19601/92
WyrokETPCz1998-10-28ECLI:CE:ECHR:1998:1028JUD001960192
Analiza orzeczenia
Sekcja wygenerowana przez AI na podstawie treści orzeczenia — nie stanowi cytatu.
Zagadnienie prawne
Czy obecność sędziego wojskowego w składzie Sądu Bezpieczeństwa Państwa (DGM) w sprawie cywilnej narusza prawo do niezawisłego i bezstronnego sądu z art. 6 ust. 1 Konwencji?Ratio decidendi
Trybunał powtórzył, że niezawisłość i bezstronność sądu ocenia się na podstawie sposobu powoływania członków, czasu trwania ich kadencji, ochrony przed naciskami zewnętrznymi oraz wyglądu niezawisłości. W przypadku bezstronności, ważne jest, czy istnieją obiektywnie uzasadnione wątpliwości co do bezstronności sądu. Trybunał uznał, że obawy skarżącego co do niezawisłości i bezstronności Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Izmirze, wynikające z obecności sędziego wojskowego w składzie, były obiektywnie uzasadnione. Mimo że sędziowie wojskowi korzystali z pewnych gwarancji niezawisłości, byli oni członkami sił zbrojnych, podlegali dyscyplinie wojskowej, ocenom służbowym i decyzjom administracyjnym władz wojskowych, a ich kadencja w DGM była ograniczona do czterech lat. Te czynniki mogły budzić uzasadnione wątpliwości co do ich niezawisłości i bezstronności w oczach cywilnego oskarżonego.Stan faktyczny
Skarżący, Cengiz Çıraklar, turecki student, został aresztowany 16 marca 1990 r. po udziale w nielegalnej demonstracji w Izmirze. Został oskarżony o udział w nielegalnej demonstracji, stawianie oporu policji i propagandę separatystyczną. Sąd Bezpieczeństwa Państwa w Izmirze (DGM), w skład którego wchodził sędzia wojskowy, skazał go na dwa lata i sześć miesięcy więzienia. Wyrok został utrzymany w mocy przez Sąd Kasacyjny.Rozstrzygnięcie
Trybunał jednomyślnie odrzuca zarzut wstępny Rządu. Stwierdza, siedmioma głosami do dwóch, że nastąpiło naruszenie art. 6 ust. 1 Konwencji w odniesieniu do niezawisłości i bezstronności Sądu Bezpieczeństwa Państwa w Izmirze. Trybunał jednomyślnie uznaje, że nie ma potrzeby rozpatrywania skargi na podstawie art. 6 ust. 3 lit. d Konwencji. Stwierdza, że samo niniejsze orzeczenie stanowi wystarczające słuszne zadośćuczynienie za szkody niemajątkowe. Trybunał jednomyślnie odrzuca pozostałe żądania skarżącego.Pełny tekst orzeczenia
CONSEIL DE
L'EUROPE
AVRUPA
KONSEYİ
ÇIRAKLAR-TÜRKİYE'YE KARŞI DAVASI
(70/1997/854/1061)
Strazburg Ekim 1998
USULİ İŞLEMLER
1. Bu dava Sözleşme'nin 32-1 ve 47. maddeleriyle belirlenen üç aylık
süre içinde 10 Temmuz 1997 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Komisyonu
(Komisyon) tarafından Divana havale edilmiştir. Dava 28 Kasım 1991 tarihinde
Cengiz Çıraklar adlı bir Türk vatandaşı tarafından Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı 25.
maddeye göre Komisyon'a yapılan bir başvurudan (no.19601/92) kaynaklanmıştır.
Komisyon'un talebi, Türkiye'nin, Divanın zorunlu yargılama yetkisini
tanıdığı (Madde 46) Deklarasyonun 44. ve 48. maddeleriyle ilgilidir. Bu talebin
amacı, davanın gerçeklerinin davalı devletin Sözleşme'nin 6-1 maddesinde belirtilen
yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği konusunda bir karara varmaktı.
2. Mahkeme A Tüzüğünün 33-3 (d) maddesine göre yapılan soruşturma
neticesinde başvuru sahibinin davada bizzat bulunmak istediğini ve kendisini temsil
için İzmir Barosundan Bayan S.Bilge Uslu'yu görevlendirdiğini belirttiği
anlaşılmıştır (Tüzük 30).
3. Oluşturulacak jüride, seçilmiş ex officio Türk yargıç F.Gölcüklü
(Sözleşme'nin 43. Maddesi) ve Divan Başkanı R. Ryssdal yeralmışlardır (Tüzük 21- (b)). Raportörün de hazır bulunduğu 27 Ağustos 1997 tarihinde, Başkanın kura ile
tesbit ettiği diğer yedi üyenin isimleri Thor Vilhjalmsson, B. Walsh, C. Russo, N.
Valticos, J. Makarczyk, V. Butkevych ve V. Toumanov'dur (Sözleşme'nin 43. maddesi
ve Tüzük 21-5). 18 Şubat 1998 tarihinde ölen Ryssdal'ın yerine Jüri Başkanı olarak
Mahkeme Başkan Yardımcısı R. Bernhardt (Tüzük 21-6, ikinci alt paragrafı); ve 9
Mart 1998 tarihinde ölen Walsh'in yerine yedek yargıç Pantiru getirilmiştir (Tüzük
22-1). Daha sonra, davanın ilerki safhalarına katılamamış olan Bernhardt'ın yerine
Jüri Başkanı olarak Thor Vilhjalmsson (Tüzük 21-6, ikinci alt paragraf) ve Jüri üyesi
olarak da yedek yargıç M.A. Lopes Rocha (Tüzük 21-1) getirilmişlerdir.
______________________________________________________________________________________
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 1998. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasî İşler
Genel Müdürlüğü tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam
olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı
Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
4. Jüri Başkanı olarak raportöre vekalet eden Ryssdal, muamelelerin
düzenlenmesi konusunda T.C. Hükümetinin (Hükümet) Ajanı, başvuranın avukatı
ve Komisyon Delegesi M. Hion ile görüşmüştür (Tüzük 37-1 ve 38). Daha sonra
Raportör sırasıyla, 30 Nisan ve 1 Mayıs 1998 tarihlerinde başvuranın ve Hükümetin
görüşünü almıştır. Komisyon Delegesi 19 Haziran 1998 tarihinde Raportörü görüşü
bulunmadığı konusunda bilgilendirmiştir.
5. Hükümetin, Komisyon Delegesinin ve başvuranın dile getirdiği
görüşleri de göz önünde tutarak ve mutat prosedüründen ayrılan koşullarla
karşılaşıldığına kanaat getirerek (Tüzük 26 ve 38), Jüri bir dava duruşması
yapılmasına karar vermiş ve Bernhardt, başvurana ve Hükümete birbirlerinin Divan
görüşleri üzerinde değerlendirme yapmalarına izin vermiştir.
1. Davaya 70/1997/854/1061 numarası verilmiştir. İlk numara
Mahkemeye ilgili yılda (ikinci numara) havale edilen davalar listesindeki yeridir.
Son iki numara Mahkemeye kuruluşundan bu yana havale edilen davaların
listesindeki yerini ve Komisyon'a yapılan başvurulara karşılık gelen listedeki yerini
belirtir.
6. Hükümetin ve başvuranın ek görüşleri raportörlük tarafından sırasıyla Mayıs ve 2 Haziran 1998 tarihlerinde alınmıştır.
OLAYLAR
I. DAVANIN DURUMU:
A. Davanın zemini
7. Başvuran, 1966 doğumlu, İzmir'de (Türkiye) yaşayan bir Türk
vatandaşıdır. Olay sırasında Ege Üniversitesinde öğrencidir.
8. 16 Mart 1990 tarihinde bir grup öğrenci, İstanbul Üniversitesinden yılında ölen yedi öğrenciyi ve 1988'de Kuzey Irak'ta ölen Kürt'leri anmak için
Üniversite binasının önünde izinsiz gösteri düzenlemişlerdir. Polis müdahale etmek
suretiyle, kalabalığı dağıtıp, başvuranı diğer göstericilerle birlikte gözaltına almıştır.
B. Başvurana yapılan muameleler
1. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde
9. Yakalanan kişiler polis tarafından sorgulandıktan sonra 19 Mart 1990
tarihinde İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi savcısı önüne çıkarılmışlardır.
10. Çıraklar ve diğer sanıklar 20 Mart 1990 tarihinde İzmir Devlet
Güvenlik Mahkemesi önüne çıkarılmışlardır. Bunlar, izinsiz gösteride yeralmak,
polise karşı şiddet kullanarak direnmek ve bölücü propaganda yaymakla
suçlanmışlardır.
11. İzmir Emniyet Müdürü başvuranın babasına gönderdiği 13 Nisan tarihli mektupta, oğlunun Ege Üniversitesindeki olayları takiben gözaltına
alındığını, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne çıkarıldığını ve duruşma için Buca
Cezaevinde tutulduğunu bildirmiştir.
12. Başvuran, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde savcılık makamının ileri
sürdüğü olayların doğruluğunu tartışmıştır. Başvuran aynı zamanda mahkemenin
oluşumu hakkında önyargılı olduğunu iddia ederek, tutuklanmasının düşünce, ifade
ve örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
13. Başvuranı tutuklayan polislerin verdiği delillere, günlük bir gazetede
yayınlanan fotoğraflara ve bir video kaydına dayanarak, Devlet Güvenlik
Mahkemesi, başvuranın söz konusu gösteride yeraldığını, polise karşı koyduğunu ve
taş attığını doğrulamıştır. Aynı zamanda, polisin müdahalesinden ve
tutuklamasından önce göstericileri uyardığı ve dağılmalarını söylediğinin de video
kaydında bulunduğu not edilmiştir.
Çıraklar'ın arkadaşlarının onun sadece seyirci olduğunu belirten
ifadelerinin, saat 12.15'te başladığı anlaşılan bir gösteride saat 11.30 ile 12.00
arasında polisin başvuranı ve kız arkadaşı S.D.yi tutukladığını gören şahitlerin
ifadeleri nedeniyle gerçeği yansıtmadığına inanılmıştır. Mahkeme aynı zamanda
S.D.yi, savunmanın bir tanığı olarak dinlemeyi, kendisinin de davanın bir sanığı
olduğu gerekçesiyle reddetmiştir.
14. İki sivil ve rütbesi albay olan bir askeri hakimden oluşan Devlet
Güvenlik Mahkemesi'nin 28 Aralık 1990 tarihli kararıyla, Çıraklar 2911 sayılı
yasaya karşı gelmekten, kamuya ait karayolunda izinsiz gösteriye katılmaktan ve
polise karşı şiddet kullanmaktan iki yıl altı ay hapse mahkum edilmiştir. Kendisiyle
beraber yargılanan otuz sanık da aynı sebeplerden mahkum olmuşlardır.
2. Yargıtay’da
15. Başvuran, 15 Şubat 1991 tarihinde 28 Aralık 1990 tarihli kararı
temyiz etmiştir. Başvuran savunmasında gerçeklerin Devlet Güvenlik Mahkemesi
tarafından yorumlanmasına, delillerin değerlendirmesine ve Mahkemenin suçları
sınıflandırmasına karşı çıkmıştır. Başvuran aynı zamanda mahkumiyetinin
Sözleşme'nin 9, 10 ve 11. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
16. Yargıtay 28 Mayıs 1991 tarihindeki kararında birinci derece
mahkemesinin kararını onamıştır.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK:
17. Devlet Güvenlik Mahkemeleri 1961 Anayasasının 136. maddesine
uygun olarak 11 Temmuz 1973 tarihinde 1773 sayılı kanunla oluşturulmuştur. Bu
kanun 15 Haziran 1976 tarihinde Anayasa Mahkemesi tarafından yürürlükten
kaldırılmıştır. Sözkonusu Mahkemeler 1982 Anayasasıyla Türk adalet sistemine
tekrar dahil edilmiştir. Gerekçenin ilgili kısımları aşağıdaki paragrafı içermektedir:
"Ortaya konulduğunda Devletin varlığını ve sağlamlığını etkileyebilecek
ve hakkında uygun hüküm verilebilmesi için özel yargılama gerektiren fiiller
bulunabilir. Bu gibi durumlarda Devlet Güvenlik Mahkemeleri kurulması gereklidir.
Anayasamızda bulunan bir maddeye göre suç işlendikten sonra özel bir fiil için özel
mahkeme oluşturulması (hakkında hüküm vermek üzere) yasaktır. Bu nedenle
Devlet Güvenlik Mahkemeleri yukarıda söz konusu fiillerin yargılanabilmesi için
Anayasamızda yer almıştır. Bu açıdan bakılırsa bu özel hükümler önceden
yasalaştırılmış ve mahkemeler suç işlenmeden önce kurulmuştur. Bunlar, suçun
ortaya çıkmasından sonra kurulmuş mahkemeler olarak tarif edilemezler."
18. Devlet Güvenlik Mahkemelerinin oluşumu ve işleyişi aşağıdaki
ilkelere bağlıdır.
A. Anayasa
19. Adli teşkilatı yöneten Anayasal hükümler aşağıdaki şekildedir:
Madde 138, Para. 1 ve 2
"Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka
uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.
"Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında
mahkemeler ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve
telkinde bulunulamaz.
Madde 139 para. 1
"Hakimler .... azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen
yaştan önce emekliye ayrılamaz..."
Madde 143
"Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, hür demokratik
düzen ve nitelikleri Anayasada belirtilen Cumhuriyet aleyhine işlenen ve doğrudan
doğruya Devletin iç ve dış güvenliğini ilgilendiren suçlara bakmakla görevli Devlet
Güvenlik Mahkemeleri kurulur.
Devlet Güvenlik Mahkemesinde bir Başkan, iki asıl ve iki yedek üye ile
bir savcı ve yeteri kadar savcı yardımcısı bulunur.
Başkan bir asıl ve bir yedek üye ile savcı, birinci sınıfa ayrılmış hakim
ve Cumhuriyet savcıları arasından; bir asıl ve bir yedek üye, birinci sınıf askeri
hakimler arasından; savcı yardımcıları ise Cumhuriyet savcıları ve askeri hakimler
arasından özel kanunlarında gösterilen usule göre atanır.
Devlet Güvenlik Mahkemesi Başkan, üye ve yedek üyeleri ile savcı ve
savcı yardımcıları dört yıl için atanırlar, süresi bitenler yeniden atanabilirler.
Devlet Güvenlik Mahkemeleri kararlarının temyiz mercii Yargıtay’dır.
...”
Madde 145 para. 4
"Askeri hakimlerin ... özlük işleri ve yükümlülükleri mahkemelerin
bağımsızlık ilkesine uygun olarak askerlik hizmetinin gereklerine göre kanunla
düzenlenir. Kanun ayrıca askeri hakimlerin yargı hizmeti dışındaki askeri hizmetler
yönünden askeri hizmetlerin gereklerine göre teşkilatında görevli bulundukları
komutanlık ile olan ilişkilerini de gösterir."
B. Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kuruluş ve yargılama usulleri
hakkındaki 2845 sayılı kanun
20. Anayasanın 143. maddesine dayanan Devlet Güvenlik Mahkemeleri
ile ilgili 2845 sayılı kanunun ilgili hükümleri aşağıdadır:
Madde 1
"Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, hür demokratik
düzen ve nitelikleri Anayasada belirtilen Cumhuriyet aleyhine işlenen ve doğrudan
doğruya Devletin iç ve dış güvenliğini ilgilendiren suçlara ilişkin davalara bakmak
üzere ... il merkezlerinde Devlet Güvenlik Mahkemeleri kurulmuştur."
Madde 3
Devlet Güvenlik Mahkemeleri, bir Başkan ile iki üyeden oluşur. Her
Devlet Güvenlik Mahkemesinde ayrıca iki yedek üye bulunur.
Madde 5
"Devlet Güvenlik Mahkemesinin başkanı ve bir asıl bir yedek üyesi sivil
..... hakim, diğer bir asıl ve bir yedek üyesi birinci sınıfa ayrılmış askeri hakim ...
olacaktır."
Madde 6 para. 2, 3 ve 6
"Askeri hakimler arasından üye, yedek üye ve Cumhuriyet savcı
yardımcılarının atanmaları, özel kanunlarında gösterilen usule göre yapılır.
Devlet Güvenlik Mahkemeleri başkan, üye ve yedek üyeleri ...
muvafakatları alınmadıkça dört yıldan önce başka bir yere veya göreve atanamazlar
...
Devlet Güvenlik Mahkemelerinde görevli başkan, üye ve yedek üyeleri
hakkında kendi kanunlarına göre yapılacak soruşturma sonunda görev yerlerinin
değiştirilmesine dair yetkili kurul veya mercilerce karar verildiği takdirde, ilgili
hakimin görev yeri veya görevi, özel kanunlarda gösterilen usule göre
değiştirilebilir.
Madde 27 para. 1
"Devlet Güvenlik Mahkemesi kararlarının temyiz mercii Yargıtay’dır."
Madde 34 para. 1 ve 2
"Devlet Güvenlik mahkemelerinde göreve atanan ... askeri hakimlerle
amirlerinin haklarında disiplin soruşturması açılması ve disiplin cezası verilmesinde,
görevle ilgili suçlarının soruşturma ve kovuşturulmasında kendi mesleklerine ait
kanunun ilgili hükümleri uygulanır..."
Askeri yargıya mensup hakimler hakkında verilecek Yargıtay notları ve
adalet müfettişlerince düzenlenecek görüş raporları ile bunlar hakkında yapılacak
soruşturmalara ilişkin evrak Adalet Bakanlığına gönderilir."
Madde 38
"Devlet Güvenlik Mahkemesinin yargı çevresinin tamamını veya bir
kısmını kapsayacak şekilde sıkıyönetim ilan edilmesi halinde o yargı çevresinde
birden fazla Devlet Güvenlik Mahkemesi olmak kaydıyla, Devlet Güvenlik
Mahkemesi aşağıdaki esaslara göre sıkıyönetim askeri mahkemesine
dönüştürülebilir..."
C. 357 sayılı Askeri Hakimler Kanunu
21. Askeri Hakimler Kanununun ilgili hükümleri aşağıdaki şekildedir:
Ek Madde 7
"Devlet Güvenlik Mahkemesi üyeliği veya yedek üyeliğine atanan ...
askeri hakimlerin rütbe terfii, rütbe kıdemliliği, kademe ilerlemesi yapmalarını
sağlayacak yeterlilikleri bu kanunun ve Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun
(926) hükümleri saklı kalmak şartı ile aşağıda belirtilen şekilde düzenlenecek
sicillerle saptanır."
a) Birinci sınıfa ayrılmış üye ve yedek üye askeri hakimlere subay sicil
belgesi düzenlemeye ve sicil vermeye yetkili birinci sicil amiri Milli Savunma
Bakanıdır.
...”
Ek Madde 8
"Devlet Güvenlik Mahkemelerinin askeri yargıya mensup mahkeme
üyeleri ... Genelkurmay Personel Başkanı, Adli Müşaviri ile atanacakların mensup
olduğu Kuvvet Komutanlığının personel başkanı ile adli müşaviri ile Milli Savunma
Bakanlığı Askeri Adalet İşleri Başkanlığından oluşan kurul tarafından seçilir ve
usulüne uygun olarak atanır."
Madde 16 para. 1 ve 3
"Askeri hakimler ... Silahlı Kuvvetler mensuplarının nakil ve tayinleri
hakkındaki hükümler esas alınarak Milli Savunma Bakanı ve Başbakanın müşterek
hazırladıkları ve Cumhurbaşkanına sunulan bir kararname ile atanırlar.
Askeri hakim olarak atanma işleminde Yargıtay’ın, Adalet Bakanlığı
müfettişlerinin raporları ile amirlerinin sicil raporları göz önünde tutulur..."
Madde 18 para. 1
"Askeri hakimlerin ... maaş dereceleri, maaş yükselmeleri ve diğer özlük
hakları subaylar hakkındaki kanun hükümlerine tabidir."
Madde 29
"Askeri hakim subaylar hakkında Milli Savunma Bakanı tarafından,
savunmaları aldırılarak, aşağıdaki disiplin cezaları verilebilir.
A. Görevde daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesini
içeren bir uyarı.
...
B. Belirli bir eylem veya davranışın kusurlu sayıldığının yazı ile
bildirilmesi olan kınama.
...
Bu cezalar kesin olup, ilgilinin şahsi dosyasına konur, siciline işlenir.
Madde 38
Askeri hakimler ... mahkemede sivil meslektaşlarının giydiği özel
kıyafeti giyerler."
C. Askeri Ceza Kanunu'nun 112. Maddesi
22. 22 Mayıs 1930 tarihli Askeri Ceza Kanunu'nun 112. maddesi
aşağıdaki gibidir:
"Askeri Mahkemelerin etki altında bırakılması amacıyla resmi bir
görevlinin yetkisini
kötüye kullanması beş yıl hapis cezası gerektiren bir suç
teşkil eder."
D. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi hakkındaki 4 Temmuz 1972 tarihli
23. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 1. Dairesinin, 4 Temmuz 1972
kanun
tarih ve 1602 sayılı kanunun 22. maddesi altında subayların mesleki durumları ve
özellikle terfi ve mesleki ilerlemelerle ilgili uyuşmazlıklar hakkındaki talep ve
tazminatların hukuki yönden incelenmesi için yapılan başvuruları dinleme yetkisi
vardır.
KOMİSYON ÖNÜNDEKİ İŞLEMLER
24. Çıraklar Komisyona 28 Kasım 1991 tarihinde başvurmuştur.
Başvuran bir suç işlediği şüphesi bulunmadığı halde tutuklanmasının Sözleşmenin
5/1 (c) maddesine uygun olmadığı için karşı çıkmış ve gözaltında bulunduğu sürede
Sözleşmenin 3. maddesine aykırı olarak muamele gördüğünü ifade etmiştir.
Başvuran aynı zamanda, 5. maddenin 3. paragrafına dayanarak "kısa sürede" hakim
önüne çıkarılmadığından ve 5. maddenin 4. paragrafına dayanarak yasalara uygun
olmayan gözaltına karşı çıkabilmek için işlem yapamadığından şikayet etmiştir.
Daha sonra İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin oluşumundan dolayı 6. maddenin
1. paragrafında belirtildiği şekilde bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından
yargılanmadığını iddia etmiştir. İzmir Emniyet Müdürlüğünün, tutuklanması ve
sebepleri hakkında babasını haberdar etmesinin 6. maddenin 2. paragrafına ve 8.
maddeye aykırı olduğunu belirtmiştir. Gözaltında bulunduğu sürede avukatının
olmamasının 6. maddenin 3(c) ve Devlet Güvenlik Mahkemesinin bazı tanıkları
dinlemeyi reddetmesinin de 6. maddenin 3(d) paragrafına aykırı olduğunu ileri
sürmüştür. Son olarak, amacı Irak'ın Kürt toplumunun baskı altında tutulmasını
protesto etmek olan bir gösteride yer almasından dolayı mahkum oluşunun, 9. 10. ve
11. maddelerine ihlal oluşturduğunu belirtmiştir.
25. Komisyon İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlık ve
tarafsızlığına ve bu mahkemeden önceki muamelelerin eşitliğini göz önünde tutarak Ocak 1995 tarihinde başvuruyu (no.19601/92) kabul edilebilir bulmuştur. 20
Mayıs 1997 tarihli raporunda (madde 31), bu şikayetleri müşterek olarak 6.
maddenin 1. paragrafı altında incelemiş ve 1'e karşı 30 oyla bu hükmün ihlal edildiği
görüşünü açıklamıştır. Raporda yer alan Komisyon görüşü ve karşı görüşün tam
metinleri bu karara ek olarak yeniden yayınlanmıştır.
DİVANA SUNULAN SON GÖRÜŞLER
26. Başvuran, görüşünde davanın görüldüğü İzmir Devlet Güvenlik
Mahkemesinin oluşumu ile ilgili olarak "bağımsız ve tarafsız bir mahkeme"
olmadığının ve sonuç olarak Sözleşmenin 6. maddesinin 1. paragrafının ihlal
edildiğinin ve kız arkadaşının savunma tanığı olarak dinlenmesini reddederek 6.
maddenin 3(d) paragrafının ihlal edildiğinin dikkate almasını Divandan talep
etmiştir. Başvuran aynı zamanda, Sözleşmenin 3. ve 5. maddelerinin de ihlal
edildiğini ileri sürmüştür.
27. Hükümet Divana Sözleşmenin ihlal edilmediğini ve iç hukuk
yollarının tüketilmediğini iletmiştir.
HUKUK AÇISINDAN
I. DAVANIN KONUSU
28. Çıraklar, Divanı, davayı Sözleşmenin 3. 5. ve 6. maddeleri altında
incelemeye davet etmiştir. Komisyon, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin
bağımsızlığı ve tarafsızlığı, bu mahkemeden önceki muamelelerin eşitliliği (bkz.
yukarıdaki paragraf 25), ve davanın Komisyon'un kabul edilebilirlik kararından
önceki konusu ile ilgili olarak sadece 6. maddeye dayanan şikayetleri kabul
edilebilir bulmuştur (bkz. 25 Haziran 1997 tarihli Van Orshoven Belçika'ya karşı
hükmü, Hüküm ve Karar Raporları 1997-III, sayfa 1049, para. 33). Davanın amacı
sadece yukarıda sözü geçen iki şikayetle sınırlıdır.
II. HÜKÜMETİN ÖN İTİRAZI
29. Komisyon önünde olduğu gibi Hükümet, Çırakların, Ceza
Kanununun 322. maddesinde belirtildiği şekilde 28 Mayıs 1991 tarihli kararın
düzeltilmesi için hakkı olduğu halde Yargıtay'a başvurmadığı gerekçesiyle iç hukuk
yollarını tüketmiş sayılamayacağı görüşünü sürdürmüştür.
30. Başvuran, Komisyon önünde o prosedürün etkisizliğine güvenmiştir.
31. Komisyon başvurunun kabul edilebilirlik kararında söz konusu
çözümün "başvuru sahibinin doğrudan ulaşabileceği bir çözüm olmadığı
gerekçesiyle itirazı reddetmiştir.
32. Divan aynı sonuca varmıştır. Taraflar kendileri böyle bir başvuruyu
Yargıtay'a götüremezler; bu amaçla, mahkemeye başvurup vurmama konusunda
onun yerine karar verecek olan Yargıtay Genel Kuruluna başvurması gerekir. İtiraz
bu nedenle reddedilmiştir.
III. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNE İHLAL İDDİALARI
33. Başvuran, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin "bağımsız ve
tarafsız bir mahkeme" olmadığı ve yanlış olarak kız arkadaşını savunma tanığı
olarak dinlemeyi reddettiği görüşünü sürdürmüştür. Başvuran Sözleşmenin 6.
maddesinin 1. ve 3(d) paragrafına dayanmıştır. Bu madde:
"1. Herkes kendisine karşı yöneltilen suçlamalar konusunda tarafsız ve
bağımsız bir mahkeme tarafından yargılanma hakkına sahiptir.
...
3. Ceza gerektiren bir suçla suçlanan herkes aşağıdaki asgari
haklara sahiptir:
...
(d) ... aleyhindeki tanıklarla eşit şartlarda kendi lehine
tanıkların da katılımı ve sorgulanması;
...”
A. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlık ve tarafsızlığı
1. Tarafların görüşleri
34. Başvurana göre, üç üyesi arasında bir askeri yargıcın bulunması
nedeniyle İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi 6. maddenin 1. paragrafında
belirtildiği şekilde bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olarak görülemez.
35. Hükümet, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin üyesi olarak görev
yapan askeri yargıçların atanma işlemlerinin ve görevleri sırasında yararlandıkları
imtiyazların bu konuda Divanın belirlediği kriterlere uygun olduğu görüşünü
sürdürmüştür.
Bu yargıçların amirlerine karşı sorumlulukları ve mesleki sicilleri hiçbir
şekilde bağımsızlıklarını etkilememiştir. Subay olarak sorumlulukları disiplin
kurallarına uymak ve askeri kurallara saygı göstermekle sınırlıdır. Üstlerinden
gelebilecek baskılara karşı güvenliktedirler. Böyle bir baskıya teşebbüs etmek de
Askeri Ceza Kanunu altında cezaya tabidir. Teftiş sistemi sadece askeri hakimlerin
yargı dışı görevleri için geçerlidir. Buna ek olarak yargıçlar, teftiş raporları hakkında
görüş bildirebilirler ve hatta Yüksek Askeri İdare Mahkemesinde bunların içeriğine
itiraz edebilirler.
Ne söz konusu askeri yargıcın disiplin amirlerinin veya
meslektaşlarının, ne de onu atayan yetkili kamu makamlarının davadaki taraflarla
hiçbir ilişkisi yoktur.
36. Komisyon, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin oluşumu ve işleyişini
düzenleyen yasa ile belirlenen kurallar, bunların bağımsızlığı, özellikle görevli
hakimlerin teftiş ve atanmaları konusunda ortaya bazı sorular çıktığı görüşündedir.
Bir sivile karşı başlatılan cezai işlemlerde askeri bir yargıcın yer alması, bu
işlemlerin istisnai doğasını gösterir ve sivil yargıya silahlı kuvvetlerin bir
müdahalesi olarak algılanabilir. Başvuranın, Devlet Güvenlik Mahkemesinin
tarafsızlıktan yoksun oluşu hakkındaki endişeleri bu yüzden tarafsız olarak haklı
görülmüş ve 6. maddenin 1. paragrafı ihlal edilmiştir.
2. Divanın görüşü
37. Divanın görevi, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin üç üyesinden
birinin askeri hakim olması nedeniyle bağımsızlık ve tarafsızlığının sorgulanıp
sorgulanamayacağına karar vermektir.
38. Divan, bir mahkemenin 6. maddenin 1. paragrafına göre "bağımsız"
olup olmadığına karar verilebilmesi için üyelerinin atanma tarzına, bunların görev
sürelerine, dış baskılara karşı korunmalarına ve bağımsızlık görünümü sergileyip
sergilemediklerine olan itibarlarının dikkate alınması gerektiği görüşünü
tekrarlamıştır (bkz.diğer birçok makamlar arasında, 25 Şubat 1997 tarihli Findlay
İngiltere'ye karşı hükmü, Raporlar 1997-I, sayfa 281, para.73).
Bu hükmün altındaki anlamıyla "tarafsızlık" şartı konusunda
uygulanacak iki test vardır: Birincisi belirli bir davada belirli bir yargıcın kişisel
kanaati konusundaki kararı içerir. İkincisi ise hakimin yasal yöndeki şüpheleri uzak
tutmak konusunda yeterli garantiyi verip vermediğinin araştırılmasıdır. Söz konusu
davanın sadece ikinci testle alakalı olduğu konusunun Divan önünde doğruluğu
tartışılmamıştır. Bu, heyet olan bir makama uygulandığında heyet üyelerinin kişisel
davranışlarından uzak olarak tarafsızlığına şüphe getirebilecek araştırılabilir
gerçeklerin olup olmadığına karar vermek anlamına gelir. Bağımsızlık konusunda
ise görünümün önemi olabilir. Bir makamın bağımsızlıktan yoksun oluşundan
endişe duymak için yasal bir sebebin varolup olmadığına karar verilirken, tarafsız
olmadığını savunanların dayandığı nokta önemlidir. Buna rağmen bu kesin değildir.
Kesin olan endişenin tarafsız olarak doğruluğunun kanıtlanmasıdır (bkz. örneğin, 20
Mayıs 1998 tarihli Gautrin ve diğerleri Fransa'ya karşı kararı, Raporlar 1998-III,
sayfa ...., para 58).
Söz konusu davada tarafsızlığı bağımsızlıktan ayrı tutmak zordur ve
bundan dolayı Divan bunların ikisini beraber ele alacaktır (bkz. 9 Haziran 1998
tarihli Incal Türkiye'ye karşı kararı, Raporlar 1998-..., sayfa ...., para 65).
39. Bir Devlet Güvenlik Mahkemesinde, Türkiye'nin bölünmez ve milli
bütünlüğüne, demokratik düzen ve ulusal güvenliğine karşı olması nedeniyle suç
teşkil eden fiillerle (Anayasanın 143. maddesi ve 2845 sayılı kanunun 1. maddesi)
aleyhinde dava açılan Çıraklar gibi bir sivilin, aralarında Silahlı Kuvvetlere mensup
bir subayın da bulunduğu üç kişilik bir yargıç kurulu karşısında endişe duyması
anlaşılabilir (bkz. yukarıda söz konusu Incal kararı, sayfa ..., para. 72). Böyle bir
güvensizlik bile 6. maddenin 1. paragrafının ihlal edildiğini söylemek için yeterli
değildir. İtibarın Devlet Güvenlik Mahkemelerindeki askeri hakimlerin statüleri ile
başvurana sağlanan koruma arasında bağlantı olmalıdır.
Statünün bazı bağımsızlık ve tarafsızlık garantisi sağladığı doğrudur.
Örneğin, askeri hakimler bunlara Askeri hukukun mensuplarına tanıdığı statüyü
sağlayan sivil meslektaşlarıyla aynı mesleki eğitime tabi tutulurlar. Askeri hakimler,
Devlet Güvenlik Mahkemesinin üyesi olarak görev yaparlarken, tıpkı sivil
hakimlerde olduğu gibi anayasal korumalardan yararlanırlar. Buna ek olarak, bunlar
bazı istisnalar dışında görevden alınamaz veya rızaları olmadan erken emekli
edilemezler (bkz. yukarıdaki paragraflar 19 ve 20). Bir Devlet Güvenlik
Mahkemesinin asil üyeleri olarak bireysel görev alırlar. Bunlar Anayasaya göre
bağımsız olmalıdırlar ve hiçbir kamu makamı bunlara hukuki görevleriyle ilgili
olarak talimat veremez veya görevleriyle ilgili baskı yapamaz (bkz. yukarıdaki
paragraflar 19 ve 22).
Bununla beraber, bunların statülerinin diğer yönleri tartışılabilir. İlk
olarak, söz konusu hakimler üstlerinden emir alan ordu mensuplarıdır. İkincisi,
bunlar askeri disipline ve bu amaçla haklarında derlenen sicil raporlarına tabidirler
(bkz. yukarıdaki paragraflar 19 ve 20). Atanmaları ile ilgili kararların birçoğu idari
makamlar ve ordu tarafından alınır (bkz. yukarıdaki paragraf 21). Son olarak, Devlet
Güvenlik Mahkemesi hakimi olarak görev süreleri sadece 4 yıl olup yenilenebilir.
40. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin yargıçlarından birinin askeri
yargıç olması nedeniyle davayla ilgisi bulunmayan hususların gereğinden fazla
etkisi altında kalabileceğinden dolayı başvuran yasal olarak endişe duyabilir. Başka
bir deyişle, mahkemenin bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksunluğu nedeniyle
Çıraklar'ın endişesi tarafsız olarak haklı görülebilir. Yargıtay’daki muameleler
bunları giderememiştir (bkz. yukarıdaki Incal kararı, sayfa ..., para. 72).
41. Kısacası, 6. maddenin 1. paragrafı ihlal edilmiştir.
B. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin bir savunma tanığını dinlemeyi
reddetmesi
42. Başvuranın görüşünde İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin
başvuranın kız arkadaşını aynı davada sanık olduğu gerekçesiyle savunma tanığı
olarak dinlemeyi reddetmesi 6. maddenin 3 (d) paragrafına ihlal oluşturur.
43. Hükümet görüş bildirmemiştir.
44. Komisyon, "bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksunluğu kanıtlanmış bir
mahkemenin hiçbir şart altında davasını gördüğü kişilere adil bir yargılamayı garanti
edemeyeceği" görüşündedir.
45. Bu bulgular göz önünde tutulduğunda Çıraklar'ın bağımsız ve
tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanma hakkı çiğnenmiştir. Divan bu şikayeti
araştırmaya gerek görmemiştir.
IV. SÖZLEŞMENİN 50. MADDESİNE BAŞVURU:
46. Sözleşmenin 50. maddesi aşağıdaki gibidir:
"Mahkeme, bir Yüksek Sözleşen Tarafın yargı mercileri veya herhangi
başka bir resmi merci tarafından verilmiş olan bir kararın veya alınmış olan bir
tedbirin bu Sözleşmeden doğan yükümlülüklere tamamen veya kısmen aykırı
düştüğü hükmüne varırsa ve eğer ilgili tarafın iç hukuku bu karar veya tedbirin
sonuçlarını ancak kısmen gidermeye elverişli ise, Mahkeme kararında gerektiği
takdirde zarar gören tarafa hakkaniyete uygun bir tatmin şekline hükmolunur."
47. Başvuran 262.000 Fransız Frangı (FRF) maddi ve 500.000 Fransız
Frangı (FRF) manevi tazminat talep etmiştir.
48. Hükümet Divanı bu talebi reddetmeye davet etmiştir.
49. Divan Çıraklar'ın şikayette bulunduğu maddi talebin türünü açıkça
belirtmediği gerekçesiyle bu talebi reddetmiştir. Manevi talep konusunda ise 6.
maddenin ihlal edildiğinin tespitinin yeterli tazmini sağladığı görüşündedir.
BU SEBEPLERDEN DOLAYI DİVAN
1. Hükümetin ön itirazını oybirliğiyle reddeder.
2. İkiye karşı yedi oyla, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin
bağımsızlık ve tarafsızlığıyla ilgili olarak Sözleşmenin 6. maddesinin 1.
paragrafının ihlal edildiği görüşündedir.
3. Sözleşmenin 6. maddesinin 3(d) paragrafına dayanan şikayeti
incelemeyi oybirliğiyle gereksiz bulmuştur.
4. Bu kararın kendisinin, istenilen manevi tazminat için hakkaniyete
uygun bir tatmin oluşturduğu görüşündedir;
5. Başvuranın diğer taleplerini oybirliğiyle reddetmiştir.
İngilizce ve Fransızca olarak hazırlanıp 28 Ekim 1998 tarihinde
Strazburg'da İnsan Hakları Binasında yapılan bir genel oturumda dağıtılmıştır.
İmza: THOR VILHJALMSSON
Başkan
İmza: Herbert PETZOLD
Raportör
YARGIÇ GÖLCÜKLÜ'NÜN KARŞI GÖRÜŞÜ
Başvuranı yargılayan İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinde bir askeri
hakimin bulunması sebebiyle "bağımsız ve tarafsız" bir mahkeme olmadığı şikayeti
ile 6. maddenin ihlal edildiği kararına karşı oy kullandım.
Gerekçelerim.
Türkiye'deki güvenlik durumu ve silahlı kuvvetlerin terörizme karşı
mücadeleye katılımı göz önüne alındığında, Türk makamları Devlet Güvenlik
Mahkemeleri olarak bilinen "özel" mahkemeler kurulmasını gerekli görmüşlerdir.
Bu tür "uzmanlaşmış" mahkemeler bütün ülkelerde bulunmaktadır. Örneğin ticari ve
sanayi mahkemeleri gibi.
İkincisi bu mahkemeler iki sivil hakim ve hukuk eğitimi görmüş
profesyonel askeri bir hakimden oluştuğundan dolayı Devlet Güvenlik Mahkemeleri
askeri mahkeme değil, açıkçası, kararları sivil Yargıtay tarafından bozulabilen sivil
mahkemelerdir.
Divan, birçok kez üyeleri arasında "uzmanların" bulunduğu bir özel
mahkemenin 6. maddenin 1. paragrafındaki anlamıyla "mahkeme" olarak tanımıştır.
Avrupa Konseyi'ne üye ülkelerin iç hukukunda profesyonel hakimlerin yanında,
uzmanlık bilgisine ihtiyaç duyulan ve hatta mahkeme üyelerinin bağımsızlık ve
tarafsızlıkları konusundaki garantiyi sağlayabilmesi için bazı davalarda gerekli olan
uzmanların yer aldığı birçok örnek bulunmaktadır (bkz. Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi: Le Compte, Van Leuven ve De Meyere Belçikaya karşı, 23 Haziran
1981, seri A no.43; Ettl ve Diğerleri Avusturya'ya karşı, 23 Nisan 1987, seri A
no.117; ve Barfod Danimarka'ya karşı, 22 Şubat 1989 seri A no.149, para.18).
Devlet Güvenlik Mahkemesi üyesi askeri hakimle ilgili olan karar
(paragraf 39) yararlandığı anayasal dayanakları tarif etmesine rağmen statüsünün
bazı niteliklerinin sorgulanabilir olduğunu belirtir. Askeri yargıcın askeri disipline
maruz kalması ve bu amaçla haklarında sicil raporları düzenlenmesi, atanma ve
Devlet Güvenlik Mahkemesi üyesi olarak dört yıllık görev süresi ile ilgili olarak,
idari makamlar ve ordu tarafından karar verilmesi nedeniyle mahkemenin vardığı
sonuçtan tatmin olmadım.
Bu bağlamda, sivil yargıçların haklarında sicil raporları
düzenlenmesinin, disiplin kurallarına tabi olduklarının, idarenin bunların atanmaları
konusunda karar verdiğinin ve hatta mahkemenin üç yıllık görev süresini bile yeterli
gördüğünün mümkün olduğunu vurgulamak isterim. Devlet Güvenlik Mahkemesine
askeri yargıç olarak atanmanın bir lütuf olmadığını ve Devlet Güvenlik Mahkemesi
yargıçları olarak görevleri sona erdiğinde söz konusu yargıçların meslek hayatları
boyunca yargıç olarak kaldıklarını da eklemek isterim. Mahkeme birçok kez ne bir
hakimin görev süresi ne de disiplin kurallarının varlığının bir mahkemenin
bağımsızlık ve tarafsızlığını bozmadığına inanmıştır (bkz. Campbell ve Fell
İngiltere'ye karşı, 28 Haziran 1984, seri A no.80 para.80; Engel ve Diğerleri
Hollanda'ya karşı, 8 Haziran 1976, seri A no.22, para.30).
Avrupa İnsan Hakları Komisyonu üyesi Mr. Alkema'nın da karşı
görüşünde belirttiği gibi mahkeme üyelerinden birinin taraflarla ilişki içinde olduğu
durumlarda o mahkemenin tarafsızlığından ciddi olarak endişe duyulmalıdır.
Hakikaten bu davada ne söz konusu askeri hakim ne de meslektaşları ve
amirleri ile onu atayan kamu makamlarının davadaki taraflarla hiçbir ilgisi
bulunmamaktadır. Divanın bunu kabul etmesi gerekir (bkz. paragraf 35). Bundan
başka, başvuran ordu tarafından değil, polis tarafından tutuklanmış ve mahkeme
önüne de normal yasal muamelelerle çıkarılmıştır.
Mahkemenin oluşumundan dolayı, başvuranın "dış görünüşe" dayanarak
söz konusu mahkemenin bağımsızlık ve tarafsızlığından endişe duyduğu konusunda
ise, askeri hakimlerin yararlandığı anayasal korumalar açısından endişe bulunmadığı
ve tarafsız olarak sayılamayacağı görüşündeyim.
Karma mahkemeler ilkesinin kınanmasının aksini iddia etmek.
Çoğunluğun yaptığı gibi "İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesinin
yargıçlarından birinin askeri yargıç olması nedeniyle davayla ilgisi bulunmayan
hususların gereğinden fazla etkisi altında kalabileceğinden dolayı başvuran yasal
olarak endişe duyabilir" (paragraf 40) cümlesinin hiçbir dayanağı yoktur. Divan
hangi hak ve gerçeğe dayanarak askeri bir hakimin (sivil yargı hakimi olmayan)
diğer iki hakimi uygun olmayan bir karar vermeye teşvik edebileceğini ifade
edebilir? Ben bunu askeri ve sivil hakimleri lekelemeye yönelik bir davranış olduğu
kanısındayım.
YARGIÇ LOPEZ ROCHA'NIN KARŞI GÖRÜŞÜ
Ben birkaç meslektaşımla beraber hazırladığım Incal Türkiye'ye karşı
davasındaki (9 Haziran 1998 tarihli karar, Hüküm ve Kararların Raporları 1998-...)
karşı görüşümde belirttiğim sebeplerden dolayı başvuranın bağımsız ve tarafsız bir
mahkeme tarafından yargılanma hakkının ihlal edilmediği sonucu lehinde oy
kullandım.
© Rada Europy / Europejski Trybunał Praw Człowieka, źródło: HUDOC (hudoc.echr.coe.int), pozyskano 13.07.2026. · Źródło