18242/02
WyrokETPCz2008-02-05ECLI:CE:ECHR:2008:0205JUD001824202
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przedłużone zatrzymanie po wydaniu nakazu zwolnienia naruszało prawo do wolności i bezpieczeństwa osobistego z art. 5 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że wyjątki od prawa do wolności (art. 5 ust. 1) muszą być interpretowane ściśle, a cel tego przepisu to zapobieganie arbitralnemu pozbawieniu wolności. Chociaż pewne opóźnienie w wykonaniu nakazu zwolnienia jest nieuniknione, musi być ono zminimalizowane, a opóźnienia dłuższe niż kilka godzin są co do zasady niedopuszczalne. Ciężar dowodu w zakresie szczegółowego uzasadnienia opóźnienia spoczywa na rządzie. W niniejszej sprawie, opóźnienie wynoszące od 18 do 23 godzin po przekazaniu nakazu zwolnienia do więzienia nie zostało dostatecznie uzasadnione przez rząd, który nie przedstawił szczegółowego wykazu czynności administracyjnych. Trybunał podkreślił, że państwa-strony mają obowiązek zapewnić, aby personel więzienny wykonywał nakazy zwolnienia bez zbędnej zwłoki, niezależnie od liczby zatrzymanych.Stan faktyczny
Skarżący Ali Değerli, Erdal Yıldız, Yaşar Yağan i Nurettin Işık zostali aresztowani 25 grudnia 2000 r. pod zarzutem udziału w zamieszkach w więzieniu Ümraniye. 3 lipca 2001 r. Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesi (Wysoki Sąd Karny) wydał nakaz ich zwolnienia, który został przekazany do więzienia o godzinie 17:50 tego samego dnia. Skarżący zostali faktycznie zwolnieni dopiero 4 lipca 2001 r., co oznaczało opóźnienie od osiemnastu godzin i pięćdziesięciu minut do dwudziestu trzech godzin i trzydziestu pięciu minut od momentu przekazania nakazu.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Stwierdził dopuszczalność pozostałej części skargi. 2. Stwierdził naruszenie art. 5 ust. 1 Konwencji. 3. Zasądził każdemu ze skarżących 1 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkodę niemajątkową. 4. Zasądził skarżącym Erdalowi Yıldızowi i Nurettinowi Işıkowi łącznie 1 500 EUR tytułem kosztów i wydatków. 5. Oddalił pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
DEĞERLĐ VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 18242/02)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG ꢀubat 2008
Đꢀbu karar Sözleꢀme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek
olup ꢀekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve 18242/02 baꢀvuru no’lu davanın nedeni bu ülke
vatandaꢀları Ali Değerli, Erdal Yıldız, Yaꢀar Yağan ve Nurettin Iꢀık’ın (baꢀvuranlar) Avrupa
Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 26 Aralık 2001 tarihinde Temel Đnsan Hakları ve
Özgürlüklerini güvence altına Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi
uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul barosu
avukatlarından M.A. Kırdök ve M. Kırdök tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR Aralık 2000 tarihinde Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesi, Ümraniye E tipi cezaevinde
bulunan mahkumların baꢀlattığı isyana katılmakla suçlanan ve aralarında baꢀvuranların da yer
aldığı birçok kiꢀi hakkında tutuklama kararı almıꢀtır.
Baꢀvuranların avukatı 3 Ocak 2001 tarihinde bu karara itirazda bulunarak müvekkillerinin
tahliyesini talep etmiꢀtir. Aynı gün, Ağır Ceza Mahkemesi dava dosyasının durumu, suçların
niteliği ve bütün delil unsurlarının bir araya getirilmediği gerekçesiyle bu talebi reddetmiꢀtir. Ocak 2001 tarihinde baꢀvuranlar Kandıra Cumhuriyet Savcısı tarafından kendilerine isnat
edilen suçlar hakkında sorgulanmıꢀlardır. Mart 2001 tarihinde Üsküdar Cumhuriyet Savcılığı Ağır Ceza Mahkemesi önünde
baꢀvuranları cinayet, bilerek kamu mallarına zarar vermek ve cezaevi idaresine karꢀı silahlı
ayaklanmaya katılmakla itham etmiꢀtir.
Ağır Ceza Mahkemesi ratione materia bakımından Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi
(DGM) yetkili olduğuna karar vermiꢀtir. DGM 30 Nisan 2001 tarihinde baꢀvuranların serbest
bırakılma taleplerini reddettikten sonra bu davada yetkisiz olduğu kararını vermiꢀtir. Yetki
konusunda ihtilaf bulunan dosya Yargıtay’a gönderilmiꢀtir. Yargıtay bu davada Ağır Ceza
Mahkemesi’nin yetkili olduğuna karar vermiꢀtir.
Baꢀvuranların avukatı 28 Haziran 2001 tarihinde ilgililerin tahliye talebini yinelemiꢀtir.
Ağır Ceza Mahkemesi 3 Temmuz 2001 tarihli bir karar ile bu talebi yerinde bulmuꢀ ve
baꢀvuranların tahliyelerine karar vermiꢀtir. Aynı gün saat 17.10’da tahliye kararı
düzenlenerek Üsküdar Cumhuriyet Savcısı’na gönderilmiꢀtir. Saat 17.50’de karar
baꢀvuranların tutuklu bulunduğu cezaevinden sorumlu ilgili savcılığa faks yoluyla iletilmiꢀtir. Temmuz 2001 tarihinde saat 15.00 sularında A. Değerli ve Y. Yağan Kandıra Cezaevinden
tahliye edilerek jandarma karakoluna götürülmüꢀlerdir. Bu iki baꢀvuran ancak saat 16.45’e
doğru serbest kalmıꢀtır.
Yine Kandıra Cezaevinde tutuklu bulunan E. Yıldız ve N. Iꢀık 4 Temmuz 2001’de sırasıyla
öğlen ve saat 16.30’da doğrudan serbest bırakılmıꢀlardır.
Hükümet baꢀvuranların dile getirdiği tahliye saatlerine itiraz etmemektedir. Buna karꢀın, dört
baꢀvuranın cezaevinden çıkma saatlerinin cezaevi personeli tarafından kaydının yapılmadığı
anlaꢀılmaktadır.
HUKUK
Baꢀvuranlar Ağır Ceza Mahkemesi’nin almıꢀ olduğu tahliye kararının savcılığa intikal ettiği 3
Temmuz 2001 saat 17.10’dan baꢀlayarak on sekiz saat ve elli dakika ve yirmi üç saat ve otuz
beꢀ dakika arasında değiꢀen sürelerde yasadıꢀı ve keyfi olarak tutuklu kaldıklarından ꢀikayetçi
olmaktadır. Baꢀvuranlar bu doğrultuda AĐHS’nin 5/1 maddesini öne sürmektedir.
I. HÜKÜMETĐN ÖN ĐTĐRAZI HAKKINDA
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmaktadır. Hükümete göre
baꢀvuranlar Anayasa’nın 125. ve 2577 sayılı Đdari Yargılama Usulü hakkındaki Kanun’un 13.
maddesine uygun olarak idari mahkemeler önünde tazminat elde edebilecekleri baꢀvuru
yolunu kullanmamıꢀlardır.
Baꢀvuranlar Hükümetin sözünü ettiği baꢀvuru yolunun mevcut koꢀullarda etkili olarak
nitelendirilemeyeceği karꢀılığını vermektedir.
AĐHM «yasalara uygun olan» durumlar hariç tutulu bulundurulmama hakkının, tutukluluk
nedeniyle tazminat alma hakkından farklı olduğunu hatırlatır. AĐHS’nin 5. maddesinin 1.
paragrafı sözü edilen ilk hakka, 5. maddenin 5. paragrafı ikinci hakka dairdir (Bkz. Öcalan-
Türkiye kararı, no: 46221/99, 12 Mart 2003 ve Yağcı ve Sargın-Türkiye kararı, 8 Haziran
1995). Hükümet tarafından ileri sürülen tazminat yolu konusunda, AĐHM, mahkemenin
sözkonusu olayların vuku bulmasından sonra tutukluluğun yasallığı konusunda karar vermesi
gerektiğinden ve bu çerçevede de 5/4’ün zorunlu kıldığı ꢀekilde yasadıꢀı tutukluluk
hallerinde tahliyeye karar verme yetkisi olmadığından, bu yöntemin AĐHS’nin 5/4.
maddesinde belirtilen ꢀartları karꢀılayan tatmin edici bir baꢀvuru olarak sayılamayacağına
itibar etmektedir.
Sonuç olarak AĐHM, Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazını reddetmektedir.
II. AĐHS’NĐN 5/1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Hükümet, Ağır Ceza Mahkemesi’nin aralarında baꢀvuranların da yer aldığı Kandıra
Cezaevinde bulunan kırk tutuklunun serbest bırakılması kararını cezaevi yetkililerinin 3
Temmuz 2001 tarihinde saat 17.50 sularında mesai saatleri dıꢀında aldıklarını savunmaktadır.
Cezaevi nöbetçi memurları hemen gerekli iꢀlemlerin yerine getirilmesi için harekete
geçmiꢀtir. Bununla birlikte, bu tutuklular baꢀka cezaevlerinde meydana gelen olaylara da
karıꢀmıꢀ eski hükümlüler olduklarından, aralarında bu kiꢀiler hakkında baꢀka tevkif
müzekkeresi olup olmadığı gibi baꢀka birçok hususun araꢀtırılması gerekmiꢀ olup, bunlar belli
bir süre almıꢀtır. Baꢀvuranların tahliyelerindeki gecikme cezaevi yetkililerinin ihmalinden
veya eksikliğinden değil, sözü edilen olayların koꢀullarında yerine getirilmesi gereken idari
formalitelerin cinsinden ve sayıca fazla olmasından ileri gelmektedir.
Baꢀvuranlar Hükümetin savına karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM, 5/1. maddede yer alan özgürlük hakkına yönelik istisnai durumların eksiksiz bir liste
olduğunu ve yalnızca dar yorumun bu hükmün, kimsenin keyfi olarak özgürlüğünden mahrum
bırakılmamasının sağlanması olan amacına uygun olacağını hatırlatır. (Bkz. özellikle Giulia
Manzoni-Đtalya kararı, 1 Temmuz 1997).
Tahliye kararının ifası için belirli bir sürenin genellikle kaçınılmaz olduğunun hakkını veren
AĐHM, bu sürenin minimum düzeye indirgenmesi gerektiğini belirtmektedir (Bkz. sözü edilen
Giulia Manzoni kararı). Tahliyeyle ilgili idari iꢀlemlerin birkaç saatten daha uzun sürmesi
kabul edilemez. (Bkz. Nikolov-Bulgaristan kararı no: 38884/97, 30 Ocak 2003). AĐHM,
özellikle tahliye kararının uygulanmasındaki gecikmelere iliꢀkin ꢀikayetleri titizlikle
inceleyecektir. (Bkz. Bojinov-Bulgaristan kararı no: 47799/99, 28 Ekim 2004). Bu bağlamda
konuyla ilgili olayların ayrıntılı dökümünü yapmak yükümlülüğü Hükümete aittir. (sözü
edilen Nikolov kararı).
AĐHM mevcut baꢀvuruda tahliye kararının 3 Temmuz 2001 tarihinde verildiğini ve aynı gün
saat 17.50’de baꢀvuranların bulunduğu cezaevi kurumuna iletildiğini not etmektedir. Oysa adı
geçenler ertesi gün on sekiz saat elli dakika ila yirmi üç saat otuz beꢀ dakika sonra tahliye
edilmiꢀlerdir. AĐHM cezaevi yetkililerinin yerine getirdikleri formalitelerin ve iꢀlerin saat
bazında dökümü olmadığı takdirde, Hükümetin baꢀvuranların tahliyelerinde hiçbir gecikme
olmadığı tezi kabul edilemez (Bkz. sözü edilen Nikolov ve Bojinov kararları).
AĐHM, ayrıca, tahliye edilecek mahkum sayısının çokluğunun bu gecikmeyi haklı
gösteremeyeceğine itibar etmektedir. Sözleꢀmeci Devletler kendi yargılarına tabii kiꢀilerin
özgürlük hakkına saygı gösterilmesini sağlamak üzere, çok sayıda tutuklunun tahliyesini
sözkonusu olduğu durumlar da dahil, cezaevi ve tevkif evleri personelinin tahliye
tezkerelerinin gereklerini vakit kaybetmeden yerine getirmelerine imkan sağlamak için gerekli
tedbirleri almalıdırlar.
Bu gerekçeler çerçevesinde AĐHM, baꢀvuranların tahliye tezkeresini takip eden saatlerde
tutukluluklarının devamının, 5/1’de izin verilen amaçlardan birine dayanmadığından,
AĐHS’nin 5. maddesinde yer alan esaslara aykırı olduğu sonucuna varmaktadır.
Bu nedenle bu hüküm ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine
karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi
edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil
tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢀvuranların her biri uzun tutukluluk süresine maruz kalmaları nedeniyle 5.000 Euro manevi
tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu miktarları aꢀırı olduğunu söylemektedir.
AĐHM’ye göre tutukluluk süresinin uzaması nedeniyle baꢀvuranların bazı sıkıntılar yaꢀadığına
ꢀüphe yoktur. AĐHM bu nedenle baꢀvuranlara manevi tazminat ödenmesine itibar ederek, 41.
madde uyarınca hakkaniyete uygun ꢀekilde baꢀvuranların her birine 1.000 Euro ödenmesini
kararlaꢀtırmıꢀtır.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Baꢀvuranlar yargı giderleri için 260 YTL (yaklaꢀık 145 Euro) ve avukatlık masrafı için
12.200 YTL. (yaklaꢀık 7.094 Euro) talep etmektedir.
Hükümet bu miktarların aꢀırı ve kanıtlayıcı belgelere dayanmadığı itirazını yapmaktadır.
Baꢀvuranlar A. Değerli ve Y. Yağan’ın geçerli bir belge sunmamıꢀlardır. AĐHM sonuç olarak
bu talepleri reddetmektedir (Bkz. mutatis mutandis Pressos Compania Naviera S.A. vd.-
Belçika kararı, 3 Temmuz 1997).
E.Yıldız ve N. Iꢀık’ın sunmuꢀ oldukları kanıtlayıcı belgeler dikkate alındığında, AĐHM makul
olarak baꢀvuranlara ortak 1.500 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.
C. Gecikme Faizi
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç
puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. Baꢀvurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;
2. AĐHS’nin 5/1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AĐHS’nin 44 / 2. maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,
miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru
üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin:
i) baꢀvuranların her birine 1.000 (bin) Euro manevi tazminat ödemesine,
ii) baꢀvuranlar Erdal Yıldız ve Nurettin Iꢀık’a yargılama masraf ve giderleri için ortak 1.500
(bin beꢀ yüz) Euro ödemesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eꢀit oranda faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.
maddelerine uygun olarak 5 ꢁubat 2008 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło