18482/03

WyrokETPCz2007-12-11ECLI:CE:ECHR:2007:1211JUD001848203

Analiza orzeczenia

Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.

Zagadnienie prawne
Czy ukaranie wydawcy i redaktora naczelnego tygodnika za publikację artykułów, które władze uznały za propagandę terrorystyczną, stanowiło naruszenie wolności wyrażania opinii (art. 10 Konwencji), oraz czy brak doręczenia opinii prokuratora generalnego w postępowaniu odwoławczym naruszył prawo do rzetelnego procesu (art. 6 ust. 1 Konwencji)?
Ratio decidendi
Trybunał uznał, że ingerencja w wolność wyrażania opinii, choć przewidziana prawem i mająca na celu ochronę integralności terytorialnej, nie była "konieczna w społeczeństwie demokratycznym". Stwierdził, że artykuły, mimo krytycznego tonu wobec państwa, nie zawierały nawoływania do przemocy ani mowy nienawiści, a nałożone kary (grzywna i zawieszenie publikacji) były nieproporcjonalne. W kwestii art. 6 ust. 1, Trybunał podtrzymał swoje ugruntowane orzecznictwo, zgodnie z którym niedoręczenie opinii prokuratora generalnego stronie w postępowaniu odwoławczym narusza zasadę równości broni i prawo do rzetelnego procesu.
Stan faktyczny
Skarżący, Mehmet Nuri Karakoyun i Mehmet Salih Turan, byli odpowiednio właścicielem wydawnictwa i redaktorem naczelnym kurdyjskiego tygodnika "Azadiya Welat". Władze tureckie nakazały konfiskatę jednego z numerów tygodnika i wszczęły postępowanie karne, zarzucając skarżącym propagandę na rzecz nielegalnej organizacji PKK. Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Stambule skazał ich na grzywny i zawiesił publikację tygodnika na siedem dni. W postępowaniu odwoławczym przed Sądem Kasacyjnym, skarżącym nie doręczono opinii prokuratora generalnego.
Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie stwierdził naruszenie art. 10 Konwencji oraz naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji. Uznał, że nie ma potrzeby odrębnego badania pozostałych skarg. Zasądził skarżącym łącznie 162 euro tytułem szkody majątkowej, 1500 euro tytułem szkody niemajątkowej oraz 1800 euro tytułem kosztów i wydatków.

Pełny tekst orzeczenia

CONSEIL DE   L'EUROPE   AVRUPA   KONSEYĐ   AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ   ĐKĐNCĐ DAĐRE   KARAKOYUN VE TURAN - TÜRKĐYE DAVASI   (Baꢀvuru no: 18482/03)   KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ   STRAZBURG   Aralık 2007   Đꢀbu karar AĐHS’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecek olup,   ꢀekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.   ______________________________________________________________________________________   © T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan   Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,   davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile   Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak   suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.   Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve 18482/03 baꢀvuru no’lu davanın nedeni bu ülke   vatandaꢀları Mehmet Nuri Karakoyun ve Mehmet Salih Turan’ın (baꢀvuranlar) Avrupa Đnsan   Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 14 Mayıs 2003 tarihinde Temel Đnsan Hakları ve   Özgürlüklerini güvence altına Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi   uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur. Baꢀvuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM)   önünde Đstanbul barosu avukatlarından F. Karakaꢀ Doğan tarafından temsil edilmektedir.   OLAYLAR   DAVANIN KOꢀULLARI   Baꢀvuranlar sırasıyla 1971 ve 1977 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir.   M. N. Karakoyun, haftalık Kürtçe Azadiya Welat dergisini yayımlayan «Mehmet Nuri   Karakoyunlu» yayınevinin sahibidir.   M. S. Turan olayların meydana geldiği dönemde bu derginin yazı iꢀleri müdürü idi.   Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı 1 Eylül 2001 tarihli bir kararla   sayılı Basın Kanunu’na ek 2. maddesinin 1. paragrafı uyarınca yasadıꢀı örgüt PKK   yanlısı propaganda yaptığı gerekçesiyle haftalık Azadiya Welat dergisinin 292 numaralı   sayısının toplatılmasını kararlaꢀtırmıꢀtır.   Eylül 2001 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı   derginin toplatılan sayısı hakkında M. S. Turan’ın ifadesini almıꢀtır..   Savcılık 7 Eylül 2001 tarihli iddianame ile baꢀvuranlar hakkında yasadıꢀı örgüt PKK   sorumlularının beyanlarını yayımlamak suçu ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun   6/1. ve 4. maddelerine dayalı olarak ceza davası açmıꢀtır.   Đstanbul DGM 10 Mayıs 2002 tarihli bir karar ile dava konusu sayıda yer alan suç unsuru   oluꢀturan makalelerin bir bütün olarak ve PKK liderlerinin fotoğraflarının bilgilendirme   amaçlı olmadığına, adı geçen terör örgütünün sorumlularının ve eylemlerinin propagandasını   yapma amacını güttüğüne itibar etmiꢀtir. DGM, mezkur 3713 sayılı Terörle Mücadele   Kanunu’nun 6/2. ve 4. maddelerine dayalı olarak baꢀvuranların her birini 142.365.600 TL.   [116 Euro] para cezasına çarptırmıꢀ ve 5680 sayılı Basın Kanunu’na ek 2. maddesinin 1.   paragrafı uyarınca bahse konu haftalık derginin yayımının yedi gün süreyle durdurulmasına   karar vermiꢀtir.   Baꢀvuranlar DGM’nin bu kararına karꢀı 4 Haziran 2002 tarihinde temyize gitmiꢀlerdir.   Baꢀvuranlar 10 Mayıs 2002’de Yargıtay’da duruꢀma yapılmasını talep etmiꢀlerdir.   Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı 20 Kasım 2002’de ilk derece mahkemesinin kararının   onanması yönündeki yazılı görüꢀünü sunmuꢀtur.   Bu tebliğname baꢀvuranlara tebliğ edilmemiꢀtir.   Yargıtay 12 Aralık 2002 tarihinde CMUK’a dayalı olarak baꢀvuranların duruꢀma taleplerini   reddederek ilk derece mahkemesinin kararını onamıꢀtır.   Ocak 2003 tarihinde DGM savcılığı cezaların infazı dairesi 10 Mayıs 2002 tarihli   kesinleꢀen karar hakkında bilgi sahibi olmuꢀtur.   Nisan 2003 tarihinde baꢀvuranların her biri 142.400.000 TL. [81 Euro] para cezasını   ödemiꢀlerdir.   HUKUK   I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuranlar para cezasına çarptırılmalarının ve dergilerinin yayınının geçici olarak   durdurulmasının ifade özgürlüklerinin ihlalini oluꢀturduğundan ꢀikayetçi olmakta, bu yönde   AĐHS’nin 10. maddesine atıfta bulunmaktadır.   Hükümet bu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.   A. Kabuledilebilirliğe dair   Yapılan bu ꢀikayetin AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ꢀikayet kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esas hakkında   AĐHM, dava konusu mahkumiyet kararının, AĐHS’nin 10/1. maddesinin güvence altına aldığı   baꢀvuranların ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluꢀturmasının taraflar arasında ihtilaf   konusu olmadığını kaydetmiꢀtir. Üstelik müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne ve   10/2. maddesi bakımından toprak bütünlüğünün korunması gibi yasal amaç güttüğüne itiraz   edilmemektedir (Bkz. Yağmurdereli no: 29590/96, 4 Haziran 2002). AĐHM, bu   değerlendirmeye katılmaktadır. Buna karꢀın, bu müdahalenin “demokratik bir toplumda   gerekli olup olmadığı” konusunda uyuꢀmazlık bulunmaktadır.   Hükümet sözkonusu makalelerin Türkiye’de terör tehdidinin arttığı bir dönemde PKK’yı ilgi   çekici, dahası sempatik göstererek terör örgütünün propagandasını yaptığını savunmaktadır.   Yayınevinin sahibi ve yazı iꢀleri sorumlusu sıfatıyla kendilerine düꢀen görev ve sorumluluklar   dikkate alındığında, baꢀvuranların ifade özgürlüklerini kullanırken daha özenli davranmaları   ve sözkonusu yayın aracılığıyla terörist örgütü öven görüꢀler ve beyanları vermekten,   kamuoyunun görüꢀünde kin ve ꢀiddeti körükleyebilecek provokasyon risklerinden   kaçınmaları beklenirdi. Öncelikli olarak terörist tehdit unsurunu göz önünde bulunduran   ulusal mahkemelerin almıꢀ oldukları tedbirler orantısız değildir ve ulusal güvenliğin   sağlanması, toprak bütünlüğünün, ulusal barıꢀın ve kamu düzeninin korunması ve suçun   önlenmesi gibi meꢀru amaçlar taꢀımaktadır.   AĐHM bu bağlamda yerleꢀik içtihadından ileri gelen genel ilkeleri hatırlatır (Bkz. diğerleri   arasında, Ceylan-Türkiye no: 23556/94, Öztürk-Türkiye no: 22479/93, sözü edilen Đbrahim   Aksoy-Türkiye, Karkın-Türkiye no: 43928/98, Kızılyaprak-Türkiye kararları). Mahkeme   baꢀvuruyu bu ilkeler ıꢀığında inceleyecektir.   Çev. Notu: kararın orijinalinde bu ꢀekilde yer almaktadır.   AĐHM suç unsuru teꢀkil eden makalelerde kullanılan ifadelere ve yayımlandığı ortama özel   bir dikkat vermiꢀtir. Bu anlamda, davayı çevreleyen koꢀulları, özellikle de terörle mücadelede   karꢀılaꢀılan güçlükleri dikkate almaktadır. (Bkz. Đbrahim Aksoy kararı, no: 28635/95,   30171/96 ve 34535/97, /60, 10 Ekim 2000 ve Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998, 1998-IV,   s. 1568, / 58).   Suç unsuru oluꢀturan makaleler özellikle PKK lideri Abdullah Öcalan ile diğer liderlerin   beyanlarına ve sivil toplum örgütlerinin çeꢀitli kaynaklardan derlenen açıklamalarına   dayanmaktadır ve bahse konu dergide Kürtçe yayımlanmıꢀlardır. Makalelerde, HADEP   tarafından dünya barıꢀ günü vesilesiyle düzenlenen mitingin yasaklanması, Türkiye’deki   demokratikleꢀme sürecinin yavaꢀ ilerleyiꢀi eleꢀtirilmekte ve barıꢀ ve kardeꢀliğin önemi   vurgulanarak, ꢀiddetin Türkler ve Kürtler arasındaki dostluk bağlarını zedeleyebileceğine   dikkat çekilmektedir.   AĐHM, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin sözü edilen haftalık dergide yayımlanan makalelerin   bir bütün olarak yalnızca kamuoyunu bilgilendirmek amacını taꢀımadığına, terörist örgütün   propagandasını yaptığına itibar ettiğini ve bu durumun olayların meydana geldiği dönemde   yürürlükte bulunan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 6/2. ve 4. maddelerine   istinaden suç unsurunu oluꢀturduğunu kaydettiğini tespit etmektedir.   AĐHM, iç hukuk mahkemelerinin kararlarında yer alan gerekçeleri incelemiꢀ ve bu   gerekçelerin baꢀvuranların ifade özgürlüğüne karꢀı bir müdahaleyi meꢀru kılmaya   yetmediğine itibar etmiꢀtir (Bkz. mutatis mutandis Sürek-Türkiye kararı (no:4) no:24762/94,   Temmuz 1999). AĐHM makalelerdeki bazı bölümlerin Türk devletinin en olumsuz yanlarını   çizen bir tabloyu ortaya koyduğunu, bu yönüyle makaleye düꢀmanca bir his verdiği, fakat bu   söylemlerin ꢀiddet kullanımına, silahlı direniꢀe ve baꢀkaldırıya iliꢀkin hiçbir çağrıda   bulunmadığını gözlemlemektedir. Ayrıca burada nefret içeren söylemler sözkonusu değildir,   AĐHM’ye göre dikkate alınacak temel unsur budur. (Bkz. a contrario Sürek-Türkiye (no:1),   no: 26682/95 ve Gerger-Türkiye, no: 24919/94, 8 Temmuz 1999).   Bu bağlamda, AĐHM, ifade özgürlüğünün, basına, yasaklanmıꢀ örgütlerin üyelerinin   açıklamaları vasıtasıyla ꢀiddet içeren fikirlerin yayılması için tribün görevi görmesine izin   vermediğinin altını çizmek ister. (Bkz. diğerleri arasında, Yıldız ve Taꢀ-Türkiye kararı (no:1),   no:77641/01, 19 Aralık 2006 ve a contrario Sürek-Türkiye kararı (no:3) no: 24735/94, 8   Temmuz 1999).   AĐHM, verilen cezanın niteliğinin ve ağırlığının da müdahalenin orantılılığını ölçmek   bakımından göz önünde bulundurulması gereken unsurlar olduğunu tespit etmektedir. AĐHM   bu çerçevede, sözü edilen haftalık derginin yayınının yedi gün süreyle durdurulduğunun ve   baꢀvuranların her birinin 142.365.600 TL. [116 Euro] ağır para cezasına çarptırıldığının ve 7   Nisan 2003 tarihinde 142.400.000 TL. [81 Euro] ödediklerinin altını çizmektedir.   Bu saptamalar ıꢀığında, baꢀvuranların mahkumiyeti öngörülen amaçlarla orantısız bulunmakta   ve «demokratik bir toplumda gereklilik» arz etmemektedir. Bu nedenle AĐHS’nin 10. maddesi   ihlal edilmiꢀtir.   II. AĐHS’NĐN 6/1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuranlar Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısının tebliğnamesinin kendilerine tebliğ   edilmediğinden ꢀikayetçidir. Baꢀvuranlar AĐHS’nin 6/1. maddesine göndermede   bulunmaktadır.   Hükümet bu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.   A. Kabuledilebilirliğe dair   Yapılan bu ꢀikayetin AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde dayanaktan yoksun   olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru   bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ꢀikayet kabuledilebilir niteliktedir.   B. Esas hakkında   Baꢀvuranlar Baꢀsavcının görüꢀünden haberdar olmadıklarını öne sürmektedir.   Hükümet bu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM baꢀvuranın sunduğu ꢀikayete benzer bir ꢀikayeti daha önce incelediğini ve Cumhuriyet   Baꢀsavcısı’nın gözlemlerinin niteliğini ve yargılanan kiꢀinin yazılı olarak bunlara cevap   verme olanağının bulunmamasını göz önüne alarak, Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın görüꢀünün   tebliğ edilmemesinden dolayı AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀtığını   hatırlatır (Bkz. diğerleri arasında sözü edilen Göç kararı ve Ayçoban-Türkiye kararı, no:   42208/02, 43491/02 ve 43495/02, 22 Aralık 2005).   AĐHM, Hükümetin Mahkemenin bu davada farklı bir sonuca ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici   hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiꢀtir.   Bu nedenle AĐHS’nin 6/1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.   III. AĐHS’NĐN 1, 6/2, 14, 18 VE EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDELERĐ’NĐN   ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA   Baꢀvuranlar aynı olaylara dayalı olarak AĐHS’nin 1, 6/2, 14, 18 ve Ek 1 no’lu Protokol’ün 1.   maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.   AĐHM, AĐHS’nin 10. ve 6/1. maddelerinin ihlal edildiği tespitine varması ıꢀığında mevcut   baꢀvuruda ortaya konan temel hukuki sorunları incelemeye itibar ettiğini ifade etmektedir.   Dava olaylarının tamamı ve tarafların argümanları göz önünde bulundurulduğunda AĐHM, 1,   6/2, 14, 18 ve Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddelerine yönelik ꢀikayetlerin ayrıca   incelenmesini gerekli görmemektedir.   IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI   AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine   karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi   edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil   tatminine hükmeder.”   A. Tazminat   Baꢀvuranlar 1.410.300.000 TL. [763 Euro] maddi zarara uğradıklarını iddia etmektedir. Bu   meblağların dağılımı ꢀu ꢀekildedir: yayınevinin kapatılması nedeniyle 1.125.500.000 TL. ve   mesleki gelir kaybı, her birinin ödemiꢀ olduğu 142.400.000 TL., toplamda 284.800.000 TL.   para cezası.   Baꢀvuranlar ayrıca 20.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.   Hükümet bu meblağlara karꢀı çıkmaktadır.   Öne sürülen gelir kaybı ile ilgili olarak AĐHM, AĐHS’nin 10. maddesinin ihlali sonucunda   baꢀvuranların uğradığı gelir kaybı miktarının net olarak hesaplanmasına imkân tanımadığını   kaydetmekte ve bu talebi reddetmektedir (Bkz. aynı anlamda, Karakoç vd.-Türkiye kararı no:   27692/95, 28138/95 ve 28498/95, 15 Ekim 2002).   Buna karꢀın, AĐHM baꢀvuranlara verilen para cezasının AĐHS’nin 10. maddesinin ihlalinin   doğrudan sonucu olduğunu hatırlatır. Baꢀvuranların her biri 142.400.000 TL. [81 Euro] para   cezası ödemiꢀtir. Hakkaniyete uygun, mahkemeye sunulan bilgilerin bütününe dayalı olarak,   özellikle bu miktarın ödenmesi sırasındaki döviz kuru ıꢀığında, AĐHM baꢀvuranların her   birine 81 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.   AĐHM manevi tazminata iliꢀkin, ilgililerin olayların koꢀulları nedeniyle birtakım sıkıntılar   yaꢀadığını ifade ederek, AĐHS’nin 41. maddesi doğrultusunda hakkaniyete uygun manevi   tazminat olarak baꢀvuranlara birlikte 1.500 Euro ödenmesini kararlaꢀtırmıꢀtır.   B. Yargılama masraf ve giderleri   Baꢀvuranlar AĐHM önünde yapmıꢀ oldukları yargı giderleri için 9.600 Euro talep etmektedir.   Bunun 2.000 Euro’luk kısmı tercüme, posta, ulaꢀım, iletiꢀim gideridir. Baꢀvuranlar kanıtlayıcı   belge niteliğinde Đstanbul barosunun iç hukuktaki ve AĐHM önündeki avukatlık giderine   karꢀılık belirlediği minimum ücret tarifesini ve 12 ꢁubat 2007 tarihli 3.000 TL. (yaklaꢀık   1.800 Euro) avukatlık ücreti makbuzunu sunmaktadır.   Hükümet bu meblağlara karꢀı çıkmaktadır.   AĐHM’nin yerleꢀik içtihadına göre bir baꢀvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul   miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Bu baꢀvuruda AĐHM, baꢀvuranların AĐHM   önünde yapmıꢀ olduklarını öne sürdükleri yargı giderlerini kanıtlayıcı hiçbir belgeyi   sunmadığı tespitini yapmakta, baꢀvuranlara bu yönde bir ödeme yapılmasını gerekli   görmemektedir. Bu karꢀılık avukatlık ücreti makbuzunu sunmaları doğrultusunda   baꢀvuranlara avukatlık ücretinin tamamı olan 1.800 Euro’nun ortaklaꢀa ödenmesine karar   vermiꢀtir.   C. Gecikme Faizi   Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı   faiz oranına 3 puanlık bir artıꢀ eklenecektir.   BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM,   1. Oybirliğiyle, baꢀvuranların AĐHS’nin 10. ve 6/1. maddesi hakkındaki ꢀikayetlerinin   kabuledilebilir olduğuna;   2. Oybirliğiyle, AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;   3. Oybirliğiyle, AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;   4. Oybirliğiyle, geri kalan diğer ꢀikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına;   5. a) AĐHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde,   ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin   baꢀvuranlara birlikte;   i.   maddi tazminat için 162 (yüz altmıꢀ iki) Euro ödemesine;   manevi tazminat için 1.500 (bin beꢀ yüz) Euro ödemesine;   yargı giderleri için 1.800 (bin sekiz yüz) Euro ödemesine;   belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;   ii.   iii.   iv.   b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, bu meblağlara   Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eꢀit oranda basit   faizin uygulanmasına;   6. Đkiye karꢀı beꢀ oyla adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddine;   KARAR VERMĐꢀTĐR.   Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 / 2. ve 3. maddelerine   uygun olarak 11 Aralık 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiꢀtir   Mevcut karar ekinde, AĐHS’nin 45. maddesinin 2. paragrafı ve AĐHM tüzüğünün 74.   maddesinin 2. paragrafı uyarınca yargıçlar Tulkens ve Mularoni’nin ortak kısmi ayrı oy   görüꢀü yer almaktadır.   7

© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło