18308/02
WyrokETPCz2009-10-20ECLI:CE:ECHR:2009:1020JUD001830802
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość postępowania odszkodowawczego w sprawie cywilnej naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji? Czy odrzucenie roszczeń o odszkodowanie materialne przez sądy krajowe i ich interpretacja prawa krajowego naruszyły art. 6 ust. 1 Konwencji? Czy brak uwzględnienia inflacji w zasądzonym odszkodowaniu, wynikający z długości postępowania, naruszył art. 1 Protokołu nr 1 do Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że nie jest sądem czwartej instancji i nie ocenia ponownie faktów ani interpretacji prawa krajowego, chyba że sądy krajowe działały arbitralnie lub w sposób nieuzasadniony. W odniesieniu do zarzutu przewlekłości postępowania, Trybunał zastosował standardowe kryteria oceny „rozsądnego terminu”. Stwierdził, że zawieszenie postępowania odszkodowawczego na pięć lat przez sąd krajowy, w oczekiwaniu na wynik postępowania karnego, było nieuzasadnione, zwłaszcza że orzeczenia sądów karnych nie są wiążące dla sądów cywilnych w Turcji. To zawieszenie doprowadziło do nadmiernej długości postępowania, naruszając art. 6 ust. 1 Konwencji. Trybunał uznał, że potencjalne negatywne skutki długości postępowania dla prawa własności mogą być rozpatrywane w ramach art. 6 ust. 1 i przy ustalaniu słusznego zadośćuczynienia, dlatego nie było potrzeby odrębnego badania art. 1 Protokołu nr 1.Stan faktyczny
Skarżący, Hasan i Satike Dikici, są rodzicami Ercana Dikici, który zginął w wypadku przy pracy 3 lipca 1995 r. w wyniku porażenia prądem. Wszczęto postępowanie karne przeciwko pracodawcy i innemu pracownikowi za nieumyślne spowodowanie śmierci, które zakończyło się prawomocnym skazaniem w lutym 2000 r. Równolegle, 20 listopada 1995 r., skarżący wnieśli pozew cywilny o odszkodowanie materialne i niematerialne przeciwko pracodawcy. Sąd pracy zawiesił postępowanie cywilne do czasu zakończenia sprawy karnej. Po wznowieniu, w maju 2001 r., sąd zasądził odszkodowanie niematerialne, ale oddalił roszczenia materialne. Sąd Kasacyjny w lipcu 2001 r. podwyższył kwotę odszkodowania niematerialnego, które zostało wypłacone skarżącym w sierpniu 2001 r.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: 1. Uznaje skargę dotyczącą rzetelności postępowania za niedopuszczalną, a pozostałą część skargi za dopuszczalną. 2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu przewlekłości postępowania. 3. Uznaje, że nie ma potrzeby odrębnego rozpatrywania skargi skarżących na podstawie art. 1 Protokołu nr 1. 4. Zasądza, że Rząd pozwany ma zapłacić skarżącym wspólnie, w terminie trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku, 15 000 EUR tytułem szkody majątkowej i niemajątkowej oraz 1 000 EUR tytułem kosztów i wydatków (pomniejszone o 850 EUR otrzymane w ramach pomocy prawnej). 5. Oddala pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
A V R U P A
OF E U R O P E
KONSEYİ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
DĐKĐCĐ – TÜRKĐYE DAVASI
(Baꢀvuru no: 18308/02)
KARAR
STRAZBURG Ekim 2009
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir. ꢁekli
düzeltmelere tabi olabilir.
_____________________________________________________________________________________________
© T.C. Dıꢀiꢀleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dıꢀiꢀleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve Đnsan Hakları Genel
Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmı olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak
belirtilmi olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması ko ulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi
ve Đnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 18308/02 no’lu davanın nedeni, T.C. vatandaꢀları
Hasan Dikici ve Satike Dikici’nin (“baꢀvuranlar”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne, 1
ꢁubat 2002 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleꢀme’nin
(“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuranlar, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (“AĐHM”) önünde, Đzmir Barosu
avukatlarından A. Bozdoğan tarafından temsil edilmiꢀtir.
OLAYLAR
Baꢀvuranlar sırasıyla 1949 ve 1955 doğumlu olup Đzmir’de ikamet etmektedirler.
Hasan ve Satike Dikici’nin elektrik tesisatçısı olarak çalıꢀan oğulları Ercan Dikici, 3
Temmuz 1995 tarihinde bir iꢀ kazası geçirmiꢀ ve elektrik çarpması sonucu hayatını
kaybetmiꢀtir.
Aynı gün, Aliağa Cumhuriyet Savcısı olayla ilgili soruꢀturma baꢀlatmıꢀtır. Aliağa
Cumhuriyet Savcısı, 17 Ağustos 1995 tarihinde, Aliağa Ceza Mahkemesi’nde, Ercan
Dikici’nin iꢀvereni ve kaza günü Dikici ile birlikte çalıꢀan bir baꢀka iꢀçinin de aralarında
bulunduğu üç kiꢀi aleyhinde ceza kovuꢀturması baꢀlatmıꢀtır. Bu kiꢀiler, Ceza Kanunu’nun
455. maddesi uyarınca taksirle adam öldürme suçuyla itham edilmiꢀlerdir. 4 Temmuz 1996
tarihinde, Aliağa Ceza Mahkemesi, sanıkları itham edildikleri suçlardan beraat ettirmiꢀtir. 12
Mayıs 1997 tarihinde, Yargıtay, Aliağa Ceza Mahkemesi’nin kararını bozmuꢀtur. Aralık 1998 tarihinde, Aliağa Ceza Mahkemesi, Ercan Dikici ile birlikte çalıꢀan
diğer iꢀçi ile Dikici’nin iꢀverenini taksirle adam öldürme suçundan altı ay hapis cezasına
mahkum etmiꢀtir. Hapis cezası para cezasına çevrilmiꢀtir. 16 ꢁubat 2000’de, Yargıtay söz
konusu kararı onamıꢀtır.
Baꢀvuranlar, ceza kovuꢀturması derdest iken 20 Kasım 1995 tarihinde, Đzmir Đꢀ
Mahkemesi’nde oğullarının iꢀverenine tazminat davası açmıꢀlardır. Baꢀvuranlar, maddi
tazminat olarak 50,000,000 Türk Lirası, manevi tazminat olarak 1,500,000,000 Türk Lirası
(yaklaꢀık 28,000 ABD Doları) talep etmiꢀlerdir.
Belirtilmeyen bir tarihte, Đzmir Đꢀ Mahkemesi ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar
tazminat davasını ertelemeye karar vermiꢀtir.
Ceza yargılaması sonuçlanınca Đzmir Đꢀ Mahkemesi önündeki yargılama yeniden
baꢀlamıꢀtır. Mahkeme, yeni bilirkiꢀi raporlarının hazırlanmasını talep etmiꢀ ve tanıkların
ifadesini dinlemiꢀtir. 24 Mayıs 2001 tarihinde, mahkeme, 3 Temmuz 1995 tarihinden itibaren
iꢀleyecek yasal faizi ile birlikte baꢀvuranlara 600,000,000 TL manevi tazminat ödenmesine
karar vermiꢀtir. Mahkeme, ayrıca, baꢀvuranların maddi açıdan hiçbir ꢀekilde ölen oğullarına
bağlı olmadıklarını belirterek maddi tazminat taleplerini reddetmiꢀtir. Temmuz 2001 tarihinde, Yargıtay, manevi tazminat miktarının, 3 Temmuz 19951
tarihinden itibaren iꢀleyecek yasal faizi ile birlikte, 1,000,000,000 TL’ye (yaklaꢀık 790 ABD 3 Temmuz 1995 tarihinde, 1,000,000,000 TL 22,660 ABD Doları’na eꢀdeğerdir.
Doları) çıkarılması gerektiğine karar vermiꢀtir. Yargıtay, Đzmir Đꢀ Mahkemesi’nin kararını
bozmak için herhangi bir gerekçe bulunmaması nedeniyle, baꢀvuranların temyiz taleplerinin
geri kalan kısmını reddetmiꢀtir. Söz konusu karar, 22 Ağustos 2001 tarihinde baꢀvuranlara
tebliğ edilmiꢀtir. Aynı gün, davalı taraf baꢀvuranlara 2,677,533,000 TL (yaklaꢀık 1,850 ABD
Doları) ödemiꢀtir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuranlar, ilk olarak, yerel mahkemelerin maddi tazminat taleplerini reddederek
delilleri değerlendirmedikleri ve iç hukuku doğru yorumlamadıkları konusunda ꢀikayetçi
olmuꢀlar ve bu ꢀikayetlerini AĐHS’nin 6/1 maddesine dayandırmıꢀlardır. Baꢀvuranlar, ayrıca,
aynı hüküm uyarınca, tazminat davası süresinin makul süre ꢀartına uymadığını iddia
etmiꢀlerdir.
A. Hükümet’in ön itirazı
Hükümet, baꢀvurunun altı aylık sürenin dıꢀında yapıldığını iddia etmiꢀtir. Hükümet,
bu bakımdan, yerel mahkemelerce nihai kararın 5 Temmuz 2001 tarihinde verildiğini, ancak
baꢀvurunun 1 ꢁubat 2002 tarihinde yapıldığını ileri sürmüꢀtür.
AĐHM, Yargıtay’ın nihai kararının 22 Ağustos 2001 tarihinde baꢀvuranlara tebliğ
edildiğini, dolayısıyla AĐHS’nin 35/1 maddesinin gerektirdiği ꢀekilde altı ay içerisinde
AĐHM’ye baꢀvuruda bulunulduğunu gözlemlemektedir.
B. Yargılamanın adilliği
Baꢀvuranlar, yerel mahkemelerin maddi tazminat taleplerini reddederek yanlıꢀ karar
verdikleri konusunda ꢀikayetçi olmuꢀlardır.
AĐHM, görevinin, yerel mahkeme kararları için bir temyiz mahkemesi olarak veya
kimi zaman söylendiği gibi, bir dördüncü derece mahkemesi olarak hareket etmek olmadığını
hatırlatır. Đçtihadına göre, tanıkların güvenilirliğini ve davaya iliꢀkin hususlarla kanıtlar
arasındaki bağlantıyı en iyi yerel mahkemeler değerlendirebilir (Vidal/Belçika, 22 Nisan
1992, Edwards/Birleꢀik Krallık, 16 Aralık 1992).
AĐHM, söz konusu davada, yerel mahkeme kararlarının iç hukuka ve davanın özel
koꢀullarına dayanılarak verildiğini gözlemlemektedir. AĐHM, yerel mahkemelerin gerçekleri
saptarken veya iç hukuku yorumlarken keyfi veya makul olmayan bir ꢀekilde hareket ettikleri
sonucuna varmak için herhangi bir gerekçe görmemektedir. Bu nedenle, AĐHS’nin 6/1
maddesinin ihlali söz konusu değildir.
AĐHM, yukarıda anlatılanlar ıꢀığında, bu ꢀikayetin AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4.
paragrafları uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği
sonucuna varmıꢀtır.
C. Yargılamanın süresi
Baꢀvuranlar, tazminat davasının makul bir süre içerisinde tamamlanmadığı konusunda
ꢀikayetçi olmuꢀlardır. Baꢀvuranlar, ayrıca, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle, yerel
mahkeme tarafından ödenmesine hükmedilen tazminatın 1995-2001 yılları arasında enflasyon
nedeniyle oluꢀan değer kaybını kapsamadığını iddia etmiꢀlerdir.
Hükümet, iddialara itiraz etmiꢀtir.
AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca bu ꢀikayetin açıkça dayanaktan yoksun olmadığını
kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ꢀikayet kabuledilebilir niteliktedir.
AĐHM, esasa iliꢀkin olarak, söz konusu yargılamanın 20 Kasım 1995 tarihinde
baꢀlayıp 5 Temmuz 2001 tarihinde sona erdiğini gözlemlemektedir. Dolayısıyla, yargılama iki
aꢀamalı olarak beꢀ yıl yedi ay sürmüꢀtür.
AĐHM, yargılama süresinin uzun olup olmadığı konusunun dava koꢀulları ıꢀığında ve
davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuran ile ilgili makamların tutumu ve baꢀvuran için neyin tehlikede
olduğu gibi ölçütler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Frydlender /
Fransa, no. 30979/96).
AĐHM, söz konusu davadakine benzer sorunlar içeren birçok davada sıklıkla
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlalini tespit etmiꢀtir (Frydlender, yukarıda kaydedilen).
AĐHM, dava koꢀullarına dönerek, baꢀvuranların oğullarının iꢀvereni aleyhine açılan
ceza davası sonuçlanıncaya kadar Đzmir Đꢀ Mahkemesi’nin tazminat davasını ertelediğini
gözlemlemektedir. Ancak, Türk mevzuatına göre, ceza mahkemelerinin kararları hukuk
mahkemeleri açısından bağlayıcı değildir. Dava dosyasına göre, Đzmir Đꢀ Mahkemesi, ceza
davasının sona ermesinin ardından 2001 yılında konuya iliꢀkin bir bilirkiꢀi raporunun
hazırlanmasına hükmetmiꢀ ve Mart 2001’de hazırlanan söz konusu rapora dayanarak karara
varmıꢀtır. Konuyla ilgili içtihadını göz önünde bulunduran AĐHM, yerel mahkemenin
tazminat davasını beꢀ yıl erteleyerek, makul bir süre içerisinde davalara iliꢀkin karar verme
yükümlülüğünü yerine getirmediğine karar vermiꢀtir.
Yukarıdaki unsurları göz önünde bulunduran AĐHM, söz konusu davada yargılamanın
çok uzun sürdüğü ve makul süre ꢀartının yerine getirilmediği sonucuna varmıꢀtır. Bu nedenle,
AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 1 NO.LU PROTOKOLÜ’NÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ
ĐDDĐASI
Baꢀvuranlar, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle maddi zarara uğradıkları
konusunda ꢀikayetçi olmuꢀlar ve bu ꢀikayetlerini AĐHS’nin 1 No.lu Protokolü’nün 1.
maddesine dayandırmıꢀlardır. Baꢀvuranlara göre, yerel mahkemelerce uygulanan faiz oranı
1995-2001 yılları arasında enflasyonun yol açtığı değer kaybını karꢀılamamıꢀtır.
Hükümet, ilk olarak, Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi uyarınca davalı taraf
aleyhinde ek dava açmamıꢀ olmaları nedeniyle baꢀvuranların bu ꢀikayete iliꢀkin iç hukuk
yollarını tüketmediklerini iddia etmiꢀtir. Hükümet, diğer yandan, baꢀvuranların olay
tarihinden itibaren iꢀleyen faizi ile birlikte tazminat aldıkları gerekçesiyle mağdur olarak
görülemeyeceklerini iddia etmiꢀtir.
AĐHM, bu ꢀikayetin yukarıda incelenen ꢀikayetle yakından iliꢀkili olması nedeniyle
aynı ꢀekilde kabuledilebilir nitelikte olduğunu kaydeder.
Ancak, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle tespit edilen AĐHS’nin 6/1 maddesinin
ihlalini göz önünde bulunduran AĐHM, söz konusu davada, AĐHS’nin 1 No.lu Protokolü’nün
1. maddesinin ihlal edilip edilmediği konusunun ayrıca incelenmesine gerek olmadığı
kanaatindedir. AĐHM, yargılamanın uzun sürmesinin bir baꢀvuranın mülkiyet hakkı
üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlalinin bir sonucu
olarak görülebileceğini ve söz konusu hüküm bağlamında adil tatmine karar verirken göz
önünde bulundurulabileceğini hatırlatır (Varipati / Yunanistan, no. 38459/97; Michailidou ve
Diğerleri / Yunanistan, no. 21091/07; Mianowicz / Almanya (no. 2), no.71972/01).
Sonuç olarak, AĐHM, baꢀvuranların AĐHS’nin 1 No.lu Protokolü’nün 1. maddesi
uyarınca yapmıꢀ oldukları ꢀikayetlerin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına karar verir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
Baꢀvuranlar, maddi tazminat olarak 10,000 Euro talep etmiꢀlerdir. Baꢀvuranlar,
sırasıyla 15,000 Euro ve 25,000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmuꢀlardır. Baꢀvuranlar,
ayrıca, avukatlık ücret sözleꢀmesine dayanarak, avukatlık ücretleri için 2,000 Euro, yargılama
masraf ve giderleri için 500 Euro talep etmiꢀlerdir.
Hükümet, bu taleplere itiraz etmiꢀtir.
AĐHM, yerel mahkemeler önündeki yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle AĐHS’nin
6/1 maddesinin ihlal edildiği yönündeki tespitine atıfta bulunmuꢀtur. AĐHM, ayrıca,
yargılamanın sonunda yerel mahkemelerin, davanın açıldığı tarih ile karar tarihi arasında
geçen sürede enflasyon nedeniyle oluꢀan değer kaybını göz önünde bulundurmadan tazminat
miktarını belirlediğini kaydeder. Yerel mahkemelerin tazminat miktarına yasal faiz oranını
eklemiꢀ olmalarına rağmen, bu miktarın baꢀvuranların uğradığı maddi zararın tamamını
karꢀılamadığı açıktır. Bu bakımdan, AĐHM, Temmuz 1995’te 22,600 ABD Dolarına tekabül
eden 1,000,000,000 TL’lik miktarın Temmuz 2001’de 790 ABD Dolarına tekabül ettiğini ve
yargılama sonunda baꢀvuranlara Temmuz 1995’ten beri iꢀleyen faizi ile birlikte 1,850 ABD
Doları ödendiğini gözlemlemektedir. Bu nedenle, AĐHM, söz konusu davada yargılamanın
uzun sürmesi sonucu baꢀvuranların sıkıntı çektiklerine ve maddi zarara uğradıklarına karar
verir. Yukarıda anlatılanları göz önünde bulunduran AĐHM, hakkaniyete uygun olarak,
baꢀvuranlara maddi ve manevi tazminat olarak ortaklaꢀa 15,000 Euro ödenmesine karar verir.
AĐHM, yargılama masraf ve giderleri için, ilgili içtihadını göz önünde bulundurarak,
Avrupa Konseyi’nden adli yardım olarak alınan 850 Euro’luk miktar düꢀülmek üzere
baꢀvuranlara 1,000 Euro ödenmesine karar verir.
AĐHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına
uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artıꢀ eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE
1. Yargılamanın adilliğine iliꢀkin ꢀikayetin kabulediledilemez, baꢀvurunun geri kalan
kısmının kabuledilebilir olduğuna;
2. Yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. Baꢀvuranların AĐHS’nin 1 No.lu Protokolü’nün 1. maddesine iliꢀkin ꢀikayetlerinin
ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;
4. (a)AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten
itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na
çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet
tarafından baꢀvuranlara, maddi ve manevi tazminat olarak ortaklaꢀa 15,000 Euro (on
beꢀ bin Euro), yargılama masraf ve giderleri için adli yardım olarak verilen 850 Euro
düꢀülmek üzere ortaklaꢀa 1,000 Euro (bin Euro) ödenmesine;
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin
yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal
kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragrafları gereğince 20 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło