasında çatıꢀma
çıkmıꢀtır. Göstericiler, eylemi dağıtmak amacıyla araya giren güvenlik güçlerine yumurtalar
ve kırmızı yağlı boyalar atmıꢀlardır. Baꢀvuranlar yakalanmıꢀ ve gözaltına alınmıꢀlardır.
Baꢀvuranlar aynı gün saat 20.00’a doğru serbest bırakılmıꢀlardır.
Sağlık raporları aꢀağıdaki tespitleri sunmaktadır:
- Atilla Taꢀcı’nın axillar bölgesinde cilt abresyonları;
- Haꢀim Özgür Ersoy’un sağ göz lateral bölgesinde 5x5 cm’lik bir ekimoz ile boynun sağ
tarafında çok sayıda sıyrıklar;
- Kadir Koray Akyüz’ün sol temporal bölgede 1x1 cm’lik bir ekimoz;
- Tuncer Topal’da darp ve cebir izine rastlanmamıꢀ;
- Đnci Açık’ın burnunda hassasiyet tespit edilmiꢀ ve KBB’ye sevkedilmesine karar verilmiꢀ;
- Derya Divrikli’de hiçbir darp ve cebir izine rastlanmamıꢀ;
- Halim Doktu’nun sol tibia arka yüzünde 3x3 cm’lik bir eritem;
- Hansel Özgümüꢀ’ün sol tibiada 1x1cm’lik bir iz;
- Savaꢀ Gül’ün sol kulak arka tarafında 1x1cm’lik bir ekimoz;
- Derya Dağlı Umralı’nın sol maksillasında bir hipermi ve sırtında bir hipermi;
- Ferdi Çiloğlu’nun sol gözünde 2x3 cm’lik bir ekimoz;
- Sevinç Hocaoğulları’nın burnunda bir ekimoz ve ödem, üst dudak üzerinde 0,5x0,5 cm’lik
bir kızarıklık ve sol uyluk alt bölgede 5x5 cm’lik bir ekimoz, KBB muayenesine sevk edilmiꢀ;
- Ali Ergin Demirhan’ın alt dudağında sıyrık, her iki burun deliğinde pıhtılaꢀmıꢀ kan,
krepitasyon ya da ağrı yok, boyunda ve sol ön kolda kızarıklıklar;
Aynı gün Đnci Açık KBB muayenesinden geçirilmiꢀtir. Sağlık raporunda burunda 3 cm
boyunda sıyrıklar olduğu belirtilmiꢀtir.
Aynı gün Sevinç Hocaoğulları KBB muayenesinden geçirilmiꢀtir. Sağlık raporuda, burunda
ve iki gözde ekimozlar ile alt dudakta 0,5 x 0,5 cm’lik bir ekimoz belirtilmiꢀtir.
Baꢀvuranlara iꢀgöremez raporu verilmemiꢀtir. Eylül 2000 tarihinde, Beyoğlu Savcılığı aralarında baꢀvuranların da bulunduğu elli beꢀ
kiꢀiyi 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüꢀleri Kanunu’nu çiğnemekle suçlamıꢀtır. Kasım 2000 tarihinde, on dört avukat, aralarında baꢀvuranların da bulunduğu elli beꢀ kiꢀi
adına Beyoğlu Savcılığı’na kötü muameleden ꢀikayette bulunmuꢀlardır. Mart 2001 tarihinde Savcılık, takipsizlik kararı vermiꢀtir. Savcılık gerekçelerinde,
baꢀvuranların izinsiz bir gösteriye katıldıklarını, güvenlik güçlerinin dağılın uyarısına rağmen
slogan attıklarını belirtmiꢀtir. Göstericiler, kendilerini dağıtmak amacıyla güç kullanan
güvenlik güçleri ile çarpıꢀarak yürüyüꢀlerine devam etmiꢀlerdir; göstericilerden bazıları hafif
ꢀekilde yaralanmıꢀtır. Mayıs 2001 tarihinde, yasal düzenlemeye uygun olarak, karar baꢀvuranların avukatlarına
tebliğ edilmiꢀtir. Sözkonusu tebligat tebellüğ edilmiꢀtir. Ağustos 2003 tarihinde, baꢀvuranların yeni iki avukatı, mahkeme kaleminden takipsizlik
kararının bir nüshasını talep etmiꢀler ve Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Baꢀkanlığı’nda
sözkonusu karara itiraz etmiꢀlerdir. Aralık 2003 tarihinde, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Baꢀkanlığı, takipsizlik kararının, 30
Mayıs 2001 tarihinde, baꢀvuranların avukatları tarafından belirtilen adrese iletildiği ve
mahkeme kaleminden alınan karar nüshasının itiraz hakkı tanımadığı gerekçesi ile yapılan
itirazı reddetmiꢀtir. Mayıs 2004 tarihinde, Beyoğlu Asliye Ceza Mahkemesi, 4748 sayılı yeni Kanunun 21.
maddesi ve böyle eylemleri demokratik bir tepki olarak değerlendiren Yargıtay içtihadı
uyarınca suç oluꢀturan unsurların bir araya gelmediği gerekçesi ile baꢀvuranların beraat
etmesine karar vermiꢀtir. Mahkeme, kararın gerekçesinde, AĐHS’nin 11. maddesine atıfta
bulunmuꢀ ve göstericilerin bir toplantıya katılmalarının ve basın açıklaması yapmalarının
demokratik bir hareket olduğunu belirtmiꢀtir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
AĐHS’nin 3. maddesine atıfta bulunarak, baꢀvuranlar, yakalanma sırasında, polis
memurlarının darbeleri nedeniyle kötü muameleye maruz kalmaktan ꢀikayetçilerdir.
Baꢀvuranlar, 20 Ağustos 2003 tarihinde Savcılık tarafından verilen takipsizlik kararından
haberdar olmadıklarını iddia etmektedirler. Baꢀvuranların beyanlarına göre, sözkonusu karar,
yalnızca, mevcut davada baꢀvuran olmayan tek bir göstericinin avukatına tebliğ edilmiꢀtir.
Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmediğini savunmakta ve baꢀvuranları, Savcılık tarafından
verilen 30 Mayıs 2001 tarihli takipsizlik kararına yasal süre içerisinde itiraz etmemekle
suçlamaktadır. Hükümet, olayların meydana geldiği dönemde, aralarında baꢀvuranların da
bulunduğu göstericilerin avukatlarının adresine yasaya uygun olarak kararın tebliğ edildiğini
savunmaktadır. Hükümete göre, baꢀvuranların ꢀikayetlerinin sonucunu takip etmek için
gerekli ihtimamı göstermeleri gerekirdi.
AĐHM, Türk Hukuk sisteminin kabul ettiği ꢀekli ile sözkonusu itiraz yolunun, baꢀvuruda
bulunma ve dolayısıyla tüketme imkanından yoksun kabul edilemeyeceğini daha önce ifade
etmiꢀtir (Saraç-Türkiye, baꢀvuru no: 35841/97, 2 Aralık 2004; Hıdır Durmaz-Türkiye,
baꢀvuru no: 55913/00, 5 Aralık 2006 ve Sultan Öner ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru no:
73792/01, 17 Ekim 2006).
Đꢀbu davada AĐHM, tebliğinin, aralarında baꢀvuranlarında bulunduğu göstericilerin on dört
avukatı tarafından belirtilen adrese gerektiği ꢀekilde yapıldığını tespit etmektedir. ꢁayet,
takipsizlik kararı baꢀvuranlara resmi olarak tebliğ edilmemiꢀ olsa dahi, AĐHM, çok sayıda
avukat tarafından temsil edilen baꢀvuranların kendilerinin veya avukatlarının daha ihtimamlı
davranmıꢀ olmaları gerektiği ve 20 Ağustos 2003 tarihinden önce ꢀikayetlerinin sonucu
hakkında bilgi sahibi olmaları gerektiği değerlendirmesinde bulunmaktadır (sözü edilen Hıdır
Durmaz, Pad ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru no: 60167/00, 28 Haziran 2007 ve Sevinç ve
diğerleri, baꢀvuru no: 8074/02, 8 Ocak 2008).
Mevcut davada AĐHM, iç hukuk yollarının tüketilmesi amacıyla yasal süre içerisinde
Savcılığın takipsizlik kararına itiraz etme yükümlülüğünden baꢀvuranların muaf tutulmasını
sağlayabilecek hiçbir koꢀul tespit edememektedir.
Bu itibarla AĐHM, Hükümet’in iç hukuk yollarının tüketilmediği kapsamında yapmıꢀ olduğu
itirazı kabul etmektedir. Sözkonusu ꢀikayetin, AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4.
paragraflarının hükümleri uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaꢀılmaktadır.
II. AĐHS’NĐN 5. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar, gözaltının yasalara aykırı olmasından ꢀikayetçi olmakta ve AĐHS’nin 5/1c)
maddesine atıfta bulunmaktadırlar.
AĐHM öncelikle, baꢀvuranların gözaltı hallerinin 11 Eylül 2000 tarihinde serbest
bırakılmalarıyla sona ererken baꢀvuranların baꢀvurularını 12 Nisan 2004 tarihinde
sunduklarını gözlemlemektedir (Ersoy ve Aslan-Türkiye, baꢀvuru no: 16087/03, 28 Nisan
2009). Ayrıca davanın incelemesi AĐHS’nin 35. maddesinin 1. paragrafı ile öngörülen altı ay
süresini durdurabilecek veya askıya alabilecek hiçbir özel koꢀul tespit etme imkanı
sunmamaktadır. AĐHS’nin 5. maddesi kapsamında yapılan ꢀikayet gecikmeli olarak
yapılmıꢀtır ve AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi
gerekmektedir.
III. AĐHS’NĐN 11. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar, baꢀvuranlar, güvenlik güçlerinin toplanmaları sırasında araya girmesi ve basın
toplantısı yapılmasını engellemeleri nedeniyle AĐHS’nin 10. ve 11. maddeleri ile güvence
altına alınan ifade ve barıꢀçıl yolla toplanma özgürlüğü haklarının ihlal edilmesinden ꢀikayetçi
olmaktadırlar. AĐHM, sözkonusu ꢀikayeti yalnızca AĐHS’nin 11. Maddesi kapsamında
inceleyecektir.
Hükümet itirazlarını sunmaktadır. Đlk olarak, Hükümet, baꢀvuranların, 2911 sayılı Toplantı ve
Gösteri Yürüyüꢀleri Kanunu çiğnemek hakkındaki ceza davasından beraat ettiklerinden ve
ihtilaflı gösteriyi izleyen altı ay süresince baꢀvuruda bulunmuꢀ olmaları gerektiğinden,
baꢀvuranların mağdur statüsü taꢀımadıklarını savunmaktadır. Đkinci olarak ise Hükümet, idari
yargılama çerçevesinde yetkililerin her türlü eylem ve davranıꢀlarına itiraz etmek için idari
baꢀvuru yoluna sahip olduklarını savunmaktadır.
Baꢀvuranların mağdur sıfatı kapsamında yapılan itiraz ile ilgili olarak, AĐHM, sözkonusu
itirazın AĐHS’nin 11. maddesi ile sıkı sıkıya bağlı olduklarını belirtmekte ve itirazın esasa
eklenmesine karar vermektedir.
Đdari baꢀvuru yollarının tüketilmemesi kapsamındaki Hükümet’in itirazı ile ilgili olarak,
AĐHM, Hükümet’in, AĐHM’nin teoride baꢀvuru yolunun etkili olduğu değerlendirmesinde
bulunma imkanı sağlayan baꢀka kanıt unsurları veya emsal nitelikli davalar sunmadığını
gözlemlemektedir. Dolayısıyla AĐHM, sözkonusu itirazı reddetmektedir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Esas ile ilgili olarak, AĐHM, baꢀvuranların, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüꢀleri
Kanununu çiğnemekten dolayı haklarında açılan ceza davası çerçevesinde, Beyoğlu Asliye
Ceza Mahkemesi tarafından serbest bırakıldıklarını kaydetmektedir. AĐHM, sözkonusu
yargılamanın, bu gösteriye katılan baꢀvuranların ilgili yasayı ihlal edip etmediklerinin
belirlenmesine iliꢀkin olduğunu gözlemlemektedir. Bu hususta Asliye Ceza Mahkemesi ihlal
olmadığı cevabını vermiꢀ ve baꢀvuranları serbest bırakmıꢀtır. Bu itibarla AĐHM,
baꢀvuranların yapmıꢀ oldukları gibi, altı ay süresi içerisinde baꢀvurularını sunmak için yasal
olarak yargılamanın sonucunu bekleyebilecekleri kanaatindedir. Nitekim AĐHM, Asliye Ceza
Mahkemesi’nin beraat kararının gerekçelerinde baꢀvuranların ꢀikayetine iliꢀkin yani gösteri
haklarını ihlal ederek araya giren güvenlik güçlerinin müdahalelerinin yasaya aykırı olduğu
hususunda bir karar bildirmediğini gözlemlemektedir. Sonuç olarak AĐHM, beraat kararı ile
baꢀvuranların mağdur sıfatlarını kaybetmedikleri kanaatindedir. Dolayısıyla AĐHM, Hükümet
tarafından sunulan itirazı reddetmektedir.
Yukarıda söylenenler ıꢀığında AĐHM, yalnızca baꢀvuranların gösteriye katılmalarına ve basın
açıklaması yapmalarına engel olunmasının, toplantı özgürlüğü haklarını kullanmalarına
yönelik bir müdahale oluꢀturduğu kanaatindedir. Sözkonusu müdahalenin, 2911 sayılı
Toplantı ve Gösteri Yürüyüꢀleri Kanunu ile yasal bir dayanağı bulunmakta ve düzenin ve
baꢀkalarının haklarının korunması gibi AĐHS’nin 11. maddesinin 2. paragrafı ile meꢀru kabul
edilen iki amacı izlemekteydi (Oya Ataman-Türkiye, baꢀvuru no: 74552/01). Sözkonusu
müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.
Hükümet, gösteri için seçilen yerin Amerika Birleꢀik Devletleri Konsolosluğu’nun önünü
olması nedeniyle istisnai güvenlik tedbirleri gerektirmesinden ve göstericilerin baꢀka bir
yerde basın açıklaması yapmayı reddetmelerinden dolayı güvenlik güçlerinin güvenlik
nedenleriyle araya girdiklerini savunmaktadır.
AĐHM, baꢀvuranların çıkarıldıkları Asliye Ceza Mahkemesi’nin, gerekçelerinde hiçbir
ꢀekilde, olası bir güvenlik tehlikesinin varlığından veya gösterinin yeri nedeniyle kamu
düzenin bozulmasından hiçbir ꢀekilde bahsetmediğini tespit etmektedir.
Son olarak AĐHM, Asliye Ceza Mahkemesi’nin kararının gerekçelerinde AĐHS’nin 11.
maddesine atıfta bulunduğunu ve göstericilerin eyleme katılmalarının ve basın açıklaması
yapmalarının demokratik bir eylemi teꢀkil ettiğini belirttiğini gözlemlemektedir.
Dava koꢀulları ıꢀığında, AĐHM, güvenlik güçlerinin müdahalelerinin ve baꢀvuranlar hakkında
ceza davası açılmasının orantısız tedbirler olduğu kanaatindedir. Sözkonusu tedbirler,
AĐHS’nin 11. maddesinin ikinci paragrafı uyarınca kamu düzeninin korunmasında gerekli
tedbirleri oluꢀturmamaktaydı (Karatepe ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru numaraları: 33112/04,
36110/04, 40190/04, 41469/04 ve 41471/04, 7 Nisan 2009 ve Serkan Yılmaz ve diğerleri-
Türkiye, baꢀvuru no: 25499/04, 13 Ekim 2009).
Bu itibarla AĐHS’nin 11. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Baꢀvuranların her biri maruz kaldıkları manevi zarar için 10.000 Euro talep etmektedirler.
Hükümet, aꢀırı olduklarına kanaat getirdikleri sözkonusu iddialara karꢀı çıkmaktadırlar.
AĐHM, hakkaniyete uygun olarak, baꢀvuranların her birine 1.800 Euro manevi tazminat
ödenmesine hükmetmektedir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuranlar, 5.000 Euro avukatlık ücreti talep etmektedirler. Bununla birlikte baꢀvuranlar
iddialarını desteklemek için hiçbir belge sunmamaktadırlar.
C. Gecikme faizi
AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı
orana üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenmesinin uygun olacağına hükmetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Hükümet’in AĐHS’nin 11. maddesi kapsamında baꢀvuranların mağdur sıfatlarına iliꢀkin
itirazının esasa eklenmesine ve reddedilmesine;
2. Baꢀvurunun AĐHS’nin 11. maddesi kapsamında yapılan ꢀikayete iliꢀkinin kısmının
kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
3. AĐHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine; a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet
tarafından baꢀvuranların her birine her türlü vergiden muaf tutularak 1.800 Euro (bin sekiz
yüz Euro) manevi tazminat ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç
puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin Đç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 15 Haziran 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
EK
1.
2.
3.
4.
5.
6.
7.
8.
9.
Atilla AꢁICI, 1976 doğumlu,
Đnci AÇIK, 1980 doğumlu,
Hansel ÖZGÜMÜꢁ, 1978 doğumlu,
Derya Dağlı UMRALI, 1979 doğumlu,
Ferdi ÇĐLOĞLU, 1978 doğumlu,
Kadir Koray AKYÜZ, 1980 doğumlu,
Halim DOKTU, 1980 doğumlu,
Derya DĐVRĐKLĐ, 1979 doğumlu,
Haꢀim Özgür ERSOY, 1978 doğumlu,
10. Tuncer TOPAL, 1980 doğumlu, 1980 doğumlu,
11. Sevinç HOCAOĞULLARI, 1976 doğumlu,
12. Savaꢀ GÜL 1979 doğumlu,
13. Ali Ergin DEMĐRHAN,1982 doğumlu.
8
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło