19582/02
WyrokETPCz2009-02-03ECLI:CE:ECHR:2009:0203JUD001958202
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy pozbawienie skarżącego dostępu do adwokata w początkowej fazie zatrzymania oraz niedoręczenie mu pisemnej opinii prokuratora w postępowaniu odwoławczym naruszyło jego prawo do rzetelnego procesu zgodnie z art. 6 ust. 1 i art. 6 ust. 3 lit. c Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał uznał, że systematyczne pozbawienie dostępu do adwokata w początkowej fazie zatrzymania, zwłaszcza gdy zeznania uzyskane bez pomocy prawnej są wykorzystywane jako podstawa skazania, stanowiło nieodwracalne naruszenie praw obrony skarżącego. Stwierdził, że późniejsza pomoc prawna nie mogła naprawić tego początkowego uchybienia. Ponadto, Trybunał orzekł, że niedoręczenie skarżącemu pisemnej opinii Prokuratora Generalnego Sądu Kasacyjnego w postępowaniu odwoławczym naruszyło zasadę kontradyktoryjności, będącą integralną częścią prawa do rzetelnego procesu.Stan faktyczny
Skarżący, Ali Çimen, został zatrzymany 17 kwietnia 2000 r. pod zarzutem przynależności do nielegalnej organizacji zbrojnej. Był przesłuchiwany bez adwokata i złożył zeznania obciążające. Jego adwokatowi odmówiono widzenia. Został skazany 5 grudnia 2000 r. przez Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Izmirze na karę 3 lat i 9 miesięcy pozbawienia wolności, w dużej mierze na podstawie zeznań złożonych bez adwokata. W postępowaniu odwoławczym przed Sądem Kasacyjnym, pisemna opinia Prokuratora Generalnego nie została doręczona skarżącemu ani jego przedstawicielowi.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednogłośnie:
1. Stwierdza, że pozostała część skargi jest dopuszczalna.
2. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji z powodu niedoręczenia skarżącemu pisemnej opinii Prokuratora Generalnego Sądu Kasacyjnego.
3. Stwierdza naruszenie art. 6 ust. 1 w związku z art. 6 ust. 3 lit. c Konwencji z powodu pozbawienia skarżącego dostępu do adwokata w trakcie zatrzymania.
4. Odrzuca pozostałe żądania słusznego zadośćuczynienia.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYİ
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi Kararı
ÇĐMEN/Türkiye Davası
Baꢀvuru No: 19582/02
Strazburg ꢁubat 2009
ĐKĐNCĐ DAĐRE
USUL
Davanın nedeni, T.C. vatandaꢀı Ali Çimen’in (baꢀvuran) Avrupa Đnsan Hakları
Mahkemesi’ne, 8 Aralık 2001 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına
Dair Sözleꢀme’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine yaptığı 19582/02 sayılı
baꢀvurudur.
Baꢀvuran, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đ zmir Barosu
avukatlarından M. Đꢀ eri tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOꢁULLARI
Baꢀvuran, 1969 doğumludur ve Đ zmir’de ikamet etmektedir.
Baꢀvuran, yasadıꢀı silahlı bir örgütün eylemleriyle ilgisi olduğu ꢀüphesiyle Đzmir
Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ꢁubesi ekipleri tarafından 17 Nisan 2000’de gözaltına
alınmıꢀtır.
Baꢀvuran, aynı gün, avukat yardımı almadan Terörle Mücadele ꢁubesi’nde
sorgulanmıꢀtır. Baꢀvuran, tutuklu haklarının yazılı olduğu bir formu imzalamıꢀ, böylece
aleyhindeki suçlamalardan bilgi sahibi olmuꢀ ve sessiz kalma hakkı olduğu kendisine
hatırlatılmıꢀtır. Baꢀvuran, ifadesinde yasadıꢀı örgütle ilgisi olduğunu kabul etmiꢀtir.
Baꢀvuran, 20 Nisan 2000’de, önce Cumhuriyet Savcısı, daha sonra Đzmir Devlet
Güvenlik Mahkemesi tetkik hakimi huzuruna çıkartılmıꢀtır. Baꢀvuran, yine avukat yardımı
almadan, Cumhuriyet Savcısı ile hakim huzurunda yasadıꢀı silahlı örgütün bazı eylemlerine
katıldığını itiraf etmiꢀtir.
Aynı gün, avukatı baꢀvuranı ziyaret etmek istemiꢀ, ancak bu talep Cumhuriyet Savcısı
tarafından reddedilmiꢀtir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasî Đꢀler
Genel Müdürlüğü tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam
olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı
Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
Mayıs 2000’de, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, baꢀvuranı
yasadıꢀı bir örgüte yardım ve yataklık etmekle itham ederek aynı mahkemede dava açmıꢀtır.
Cumhuriyet Savcısı, Ceza Kanunu’nun 169. maddesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele
Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca baꢀvuranın mahkum edilmesini ve cezalandırılmasını talep
etmiꢀtir.
Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi, 5 Aralık 2000’de, baꢀvuranı suçlu bulmuꢀ ve üç
yıl dokuz ay hapis cezasına mahkum etmiꢀtir. Mahkeme, vermiꢀ olduğu kararda, baꢀvuranın
tetkik hakimine vermiꢀ olduğu ifadelere özel önem atfetmiꢀtir.
Baꢀvuran, 25 Aralık 2000’de temyize gitmiꢀtir. Belirsiz bir tarihte, Yargıtay
Cumhuriyet Baꢀsavcısı yazılı görüꢀünü sunmuꢀtur. Bu belge baꢀvuran ile temsilcisine tebliğ
edilmemiꢀtir. Yargıtay, 11 Haziran 2001’de, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin
muhakemesini ve takdirini uygun bularak, baꢀvuranın itirazını reddetmiꢀtir.
HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
Baꢀvuran, Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın yazılı görüꢀünün kendisine tebliğ
edilmediği ve gözaltındayken avukat yardımı almasına izin verilmediği konusunda ꢀikayetçi
olmuꢀ ve bu ꢀikayetlerini AĐHS’nin 6. maddesinin 1. ve 3(c) fıkralarına dayandırmıꢀtır.
A. Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın yazılı görüꢀünün tebliğ edilmemesi
Baꢀvuran, AĐHS’nin 6/1 maddesine dayanarak, Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın
yazılı görüꢀünün kendisine tebliğ edilmediği konusunda ꢀikayetçi olmuꢀtur.
Hükümet, temyiz baꢀvurularından Yargıtay’ın baꢀsavcının görüꢀü hilafına karar
vermesinin mümkün olması muvacehesinde Yargıtay Baꢀsavcısı’nın görüꢀünün Yargıtay için
bağlayıcı olmadığını ileri sürmüꢀtür. Hükümet, ayrıca, baꢀvuranın avukatının dava dosyasına
bakma ve belgeleri inceleme hakkı olduğunu ifade etmiꢀtir. Hükümet, son olarak, 27 Mart
2003’te yapılan son değiꢀiklikle birlikte, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 316. maddesinin
Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın yazılı görüꢀünün taraflara tebliğ edilmesini öngördüğünü
belirtmiꢀtir.
1. Kabuledilebilirlik
AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca bu ꢀikayetin dayanaktan yoksun olmadığını
kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ꢀikayet kabuledilebilir niteliktedir.
2. Esas
AĐHM, ayrıca, aynı ꢀikayeti Göç davasında incelediğini ve AĐHS’nin 6/1 maddesinin
ihlalini tespit ettiğini belirtir. AĐHM, Göç kararında, Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın ifadelerinin
niteliği ile baꢀvurana cevaben yazılı görüꢀ sunma imkanının verilmediği hususunu gözönünde
bulundurarak, baꢀvuranın çekiꢀmeli dava hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıꢀtır.
AĐHM, sözkonusu davada, yukarıda bahsi geçen Göç davasında vermiꢀ olduğu
karardan ayrılmasını gerektirecek herhangi bir özel koꢀul bulunmadığı kanaatindedir.
Buna göre, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
B. Gözaltında avukat yardımından yararlanma
1. Kabuledilebilirlik
Hükümet, ilk olarak, baꢀvuranın yerel mahkemelerce yürütülen yargılamanın hiçbir
aꢀamasında avukat yardımından yararlanma hakkından yoksun bırakıldığı konusunda
ꢀikayetçi olmadığını, bu nedenle AĐHS’nin 35/1 maddesinde öngörülen iç hukuk yollarının
tüketilmesi ꢀartının yerine getirilmediğini ileri sürmüꢀtür. Hükümet, gözaltı süresinin 20
Nisan 2000 tarihinde sona erdiğini, ancak 8 Aralık 2001 tarihinde AĐHM’ye baꢀvurulduğunu
belirterek, baꢀvurunun bu kısmının altı aylık sürenin dıꢀında dile getirildiğini ileri sürmüꢀtür.
AĐHM, baꢀvuranın avukata eriꢀim hakkına getirilen kısıtlamanın 3842 sayılı Kanun’un
31. maddesine uygun olduğunu ve Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yetki alanına giren bir
suçla bağlantısı nedeniyle gözaltında tutulan herkese bu kısıtlamanın uygulandığını
kaydetmektedir. AĐHM, ayrıca, dava dosyasındaki belgelerden, baꢀvuranın avukatının 20
Nisan 2000’de Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı’na baꢀvurarak
baꢀvuranı görmeyi talep ettiğini, ancak bu talebin reddedildiğini gözlemlemektedir. Ayrıca,
baꢀvuranın avukatı, 4 Aralık 2000’de Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne sunduğu
dilekçede, baꢀvuranın avukata eriꢀim hakkına getirilen kısıtlamanın AĐHS’nin 6. maddesinin
bir ihlali olduğunu belirtmiꢀtir. Buna göre, AĐHM, Hükümet’in iç hukuk yollarına iliꢀkin
yapmıꢀ olduğu ön itirazı reddeder.
AĐHM, baꢀvuranın altı ay kuralına uymadığı yönündeki itirazla ilgili olarak,
yargılamanın adil olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın bütünlüğünün dikkate
alınması gerektiğini hatırlatır (John Murray / Birleꢀik Krallık, Hüküm ve Karar Raporları
1996-I). Sözkonusu davada, baꢀvuran, Yargıtay’ın vermiꢀ olduğu nihai karardan sonraki altı
ay içerisinde AĐHM’ye baꢀvurmuꢀtur. Dolayısıyla, baꢀvuran, AĐHS’nin 35/1 maddesinde
öngörüldüğü gibi altı ay içerisinde AĐHM’ye baꢀvurmuꢀtur. Sonuç olarak, bu itiraz da
kabuledilemez niteliktedir.
2. Esas
Baꢀvuran, gözaltındayken avukata eriꢀim hakkına getirilen kısıtlamanın adil
yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüꢀtür. Baꢀvuran, yerel mahkeme kararının, avukatı
olmaksızın tetkik hakimi huzurunda vermiꢀ olduğu ifadeye dayandığını iddia etmiꢀtir.
Hükümet, baꢀvuranın yargılama sırasında bir avukat tarafından temsil edildiğini ve
mahkumiyetin tek dayanağının tetkik hakimi huzurunda verilen ifade olmadığını iddia
etmiꢀtir.
AĐHM, Salduz davasında belirlediği temel ilkeleri hatırlatır. AĐHM, sözkonusu kararı
bu ilkeler ıꢀığında inceleyecektir.
AĐHM, sözkonusu davada, baꢀvuranın avukata eriꢀim hakkına getirilen kısıtlamanın
sistematik olduğunu ve Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yetki alanına giren bir suçla
bağlantısı nedeniyle gözaltında tutulan herkese uygulandığını hatırlatır. Baꢀvuranın gözaltı
sürecinin ilk aꢀamasında vermiꢀ olduğu ifadeyi defalarca inkar etmesine rağmen, Đzmir Devlet
Güvenlik Mahkemesi, baꢀvuranın tetkik hakimi huzurunda vermiꢀ olduğu bu ifadeyi
mahkumiyeti için kullanmıꢀtır. Buna göre, sözkonusu davada, baꢀvuranın avukat eriꢀimine
getirilen kısıtlamadan etkilendiği ꢀüphesizdir. Dolayısıyla, ne sonradan sağlanan avukat
yardımı ne de bir sonraki yargılamanın çekiꢀmeli niteliği önceden yapılan hataları
düzeltebilir.
Özetle, yargılama veya temyiz sırasında baꢀvuranın aleyhindeki kanıtlara itiraz etme
imkanı bulunmasına rağmen, gözaltındayken avukatının olmaması baꢀvuranın savunma
haklarını telafi edilemez bir ꢀekilde etkilemiꢀtir.
Buna göre, AĐHS’nin 6/1 maddesi ile birlikte 6/3(c) maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,
hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
AĐHM Đçtüzüğü’nün 60. maddesine göre, adil tatmine iliꢀkin bütün taleplerin
destekleyici belgeleri veya faturaları ile birlikte ayrıntılı bir dökümleri yapılır; “bunun
yapılmaması halinde talepler Daire tarafından tamamıyla veya kısmen reddedilebilir”.
Sözkonusu davada, baꢀvuran, verilen süre içerisinde adil tatmin taleplerini
sunmamıꢀtır. Bu nedenle, adil tatmin talepleri kabul edilmemiꢀtir.
Bununla birlikte, AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlalini oluꢀturan cezai yargılama sonucu
baꢀvuranın mahkum edildiğinin tespit edilmesi halinde, AĐHM, en iyi telafinin, baꢀvuranın
mümkün olduğunca bu maddenin ihlalini ortadan kaldıracak bir duruma dönmesini sağlamak
olduğu kanaatindedir (ꢁirin / Türkiye, no. 47328/99). Bu nedenle, AĐHM, en iyi telafinin,
baꢀvuranın talep etmesi halinde, AĐHS’nin 6/1 maddesinde yer alan ꢀartlara uygun olarak
yeniden yargılanması olacağı görüꢀündedir (mutatis mutandis, Gençel / Türkiye, no. 53431/99
ve Salduz, yukarıda kaydedilen).
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE
1. Baꢀvurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;
2. Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın yazılı görüꢀünün baꢀvurana tebliğ edilmediği
gerekçesiyle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. Gözaltındayken baꢀvuranın avukata eriꢀim hakkından mahrum bırakılması nedeniyle
AĐHS’nin 6/1 maddesi ile birlikte 6/3(c) maddesinin ihlal edildiğine;
4. Adil tatmine iliꢀkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiꢀtir.
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıꢀ ve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.
paragrafları gereğince 3 ꢁubat 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiꢀtir.
5
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 14.07.2026. · Źródło