19558/02
WyrokETPCz2009-02-24ECLI:CE:ECHR:2009:0224JUD001955802
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Jakie zadośćuczynienie pieniężne należy się skarżącym za naruszenie prawa do poszanowania mienia wynikające z odmowy uznania ich praw spadkowych do nieruchomości, gdy przywrócenie stanu poprzedniego nie jest możliwe?Ratio decidendi
Trybunał przypomniał, że państwo pozwane ma obowiązek usunąć skutki naruszenia i przywrócić sytuację do stanu sprzed naruszenia. Ponieważ w tej sprawie *restitutio in integrum* (zwrot nieruchomości) nie był możliwy ze względu na przeniesienie własności na osoby trzecie, a skarżący nie domagali się zwrotu, Trybunał uznał za stosowne przyznanie odszkodowania pieniężnego. Wysokość odszkodowania została ustalona na podstawie wartości rynkowej nieruchomości, z uwzględnieniem udziałów spadkowych skarżących oraz rozbieżności w przedstawionych przez strony wycenach biegłych.Stan faktyczny
Skarżący, Yeran-Janet Nacaryan i Armen Deryan, obywatele Grecji, zostali pozbawieni praw spadkowych do nieruchomości w Turcji przez sądy krajowe. To doprowadziło do wcześniejszego wyroku ETPCz stwierdzającego naruszenie ich prawa do poszanowania mienia. Nieruchomości, będące przedmiotem sporu, zostały w międzyczasie sprzedane osobom trzecim. Niniejsze postępowanie dotyczyło ustalenia wysokości zadośćuczynienia za poniesioną szkodę majątkową.Rozstrzygnięcie
Trybunał orzekł, że: 1. Państwo pozwane ma zapłacić każdemu ze skarżących 250 000 EUR tytułem szkody majątkowej w ciągu trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku. 2. Odsetki za zwłokę będą naliczane według stopy Europejskiego Banku Centralnego powiększonej o trzy punkty procentowe. 3. Odrzucono pozostałe żądania dotyczące słusznego zadośćuczynienia, w tym kosztów i wydatków.Pełny tekst orzeczenia
C O N S E I L D E
L ' E U R O P E
AVRUPA
KONSEYĐ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
DÖRDÜNCÜ DAĐRE
NACARYAN VE DERYAN - TÜRKĐYE DAVASI
(Başvuru no:19558/02 ve 27904/02 )
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ
(a d i l t a z m i n )
STRAZBURG Şubat 2009
Đşbu karar Sözleşme’nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup
şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 19558/02 ve 27904/02 numaralı başvuruların nedeni iki
Yunan vatandaşı Yeran-Janet Nacaryan ve Armen Deryan’ın (başvuranlar) Avrupa Đnsan
Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 22 Nisan 2002 tarihinde Temel Đnsan Hakları ve
Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AĐHS) 34. maddesi
uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
AĐHM 8 Ocak 2008 tarihli kararı («esasa ilişkin kararı») ile iç hukuktaki mahkemelerin
başvuranların taşınmaz mallar açısından mirasçı sıfatlarını reddetmeleri çerçevesinde
AĐHS’ye Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir (Nacaryan ve
Deryan-Türkiye kararı, no: 19558/02 ve 27904/02, 8 Ocak 2008).
Başvuranlar AĐHS’nin 41. maddesine dayalı olarak uğradıkları maddi zarar ve yargılama
giderleri ile ilgili olarak çeşitli meblağlar talep etmişlerdir.
AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanmasının için şartların oluşmamış olması doğrultusunda
AĐHM bu sürecin saklı tutulmasına ve Hükümet ve başvuranların mevcut kararın tebliğinden
itibaren altı ay içinde bu mesele hakkındaki görüşlerini yazıyla kendisine bildirmeye ve
bilhassa aralarında varacakları her türlü uzlaşmadan kendisini haberdar etmeye davet etmiştir
(esas kararı, par. 65/ 3).
Başvuranlar gibi Hükümet de yazılı görüşlerini iletmiştir.
Taraflar arasında konunun dostane çözümle halline yönelik bir anlaşmaya varılmamıştır.
HUKUK
A. Maddi tazminat
Başvuranlar murisin taşınmaz mallarını edinmekten yoksun bırakılmaları nedeniyle
uğradıkları maddi zararın telafi edilmesini talep etmektedirler. Başvuranlar mirasın yarısına
sahip olmaları gerektiğini ve en azından taşınmaz malların 2001’deki değeri üzerinden tazmin
edilmeleri gerektiğini düşünmektedirler. Başvuranların her biri bu doğrultuda 875.000 ABD
Doları, yani yaklaşık 547.000 Euro değerinde bir tazminatı telaffuz etmektedir. Başvuranlar
istemiş oldukları bu meblağlara ilişkin yasal faiz miktarından feragat etmektedir.
Başvuranlar bu meblağı saptamada miras davası sürecinde asliye hukuk mahkemesinin talebi
üzerine düzenlenen 23 Kasım 2001 tarihli bilirkişi raporuna atıfta bulunmaktadır. Bu rapora
göre murisin dört binadan oluşan taşınmaz mallarının değeri şu şekildedir: ilki 3 trilyon TL,
ikincisi 1,5 trilyon TL, üçüncüsü 600 milyar TL ve sonuncusu 150 milyar TL olmak üzere
toplam 5.250 milyar TL (yaklaşık 2.517.000 Euro).
Başvuranlar bu bilirkişi raporu ile yapılan kıymet takdirinin asliye hukuk mahkemesi’nin 11
Aralık 2001 tarihli kararı ile onandığının altını çizmektedirler. Mahkeme bu tarihte miras
hakkındaki ihtiyati tedbir kararını kaldırmış ve terekenin mahkeme tarafından idaresine son
vermiştir. Mirasın idaresine dair giderler bu raporda yer alan verilere göre hesaplanmıştır.
Başvuranlar ayrıca Hükümet tarafından sunulan bilirkişi raporunun üç kamu görevlisi
tarafından hazırlandığını belirterek raporun bağımsızlığına itiraz etmektedirler. Başvuranlar
ayrıca taşınmazların 2007 yılındaki değil 2001’deki değerinin dikkate alınması gerektiğini
ifade etmektedirler. Başvuranlar bu noktada sözü edilen taşınmazların bazılarının bu iki tarih
aralığında birtakım değişikliklere uğradıklarını belirtmektedir. Örneğin ilk bilirkişi
incelemesinde ikinci taşınmazın değeri belirlenirken arsa bedeli ile üzerindeki bina bedeli
birlikte hesaplanmışken, ikinci incelemede bina yıkıldığından yalnızca arsa değeri esas
alınmıştır.
Taşınmazların satış değeri ile ilgili olarak başvuranlar Hükümetin taşınmazların gerçek piyasa
değerinin satış değerinin üzerinde olamayacağı itirazına karşı çıkmaktadır. Başvuranlar bu
bağlamda mevcut uygulamada tapu harcını daha az ödemek için gayrimenkullerin beyan
edilen satış değerinin gerçek satış değerinin altında olduğunu ifade etmektedirler. Taraflar
genel olarak ödenecek emlak vergisine uygun olarak satış bedeli beyan etmektedirler. Esasen
taşınmazın piyasa değeri beyan edilen bu son değerden daha yüksektir. Başvuranlar örnek
olarak 2007 yılında emlak vergisi için dördüncü taşınmazın 79.830 YTL1 olarak saptandığını,
oysa Hükümet’in görevlendirdiği bilirkişilerin aynı yıl içinde bu taşınmazın değerini 109.802
YTL olarak belirlediğini vermektedirler.
Hükümet 2001 tarihli bilirkişi raporuna karşı çıkmakta, başvuranlar tarafından öne sürülen
meblağları aşırı ve dayanaktan yoksun nitelendirmektedir. Hükümet başvuranlar tarafından
sunulan bilirkişi raporunun çekişmesiz bir yargı süreci kapsamında düzenlendiği açıklamasını
yapmaktadır. Hükümete göre bu yolla saptanan değerler taşınmazların gerçek piyasa değerine
karşılık gelmemektedir.
Hükümet bu bağlamda 15 ve 28 Kasım 2007 tarihlerinde üç emlak uzmanı kamu görevlisi
tarafından hazırlanan bilirkişi raporlarına atıfta bulunmaktadır. Đlk taşınmaz için 2.930.362
YTL, ikinci taşınmaz için 213.000 YTL, üçüncü taşınmaz için 267.945 YTL ve sonuncusu
için 109.802 YTL değer biçilmiştir. Taşınmazların toplam değeri 3.521.109 YTL’yi (yaklaşık
1.688.500 Euro) bulmaktadır.
Hükümet ayrıca murisin mirasçılarının taşınmaz malları 15 Şubat 2002 tarihinde kendi
mirasçılarına sattıklarını gözlemlemektedir. Bütün bu taşınmazların satış fiyatı toplam 305
milyar TL’dir (yaklaşık 146.000 Euro). Hükümete göre taşınmaz malların gerçek piyasa
değeri satış fiyatının üzerinde olamaz.
AĐHM, ihlalin tespit edildiği bir başvuruda Savunmacı Hükümetin ihlali gidermek ve ihlalden
önceki duruma mümkün olduğunca dönülmesini sağlayacak şekilde ihlalin sonuçlarını
ortadan kaldırmak yükümlüğünün bulunduğunu hatırlatır (Bkz. Iatridis-Yunanistan (adil
tatmin) no: 31107/96). Bir davaya taraf sözleşmeci devletlerin, prensip olarak, ihlale
hükmedilen bir kararın gereklerini yerine getirmek için başvuracakları yolları seçme
serbestliği bulunmaktadır. Bir kararın nasıl icra edileceğine ilişkin takdir yetkisi ile,
sözleşmeci devletlerin, AĐHS’nin temel yükümlülüğü olan “güvence altına alınan hak ve
özgürlükleri tanıma” (1. madde) yükümlülüğü ile uyumlu bir seçme hakkı kastedilmektedir.
Đhlalin doğası restitutio in integrum’a müsaitse, bunu yerine getirmek Savunmacı Devlete
düşer, zira AĐHM’nin bunu bizzat yapmaya ne yetkisi ne imkânı bulunmaktadır. Buna karşılık
ulusal hukuk ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmaya olanak tanımıyor ve/veya ancak kısmen
giderebiliyorsa, bu durumda AĐHS’nin 41. maddesi AĐHM’yi, mağdura uygun göreceği bir
telafiyi sağlama yetkisi vermektedir (Bkz. Brumarescu-Romanya (adil tatmin) no: 28342/95).
1 Ocak 2005 tarihinde Türk Lirası’nın (TL) yerini Yeni Türk Lirası (YTL) almıştır. 1 YTL 1 milyon TL’nin
karşılığıdır.
Mevcut başvuruda AĐHM, sözü edilen müdahalenin yasallık ilkesini karşılamadığı sonucuna
vardığını hatırlatır. Bu koşullar çerçevesinde, taşınmaz mallar için mirasçı sıfatlarının
yeniden tanınması, başvuranları mümkün olduğunca Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin
öngördüğü gerekliliklerin ihlal edilmediği bir duruma karşılık gelecek bir konuma
getirecektir. Bununla beraber, AĐHM bir miras davasının sözkonusu olduğunu hatırlatır;
murisin mirası iç hukuktaki mahkemelerce tanınan mirasçılarına geçmiş, bu kişiler ise
taşınmazları üçüncü şahıslara devretmişlerdir. Geri verme in integrum bakımından bu davanın
koşullarında uygun bir karar gibi görünmemektedir. Kaldı ki başvuranlar zaten bunu talep
etmemekte; taşınmazların 2001’deki piyasa değerine dayanarak uğradıkları zararın telafi
edilmesini istemektedirler.
AĐHM bu doğrultuda Hükümetin başvuranlara maddi tazminat olarak taşınmaz malların
piyasa değerine dayanılarak hesaplanacak bir meblağı ödemesi gerektiği görüşündedir. Bu
bağlamda AĐHM taraflarca sunulan iki bilirkişi raporuna göre taşınmaz malların değeri
arasında önemli farkın bulunduğunu ve bunun ise bir ölçüde taşınmazlardan biri üzerinde
yapılan değişikliklerden kaynaklandığını tespit etmektedir. AĐHM 2001 tarihli bilirkişi
raporunun çekişmeli gerçekleşmeyen bir yargılama süreci çerçevesinde yalnızca idarenin
giderlerinin hesaplanması amacıyla düzenlendiğini not eder.
Ayrıca bu iki bilirkişi raporunda tespit edilen değerler ile taşınmazların satış değerleri
arasında önemli fark bulunmaktadır. Başvuranlara göre satış değerleri en azından emlak
vergisi ödemeye temel olacak değerlerine tekabül etmektedir.
AĐHM, başvuranların murisin mirasının yarısını almaya ehil olduklarını, böylece her bir
başvuranın ¼ payının olduğunu vurgular.
AĐHM, taşınmazın piyasa değerine ilişkin mahkemeye sunulan bilgiler ve taraflarca sunulan
unsurlar ışığında, murisin taşınmaz mallarının mirasçısı olmalarının imkânsız oluşu nedeniyle
uğradıkları maddi zararın karşılığı olarak Hükümetin başvuranların her birine 250.000 Euro
ödemesi gerektiğini kaydetmektedir.
B. Yargılama gider ve masrafları
Başvuranlar AĐHM’den avukatlık ücreti için adil bir meblağa hükmetmesini istemektedir. Bu
taleplerine ilişkin kanıtlayıcı herhangi bir belge sunmamaktadırlar.
Hükümet bu talebe karşı çıkmaktadır.
AĐHM içtihadına göre, bir başvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak
gerçekliğini, gerekliliğini makul oranlarda ortaya konduğu sürece elde edebilir. Başvuranların
kanıtlayıcı belgeyi sunmadıkları göz önüne alındığında ve sözü edilen kıstaslar ışığında,
AĐHM yargılama gider ve masraflarına ilişkin yapılan bu talebi reddetmektedir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç
puanlık bir artış eklenerek belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,
1. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,
miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru
üzerinden TL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvuranların her birine
maddi tazminat olarak 250.000 (iki yüz elli bin) Euro ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan
fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
2. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMĐŞTĐR.
Đşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragraflarına uygun olarak 24 Ocak 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
6
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło