18378/02

WyrokETPCz2007-07-17ECLI:CE:ECHR:2007:0717JUD001837802

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy przewlekłość tymczasowego aresztowania naruszyła prawo do wolności i bezpieczeństwa osobistego z art. 5 ust. 3 Konwencji? Czy przewlekłość postępowania karnego naruszyła prawo do rozpoznania sprawy w rozsądnym terminie z art. 6 ust. 1 Konwencji?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że tymczasowe aresztowanie skarżącego, trwające 6 lat i 10 miesięcy, było nadmierne i naruszyło art. 5 ust. 3 Konwencji, ponieważ sądy krajowe przedłużały je, posługując się stereotypowymi uzasadnieniami, bez podania konkretnych i wystarczających powodów. Ponadto, Trybunał stwierdził, że postępowanie karne, trwające ponad 11 lat w dwóch instancjach, było nadmiernie długie i naruszyło art. 6 ust. 1 Konwencji, biorąc pod uwagę brak przekonujących argumentów rządu uzasadniających taką długość, oraz powołując się na swoje ugruntowane orzecznictwo w podobnych sprawach.
Stan faktyczny
Aydın Hanbayat został aresztowany 9 października 1994 roku w związku z zarzutami przynależności do nielegalnej organizacji. Tymczasowe aresztowanie trwało od 21 października 1994 roku do 8 sierpnia 2001 roku. W 2005 roku został skazany na 12 lat i 6 miesięcy pozbawienia wolności za przynależność do nielegalnej organizacji, choć uniewinniono go z zarzutu próby obalenia porządku konstytucyjnego. Skarżący zmarł 18 czerwca 2005 roku w trakcie postępowania odwoławczego, a jego matka, Fatma Hanbayat, kontynuowała skargę do ETPCz.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie: uznał skargę za dopuszczalną; stwierdził naruszenie art. 5 ust. 3 Konwencji; stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji; zasądził na rzecz spadkobierczyni skarżącego, Fatmy Hanbayat, 12 000 EUR tytułem zadośćuczynienia za szkody niemajątkowe oraz 1 500 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków; oddalił pozostałe roszczenia o słuszne zadośćuczynienie.

Pełny tekst orzeczenia

COUNCIL   AVRUPA   OF EUROPE   KONSEYİ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   HANBAYAT – TÜRKĐYE   (Baꢀvuru no. 18378/02)   KARAR   STRAZBURG   Temmuz 2007   Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen ꢀartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak, ꢀekle   iliꢀkin değiꢀiklik yapılabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   USUL   Dava, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleꢀmesi’nin (“Sözleꢀme”) 34. maddesi   uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, bir Türk vatandaꢀı olan, Aydın Hanbayat   (“baꢀvuran”) tarafından, 22 Ocak 2002 tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne   yapılan baꢀvurudan (no. 18378/02) kaynaklanmaktadır.   Mart 2006 tarihli bir yazı ile baꢀvuranın 18 Haziran 2005 tarihli vefatı bildirilmiꢀ ve   baꢀvuranın annesi Fatma Hanbayat baꢀvuruyu takip etme isteğini beyan etmiꢀtir.   Baꢀvuranın annesi, Đstanbul Barosu’na bağlı avukatlar Bay ve Bayan Kırdök   tarafından temsil edilmiꢀtir.   OLAYLAR   I. DAVA OLAYLARI   Baꢀvuran 1962 doğumludur.   Ekim 1994 tarihinde, baꢀvuran, Đstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele   ꢁubesi’ne bağlı polis memurları tarafından, TKP/ML-TIKKO (Türkiye Komünist Partisi /   Marksist Leninist, Türkiye Đꢀçi Köylü Kurtuluꢀ Ordusu) isimli yasa dıꢀı örgüte karꢀı yürütülen   polis operasyonu sırasında yakalanmıꢀtır.   Ekim 1994 tarihinde, baꢀvuran, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde tek bir   hakimin huzuruna çıkarılmıꢀ ve hakim baꢀvuranın tutuklu yargılanmasını emretmiꢀtir.   Kasım 1994 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,   baꢀvuran ve on diğer kiꢀi hakkında bir iddianame sunmuꢀtur. Cumhuriyet Savcısı, baꢀvuranı,   Ceza Kanunu’nun 168 § 1. maddesi uyarınca, yasa dıꢀı bir örgüte üyelikle suçlamıꢀtır.   ꢁubat 1995 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, davanın (no. 1994/183)   esaslarına iliꢀkin ilk duruꢀmayı düzenlemiꢀtir.   Ekim 1997 tarihide, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,   baꢀvuran hakkında, onu Ceza Kanunu’nun 146. maddesine aykırı olarak anayasal düzeni   bozma giriꢀiminde bulunmakla suçlayan ek bir iddianame sunmuꢀtur.   ꢁubat 1995 ve 27 Ağustos 1999 tarihleri arasında, Đstanbul Devlet Güvenlik   Mahkemesi, davada yirmi sekiz duruꢀma düzenlemiꢀtir. Bu duruꢀmalar boyunca, baꢀvuran ve   temsilcisi, baꢀvuranın tutuksuz yargılanması talebinde bulunmuꢀlardır. Baꢀvuranın tutuklu   yargılama süresinin aꢀırı olduğunu ve onun sağlık sorunları olduğunu ileri sürmüꢀlerdir.   Mahkeme, suçun niteliğini, delilerin durumunu ve tutuklu yargılama kararının tarihini göz   önünde tutup baꢀvuranın tutuklu yargılamasının devam etmesi gerektiğine karar vererek her   seferinde bu talepleri reddetmiꢀtir.   Ağustos 1999 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, baꢀvuran   hakkındaki iꢀlemleri 1994/183 sayılı davadan ayırmaya ve onun hakkında 1997 yılında açılan   bir dava (1997/359 sayılı) ile birleꢀtirmeye karar vermiꢀtir.   Ağustos 2001 tarihinde, 21. duruꢀmanın sonunda, Đstanbul Devlet Güvenlik   Mahkemesi, dava dosyasının içeriğini, delillerin durumunu ve tutuklu yargılama kararının   tarihini göz önünde tutarak baꢀvuranın tutuksuz yargılanmasına karar vermiꢀtir.   ve 2004 yılları arasında, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, Almanya’da   baꢀvuran tarafından iꢀlendiği iddia edilen cinayete iliꢀkin soruꢀturma dosyasının Alman   makamlar tarafından kendisine sunulmamıꢀ olması nedeniyle 1997/359 sayılı davanın   duruꢀmalarını ertelemiꢀtir.   Haziran 2004 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan, 16 Haziran 2004 tarihli 5190   sayılı Kanun ile Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırılmıꢀtır. Bu Kanun sonrasında, dava,   Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne geçmiꢀtir.   ꢁubat 2005 tarihinde, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvuranı Ceza Kanunu’nun   146. maddesi uyarınca olan suçtan beraat ettirmiꢀ; ancak, onu, Ceza Kanunu’nun 168 § 2.   maddesi uyarınca yasadıꢀı bir örgüte üyelik suçundan mahkum etmiꢀtir. Baꢀvuranı on iki yıl   altı ay hapis cezasına çarptırmıꢀtır.   Belirli olmayan bir tarihte, baꢀvuran temyiz baꢀvurusunda bulunmuꢀtur. Yargıtay’da   dava sürmekte iken 18 Haziran 2005 tarihinde baꢀvuran vefat etmiꢀtir.   Ekim 2005 tarihinde, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, davayı durdurma kararı   almıꢀtır.   HUKUK   I. HÜKÜMET’ĐN ÖN ĐTĐRAZI   Hükümet, baꢀvuranın annesinin iddia edilen ihlallerden etkilenmediği ve dolayısıyla   AĐHS’nin 34. maddesi anlamı dahilinde mağdur olduğunu iddia edemeyeceği gerekçesiyle   davanın kayıttan düꢀmesi gerektiğini ileri sürmüꢀtür.   AĐHM, baꢀvuranın 18 Haziran 2005 tarihinde vefat ettiğini kaydetmiꢀtir. 1 Mart 2006   tarihinde, baꢀvuranın annesi baꢀvuruyu sürdürme isteğini ifade etmiꢀtir. AĐHM, kovuꢀturma   zarfında baꢀvuranın vefat ettiği davalarda, baꢀvuranın AĐHM’de davayı takip etme isteklerini   ifade eden varislerinin veya yakın aile üyelerinin ifadelerini dikkate aldığını yinelemiꢀtir   (bkz., diğer pek çok kararın yanı sıra, Dalban – Romanya [BD], no. 28114/95; Latif Fuat   Öztürk – Türkiye, no. 54673/00, 2 ꢁubat 2006; Mutlu – Türkiye, no. 8006/02, 10 Ekim 2006).   AĐHM, yukarıda belirtilenler karꢀısında, baꢀvuranın annesinin söz konusu davayı   baꢀvuranın yerine sürdürebileceği kararını vermiꢀtir. Sonuç olarak, Hükümet’in davanın   kayıttan düꢀmesi gerektiği yönündeki itirazı reddedilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 5 § 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, tutuklu yargılama süresinin AĐHS’nin 5 § 3. maddesinde belirtilen “makul   süre” ꢀartını aꢀtığı konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur. Söz konusu maddenin ilgili kısmı ꢀöyledir:   “ Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koꢀullar uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan   herkes … makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuꢀturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı   vardır.”   Hükümet bu iddiaya karꢀı çıkmıꢀtır.   A. Kabuledilebilirlik   Hükümet, AĐHS’nin 35 § 1. maddesi uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmemesi   gerekçesiyle AĐHM’den baꢀvuruyu reddetmesini talep etmiꢀtir. Bu bağlamda, Kanun Dıꢀı   Yakalanan Veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında 466 sayılı Kanun   uyarınca baꢀvuranın tazminat talebinde bulunabileceğini ileri sürmüꢀtür.   AĐHM, Hükümet’in benzer itirazlarını geçmiꢀte incelemiꢀ ve reddetmiꢀ olduğunu   anımsamıꢀtır (bkz. Yağcı ve Sargın – Türkiye, 8 Haziran 1995 tarihli karar; Ahmet Mete –   Türkiye, no. 77649/01, 25 Nisan 2006). AĐHM, bu davada farklı bir sonuca varmasını   gerektirecek özel bir durum görmemiꢀtir. Sonuç olarak, Hükümet’in ön itirazını reddetmiꢀtir.   AĐHM, bu ꢀikayetin, AĐHS’nin 35 § 3. maddesi anlamı dahilinde, dayanaktan yoksun   olmadığına karar vermiꢀtir. Ayrıca, baꢀka açılardan da kabuledilmez olmadığını kaydetmiꢀtir.   Dolayısıyla, kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.   B. Esaslar   AĐHM, söz konusu davada, göz önünde bulundurulacak sürecin 9 Ekim 1994 tarihinde   baꢀvuranın yakalanmasıyla baꢀladığını ve baꢀvuranın tutuksuz yargılanmasına karar verilen   tarih olan 8 Ağustos 2001 tarihinde sona erdiğini kaydetmiꢀtir. Dolayısıyla, bu süreç yaklaꢀık   olarak altı yıl on ay sürmüꢀtür. Bu süre zarfında, yerel mahkemeler, “suçun niteliğini,   delillerin durumunu ve tutukluluk süresini göz önünde tutarak” ꢀeklinde basmakalıp ifadeler   kullanarak baꢀvuranın tutuklu yargılama süresini uzatmıꢀtır.   AĐHM, bu baꢀvuruda ortaya konan konularla benzer konular ortaya koyan davalarda   sıklıkla AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlalini tespit etmiꢀtir (bkz., örneğin, Atıcı – Türkiye, no.   19735/02, 10 mayıs 2007; yukarıda anılan, Solmaz; Dereci – Türkiye, no. 77845/01, 24 Mayıs   2005; Taciroğlu – Türkiye, no. 25324/02, 2 ꢁubat 2006).   Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen AĐHM, Hükümet’in kendisini bu davada   farklı bir sonuca varmaya ikna edebilecek bir delil veya savunma ortaya koymadığını   değerlendirmiꢀtir. AĐHM, konuya iliꢀkin içtihadını göz önünde tutarak, bu davada baꢀvuranın   tutukluluk süresinin aꢀırı olduğu ve AĐHS’nin 5 § 3. maddesine aykırı olduğu kararını   vermiꢀtir.   Dolayısıyla, söz konusu hüküm ihlal edilmiꢀtir.   III. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI   Baꢀvuran, AĐHS’nin 6 § 1. maddesinde belirtilen makul süre ꢀartının ihlal edildiği   konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur. Söz konusu maddenin ilgili kısmı ꢀöyledir:   “Herkes, … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, … bir   mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, … görülmesini istemek hakkına sahiptir.”   Hükümet bu iddiaya karꢀı çıkmıꢀtır.   AĐHM, dikkate alınacak sürecin baꢀvuranın gözaltına alındığı tarih olan 9 Ekim   1994’te baꢀladığını ve 19 Ekim 2005 tarihinde Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla   sona erdiğini kaydetmiꢀtir. Dolayısıyla, bu süre, iki yargı aꢀamasında on bir yıldan fazla   sürmüꢀtür.   A. Kabuledilebilirlik   AĐHM, bu ꢀikayetin, AĐHS’nin 35 § 3. maddesi anlamı dahilinde, dayanaktan yoksun   olmadığına karar vermiꢀtir. Ayrıca, baꢀka açılardan da kabuledilmez olmadığını kaydetmiꢀtir.   Dolayısıyla, kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.   B. Esaslar   AĐHM, dava süresinin makuliyetinin, dava olayları ıꢀığında ve davanın karmaꢀıklığı,   baꢀvuranın ve ilgili makamların davranıꢀları ꢀeklindeki kriterlerle ilgili olarak   değerlendirilmesi gerektiğini yinelemiꢀtir (bkz., diğer pek çok kararın yanı sıra, Pélissier ve   Sassi – Fransa [BD], no. 25444/94).   AĐHM, bu baꢀvuruda ortaya konan konularla benzer konular ortaya koyan davalarda   sıklıkla AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlalini tespit etmiꢀtir (bkz., yukarıda anılan, Pélissier ve   Sassi).   Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen AĐHM, Hükümet’in kendisini bu davada   farklı bir sonuca varmaya ikna edebilecek bir delil veya savunma ortaya koymadığını   değerlendirmiꢀtir. AĐHM, konuya iliꢀkin içtihadını göz önünde tutarak, bu davada iꢀlemlerin   süresinin aꢀırı olduğu ve “makul süre” ꢀartına uymadığı kararını vermiꢀtir.   Dolayısıyla, 6 § 1. madde ihlal edilmiꢀtir.   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesi ꢀöyledir:   “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek   Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği   takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuran, 15.000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmuꢀtur.   Hükümet bu talebe itiraz etmiꢀtir.   AĐHM, hakkaniyet temelinde karar vererek, baꢀvuranın varisi Fatma Hanbayat’a bu   baꢀlık altında 12.000 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.   B. Mahkeme masrafları   Baꢀvuran, ayrıca, avukat masraflarına karꢀılık 5.500 Yeni Türk Lirası (YTL) –   yaklaꢀık 3.000 Euro – ve mahkeme masraflarına karꢀılık 300 YTL – yaklaꢀık 168 Euro – talep   etmiꢀtir.   Hükümet bu taleplere itiraz etmiꢀtir.   Mevcut bilgilere dayanarak kendi hesaplamasını yapan AĐHM, baꢀvuranın varisi   Fatma Hanbayat’a, AĐHM’de yapılan mahkeme masraflarına karꢀılık 1.500 Euro ödenmesine   karar vermiꢀtir.   C. Gecikme faizi   AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere   uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun   olduğuna karar verir.   BU SEBEPLERLE AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE   1. Baꢀvurunun kabuledilebilir olduğuna;   2. AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;   3. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;   4. a) Sorumlu Devlet’in, baꢀvuranın varisi Fatma Hanbayat’a, aꢀağıdaki miktarları, AĐHS’nin   § 2. maddesine göre kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme   günündeki kur üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek ve tabi olabilecek her türlü vergi   ve harçtan muaf olmak üzere ödemesine:   (i) 12.000 Euro (on iki bin Euro) manevi tazminat;   (ii) 1.500 Euro (bin beꢀ yüz Euro) mahkeme masrafları;   b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin aꢀılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için   yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli faizinin üç puan   fazlasına eꢀit oranda basit faiz uygulanmasına;   5. Adil tazmin talebinin kalanının reddine   KARAR VERMĐꢁTĐR.   Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve Mahkeme Đç Tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddesi   uyarınca 17 Temmuz 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.   S. DOLLÉ   F. TULKENS   Zabıt Katibi   Baꢀkan   6

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło