19578/02
WyrokETPCz2005-10-20ECLI:CE:ECHR:2005:1020JUD001957802
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy brak ustnej rozprawy oraz nieprzekazanie skarżącej opinii prokuratorów w postępowaniu odszkodowawczym za bezprawne zatrzymanie naruszyło prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji, oraz czy długość tego postępowania przekroczyła "rozsądny termin"?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że prawo do rzetelnego procesu z art. 6 ust. 1 Konwencji wymaga ustnej rozprawy w postępowaniu przed sądem pierwszej i jedynej instancji, chyba że istnieją wyjątkowe okoliczności uzasadniające odstąpienie od niej. W sprawie skarżącej, ocena szkody niemajątkowej wynikającej z cierpienia emocjonalnego wymagała wysłuchania jej zeznań, ponieważ nie była to kwestia czysto techniczna, którą można by rozstrzygnąć wyłącznie na podstawie dokumentów. Ponadto, Trybunał potwierdził, że nieprzekazanie skarżącej opinii prokuratorów i brak możliwości ustosunkowania się do nich narusza zasadę kontradyktoryjności, co stanowi naruszenie art. 6 ust. 1. W odniesieniu do długości postępowania, Trybunał stwierdził, że pomimo trwania postępowania przez około 5 lat i 10 miesięcy, władze krajowe działały z należytą starannością, biorąc pod uwagę potrzebę uzyskania opinii biegłych oraz fakt, że skarżąca korzystała ze swoich praw procesowych, co nie może być jej poczytane za opóźnienie.Stan faktyczny
Skarżąca, Zahide Songül Özata, została zatrzymana w Antalyi 21 listopada 1995 roku pod zarzutem członkostwa w PKK i przetrzymywana przez osiem dni. Po zwolnieniu, 29 listopada 1995 roku, udała się do szpitala, gdzie zdiagnozowano u niej nadciśnienie i lęk nerwicowy. 25 grudnia 1995 roku prokurator umorzył postępowanie z powodu braku dowodów. W lutym 1996 roku skarżąca wniosła do sądu w Antalyi pozew o odszkodowanie za bezprawne zatrzymanie i koszty leczenia. Sąd krajowy przyznał jej odszkodowanie za szkody niemajątkowe, ale po wielokrotnych odwołaniach i opiniach biegłych, ostatecznie odmówiono jej zwrotu kosztów leczenia.Rozstrzygnięcie
Stwierdza, że skargi na podstawie art. 6 ust. 1 Konwencji są dopuszczalne, a pozostała część skargi jest niedopuszczalna. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu braku ustnej rozprawy w postępowaniu krajowym. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu nieprzekazania skarżącej pisemnych opinii prokuratorów. Stwierdza brak naruszenia art. 6 ust. 1 Konwencji w odniesieniu do długości postępowania. Uznaje, że stwierdzenie naruszeń stanowi wystarczające zadośćuczynienie za wszelkie szkody niemajątkowe. Zasądza na rzecz skarżącej kwotę 1 000 EUR tytułem zwrotu kosztów i wydatków, powiększoną o wszelkie należne podatki, płatną w lirach tureckich po kursie z dnia płatności, w terminie trzech miesięcy od daty uprawomocnienia się wyroku. Zasądza odsetki za zwłokę według stopy równej krańcowej stopie procentowej Europejskiego Banku Centralnego powiększonej o trzy punkty procentowe. Oddala pozostałe roszczenia skarżącej o słuszne zadośćuczynienie.Pełny tekst orzeczenia
COUNCIL
A V R U P A
OF E U R O P E
KONSEYİ
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ
ÜÇÜNCÜ DAĐRE
ÖZATA – TÜRKĐYE
(Baꢀvuru no. 19578/02)
KARAR
STRAZBURG Ekim 2005
Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen ꢀartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak, ꢀekle
iliꢀkin değiꢀiklik yapılabilir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Özata – Türkiye davasında,
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (Üçüncü Daire),
Baꢀkan B. M. ZUPANČIČ
Yargıçlar J. HEDIGAN,
L. CAFLISCH,
R. TÜRMEN,
C. BIRSAN,
M. TSATSA – NIKOLOVSKA,
R. JAEGER ve
Bölüm Sekreteri V. BERGER’in katılımı ile kapalı oturumda 29 Eylül 2005 tarihinde
toplanmıꢀ ve anılan tarihte izleyen kararı vermiꢀtir
USUL
1. Dava, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleꢀmesi’nin (“Sözleꢀme”) 34.
maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, bir Türk vatandaꢀı olan Zahide Songül
Özata (“baꢀvuran”) tarafından, 15 Nisan 2002 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne
yapılan baꢀvurudan (no. 19578/02) kaynaklanmaktadır.
2. Baꢀvuran, Đzmir Barosu’na bağlı avukat M.N. Terzi tarafından temsil edilmiꢀtir.
Türk Hükümeti (“Hükümet”) AĐHM huzurundaki iꢀlemler için bir Ajan tayin etmemiꢀtir.
3. 3 Haziran 2004 tarihinde, AĐHM (Üçüncü Daire) baꢀvurunun kısmen kabuledilmez
olduğunu açıklamıꢀ ve sözlü duruꢀma olmamasına, Cumhuriyet Savcısı’nın Antalya Ağır
Ceza Mahkemesi huzurundaki ve Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın Yargıtay huzurundaki
görüꢀlerinin baꢀvurana bildirilmemesine, tazminat iꢀlemlerinin süresine ve mahkeme
tarafından ödenmesine karar verilen tazminatın ödenmemesine iliꢀkin ꢀikayeti bildirmeye
karar vermiꢀtir. AĐHS’nin 29 § 3. maddesinin hükümleri uyarınca, Avrupa Đnsan Hakları
Mahkemesi, baꢀvurunun esaslarını kabuledilebilirliği ile birlikte incelemeye karar vermiꢀtir.
4. 1 Kasım 2004 tarihinde, AĐHM Daire’lerinin yapısını değiꢀtirmiꢀtir (Đç Tüzük 25 §
1. madde). Bu dava, yeni oluꢀturulmuꢀ Üçüncü Daire’ye verilmiꢀtir (Đç Tüzük 52 § 1. madde).
OLAYLAR
I. DAVA OLAYLARI
5. Baꢀvuran 1948 doğumludur ve Ankara'da ikamet etmektedir.
6. Baꢀvuran, PKK'ya üye olma ꢀüphesi üzerine, Antalya Emniyet Müdürlüğü Terörle
Mücadele ꢁubesi polis memurları tarafından 21 Kasım 1995 tarihinde Antalya'da
yakalanmıꢀtır. 29 Kasım 1995 tarihine kadar gözaltında tutulmuꢀtur.
7. 29 Kasım 1995 akꢀamında, gözaltından serbest bırakılıꢀının hemen ardından,
baꢀvuran, muayene olmak için özel bir hastaneye gitmiꢀtir. Muayenesinde yer alan doktorlar
tarafından düzenlenen, 30 Kasım 1995 ve 1 Aralık 1995 tarihli sağlık raporlarına göre,
baꢀvuran, yüksek tansiyonu olduğu için üç gün hastanede kalmıꢀtır. Ayrıca, ona nevrotik
kaygı tanısı konulduğu da kaydedilmiꢀtir. Üç gün daha yatması tavsiye edilmiꢀtir.
8. 25 Aralık 1995 tarihinde, Devlet Güvenlik Mahkemesi Đzmir Savcısı, delil
yetersizliği gerekçesiyle, baꢀvuran hakkındaki suçlamalardan vazgeçmiꢀtir.
9. 13 ꢁubat 1996 tarihinde, 466 sayılı Kanun'un 1 § 6 ve 2 § 1. maddelerine atıfta
bulunan baꢀvuran, kanuna aykırı yakalanması ve sekiz gün süren tutukluluğu için tazminat
talep ederek, Antalya Ağır Ceza Mahkemesi'nde Hazine'ye karꢀı dava açmıꢀtır. Manevi
zararlarını telafi etmesi için 500.000.000 Türk Lirası (TL) ve hastane harcamaları için
11.820.000 TL talep etmiꢀtir.
10. 19 Temmuz 1996 tarihinde, Antalya Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet
Savcısı'nın yazılı görüꢀünü aldıktan sonra, baꢀvurana hastane harcamaları için tazminat
ödenmesine ve manevi zararlar için, kiꢀisel, maddi ve sosyal statüsüne dayanarak hesaplanan,
30.000.000 TL tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.
11. Hem baꢀvuran hem de Hazine tazminat kararını temyiz etmiꢀtir. Baꢀvuran, temyize
iliꢀkin olarak, tazminat miktarının haksız yakalanıꢀı ve tutuklanıꢀına karꢀı yetersiz olduğunu
ileri sürmüꢀtür. Hazine, ödenmesine karar verilen miktarın haddinden fazla olduğu
görüꢀündedir.
12. 19 Mart 1997 tarihinde, Cumhuriyet Baꢀsavcısı, her iki tarafın itirazlarının
esaslarına iliꢀkin görüꢀünü bildirmiꢀtir. Mahkeme'ye, ilk derece kararını bozmasını önermiꢀtir.
Özel bir hastanede yapılan harcamaların ödenmemesi gerektiği kararını vermiꢀtir. Ayrıca,
ilgili içtihadın karꢀısında, manevi zararlara karꢀılık ödenmesine karar verilen tazminatın
haddinden fazla olduğunu değerlendirmiꢀtir.
13. 27 Mayıs 1997 tarihinde, Yargıtay, Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararını en baꢀta
baꢀvuranın yüksek tansiyonunun gözaltında tutukluluğundan kaynaklanıp kaynaklanmadığını
tespit etmeden verdiği gerekçesiyle, kararı bozmuꢀtur.
14. 4 Temmuz 1997 tarihinde, mahkeme, baꢀvuranın hastalığının sebebine iliꢀkin tıbbi
görüꢀ almaya karar vermiꢀtir. Ayrıca, Cumhuriyet Savcısı'ndan, baꢀvuranın iddialarına iliꢀkin
yazılı görüꢀleri istenmiꢀtir.
15. Baꢀvuranı muayene eden doktorlar tarafından düzenlenen 27 Ekim 1997 ve 3
Aralık 1997 tarihli iki sağlık raporu, Antalya Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunulmuꢀtur. Bu
raporlar, baꢀvuranın Kasım 1995’de üç günlüğüne hastaneye yattığı ve ona, tutukluluk ꢀartları
dolayısıyla ağırlaꢀan, hipertansiyon ve nevrotik kaygı tanısı konulduğu gerçeğini
doğrulamıꢀtır.
16. 13 Ocak 1998 tarihinde, mahkeme, baꢀvuranın muayenesinden sorumlu olan iki
doktoru sorgulamıꢀtır. Doktorlar, hem hipertansiyon hem de nevrotik kaygı’nın, baꢀvuranın
büyük ihtimalle tutukluluk sürecinin öncesinde de yaꢀamıꢀ olduğu, sağlık problemleri
olduğunu doğrulamıꢀlardır. Ancak, tutukluluk ꢀartlarının bu hastalıklar üzerindeki ağırlaꢀtırıcı
etkisini de doğrulamıꢀlardır. Mahkeme, Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu’nun dava
dosyasını incelemesini ve yorumlarını sunmasını talep etmiꢀtir.
17. 27 Nisan 1998 tarihinde, Adli Tıp Kurumu Üçüncü Đhtisas Kurulu, hipertansiyon
ve nevrotik kaygı’nın, baꢀvuranın gözaltında tutukluluğunun öncesinde var olan sağlık
problemleri olup olmadıklarını kesin olarak belirleyemediği sonucuna varmıꢀtır. Dolayısıyla,
dava dosyasını Adli Tıp Kurumu’nun baꢀka bir kuruluna havale etmiꢀtir.
18. 27 Mart 2000 tarihinde mahkemeye sunulan, Dördüncü Đhtisas Kurulu’nun 20
Aralık 1999 tarihli raporuna göre, hem hipertansiyon hem de nevrotik kaygı tutukluluk
ꢀartlarından kaynaklanmamıꢀtır.
19. 8 Haziran 2000 tarihinde, Antalya Ağır Ceza Mahkemesi, 20 Aralık 1999 tarihli
rapor karꢀısında, baꢀvurana sadece manevi zararlar için tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.
Mahkeme, Dava olayları ıꢀığında ve baꢀvuranın çektiği duygusal acının yoğunluğu yanında
maddi ve sosyal statüsünü değerlendirmiꢀ olarak, baꢀvurana manevi zararlar için tazminat
olarak 30.000.000 TL ödenmesine karar vermiꢀtir.
20. 28 Haziran 2000 tarihinde, baꢀvuran, kendisine faiziyle birlikte hem maddi hem de
manevi tazminat ödenmesi gerekirdi ꢀeklinde iddiada bulunarak, kararı temyiz etmiꢀtir.
Ayrıca, Yargıtay’ın bir duruꢀma düzenlemesini talep etmiꢀtir.
21. Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı, 30 Kasım 2000 tarihli yazılı görüꢀlerinde,
mahkemeye, baꢀvuranın duruꢀma talebiyle birlikte iddialarını reddetmesini tavsiye etmiꢀtir.
Baꢀvuranın davasının, temyiz derecesinde bir duruꢀma düzenlemeyi gerektirecek, cezai bir
konu hakkında olmadığını ileri sürmüꢀtür. Cumhuriyet Savcısı, bununla beraber, mahkemeye,
usul hukuku gerekçesiyle Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını bozmasını tavsiye etmiꢀtir.
22. 12 Aralık 2000 tarihinde, Yargıtay, Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın görüꢀüne uymuꢀ ve
Antalya Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını bozmuꢀtur.
23. 2 Ocak 2001 tarihinde, dava, Antalya Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda yeniden
baꢀlatılmıꢀtır. Cumhuriyet Savcısı, mahkemeye, baꢀvuranın maddi tazminat talebini
reddetmesini ve manevi zararlar için ona tazminat vermesini tavsiye etmiꢀtir.
24. 30 Mayıs 2001 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi, baꢀvurana, faizle birlikte
30.000.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiꢀtir.
25. 30 Temmuz 2001 tarihinde, baꢀvuran, önceki gerekçelerini tekrarlayarak, kararı
temyiz etmiꢀtir. 28 Kasım 2001 tarihinde, Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı, mahkemeye, Ceza
Mahkemesi’nin kararını onamasını tavsiye etmiꢀtir.
26. 24 Aralık 2001 tarihinde, Yargıtay, inter alia, Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın
görüꢀünü göz önünde tutarak, 30 Mayıs 2001 tarihli kararı onamıꢀtır.
27. Hükümet tarafından sunulan bilgiye göre, baꢀvuran, Antalya Ağır Ceza
Mahkemesi tarafından ona ödenmesine karar verilen tazminatı almak için hiçbir zaman
baꢀvuruda bulunmamıꢀtır.
II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK
28. Sözkonusu zamandaki ilgili iç hukukun açıklaması Göç – Türkiye kararında ([BD],
no. 36590/97, §§ 27-34, AĐHM 2002-V) bulunabilir.
HUKUK
I. AVRUPA ĐNSAN HAKLARI SÖZLEꢁMESĐ’NĐN 6 § 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL
EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
29. Baꢀvuran, adil ve açık duruꢀma hakkının iki ꢀekilde ihlal edildiğini ileri sürmüꢀtür:
ilk olarak, tazminat talebi kararında ona hiçbir zaman sözlü duruꢀma sağlanmamıꢀtır; ikinci
olarak, ona, hiçbir zaman, Cumhuriyet Savcısı’nın Antalya Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan
yazılı görüꢀüne ve Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın Yargıtay’a sunulan, baꢀvuranın temyizinin
esasları üzerine olan yazılı görüꢀüne yanıt verme fırsatı verilmemiꢀtir.
Ayrıca, baꢀvuran, Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin 6 § 1. maddesinin anlamı
dahilinde, tazminat iꢀlemlerinin “makul süre” içinde sonuçlanmadığından ꢀikayetçi olmuꢀtur. § 1. maddenin ilgili kısmı ꢀöyledir:
“Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili … karar verecek olan, … bir mahkeme
tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek
hakkına sahiptir.”
30. Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiꢀtir.
A. Kabuledilebilirlik
31. Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin 35 § 3.
maddesinin anlamı dahilinde, bu ꢀikayetlerin temelsiz olmadığını kaydeder. AĐHM, ayrıca,
baꢀvurunun baꢀka açılardan da kabuledilmez olmadığını kaydeder. Dolayısıyla, baꢀvuru,
kabuledilebilir ilan edilmelidir.
B. Esaslar
1. Yerel iꢀlemlerde sözlü duruꢀmanın olmaması
32. Baꢀvuran, kendisine, kanuna aykırı gözaltındaki tutukluluğu sürecinde çekmek
zorunda kaldığı eziyeti, yargı makamlarına ifade etme fırsatının verilmiꢀ olması gerektiğini
iddia etmiꢀtir. Buna ek olarak, Adli Tıp Kurumu’nun raporunda yer alan tespitler gerekçesiyle
talebi reddedildiği için, bu raporu hazırlayan doktorlara sorular yöneltebilmesi gerektiğini ileri
sürmüꢀtür.
Ayrıca, manevi zararlar için ödenmesine karar verilen tazminat miktarının,
Hükümet’in iddia ettiği gibi haksız iktisaba yol açması bir yana dursun, yeterli olmaktan çok
uzak olduğunu ileri sürmüꢀtür.
33. Hükümet, 466 sayılı Kanun’un 3. maddesine uygun olarak, yerel mahkemenin,
dosyadaki davada bir duruꢀma düzenlemeden karar verdiğini ileri sürmüꢀtür. Hükümet,
baꢀvuranın davasının, Ağır Ceza Mahkemesi’nin yetkisi kapsamında olmasına rağmen, ceza
davası olmadığını ileri sürmüꢀtür. Dolayısıyla, onun iddiası, tek baꢀına dava dosyasına
dayanarak uygun ꢀekilde karara bağlanabilirdi. Hükümet, Ağır Ceza Mahkemesi’nin,
baꢀvuranın maddi tazminat talebini, baꢀvuranın hastalığının tutukluluk sürecinin öncesinde
var olduğunu doğrulayan sağlık raporlarına dayanarak, reddettiğini ileri sürmüꢀtür. Üstelik,
daha yüksek bir miktarın haksız iktisaba yol açmıꢀ olacağı değerlendirildiğinde, manevi
zararlar için ödenmesine karar verilen tazminat uygundur.
Hükümet, ilaveten, dava dosyasının, iꢀlemler boyunca taraflara açık bulunduğunu ileri
sürmüꢀtür. Bu nedenle, baꢀvuran, onun içindeki belgelerin örneğini alabilir ve yazılı
görüꢀlerini sunabilirdi.
34. Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’nin yerleꢀik içtihadına göre, sözlü duruꢀmayı
uygulamamayı haklı çıkaran istisnai durumlar olmadığı sürece, bir ilk ve tek derece
mahkemesinin huzurundaki iꢀlemlerde, 6 § 1. maddenin anlamında “açık duruꢀma” hakkı,
beraberinde, “sözlü duruꢀma” isteme hakkını getirir (bkz., diğerlerinin yanı sıra, Allan
Jacobsson – Đsveç (no. 2), 19 ꢁubat 1998 tarihli karar, Reports of Judgments and Decisions
1998-I, s. 168, § 46).
35. AĐHM, baꢀvuranın talebinin, Antalya Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ve daha
sonra temyiz üzerine Yargıtay tarafından üç kere incelendiğini gözlemler. Baꢀvurana, hiçbir
aꢀamada, yerel mahkemeler huzurunda sözlü duruꢀma fırsatı sağlanmamıꢀtır.
36. Baꢀvuranın maddi ve sosyal statüsü ile beraber onun tutukluluğu ve bu
tutukluluğun süreci unsurunun dava dosyasında ve baꢀvuranı dinleme gereği olmadan
saptanabileceği doğru iken, çektiğini iddia ettiği duygusal acının değerlendirilmesinde farklı
yaklaꢀımlar uygulanmalıdır. AĐHM’nin görüꢀüne göre, baꢀvurana, tutukluluğunun sebep
olduğu sıkıntı ve kaygı ꢀeklindeki manevi zararı Antalya Ağır Ceza Mahkemesi’ne sözlü
olarak açıklama fırsatı sağlanmıꢀ olmalıydı. Baꢀvuranın yaꢀadıklarının esas olarak kiꢀisel
niteliği ve uygun tazminat düzeyinin belirlenmesi, baꢀvuranın ifadesinin dinlenmesini
gerektirir. Bu konuların nitelik açısından teknik olduğu ve tek baꢀına dava dosyasına
dayanarak uygun ꢀekilde karara bağlanabileceği söylenemez. Aksine, AĐHM, baꢀvuranın
davasında, adaletin uygulanıꢀının ve Devlet’in sorumluluğunun, baꢀvurana, kamu
incelemesine açık yerel mahkeme huzurunda bir duruꢀmada kiꢀisel durumunu açıklama hakkı
sağlayarak, daha iyi yerine getirilmiꢀ olacağını değerlendirir (yukarıda anılan, Göç, § 51).
37. Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi, dolayısıyla, sözlü duruꢀmayı uygulamamayı
haklı çıkarabilecek istisnai durumlar olmadığını değerlendirir ve buna göre AĐHS’nin 6 § 1.
maddesi ihlal edilmiꢀtir.
2. Cumhuriyet Savcılarının Antalya Ağır Ceza Mahkemesi ve Yargıtay’a sunulan
yazılı görüꢀlerinin bildirilmemesi
38. Baꢀvuran, Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın Yargıtay’a sunulan görüꢀüyle birlikte,
Cumhuriyet Savcısı’nın Antalya Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan yazılı görüꢀünün
kendisine bildirilmediğini iddia etmiꢀtir. Dolayısıyla, Cumhuriyet Savcılarının görüꢀlerine
yanıt verme ve kendi iddialarını sunma fırsatının olmadığını ileri sürmüꢀtür.
39. Hükümet, bu ꢀikayete iliꢀkin hiçbir görüꢀ bildirmemiꢀtir.
40. AĐHM, aynı ꢀikayeti geçmiꢀte incelemiꢀ olduğunu ve Göç – Türkiye kararında
(yukarıda anılan, § 58) AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlalini tespit ettiğini kaydeder. O
kararda, AĐHM, Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın görüꢀlerinin niteliğini ve baꢀvurana yanıt olarak
yazılı görüꢀte bulunma fırsatının verilmediği gerçeğini gözönünde tutarak, baꢀvuranın karꢀıt
iꢀlem baꢀlatma hakkının ihlal edildiği kararını vermiꢀtir (loc. cit. § 55).
41. AĐHM, ꢀimdiki davayı incelemiꢀ ve yukarıda belirtilen davadaki kararından
sapmasını gerektirecek hiçbir özel durum bulmamıꢀtır.
42. Buna göre, baꢀvurana, Cumhuriyet Savcıları’nın Antalya Ağır Ceza Mahkemesi ve
Yargıtay huzurundaki görüꢀlerinin bildirilmemesine iliꢀkin olarak, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi
ihlal edilmiꢀtir.
3. Đꢀlemlerin Süresi
43. Baꢀvuran, Avrupa Đnsan Hakları Sözleꢀmesi’nin 6 § 1. maddesine göre, tazminat
iꢀlemlerinin süresinin “makul süre” ꢀartını ihlal ettiğini iddia etmiꢀtir.
44. Baꢀvuran, davasının, karmaꢀık olmadığı için, uzun ve ayrıntılı bir yargı incelemesi
gerektirmemiꢀ olduğunu vurgulamıꢀtır. Davası, haksız bir tutuklamaya dayanan doğal
tazminat talebi hakkındadır.
45. Hükümet, mahkemenin baꢀvuranın davasını ele alıꢀının “makul süre” ꢀartına
uymuꢀ olduğunu değerlendirmiꢀtir. Hükümet, baꢀvuranın tazminat talebinin karara
bağlanmasını geciktirenin esas olarak baꢀvuranın davranıꢀının olmuꢀ olduğunu ileri
sürmüꢀtür. Baꢀvuran, Antalya Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararlarını üç kere temyiz ederek,
iꢀlemlerin uzamasına katkıda bulunmuꢀtur.
46. Mahkeme, iꢀlemlerin, baꢀvuranın Antalya Ağır Ceza Mahkemesi’ne talepte
bulunduğu, 13 ꢁubat 1996 tarihinde baꢀladığını ve 24 Aralık 2001 tarihli Yargıtay kararıyla
son bulduğunu gözlemler (bkz. yukarıda 8 ve 24. paragraflar). Buna göre, değerlendirilecek
olan süre yaklaꢀık on ay beꢀ yıldır.
47. AĐHM, bu sürenin uygunluğunu, davanın olayları ıꢀığında ve içtihadı tarafından
yerleꢀen kriterlere, özellikle davanın karmaꢀıklığına, baꢀvuranın ve ilgili makamların
davranıꢀına ve davada baꢀvuran için neyin tehlikede olduğuna atfen inceleyecektir (bkz., çok
sayıda diğer içtihat arasında, Frydlender – Fransa [BD], no. 30979/96, § 43, AĐHM 2000-VII,
ve Humen – Polonya [BD], no. 26614/95, § 60, 15 Ekim 1999).
48. Davanın niteliğine iliꢀkin olarak, AĐHM, talebin karara bağlanmasının bilirkiꢀi
delili elde etme ihtiyacı gerektirdiği için belli bir karmaꢀıklıkta olduğunu gözlemler. Ancak,
Hükümet’in, baꢀvuranın iꢀlemlerin süresine katkıda bulunduğu ꢀeklindeki görüꢀünü
paylaꢀmamaktadır. Baꢀvuran, usule ait haklarından yararlanmıꢀ olmaktan kınanamaz.
Özellikle, temyiz usulünü kötüye kullandığını veya mahkemenin zamanını yasal dayanağı
olmayan ve tümüyle kendi lehinde taleplerle harcadığını gösteren hiçbir ꢀey yoktur.
49. Yargı makamlarının davranıꢀına iliꢀkin olarak, AĐHM, incelenmekte olan süre
zarfında, mahkemeler tarafından davaya altı defa bakıldığını gözlemler. Hiçbir duruꢀma
düzenlenmemiꢀ olmasına rağmen, mahkeme, dava dosyasını düzenli olarak incelemiꢀ ve
dahası, iꢀlemlerde, bilirkiꢀi delili elde etmekle iliꢀkili (bkz. yukarıda 13-16. paragraflar) aꢀırı
bir gecikme olmamıꢀtır. Sonuç olarak, AĐHM, yetkililerin, baꢀvuranın davasını ele alırken
gerekli özeni gösterdiklerini değerlendirir.
50. Yukarıda belirtilenler karꢀısında ve iꢀlemlerin toplam süresini gözönünde tutarak,
AĐHM, AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edilmediğine karar verir.
II. 1 NO.’LU PROKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
51. Baꢀvuran, 1 No.‘lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca, mahkeme tarafından
ödenmesine karar verilen manevi tazminatın halen ödenmediğinden ꢀikayetçi olmuꢀtur. 1
No.‘lu Protokol’ün 1. maddesi ꢀöyledir:
“Her gerçek ve tüzel kiꢀinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı
vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koꢀullara ve uluslararası
hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını
düzenlemek veya vergilerin ya da baꢀka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için
gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”
52. Hükümet, baꢀvuranın, tazminatını almak üzere yetkililere baꢀvurmadığı için iç
hukuk yollarını tüketmediğini ileri sürmüꢀtür.
53. Baꢀvuran, tazminatını almak için yetkililere baꢀvurmak zorunda olmadığını ileri
sürmüꢀtür. Adresi mahkeme tarafından bilindiği için, yetkililer, ona ödenmesine karar verilen
miktarı ödemek için inisiyatifi ellerine almalıydılar. Baꢀvuran, ayrıca, Devlet malına el
konulamayacağı için Hazine hakkında icra takibi baꢀlatmanın yararsız olmuꢀ olacağını iddia
etmiꢀtir.
Đlaveten, ödenmesine karar verilen miktar çok az olduğu için tazminatı almayı
reddettiğini ileri sürmüꢀtür.
54. AĐHM, mahkeme tarafından ödenmesine karar verilen tazminatı almak üzere yerel
makamlara baꢀvurmadığı için baꢀvuranın kendisi için mevcut olan tüm iç hukuk yollarını
tüketmiꢀ olduğunun değerlendirilemeyeceğini gözlemler. Đlgili miktarı almak için kanunen
yerel bir makama baꢀvurmasının gerekli olmadığı farz edilse bile, en azından Antalya Ağır
Ceza Mahkemesi’nin nihai kararından sonra kendisine bir ödeme yapılmadığı gerçeği
hakkında yetkililere ꢀikayette bulunması gerekirdi.
55. Yukarıda belirtilenlerin ıꢀığında, AĐHM, AĐHS’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesi
uyarınca, baꢀvuranın iç hukuk yollarını tüketmediği ve dolayısıyla temelsiz olduğu için bu
ꢀikayetin reddedilmesi gerektiğine karar vermiꢀtir.
III.
AVRUPA
ĐNSAN
HAKLARI
SÖZLEꢁMESĐ’NĐN
41.
MADDESĐNĐN
UYGULANMASI
56. AĐHS’nin 41. maddesi ꢀöyledir:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği
takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
57. Baꢀvuran, hastane harcamaları olarak 250 Euro (Euro) talep etmiꢀtir.
58. Baꢀvuran, haksız tutukluluğundan kaynaklanan sıkıntısını ve tutukluluğundan bu
yana geçen süreyi değerlendirerek, manevi zararlara iliꢀkin olarak 10.000 Euro talep etmiꢀtir.
Ayrıca, iꢀlemlerin süresi ve adaletsizliği karꢀısında 2.000 Euro talep etmiꢀtir.
59. Hükümet, sağlık raporlarının, baꢀvuranın sağlık sorunlarının gözaltında
tutukluluğundan kaynaklanmadığını doğruladığını ileri sürmüꢀtür. Baꢀvuranın hastalığı ve
gözaltında tutukluluğu arasında hiçbir iliꢀki olmadığına göre, maddi tazminat talepleri
reddedilmelidir. Dahası, Hükümet, baꢀvuranın manevi tazminat talebinin haddinden fazla
olduğunu iddia etmiꢀtir.
60. AĐHM, yerel iꢀlemlerde sözlü duruꢀma olmaması ve Cumhuriyet Savcıları’nın
görüꢀlerinin baꢀvurana iletilmemesi dolayısıyla, AĐHS’nin 6. maddesinin ihlal edildiğine
karar vermiꢀtir. Tespit edilen ihlaller ve hastane harcamaları arasında herhangi bir sebep
sonuç iliꢀkisi görmemektedir. Dolayısıyla, baꢀvuranın maddi tazminat talebini reddeder.
61. Ayrıca, AĐHM, baꢀvuranın uğradığı herhangi bir manevi zarara karꢀı, ihlallerin
tespitinin baꢀlı baꢀına yeterli bir tazmin oluꢀturduğunu değerlendirir.
B. Mahkeme masrafları
62. Baꢀvuran, yerel iꢀlemlerde ve Sözleꢀme Kurumları’ndaki iꢀlemlerde yapılan
mahkeme masraflarına karꢀılık olarak 3.000 Euro ödenmesini talep etmiꢀtir. Takviye edici
hiçbir belge sunmamıꢀtır.
63. Hükümet, taleplerin haddinden fazla ve asılsız olduğunu belirtmiꢀtir. Hükümet,
baꢀvuran tarafından, iddialarını kanıtlamak için hiçbir makbuz veya baꢀka hiçbir belgenin
sunulmamıꢀ olduğunu ileri sürmüꢀtür.
64. AĐHM, mevcut bilgilere istinaden kendi kararını vererek, baꢀvurana bu baꢀlık
altında 1.000 Euro tazminat ödenmesini makul değerlendirir.
C. Gecikme Faizi
65. AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere
uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun
olduğuna karar verir.
BU SEBEPLERLE AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE
1. AĐHS’nin 6 § 1. maddesi uyarınca olan ꢀikayetlerin kabuledilebilir ve baꢀvurunun kalan
kısmının kabuledilmez olduğuna;
2. Yerel iꢀlemlerde sözlü duruꢀma olmaması dolayısıyla AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal
edildiğine;
3. Cumhuriyet Savcıları’nın yazılı görüꢀlerinin baꢀvurana iletilmemesi dolayısıyla AĐHS’nin § 1. maddesinin ihlal edildiğine;
4. Đꢀlemlerin süresine iliꢀkin olarak AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edilmediğine;
5. Đhlallerin tespitinin, herhangi bir manevi zarara karꢀılık baꢀlı baꢀına yeterli bir tazmin
oluꢀturduğuna;
6. a) Sorumlu Devlet’in, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleꢀtiği tarihten
itibaren üç ay içinde baꢀvurana mahkeme masraflarına iliꢀkin olarak 1.000 Euro (bin
Euro), artı tabi olabilecek her türlü vergiyi, ödeme günündeki kur üzerinden Türk
Lirası’na dönüꢀtürerek, ödemesine;
b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin aꢀılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için
yukarıdaki miktara Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan
eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;
7. Baꢀvuranın adil tazmin talebinin kalanının reddine
KARAR VERMĐꢁTĐR.
Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve Mahkeme Đç Tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddesi
uyarınca 20 Ekim 2005 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiꢀtir.
Vincent BERGER
Sekreter
Boštjan M. ZUPANČIČ
Baꢀkan
10
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło