17756/06

WyrokETPCz2010-02-23ECLI:CE:ECHR:2010:0223JUD001775606

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania cywilnego dotyczącego roszczeń ubezpieczeniowych naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji oraz czy brak skutecznego środka odwoławczego w tej kwestii naruszył art. 13 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że postępowanie cywilne, które trwało około 6 lat i 8 miesięcy na dwóch instancjach, było nadmiernie długie i nie spełniało wymogu „rozsądnego terminu” z art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał podkreślił, że państwa mają obowiązek zapewnić, aby krajowe sądy wydawały ostateczne decyzje w rozsądnym terminie. Argument rządu dotyczący opóźnień wynikających z opinii biegłych nie został uznany za przekonujący, ponieważ sądy kontynuowały rozprawy w międzyczasie. Ponadto, Trybunał stwierdził naruszenie art. 13 Konwencji z powodu braku skutecznego środka odwoławczego w prawie tureckim, który pozwalałby na zaskarżenie nadmiernej długości postępowania cywilnego.
Stan faktyczny
Skarżący, Dersu Erol Uyar, urodzony w 1963 roku, mieszka w Stambule. Po udarze mózgu skarżący zażądał od ubezpieczyciela pokrycia kosztów leczenia, co zostało odrzucone. 18 września 2000 roku skarżący wniósł pozew o odszkodowanie przeciwko ubezpieczycielowi do Sądu Handlowego w Stambule. Postępowanie obejmowało wielokrotne sporządzanie opinii biegłych. Sąd pierwszej instancji zasądził na rzecz skarżącego 24 grudnia 2003 roku, ale Sąd Kasacyjny uchylił to orzeczenie 5 kwietnia 2005 roku. Sąd pierwszej instancji oddalił powództwo skarżącego 14 grudnia 2005 roku, a Sąd Kasacyjny zatwierdził tę decyzję 21 maja 2007 roku.
Rozstrzygnięcie
Trybunał stwierdza dopuszczalność skargi. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu długości postępowania. Stwierdza naruszenie art. 13 Konwencji. Nie uznaje za konieczne odrębne rozpatrywanie skargi dotyczącej art. 14 Konwencji i art. 1 Protokołu nr 1. Zasądza 3 600 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową oraz 1 000 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków. Oddala pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.

Pełny tekst orzeczenia

C O N S E I L D E   L ' E U R O P E   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   UYAR - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 17756/06)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   ꢀubat 2010   Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek   olup ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (17756/06) baꢀvuru no’lu davanın nedeni bu   ülke vatandaꢀı Dersu Erol Uyar’ın (baꢀvuran) 13 Mart 2006 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları   Mahkemesi’ne Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu   baꢀvurudur.   Baꢀvuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul Barosu avukatlarından   G. Altay tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   DAVANIN KOꢀULLARI   Baꢀvuran 1963 doğumlu olup Đstanbul’da ikamet etmektedir.   Felç geçiren baꢀvuran hastane masraflarının sigortacısı tarafından karꢀılanmasını talep etmiꢀ,   belirtilmeyen bir tarihte sigorta ise bu ödemeyi yapmayı reddetmiꢀtir.   Eylül 2000 tarihinde baꢀvuran Đstanbul Ticaret Mahkemesi’nde sigortacı aleyhine tazminat   davası açmıꢀtır.   Nisan 2001 tarihli duruꢀmada Mahkeme baꢀvuranın sigorta sözleꢀmesinden doğan haklarını   belirlemek amacıyla bir bilirkiꢀi incelemesi istemiꢀtir.   Eylül 2001 tarihinde bilirkiꢀi raporu hazırlanmıꢀtır.   Ekim 2001 tarihli duruꢀmada bilirkiꢀi raporunun incelenmesi için Mahkeme taraflara   davaya katılmaları için yirmi günlük mühlet tanımıꢀtır. Baꢀvuran 5 Kasım 2001 tarihinde bu   rapora itiraz etmiꢀtir.   Mahkeme 21 Aralık 2001 tarihli duruꢀmada yeni bir inceleme istemiꢀtir.   Mayıs 2002 tarihinde düzenlenen ikinci rapor dava dosyasına eklenmiꢀtir.   Belirtilmeyen bir tarihte mahkeme tamamlayıcı bilirkiꢀi raporunun düzenlenmesini istemiꢀtir.   Aralık 2002 tarihinde üçüncü bir bilirkiꢀi raporu hazırlanmıꢀ ve dosyaya eklenmiꢀtir. Bu son   rapora savunma tarafı karꢀı çıkmıꢀtır. Mahkeme 18 Nisan 2003 tarihinde adli tıp kurumundan   yeni bir bilirkiꢀi incelemesini talep etmiꢀtir.   Adli tıp kurumu 21 Mayıs 2003 tarihinde yeni bir bilirkiꢀi raporu düzenlemiꢀtir.   Mahkeme 24 Aralık 2003 tarihinde savunma tarafını sözü edilen tedavi masraflarını ödemeye   mahkum etmiꢀtir.   Nisan 2005 tarihinde Yargıtay ilk derece mahkemesinin bu kararını bozmuꢀtur.   Mahkeme 14 Aralık 2005 tarihinde baꢀvuranın talebini reddetmiꢀtir.   Yargıtay 21 Mayıs 2007 tarihinde almıꢀ olduğu ve 21 Haziran 2007 tarihinde baꢀvurana tebliğ   edilen kararı ile 14 Aralık 2005 tarihli kararı onamıꢀtır.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran yargılamanın uzunluğu ile AĐHS’nin 6/1 maddesinde öngörülen makul süre ilkesinin   ihlal edildiğini iddia etmektedir.   AĐHM, AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca ꢀikayetin dayanaktan yoksun olmadığını   saptamaktadır. Ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da herhangi bir kabuledilemezlik unsuru   bulunmamaktadır.   Hükümet baꢀvuranın itirazına karꢀı çıkarak özellikle bilirkiꢀi raporlarının gecikmeli   hazırlanmasının ve tarafların davada bu raporların içeriğine itiraz etmelerinin yargılamanın   uzunluğuna etki ettiğini savunmaktadır.   AĐHM kaydedilmesi gereken dönemin 18 Eylül 2000 tarihinde baꢀvuranın Ticaret   Mahkemesine baꢀvurması ile baꢀlayıp Yargıtay’ın 21 Mayıs 2007 tarihli kararı ile sona erdiğini   saptamaktadır. Đki dereceli mahkemede iki kez ele alınan bu süreç yaklaꢀık altı yıl sekiz aydır.   AĐHM yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın ꢀartları ıꢀığında ve özellikle de   davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranların ve ilgili mercilerin tutumu ve davanın baꢀvuran açısından   arz ettiği önem gibi, içtihadında yerleꢀmiꢀ ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini   gözlemlemektedir (Bkz. diğer birçokları arasında, Pelissier ve Sassi-Fransa kararı no:   30979/96).   AĐHM daha önce de benzer sorunları ortaya koyan itirazların yapıldığını ve AĐHS’nin 6/1   maddesinin ihlal edildiği sonucuna varıldığını hatırlatır.   Mahkemeye sunulan tün delil unsurlarının incelenmesinden AĐHM, ticaret mahkemesinin   davaya iliꢀkin ilk kararını vermesinin üç yıl üç ayda olduğunu, Yargıtay’ın iki kez incelediği   davanın üç yıl beꢀ ayda sonuçlandığının altını çizmektedir. Baꢀvuranın tutumuna iliꢀkin   AĐHM, baꢀvuranın sergilediği tutumun normal sayılabileceğini, yargılamanın uzamasına etki   edecek herhangi bir olumsuz davranıꢀta bulunmadığını gözlemlemektedir (Bkz. Piron-Fransa   no: 36436/97, 14 Kasım 2000). Bilirkiꢀi raporlarının hazırlanması sırasında mahkeme   duruꢀmalarını sürdürmüꢀtür. AĐHM Hükümetin gecikmeli olarak hazırlanan bilirkiꢀi   raporlarının yargılamanın uzamasına etki ettiği savını inandırıcı bulmamaktadır. Bu bağlamda   AĐHM, Devletlere kendi hukuk sistemlerinde her bireyin medeni hak ve yükümlülüklerinden   ileri gelen itirazına iliꢀkin ulusal mahkemelerinin vereceği nihai kararı makul bir sürede   almasını sağlayacak bir düzenleme yapma yükümlülüğü düꢀtüğünü hatırlatır (Bkz.   Comingersoll S.A.-Portekiz no: 35382/97 ve Mikulic-Hırvatistan no: 53176/99). Sözü edilen   bu saptamalar ıꢀığında, AĐHM yargılama sürecinin uzunluğunun aꢀırı olduğuna ve «makul   süre» koꢀulu ile bağdaꢀmadığına itibar etmektedir.   Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuran Türkiye’de yargılama sürecinin uzunluğunun aꢀırı olmasına itiraz edilebilecek   hiçbir baꢀvuru yolunun bulunmadığından yakınmakta, AĐHS’nin 13. maddesine atıfta   bulunmaktadır.   Hükümet bu ꢀikayet ile ilgili görüꢀ bildirmemiꢀtir.   AĐHM, bu ꢀikayetin yukarıda bahse konu ꢀikayet ile ilintili olduğunu hatırlatarak   kabuledilebilir ilan edilmesi gerektiğini kaydetmektedir.   AĐHM daha önce de dile getirdiği üzere Türk Hukuku’nun 13. madde uyarınca ceza   yargılama sürecinin uzunluğuna karꢀı etkili bir baꢀvuru yolunu sunamadığını belirtmektedir   (Bkz. Daneshpayeh-Türkiye no: 21086/04, 16 Temmuz 2009).   Mevcut baꢀvuruda AĐHM, baꢀvuranın davasının AĐHS’nin 6/1 maddesi doğrultusunda makul   bir süre dahilinde görülmesi hakkına karꢀı iç hukukta etkili bir baꢀvuru yolunun yokluğunda   AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.   III. ÖNE SÜRÜLEN DĐĞER ĐDDĐALAR HAKKINDA   Baꢀvuran esasen yargılamanın ivedilikten uzak olduğunu öne sürerek AĐHS’nin 14. ve Ek 1   no’lu Protokol’ün 1. maddesine atıfta bulunmaktadır.   AĐHM yapılan bu ꢀikayetlerin yukarıda dile getirilenlerle ilintili olduğunu kaydederek   kabuledilebilir olduğunu anımsatır.   AĐHS’nin 6/1 ve 13. maddelerinin ihlal edildiğinin tespiti ıꢀığında, AĐHM sözkonusu bu   hükümlerin ihlal edilip edilmediği hususunu incelemeyi gerekli görmemektedir.   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI HAKKINDA   Baꢀvuran manevi tazminat olarak 25.000 Euro talep etmektedir.   Hükümet bu meblağlara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM, baꢀvuranın yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle belirli bir oranda manevi zarara   uğradığını kabul etmekte, bu doğrultuda hakkaniyete uygun olarak baꢀvurana 3.600 Euro   ödenmesini uygun görmektedir.   Baꢀvuran AĐHM önünde yapmıꢀ olduğu yargılama giderleri için 5.000 Euro talep etmekte, bu   çerçevede avukatı ile yapmıꢀ olduğu sözleꢀmeyi sunmaktadır. Baꢀvuran tercüme ve sekretarya   masrafları için 350 Euro talep etmekte, bu yönde kanıtlayıcı herhangi bir belge   sunmamaktadır.   Hükümet bu meblağlara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre bir baꢀvuran gerçekliğini, gerekliliğini kanıtladığı makul   miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Yargılama masraf ve giderlerinin makul   oranlarda olması gerekir. AĐHM kanıtlayıcı belgelerin yokluğunda tercüme ve sekretarya   masraflarına iliꢀkin talepleri reddetmektedir. Bununla birlikte, AĐHM önünde yapıldığı öne   sürülen giderlerin aꢀırı olduğunu belirterek baꢀvurana makul oranda 1.000 Euro ödenmesini   kararlaꢀtırmaktadır.   AĐHM gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına   uyguladığı orana üç puanlık bir artıꢀın ekleneceğini kaydetmektedir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. Yargılama sürecinin uzunluğu nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;   4. AĐHS’nin 14. ve Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi hakkındaki ꢀikayetin ayrıca   incelenmesine yer olmadığına;   5. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru   üzerinden TL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından:   i.baꢀvurana 3.600 (üç bin altı yüz) Euro manevi tazminat ödenmesine;   ii. yargılama masraf ve giderleri için baꢀvurana 1.000 (bin) Euro ödenmesine;   b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet   tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan   fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   6. Adil tatmine iliꢀkin diğer tüm taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.   paragraflarına uygun olarak 23 ꢁubat 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.   5

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło