18532/05
WyrokETPCz2009-10-13ECLI:CE:ECHR:2009:1013JUD001853205
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy brak dostępu do adwokata od początkowej fazy zatrzymania i wykorzystanie zeznań złożonych bez obecności adwokata narusza prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 w związku z art. 6 ust. 3 lit. c Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał podkreślił, że prawo do rzetelnego procesu wymaga, aby podejrzany miał dostęp do adwokata od pierwszego przesłuchania policyjnego, chyba że istnieją przekonujące powody do ograniczenia tego prawa. W niniejszej sprawie, pięciominutowe spotkanie z adwokatem uznano za niewystarczające, zwłaszcza w kontekście systemowych ograniczeń dostępu do pomocy prawnej w sprawach dotyczących sądów bezpieczeństwa państwa. Wykorzystanie zeznań uzyskanych w takich warunkach, bez odpowiedniej pomocy prawnej, naruszyło ogólną rzetelność postępowania karnego, prowadząc do stwierdzenia naruszenia art. 6 ust. 1 w związku z art. 6 ust. 3 lit. c Konwencji.Stan faktyczny
Skarżąca, Fatma Tunç, została zatrzymana 10 października 2001 r. pod zarzutem członkostwa w nielegalnej organizacji. 14 października 2001 r. odbyła pięciominutowe spotkanie z adwokatem, po czym policja pobrała od niej zeznania bez obecności obrońcy, w których przyznała się do zarzucanych czynów. Mimo późniejszego odwołania zeznań przed sędzią śledczym, Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Stambule skazał ją 4 marca 2004 r. na 12 lat i 6 miesięcy więzienia, opierając się m.in. na zeznaniach policyjnych. Sąd Kasacyjny oddalił jej odwołanie 11 listopada 2004 r.Rozstrzygnięcie
Trybunał uznał skargę dotyczącą braku pomocy prawnej za dopuszczalną, a pozostałą część skargi za niedopuszczalną. Stwierdził naruszenie art. 6 ust. 1 w związku z art. 6 ust. 3 lit. c Konwencji. Zasądził skarżącej 1 500 EUR tytułem szkody niemajątkowej oraz 1 000 EUR tytułem kosztów i wydatków. Odrzucił pozostałą część żądania słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
AVRUPA
OF E U R O P E
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ĐKĐNCĐ DAĐRE
FATMA TUNÇ – TÜRKĐYE (no. 2)
(B a ꢀvuru no. 18532/05)
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
STRAZBURG Ekim 2009
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koꢀullar çerçevesinde kesinleꢀecektir.
ꢁekli düzeltmelere tabi olabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 18532/05 no’lu davanın nedeni, Fatma Tunç
(“baꢀvuran”) adlı T.C. vatandaꢀının, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 15 Nisan 2005
tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliꢀkin Sözleꢀme’nin (“Avrupa
Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin - AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ olduğu baꢀvurudur.
Baꢀvuran Đstanbul Barosu avukatlarından F. Karakaꢀ Doğan tarafından temsil edilmiꢀtir.
OLAYLAR doğumlu baꢀvuran Kocaeli’de ikamet etmektedir.
Baꢀvuran 10 Ekim 2001 tarihinde yasadıꢀı örgüt üyesi olduğu ꢀüphesiyle Đstanbul’da
yakalanmıꢀtır. 14 Ekim 2001 tarihinde Cumhuriyet Savcısı’nın müsaadesiyle avukatı ile kısa
süreliğine (5 dakika) görüꢀebilmiꢀtir.
Polis, 14 Ekim 2001 tarihinde, avukatı bulunmaksızın baꢀvuranın ifadesini almıꢀtır.
Baꢀvuran, verdiği ifadede, hakkındaki suçlamaları kabul etmiꢀ, yasadıꢀı örgütle olan
bağlantılarına iliꢀkin ayrıntılı bilgi vermiꢀtir. Daha sonra, baꢀvuran 16 Ekim 2001 tarihinde,
önce Cumhuriyet Savcısı’nın, ardından Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi sorgu hakiminin
huzuruna çıkarılmıꢀtır. Baꢀvuran Cumhuriyet Savcısı huzurunda yasadıꢀı örgüt üyesi
olduğunu kabul etmiꢀtir. Sorgu hakimi tarafından sorgulanması sırasında ise hakkındaki
suçlamaları reddetmiꢀtir. Sorgu hakimi baꢀvuranın sorgulanmasının ardından tutuklu olarak
yargılanmasına karar vermiꢀtir.
Cumhuriyet Savcısı 23 Kasım 2001 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne,
baꢀvuranı Türk Ceza Kanunu’nun 168/2 maddesiyle Terörle Mücadele Kanunu’nun 5.
maddesi uyarınca yasadıꢀı silahlı örgüte üye olmakla suçlayan bir iddianame sunmuꢀtur.
Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi 4 Mart 2004 tarihinde, baꢀvuranın polise verdiği
ifadeyle diğer delillere dayanarak baꢀvuranı suçlu bulmuꢀ, on iki yıl altı ay hapis cezasına
çarptırmıꢀtır. Yargıtay 11 Kasım 2004 tarihinde baꢀvuranın itirazını reddetmiꢀtir.
Baꢀvuran 7 Ekim 2005 tarihinde cezaevinden salıverilmiꢀtir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran AĐHS’nin 6/3 (a), (b) ve (c) maddesi uyarınca, gözaltındayken avukat yardımı
alamadığından, avukatı yanında olmaksızın alınan ifadesinin de davayı gören mahkeme
tarafından mahkumiyetine karar verilirken kullanıldığından ꢀikayetçi olmuꢀtur.
Hükümet, baꢀvuranın, AĐHS’nin 35/1 maddesinin öngördüğü altı aylık süre koꢀuluna
uymadığını savunmuꢀtur. Hükümet’e göre, baꢀvuranın, AĐHM’ye baꢀvurusunu, Đstanbul
Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde 10 Aralık 2001 tarihinde görülen ilk duruꢀmanın ardından
altı ay içinde yapması gerekirdi. Esasa iliꢀkin olarak, Hükümet, baꢀvuranın, gözaltındayken Ekim 2001 tarihinde avukatıyla görüꢀmüꢀ olduğunu belirtmiꢀtir.
AĐHM, bir davanın adil olup olmadığının belirlenmesinde, davanın bütününün göz önünde
bulundurulması gerektiğini anımsatır (John Murray - Đngiltere). Mevcut davada baꢀvuran
AĐHM’ye baꢀvurusunu, AĐHS’nin 35/1 maddesinin gerektirdiği gibi, Yargıtay’ın 11 Kasım tarihinde kesinleꢀen kararının peꢀinden altı ay içinde yapmıꢀtır. Sonuç olarak
Hükümet’in itirazı kabul edilmemiꢀtir.
AĐHM baꢀvurunun bu kısmının AĐHS’nin 35/3 maddesi çerçevesinde dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeder. Ayrıca AĐHM, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
AĐHM, tarafların sundukları belgelerde, baꢀvuranın avukatıyla 14 Ekim 2001 tarihinde,
16.40-16.45 arasında beꢀ dakika görüꢀtüğünü gözlemlemiꢀtir. AĐHM bu bağlamda Salduz
kararında ([BD], 36391/02), ceza davasının hazırlığında, soruꢀturma aꢀamasının önemini
vurguladığını anımsatır. Zira bu aꢀama esnasında toplanan deliller suçun davada ele alınacağı
çerçeveyi belirler. AĐHS’nin 6/1 maddesi, adil yargılanma hakkının yeterince “uygulanabilir
ve etkili” olabilmesi için, belirli davaların özel koꢀullarında bu hakkın kısıtlanmasını
gerektirecek zaruri sebepler olmadığı sürece, kural olarak, ꢀüphelinin, polisin ilk
sorgulamasından itibaren avukata eriꢀebilmesini gerektirir. Yukarıda belirtilenler ile 3842
Sayılı Kanun’un 31. maddesi doğrultusunda, avukata eriꢀimle ilgili olarak uygulanan
kısıtlamanın sistematik olduğu ve devlet güvenlik mahkemelerinin yetkisine giren suçlarla
bağlantılı olarak gözaltında bulunan herkese uygulandığı göz önünde bulundurulduğunda,
AĐHM, baꢀvuranın gözaltındayken avukatıyla görüꢀmesine karꢀın, bu görüꢀmenin AĐHS
standartlarına göre yeterli olmadığı sonucuna varmıꢀtır.
AĐHM ayrıca, Salduz davasında gözaltında hukuki yardım alınamamasına iliꢀkin meseleyi
incelediğini, AĐHS’nin 6/1 maddesiyle bağlantılı olarak 6/3 (c) maddesinin ihlal edildiğini
gözlemler. AĐHM mevcut davayı incelemiꢀ, Salduz kararında tespit ettiği bulguların dıꢀına
çıkılmasını gerektirecek özel koꢀullar tespit etmemiꢀtir.
Bu nedenle bu davada AĐHS’nin 6/1 maddesiyle bağlantılı olarak 6/3 (c) maddesi ihlal
edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐA EDĐLEN DĐĞER MADDELERĐ
Baꢀvuran ayrıca 6. madde uyarınca, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından
yargılanmadığını iddia etmiꢀtir. AĐHS’nin 13. ve 14. maddeleri uyarınca, ꢀikayetleri
doğrultusunda etkili baꢀvuru yolu bulunmadığını ileri sürmüꢀtür.
AĐHM dava dosyasında baꢀvuranın iddialarını destekleyecek veya bu hükümlerin ihlalini
teꢀkil edecek hiçbir unsur görememektedir. Bu nedenle baꢀvurunun bu kısmının AĐHS’nin
35/3 ve 4. maddeleri çerçevesinde dayanaktan yoksun olduğu için reddedilmesi gerekir.
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
Baꢀvuran 5,000 Euro maddi tazminat, 15,000 Euro manevi tazminat talep etmiꢀtir.
Baꢀvuran ayrıca, yargılama masrafları için 2,000 Euro, avukatlık masrafları için 5,000 Euro
talep etmiꢀ, taleplerini desteklemek için vekalet sözleꢀmesini sunmuꢀtur.
AĐHM tespit edilen ihlal ile meydana geldiği iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı
görememektedir. Bu nedenle bu talebi reddeder. Manevi tazminatla ilgili olarak, hakkaniyete
uygun surette baꢀvurana 1,500 Euro ödenmesine hükmeder.
AĐHM ayrıca en uygun tazmin biçiminin, baꢀvuranın, talep etmesi halinde, AĐHS’nin 6/1
maddesinin koꢀullarıyla uyumlu olarak yeniden yargılanması olacağı kanısındadır (bkz.
Salduz). AĐHM’nin içtihadına göre, yargılama giderleri, ancak gerçekliği ve gerekliliği
kanıtlandığı ve makul bir meblağ olduğu takdirde baꢀvurana geri ödenir. Bu davada, AĐHM,
sahip olduğu belgeler ve yukarıda belirtilen ölçütler ıꢀığında, bu baꢀlık altında 1,000 Euro
tazminat ödenmesinin makul olduğu sonucuna varmıꢀtır.
AĐHM ayrıca gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere
uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar
vermiꢀtir.
AĐHM YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK, OYBĐRLĐĞĐYLE
1. Baꢀvurana hukuki yardım sağlanmamasına iliꢀkin ꢀikayetin kabuledilebilir olduğuna,
baꢀvurunun geri kalanının kabuledilemez olduğuna;
2. Baꢀvurana gözaltında hukuki yardım sağlanamaması nedeniyle, AĐHS’nin 6/1 maddesiyle
bağlantılı olarak 6/3 (c) maddesinin ihlal edildiğine;
3. (a) Savunmacı Devlet’in, baꢀvurana, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın
kesinleꢀtiği tarihten itibaren üç ay içinde, uygulanabilecek her tür vergiyle beraber,
ödeme gününde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirası’na çevirerek izleyen meblağları
ödemesine,
(i) Uygulanabilecek her türlü vergi ile beraber 1,500 Euro (bin beꢀ yüz Euro) manevi
tazminat,
(ii) Baꢀvurana uygulanabilecek her türlü vergi ile beraber mahkeme masrafları için
1,000 Euro (bin Euro),
(b) Yukarıda anılan üç aylık sürenin aꢀılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için
Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan
eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;
5. Baꢀvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine,
KARAR VERMĐꢀTĐR.
Đꢀbu karar Đngilizce hazırlanmıꢀ, AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
Françoise Elens-Passos
Zabıt Katibi Yardımcısı
Françoise Tulkens
Baꢀkan
3
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło