17742/03

WyrokETPCz2007-03-06ECLI:CE:ECHR:2007:0306JUD001774203

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość, w kontekście wysokiej inflacji, naruszyło prawo do poszanowania mienia z art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że opóźnienie w wypłacie dodatkowego odszkodowania za wywłaszczoną nieruchomość, ustalonego przez sądy krajowe, stanowiło nadmierne i nieproporcjonalne obciążenie dla skarżącego. Wskazał, że w warunkach wysokiej inflacji, brak terminowej wypłaty odszkodowania narusza słuszną równowagę, która powinna istnieć między wymogami interesu ogólnego a ochroną prawa własności. Trybunał powołał się na swoje wcześniejsze orzecznictwo w podobnych sprawach, podkreślając, że rząd nie przedstawił żadnych argumentów ani dowodów, które mogłyby doprowadzić do odmiennego wniosku.
Stan faktyczny
W 1999 roku nieruchomość skarżącego, Mehmet Hanifi Kaya, została wywłaszczona przez Ministerstwo Energii i Zasobów Naturalnych w ramach projektu zapory Birecik. Skarżący zakwestionował wysokość odszkodowania, a sąd krajowy (Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi) w grudniu 1999 roku przyznał mu dodatkowe odszkodowanie z odsetkami. Decyzja ta została podtrzymana przez Sąd Kasacyjny (Yargıtay) w październiku 2000 roku. Administracja wypłaciła dodatkowe odszkodowanie dopiero w grudniu 2002 roku. Skarżący skarżył się, że opóźnienie w wypłacie, w połączeniu z wysoką inflacją, spowodowało utratę wartości odszkodowania.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdza, że skarga jest dopuszczalna. 2. Stwierdza naruszenie art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji. 3. Stwierdza, że nie ma potrzeby odrębnego badania skargi na podstawie art. 6 § 1 Konwencji. 4. Zasądza od Rządu pozwanego na rzecz skarżącego, w terminie trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, kwotę 1000 EUR tytułem szkody majątkowej oraz 500 EUR tytułem kosztów i wydatków, powiększone o odsetki za zwłokę. 5. Oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ   MEHMET HANİFİ KAYA- TÜRKİYE DAVASI   (Başvuru no:17742/03)   KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ   STRAZBURG   Mart 2007   İşbu karar AİHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli   bazı düzeltmelere tabi olabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve 17742/03 başvuru no’lu davanın nedeni bu   ülke vatandaşı Mehmet Hanifi Kaya’nın (başvuran), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne   (AİHM) 7 Mayıs 2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Temel İnsan Haklarını   güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.   Başvuran, AİHM önünde Şanlıurfa Barosu avukatlarından M. Birlik tarafından temsil   edilmektedir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   OLAYLAR   I. DAVA KOŞULLARI   Başvuran, 1946 doğumlu olup Gaziantep’te ikamet etmektedir.   yılında, başvurana ait taşınmaz Birecik Barajı projesi çerçevesinde Enerji ve   Tabi Kaynaklar Bakanlığı tarafından kamulaştırılmıştır.   Bir bilirkişi komisyonu başvurana ait arazinin değerini saptamış ve kamulaştırma   bedeli mülkün devir tarihinde başvurana ödenmiştir.   Şubat 1999 tarihinde, ödenen tutar üzerinde anlaşmazlık doğması üzerine başvuran,   Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi’ne kamulaştırma bedelinin artırılması talebiyle başvuruda   bulunmuştur.   Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi 30 Aralık 1999 tarihli bir kararla, başvuranı kısmen   haklı bulmuş ve İdare tarafından başvurana 29 Temmuz 1999 tarihinden itibaren geçerli   olmak üzere gecikme faizi ile birlikte 1.838.961.676 Türk Lirası (yaklaşık 3.392 Euro)   tutarında ek kamulaştırma bedelinin ödenmesine karar vermiştir.   Yargıtay, 9 Ekim 2000 tarihli bir kararla ilk derece mahkemesi kararını onamıştır.   İdare, 2 Aralık 2002 tarihinde başvurana 5.210.330.117 Türk Lirası (yaklaşık 3.002   Euro) tutarında ek kamulaştırma bedeli ödemiştir.   HUKUK AÇISINDAN   I. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ   İDDİASI HAKKINDA   Başvuran, Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı karşısında yetersiz kalan gecikme faizi   nedeniyle ek tazminatın değer kaybettiğinden şikayetçi olmakta ve bu itibarla 1 No’lu Ek   Protokol’ün 1. maddesine gönderme yapmaktadır.   A. Kabuledilebilirlik Hakkında   Hükümet, altı ay kuralına riayet edilmediği gerekçesiyle AİHS’nin 35. maddesi   uyarınca başvururunun reddedilmesi gerektiğini belirtmektedir. Bu süre 9 Ekim 2000   tarihinden itibaren işlemeye başlamıştır. Oysa ki başvuran, nihai iç hukuk kararından yaklaşık   iki yıl ve yedi ay sonra AİHM’ye başvurmuştur.   AİHM dile getirilen şikayetin, İdare tarafından ek kamulaştırma bedelinin geç   ödenmesi ile ve bu gecikme nedeniyle başvuranın uğradığı zararla ilgili olduğunu tespit   etmektedir.   AİHM, 2 Aralık 2002 tarihinde İdare tarafından ek kamulaştırma bedelinin ödenmesi   ile sözkonusu gecikmenin son bulduğunu tespit etmektedir. Başvuran, 7 Mayıs 2003 tarihinde   AİHM’ye başvurmuş ve böylece AİHS’nin 35. maddesinin gerekliliklerini yerine getirmiştir.   AİHM, içtihadından doğan kriterler uyarınca (Bkz., özellikle 9 Temmuz 1997 tarihli   Akkuş-Türkiye kararı) ve elindeki mevcut unsurların tümünü gözönünde bulundurarak,   başvurunun esastan incelenmesi gerektiği kanaatine varmıştır. AİHM, başvuruda başka hiçbir   kabuledilemezlik gerekçesi ile karşılaşılmadığını tespit etmiştir.   B. Esas Hakkında   AİHM daha önce bu davanınkine benzer soruları gündeme getiren başka davalar da   incelemiş ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz.,   Akkuş, adıgeçen karar, ve Aka, adıgeçen karar).   AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak   hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. Ulusal mahkemelerin kararına göre   kamulaştırmayı yapan İdare tarafından başvurana verilmesi gereken ek tazminatın   ödenmesindeki gecikme, başvuranı, mülkünün kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara   daha sokmuştur. Sözkonusu davanın toplam fiili süresi ile ikiye katlanan bu gecikme,   AİHM’yi, başvuranın genel yararın gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması   arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke   katlanmak zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk etmektedir.   Sonuç olarak AİHM, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine karar   vermiştir.   II. AİHS’NİN 6 § 1. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA   Başvuran, yürütülen adli işlemlerin süresinin AİHS’nin 6 § 1. maddesini ihlal   ettiğinden şikayetçi olmaktadır.   A. Kabuledilebilirlik Hakkında   AİHM, sözkonusu şikayetin AİHS’nin 35 § 3. maddesine göre açıkça dayanaktan   yoksun ilan edilemeyeceğine kanaat getirmiştir. Başka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi   bulunmamaktadır.   B. Esas Hakkında   No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında ulaşılan sonuç dikkate alındığında,   AİHM şikayetin ayrıca Sözleşme’nin 6 § 1. maddesi açısından incelenmesine gerek   olmadığına karar vermiştir.   III. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI HAKKINDA   A. Maddi ve Manevi Tazminat   Başvuran, 15.500 Euro tutarında maddi zarara uğradığını iddia etmektedir. Başvuran   ayrıca manevi tazminat olarak 50.000 Euro talep etmektedir.   Hükümet, bu iddialara karşı çıkmaktadır.   AİHM, Akkuş kararında benimsenen hesaplama yöntemini gözönünde bulundurarak ve   ilgili ekonomik veriler ışığında, başvurana 1.000 Euro tutarında maddi tazminat ödenmesine   karar vermiştir.   Manevi tazminat hususunda ise AİHM, mevcut dava koşullarında, 1 No’lu Ek   Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğinin tespitinin adil tazmin için başlı başına yeterli   olduğuna kanaat getirmiştir.   B. Masraf ve Harcamalar   Başvuran, AİHM önünde yaptığı masraf ve harcamalar için 5.000 Euro talep   etmektedir.   Hükümet bu iddialara karşı çıkmaktadır.   AİHM, Mahkeme’nin bu konudaki içtihadı ve elindeki mevcut unsurlar doğrultusunda   masraf ve harcamalar için başvurana 500 Euro tutarında ödeme yapılmasının makul olduğu   kanaatindedir.   C. Gecikme Faizi   Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına   uyguladığı faiz oranına üç puan eklenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,   1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;   3. AİHS’nin 6 § 1. maddesine dayanan şikayetin ayrıca incelenmesine gerek   olmadığına;   4. a) AİHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay   içinde, döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere ve miktara yansıtılabilecek   her türlü vergiden muaf tutularak, Savunmacı Hükümet tarafından başvurana:   i. maddi tazminat için 1.000 Euro (bin) ödenmesine;   ii.masraf ve harcamalar için 500 Euro (beş yüz) ödenmesine;   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar   Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz   oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;   5. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;   karar vermiştir.   İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3.   maddesine uygun olarak 6 Mart 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło